OTİZMLE İLGİLİ BİR YURTDIŞI VAKASI

Standard

İsmine Daniel diyeceğim, 3 yaşındaki erkek çocuğu, eskiden annesiyle çalıştığım yurtdışında yaşayan bir danışanımın oğluydu.  2 yaş civarındayken kendisine 2. seviye otizm teşhisi konmuştu. Göz teması kurmuyor, konuşmuyor, bazı şeylerden korkuyor, öfkelendiği zaman odasına gidip karanlıkta oturuyordu.

Konu hakkında 2 metot önerdim:

1) Anne veya baba sisteminden gelen herhangi bir etki olup olmadığını anlamak için Bağlar Çalışması

2) Annesi ile uzun bir online ön-görüşme yaparak, annesi tarafından evde uygulanmak üzere psiko-biyoloji tekniği.

BAĞLAR ÇALIŞMASI: Baba sisteminden gelen bir etki gözlemlediğimiz bu ilk çalışma sonunda Daniel’ın 4 yaşından sonra konuşmaya başlayabileceğini belirtmişim.

ANNE ÜZERİNDEN UYGULANAN PSİKO-BİYOLOJİ METODU: İkinci aşamada önce anne ile uzun bir ön-görüşme yaparak çok soru sordum ve evde uygulanmak üzere bazı ödevler verdim. Günlük uygulanması gereken bu ödevler bitene kadar günlük emaillerle takip ettim.

Aradan 1 yıl geçtikten sonra , anneden aldığım mesajla Daniel’ın gerçekten de 4 yaşından sonra konuşmaya başladığını, başlangıç noktasına göre bayağı aşama katettiğini öğrendim:

” Merhaba Eylul,
……
2022 de baglar calismasi icin sana yazdigim emailin uzerine yaziyorum. Sana ilk olarak oglum Daniel’ın durumunu o zaman yazmistim. Kendisi  3 yasina gelmesine ragmen agzindan bir kelime bile cikmiyordu.
Ogluma otizim teshisini Mart 2022 de koymuslardi. O zaman 2 yasini biraz gecmis olan oglum , ne goz temasi kuruyor ne de ses cikarıyordu. Doktorlar 2.seviye otizim teshisi koydular. (5 seviye var)
Doktorlar teshis koymadan once duymadigini zannetmistik. Duyma, gorme ,fizyoterapist kontrolu ve beyinde tumor olmasi ihtimaline karsi MR ve ayrintili beyin taramasi (mrs) bile cektirdik. Sonuclar temiz cikti .
Eylul 2022 de devlet destekli iletisim yuvasina basladi. Yuva ogretmenleri ve 9 arkadasi ile birlikte ilerleme gosterdi. Isaret ve jestlerle derdini anlatabiliyordu. Ancak konusma kesinlikle ilerlemedi. Agis kaslarini gelistiricek egzersizlerden tut bu konuda uzmanlasmis konusma terapistleri de oglumla calisti. Ancak isaretler ile iletisimi ilerlese bile konusma konsunda ilerleme olmadigi icin kimse onun durumu hakkinda tam bir bilgi veremiyodu. Yuva ogretmenleri cok iyi derdini anlattigini ancak konusamadigi icin egitimlerde ne ogrendigini kestiremiyordu.

Sana bu konuyu actigim donemde esim de senden danismanlik aldi. Onun seansinda babannesinden kaynaklanan bir durum oldugunu soylemistin.   …….  …   Ancak biz bu seansa kadar onun ayni zamanda konusamadigini bilmiyorduk. Yasadiklari ve Yemen’den goc ettigi sirada yasadigi kayiplar onda buyuk etki yaratmis. Çalışma sonlarına doğru sen de Daniel’ın 4 yasindan sonra konusmaya baslayacagini soylemistin. Biz de o gunu merakla beklemeye basladik.
Ekim 2023 te oglum 4 yasina basti. Tabiki bu donemde iletisim ve konusma terapileri de yuvada devam etti. Hatta beyin fizyoterapisi olarak da tanimlayabilecegim “nerofeedback” tedavisi bile uyguladik.

Ekim 2023 tarihinden sonra sakir sakir konusamasa da yine de agzindan yavasca kelimeler dokulmeye basladi.
Bu arada sunu da eklemem gerekiyor. Biz oglumla tedavisi geregi sadece bu ülkede konuşulan dili konusmaya ozen gosteriyoruz. Cunku ozellikle egitim surecinde biri Türkçe olan 2 farklı dil konusup kafa karistirmamak gerektigini egitmenler bize bildirmisti.
2024 sene basindan itibaren ise birden acildigini gorduk. Daha 5 yasina basmadan bir cok kelimeyi telaffuz etmesini ogrendi.

Eylul 2024 de yeni yuva sinifina basladiginda onu hic tanimayan egitmenler ve yuva ogretmenleri ile calismaya basladi. 2 ay icerisinde her gun yuva ogretmeninden saskin ama heyecanli telefonlar almaya basladik.

Kelimeler disinda fiilleri kullanmayi yavas yavas ogrendigini , arkadaslariyla iletisim kurarak oyun oynamaya basladigini bana sevincle bildirdi. daha once ne kadar ogrenme kapasitesi oldugunu anlayamadiklarini ancak gelismesini sevincle karsiladiklarini belirttiler.
konusma konusunda kendine guveni geldikce de insanlarla iletisimi daha da artti. hala cok akici konusamasa da kendi derdini anlatmaktan cekinmeyen, kendine guvenen bir cocuk haline geldigini yazmaktan gurur duyuyorum 🙂   “

ÇOCUK DANIŞAN HİKAYESİ: Dikkat Eksikliği, Uyum Problemi, Öfke, Yeme Problemi ( 1.Bölüm )

Standard

K2

İsmine Kayra diyeceğim küçük danışanımla bu bölümde hiç karşılaşmadık. Annesi benim eski danışanlarımdan biri olduğu için annesinin şifalanma yolculuğu sırasında oğlu Kayra’nın bazı sorunlarından dolaylı yoldan haberdar olmuştum.

Sonunda oğlunun sorunları gündem olarak ön plana geçince ve annesi bu sorunların çoğunun kendi küçüklüğünde yaşadığı sorunlara benzediğini farkedince, ilk seans için önce annesiyle biraraya geldik.

Anne tarafından doldurulan form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne aynen başlıktaki gibi :” Dikkat eksikliği; Uyum problemi; Öfke; Yeme Problemi ” yazılmıştı.

Bu seans anne ile birlikte çoğunluğu çocuğu hakkında çok sayıda sorularımdan oluşan uzun bir ön-görüşme şeklinde geçti.

 

Konular:

1-Dikkat Eksikliği: Seansımızdan 2 hafta önce Kayra’ya bir psikiyatritst tarafından dikkat eksikliği teşhisi konmuştu.

K12-Öfke : Okulda öfkesini kontrol edemeyerek öfkelenince sınıfı terkettiği bilgisi verilmişti.

3-Uyum Problemi: Okula yeni başladığı için kural ve sınır konulmasından hoşlanmayan bir çocuk olarak uyum sorunu yaşıyordu.

4-Yeme Problemi: Sadece belli türdeki şeyleri yiyordu: çıtır tavuk, patates kızartması, pizza ve hamsi.

Annesi bu esnada, kendisinin de ilkokula başladığı ilk dönemde sınıfın arka tarafındaki boşluklarda gezindiğinden, kendi kendine oyunlar oynadığından bahsetti. Ancak okulda 2. dönem sırasında sırada oturmaya başlamıştı. Eşi yani Kayra’nın babası ise ilkokula başladığında annesinden ayrılmakta zorluk çektiği için annesi 2 ay boyunca oğluna okulda eşlik etmişti.

Kayra’nın ana karnı dönemiyle ilgili, hatta hamilelikten önce anne-babasının yaşadıkları süreçle ilgili birçok soru sorduktan sonra seansı noktaladık.

Bu bölümde öğrendiğim bilgiler arasında:

K5-Annenin ilk 3 ay hiçbirşey yiyemediği, zorla yese bile sürekli kustuğu ve bu süreyi sadece bisküvi ile geçirdiği

-Anne 3 aylık hamile iken babayla bir gün arabada büyük bir tartışma yaşadıklarında kendisini doğru ifade edemediği için sinirden üstündeki kıyafeti yırttığı ve konu çocukla ilgili olmadığı halde ” İstemiyorsan bu çocuğu aldıralım ” diyerek blöf yaptığı

-Anne Kayra’ya 3 aylık hamile iken; bulantıları geçince işyerinde bir arkadaşının ” Ablamda da aynı şeyler olmuştu. Çok bulantısı oluyordu. Bulantıları geçtiğinde çocuk karnında ölmüştü. ” demesi üzerine yoğun korku yaşayarak hemen doktoruna gittiği ama herhangi bir soruna rastlanmadığı

-4-5 ve 6. aylarda evde birden fazla düştüğü ama düştüğü anlarda karnındaki bebeğini koruduğu

-4-6 Aylar arasında eşinin yoğun olup bir işi yetiştirmesi gerektiği için sabahlara kadar çalışması sebebiyle annenin kendisini çok yalnız ve çaresiz hissettiği

-7-8-9. Aylarda; bebeğin cinsiyetini sakladığı. Hamileliğin başından itibaren babanın da annenin de kız çocuk istediği ama bunun dile getirilmediği ve sonunda 8. aya gelindiğinde cinsiyetinin erkek olduğunun öğrenilmesi

-8. ve 9. Aylarda annenin ” Acaba bebeğim neye benzeyecek, canavar gibi birşey mi olacak ” şeklinde endişeleri

-Hamilelik süresinin 40 haftayı 3 gün geçtikten sonra bebeğin hala kanala inmemesi üzerine doktorun önerisiyle sezaryene karar verildiği

-Doğduktan 3 gün sonra kuvözde kalarak fototerapi uygulandığı

-Bebek 3 aylık olduğunda genel kontrollerde bebekte ” Utangaç Testis ” sendromu olduğunun ortaya çıktığı, doktorun ” Kurcalamayın, kendi kendine geçer ” dediğini ve Kayra 3-4 yaşına geldiğinde sorunun kendiliğinden geçtiği

-Bebek 3 aylıkken bronşit nedeniyle hastanede 3 gün kalındığı

-Kayra 9 aylık olduğunda annesi işe başladığı dönemde annenin çok kaygılı olduğu, bu dönemden itibaren anneanne tarafından bakıldığı; 9 aylık olana kadar ek gıdaya geçişte çok iştahlı bir çocuk iken 9. aydan itibaren yemeyi reddetmeye başlamadığı gibi bilgiler var.

v9

Psiko-biyoloji metodundan faydalanarak anneye evde direkt olarak kendisinin uygulamaya başlaması için birtakım ödevler verdim. Bu ödevleri gerçekleştirirken hergün hangi konuyla ilgili olanı yaptığını kısa kısa not etmesini ve takıldığı bir yer olursa bana emaille sormasını tavsiye ettim.

Bu şekilde koordineli olarak 10 gün kadar çalıştıktan sonra doğum travması ve kuvöz konusunda beden terapi uygulayabilmem için bana getirmesini tavsiye ettim.

Kayra ile çalıştığım bu 2. seansı, vaka yazısının ikinci bölümünde paylaşacağım.

 

a2

 

GERİ-BİLDİRİM:

SEANS TARİHİNDEN 17 GÜN SONRA:

Eylül hanım iyi günler

Dün oğlumun öğretmeni aradı. Çok iyi memnunum Kayra’dan dedi. Eskiden sınıftan çıkıp giderdi artık gitmiyor dedi. Dikkati %100 arttı dedi. Size de bilgi vermek istedim.  “
Bu bilgi üzerine evde nasıl davrandığını sorduğumda:
Evde de daha iyi. 2 gündür sanki daha sakin. Bana oğlum de anne diyor. Birde bebekliğini anlatmamız istiyor. Sizin söylediğiniz gibi o değişir mi bu değişir mi diye düşünmeden ana odaklanıp akışa bırakıyorum. Cumartesi için randevu oluşturacak mıyız? “
Anneye verdiğim ödevler ana karnı dönemini içeriyordu. Doğum sezaryen ve üzerine kuvöz deneyimi olduğu için bu kısma beden terapi yapmak üzere ilk seanstan 23 gün sonra Kayra ve annesi ile bir araya gelmek üzere sözleştik.
NOT: Diğer geri-bildirimler vaka yazısının ikinci bölümünde belirtilecektir.
( …..devam edecek )
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

ÇOCUK DANIŞAN VAKASI: UYKU SORUNU (2)

Standard

 

D4

6 Yaşındaki Derya ile yaptığımız regresyon terapi seansından sonra annesi ile çalışma yapmak istediğimi ve 2 seans çalıştığımızı söylemiştim. Aslında bu vakaya uyku sorunu diye başlamıştık ama arada sık idrara çıkma, anneyle bağlanma sorunu, annenin kızına karşı yaptığı öfkeli çıkışlardan duyduğu suçluluk duygusu dahil olmak üzere bayağı kapsamlı bir çalışma yaptık.

Annesinin sürekli yaşadığı kendini ifade etme konusundaki öfke patlamalarının ardından nasıl bir sebep çıktığını ilk vakadan okuyabilirsiniz.

Derya’nın annesiyle bağlanma şekline baktığım asıl çalışmamızı ise nisan sonunda gerçekleştirdik. Yalnız nisan sonundaki bu grup çalışmasına gelmeden önce Derya’nın annesinden birtakım olumlu haberler gelmeye başlamıştı. Çalışmadan tam 8 gün önce gönderdiği son email:

Sevgili Eylülcüğüm
sana bir gelişmeden haber vermek istiyorum bu benim çok dikkatimi çekti; Derya bebekliğinden beri bana ve babasına ağzın kokuyor der, ve  onu öpmemize izin vermezdi, ona dedim ki geçen gün seni 100 kere öpmek istiyorum , bana dedi ki öp o zaman, sonra dedi ki çok rahatladım sen beni öpünce, şimdilerde koynuna sokuluyorum, hatta soruyorum Derya ağzım kokuyor mu diye, hayır çok güzel kokuyorsun diyor. bir de beni çok sevdiğini söylüyor, aramızdaki buzlar eridi, artık neredeyse hiç kavga etmiyoruz bağırışmıyoruz. ancak etrafında bir iyi çocuklar, bir de kötü çocuklar var. Bir türlü kötülerden kopamıyor. kötü diyorum çünkü bütün arkadaşları ona bağırıyormuş oynatmıyormuş ve dalga geçiyormuş, ama o yine de onlar onu sevsin diye bekliyor. ben de kahroluyorum bu duruma, sürekli onların patronluk taslamalarna izin veriyor. hem üzülüyor hem de vazgeçemiyor

haber vereyim istedim, belki cumartesi geldiğimde bu konuyu seçerim diyorum….. ”

 

 

ŞY2Nisan sonundaki ebeveynler için yaptığım grup çalışmasında ortaya çıkanlar:

1-Annenin kendisinin de bilgisinin olmadığı bazı düşükleri olduğu; sanıldığı gibi bir düşük, iki kürtaj değil toplam altı bebeğin kaybedildiği

2-Annenin bu kaybedilmiş bebeklerine kayıtsız kalması sebebiyle Derya’nın onlara yakınlık duyduğu

3-Bebeklerden birinin istenmediğini daha yoğun hissettiğini gözlemledik.

Anne ile bağlanma konusu içerisine Türkiye ve Amerika konularını da yerleştirdik ve Derya’nın Türkiye-Amerika konusundaki kafa karışıklığını gidermeye çalıştık.

 

 

 

12

 

 

Seanstan çıktıktan 1-2 saat sonra kendisi de danışanım olan Derya’nın annesinden bir email aldım ki bugüne kadar hiçbir seanstan sonra bu kadar hızlı dönüş yapmamıştı. Sanırım bu kadar yoğun katarsis yaşadığı ilk seanstı. İlk defa bedeninde de çok yoğun semptomlar deneyimliyordu ve gerçekten bu grup çalışmasından çok etkilenmişti:

“Eylülcüm çok teşekkürler bugün için, her bir seanstan ayrı ayrı şifalandığımı hissediyorum bile…Büyük bir başağrısı, kalça ve bacak ağrısı ve mide bulantısı ile ayrıldım yanınızdan hala da devam ediyor. haber vermek istedim.  ..”  ( NOT: ANNE BU TAMİR FAZI SEMPTOMLARI NI 3 GÜN BOYUNCA YAŞADIĞINI BİLDİRDİ )

 

 

X2Çalışmadan 1 gün sonra:

Eylülcüğüm, bu sefer sana iki rüyamı anlatacağım.
1. si sana bağlar çalışmasına geleceğim sabah ……………………………………………..ve ben kendimi çok iyi hissettim bunun sonunda. hem yanlış birşey yapmadığım için gururlandım. bu hissi de hissederek uyandım.
Bu sabah da patronum ………………………..Ben de çok mutlu oldum, hem teklifimi kabul ettiği için hem de zaten daha iyi bir arabayı bana vermesini hakettiğimi düşündüğümden ve bunu dile getirebildiğimden, sonra da çok mutlu uyandım.
Normal şartlarda hiç böyle bir teklifi yapabilecek cesaretim yok biliyorsun. onun da zaten kabul edeceğini de hiç sanmam.
paylaşmak istedim.
Bu arada Tolga ( eşi ) bugün bana benim öfkelenmelerimin epeydir azaldığını fark ettiğini ve bu nedenle bizim daha az kavga ettiğimizi söyledi.
Öpüyorum seni, ve iyi ki karşıma çıktın yeniden

NOT: Derya’nın annesiyle yıllar öncesinden bir tanışıklığımız vardı ama onlar 13 sene Amerika’da kaldıkları için uzun süre görüşememiştik.

 

 

X32. Gün: 

“.. ..bu arada hala midem bulanıyor, bir de sesler çok yüksek gelmeye başladı, normalde çok yüksek sesle müzik dinlerim, şimdi kısma ihtiyacı hissediyorum sürekli.”**

NOT: İlginç olan şu ki, normalde kendi regresyon terapisi seanslarından sonra istediğim halde düzenli geri-bildirimde bulunmayan anne, bu son çalışmadan sonra daha sık ve düzenli bilgi vermeye başlamıştı ..))

 

 

 

 

 

Ş11NOTLAR:

1-*: Küçük çocuğunuz sizin sarılmanızdan veya öpmenizden ( abartmadığınız müddetçe ) rahatsız oluyorsa ve yukarıdaki örnekte olduğu gibi ” Ağzın kokuyor ” gibi gerçekte olmayan birşey algılıyorsa, çocuğunuzla aranızda sağlıklı bir bağlanma şekli olmama ihtimali yüksektir.

2-**: Tamir fazı dönemi içinde bu tarz durumlar olabilir. Bunun için genelde şu benzetmeyi kullanırım: bilgisayarınızda arka planda birtakım işlemler yapılırken bilgisayarın yavaşlaması gibidir. Normalde yüksek sesle müzik dinleyen birinin, bilinçaltının tozlu raflarında birtakım düzenlemeler yapılırken etraftaki uyaranlardan geçici bir süre için rahatsız olması gayet normal ve sağlıklı bir durumdur. O yüzden seans sonrasında en azından ilk günlerde kişilerin dinlenmeye ve içe dönmeye özen göstermelerini eğer bedenlerinin ihtiyacı varsa daha çok uyumaya ve dinlenmeye özen göstermelerini öneririz. Eklenti seansları bunun biraz haricindedir. Eklenti seanslarının sonrasındaki günlerde pek yorgunluk olmadığı gibi tam tersi olarak zamanla enerjide artış olmasını bekleriz. Çok ağır vakalarda bu tamir fazı süresi biraz daha uzun sürebilir.

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan