KAFA KARIŞIKLIĞI: DELİLİĞE GİDEN YOLUN İLK DURAĞI

Standard

İsmine Jale diyeceğim danışanım 30’lu yaşlarında çalışan bir kadın. Kendisi ile uyku sorunu üzerine çalıştık. Açıkçası bu seans öncesinde kendisinin doldurduğu formda ve verdiği bilgiler arasında geçmişte bir depresyon atlattığı ve buna bağlı olarak o dönemde ilaç kullandığı bilgisi vardı ama çok geçmişte kalmış olduğunu söylediği bu durumun ne kadar ciddi olduğunu benle ancak seansın üzerinden 1 ay geçtikten sonra paylaştı. Ben de basit gibi görünen bir uyku sorununun altından neler neler çıkabileceği konusunda bir örnek olması açısından sizlerle bu kompleks vakayı paylaşmak istedim.

 

1.Geçmiş Hayat:

U1Jale hn, seansa başlar başlamaz geçiş yaptığı ilk sahnede kendini samanlık gibi bir yerde yatan ve elleri-kolları bağlanmış olan 30 yaşlarında bir erkek olarak algıladı. Üzerinde beyaz kıyafetler olup, orada  yalnız hissettiğini söylerken çok korkuyordu ve ” Bana deli diyorlar galiba..” diye ekliyordu. Orada uzun bir süre geçirdiği için kız kardeşi ara ara ona yemek getiriyordu ve kız kardeşinin geldiği anları ” Beni çok seviyor..sanki her geldiğinde bana ışık getiriyor o..” diye duygulanarak tarif ediyordu. Bu sahneden sonra kendisinin akıl sağlığının yerinde olmadığını algıladı.

Neden o samanlıkta ve elleri-kolları bağlı olduğunu anlamaya çalışırken, 16-17 yaşlarındayken köydeki komşu kızını samanlıkta köşeye sıkıştırarak kıyafetiyle sürtünmeye çalıştığını ve bunu yaparken bile çok utandığını hatırladı. Komşularının kızı ağlayarak uzaklaşırken kendisinin de onu üzdüğü için ağladığını ama neden böyle bir şey yaptığını bir türlü anlayamadığını söyledi. Bu davranışı sergilerken kendisine engel olamadığından hareketle kendini cezalandırarak o samanlığa kapattığını ve bu kararı verdiğinde akıl sağlığının yerinde olmasına rağmen ilerleyen dönemde bozulduğunu ekliyordu.

U5Annesinden kendisini bağlamasını istemiş, annesi de üzülerek de ağlayarak da olsa oğlunun bu isteğini yerine getirmişti.

Tüm bu keşfettiğimiz sahneler, danışanın cinsel bölgesinde hissettiği çok güçlü ve aktif bir enerjinin varlığını hissetmesi ve o bölgedeki enerjinin kendisine ait olmayıp yabancı bir enerji olduğunu belirtmesi üzerine anlam kazandı.

O anda, bu seanstan çok kısa bir süre önce katıldığım bir ileri teknikler eğitiminde Hans TenDam’dan öğrendiğim bir tekniği hatırladım ve biraz da risk alarak denemeye karar verdim. Oradan sonrası Alejandro González Iñárritu filmleri tadında…benim için de öğretici, farklı bir seans oldu.

 

 

U42.Geçmiş Hayat:

İtalya…

Yaşı 40’a yakın ama olduğundan daha yaşlı görünen, şişman, orta boylu, kalın kaşlarını çatarak bakan güçlü bir savaşçı. Güçlü görünmesine güçlü ama bir taraftan da çok öfkeli görünüyor.

Başında bulunduğu ordu savaşı kaybettiğinden bu yana kendini ağır bir şekilde eleştiriyor. Öfkesi öyle büyük ki ancak bir zafer onu değerli hissettirebilirdi… ama olmuyor. O günden bu yana kendini müthiş derecede değersiz hissediyor.

 

F8Kesişme Anı:

Bu iki hayatın kesiştiği yer bedende cinsel organları da içeren bölgesi… Kişileştirme ( personification ) yaparak bu iki hayatı kesiştirdik ama burada asıl önemli nokta…buraya nasıl geldik diye sorabilirsiniz. Bu geçmiş hayatta rahatsız edilen, aklen dengesiz olan alt kimliğin danışanın şimdiki hayatında yeniden uyarılmasıyla  bizim hikayemiz başladı. Ne zaman mı? Buyrun dinleyin:

Biz daha tanışmazdan evvel…vakitlerden bir vakit, zamanlardan bir zaman;  Türkiye’de…genç bir kız yaşarmış..mış..mış..

 

3-Şimdiki Hayat:

 

F9Sene 2006. Jale hn, bu hayattındaki 2. erkek arkadaşım dediği genç bir erkekle 3 hafta boyunca çıkıyor. Erkek arkadaşının başka bir kız arkadaşı olduğundan haberdar olmasına rağmen bu konuyu fazla önemsemeyerek çıkmaya başlıyor ama ilişki kısa sürüp 3 haftada noktalandıktan yaklaşık 3-5 ay sonra yaptığı bu hareketin ahlaken doğru bir hareket olmadığını düşünmeye başlıyor. Sonrasında kendini suçlamaya başlıyor…Film bir kere geri sarmaya başlayınca artık gerisi çorap söküğü gibi geliyor.

Bu sefer ilk erkek arkadaşıyla yaşadıklarını hatırlıyor. İlk defa cinselliği keşfettiği ilk erkek arkadaşıyla yaşadıklarından da suçluluk duymaya başlıyor…derken susmayan zihni uykusuz gecelerini ve uykusuz geceleri ise depresyona girmesini … ve sonunda hepsi birbirini tetikleyerek durumun daha da ağırlaşmasını sağlıyor.

Bu süreci bana seansı gerçekleştirdikten 1 ay sonra, kendisine geri-bildirim sorduğumda açıklaması ise enteresandı:

Eylül Hn, bu yaptığımız seansın benim üzerimdeki etkisi o kadar geniş çaplı oldu ki anlatamam size. Sanki bugüne kadar olan hayatımdaki eksik olan tüm parçalar birleşmiş gibi oldu. Şimdi anlıyorum neden bu kadar basit birşeyin beni o dönemde bu kadar ağır etkilediğini.. Depresyona girdiğim o dönemde, bana çok küçük yaşta yapılan bir tacizi hatırlamıştım. O uykusuz günlerimde ya taciz içerikli rüyalar ya da ölmüş olan yakınlarımın ölümlerini hatırladığım kabuslar görüyordum. Zihnim artık karman çorman olmuştu…böyle giderse delireceğimi düşünüyordum. En son psikiyatriste gittiğimde ona ” Ya intihar edeceğim, ya da delireceğim. ” dedim. Bunun üzerine intihar eğilimim olduğu için  ..X… Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir süre tutuldum. Ondan sonraki süreçte doktorun verdiği …. isimli ilacı 1 yıl boyunca kullandım. Uykularım düzelmeye başlayınca, ben de düzelmeye başladım ve böylece 1 yıl sonra ilaca son verilmiş oldu. Aslına bakarsanız uykum hiçbir zaman tamamen düzelmedi ama en azından böyle idare edebiliyordum.”

 

Ben bu hikayeyi seanstan 1 ay sonra paylaşmış olmasından dolayı biraz şaşkın ve düşünceli kendisine şöyle dedim:

Jale hn, doldurduğunuz formda yıllar önce böyle bir ilaç kullandığınızı ve depresyon tanısı konduğunu biliyordum ama bu kadar zorlu bir süreçten geçtiğinizi bilmiyordum. Bu bilgiyi seans öncesinde konu hakkında konuşurken değil de seanstan 1 ay sonra artık uyku sorunu düzeldikten sonra paylaşmanız benim açımdan biraz ilginç oldu. Açıkça söylemeliyim ki , siz bana ilk geldiğinizde böyle bir sorunu yeni atlatmış olsaydınız ve ben sizi tanımıyor olsaydım, muhtemelen intihar eğiliminizin devam edebilme ihtimalini düşünerek size randevu vermezdim. Böyle bir riske asla girmezdim.

Diğer taraftan, seans sonrası bile olsa bunu paylaştığınız ilk kişi olmak bana güvendiğinizi, hızlı gelişme göstermeniz ise seanslar arasındaki bağlantıları ne kadar hızlı kurabildiğinizi göstermesi açısından olumlu. Bugünden itibaren uyku durumunuzu takip edip bana bildirirseniz sevinirim.    ……    …..  O konuştuğumuz diğer konuya da arayı çok açmadan bakarsak  iyi olur.

 

U7GERİ-BİLDİRİMLER:

1-Artık sabah kalktığımda dinlenmiş olarak kalkıyorum.

2-Yatış saatim öncekiyle aynı olmasına rağmen artık daha erken ve kendiliğimden uyanıyorum. Önceden 12’ye kadar uyumuş olsam bile uykumu alamazdım. Şimdi ise 10’da kalkarsam ” aaa çok uyumuşum ” diyorum.

 

 

NOTLAR:

1-Bir insanın kafasında entegrasyon tam değilse, bedende de birşey entegre olmamış demektir. Bu entegre olmamış yer, bedeninizde belli bir bölge veya organ olabilir. Ör: Mesela bedenizde hep aynı bölgede sorun yaşamak..sürekli sol kolun kırılması ..vücutta belli bir bölgenin diğer organlara göre daha zayıf veya soğuk olması ..vb..gibi.

Bizim vakamızda ise bedenin bir bölgesinde farklı bir enerji vardı. Kafa karışıklığını yaratan şey, o yabancı enerjiydi. O yüzden bu hayatları dönüştürüp entegre ettikten sonra, danışanın o bölgesinde hissettiği yoğun enerji de dengeli bir hal almaya başladı. 

2-Hatırlarsanız üstteki geçmiş hayat karakterlerinin ikisinin de ortak bir özelliği vardı: ÖFKE. Öfke bir enerjidir ve bedende kalırsa bir yere gitmek zorundadır. Peki nereye gider bu öfke?.. Bedende en zayıf yeriniz neresiyse oraya gider. Kafaya giderse, deli eder. Bedene giderse, ileri aşamada kanser bile edebilir.

3-Kafa karışıklığı, deliliğe giden yolun ilk durağı demiştik. Eğer danışan geçmiş bir hayatında delilikten çekmişse ve de özellikle delirmiş vaziyette ölmüşse, bu dengesiz alt kişilik kolaylıkla yeniden uyarılabilir. Bu uyarılmaya yol açan şey çoğu zaman bir travmadır. Uyur vaziyette olan büyük bir travmanın etkileri sonradan basit gibi görünen küçük bir olayla yeniden uyarılması çok rastlanan ama malesef pek anlaşılmayan bir durumdur.

Bu vakada danışanın şimdiki hayatında yaşadığı ve bana çok sonradan anlattığı örnek de böyle bir örnek. Malesef bu tarz durumlarda sorunun kaynağına bakmak yerine ya ilaç alıp ya da tabiri caizse iki tek atıp kendimizi uyuşturarak uyutma eğilimindeyiz. Danışan da , öyle kötü bir dönem geçirdikten sonra şu anda kalitesiz de olsa uyumaya başlayınca, buna razı olduğu bir dönem geçirmiş. Kendisiyle bir seans daha çalışıp onu olumsuz etkileyen diğer konularına da bakmaya başlayınca tamamlayıcı bir etki yaratmış olmalı ki şu anda kendisi eskisine nazaran gayet kaliteli bir uyku çekiyor…Bana da ” İyi uykular, Jale Hn ..) ” demek düşüyor.

4- Vakada kapak resmi olarak kullandığım fotoğraf, 2010 yılında yaptığım ve OSB üzerine karışık teknik kullandığım bir çalışmama aittir. Çalışmanın adı “HASSSTASIYIM ” olup, sizlerin de tahmin edeceğiniz üzere Sevgili Ayhan SİCİMOĞLU’ndan esinlenilmiştir. .)

 

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

KİLO SORUNU ( 2. Bölüm )

Standard

xBir önceki yazımda belirttiğim üzere İrem Hn, ilk seanstan sonra ciddi bir öfke patlaması yaşamaya başlamıştı. Bu kadar yoğun öfkenin açığa çıkmasının sebeplerine ilk yazıda değinmiştim. Bu yoğun öfkenin açığa çıkması üzerine, tamir fazının bitimine müteakip kendisiyle 2. bir seans yapmayı düşündük ama işlerinin yoğunluğu sebebiyle vakitlerimizi ayarlayamadık. Bunun üzerine ilk seanstan 2 hafta sonra yeniden bir araya geldiğimizde önce kısa bir ön-görüşme yaptık. Uzun süreli bir çalışmaya niyet ettiğimiz için kendisine bilmem gereken yeni durumlar olup olmadığını ve yeni geri-bildirimlerini sordum. Aldığım cevaplar aşağıdaki gibi oldu:

1-Tamir fazı dediğiniz ilk bir hafta boyunca hüzün, öfke ve ağlama isteği oldu ama en yoğun hissettiğim öfkeydi. Hatta bir gün öfke patlaması yaşadım. Yedi gün bittiğinde öfke azaldı. Daha sakin ve dingin oldum. “( tamir fazı bittiğinde genelde semptomlar biter )

2-Alışveriş isteğim azaldı. Hergün soluğu markette alan, gerekli-gereksiz harcama yapan biriydim. Çikolata ve şekerli şeylere son yıllarda aşırı bir zaafım vardı. Bunda %60 civarında azalma oldu. Stok yapardım. Buzlukta kıyma varken, gider yine stok yapardım. Bütün balkonumuz yiyecek stoğuyla doluydu. Anneme ” onlar bitmeden yeni birşey alınmayacak, sadece yeşillik ve meyve alınacak, dolapta birşey kalmayacak. ” dedim. O da şaşırdı. ”

3-” Yeme isteğim azaldı. Önceden sürekli aklımda yemek olurdu. Şu anda başka şeyler de yapıyorum, yemeğe odaklanmıyorum. Abur cuburu bıraktım. Sadece çorba ile bile doyabiliyorum.

4-” Evdeki fazla eşyaların beni yorduğunu farkettim. Artık kendime ait, az eşyalı, beni yormayacak, sadece istediğim gibi yaşayabileceğim bir evim olsun istiyorum. ” ( Danışan ebeveynleriyle yaşıyordu. İlk defa kendine ait bir ev sahibi olma isteğinden bahsediyor. Başka bir konuyla bağlantılı olarak değerlendirdiğimde bu da oldukça olumlu bir gelişme)

5-” Parayı çok gereksiz yere harcadığımı farkettim. Aldığım şeyler beni mutlu etmiyor. Onun yerine artık değişik yerleri gezmek istiyorum.

6-” Kendime bir yaşam planı yaptım. Ayrıca geçen hafta boyunca alışveriş sitelerinden gelen tüm emailleri sildim.

7-” Uyku ilk 7 gün boyunca daha yoğun oldu ama gittikçe azaldı. ”

 

Bu geri-bildirimleri not ettikten sonra o gün için kafamdaki plan şimdiki hayat regresyonu çalışmaktı. İrem Hn’ın anne-babası ile iletişimi çok iyi değildi ve şimdiki hayatının erken safhalarında kendine güveninin oldukça düşük olduğundan bahsetti. İlkokula dair hiçbir anısı yoktu ki bu benim için o dönemde travmatik birtakım olayların olabileceğinin göstergesiydi. Ortaokulda derslerinde çok zorlanmıştı. Lisede ise hayatını oldukça etkileyen bir platonik aşkı vardı. Hatırlarsanız bir önceki vakada, bu hayattaki lise öğretmeninin o geçmiş hayattaki babası olduğunu görmüştü.* (NOTLAR bölümünde bu konuyla ilgili uzun bir açıklama yapacağım.)

 

kg11İrem Hn’ın çok kısa ve travmatik bir evliliği olmuştu. Ayrıldıktan sonraki süreçte psikolojik sorun da yaşamıştı. Dolayısı ile şimdiki hayatında bakmamız gereken çok konusu vardı. O yüzden öncelikle buradan başlamak istedim. Kendisi ile ana karnı sürecinden başlayarak 6 yaşına kadar ilerleyebildik.  Ana karnında annesine gönderilmiş olan bir eklenti algıladı. Eklenti dolaylı yoldan kendisini de olumsuz etkiliyordu. Başka bir sahnede ise annesi kendisine 9 aylık hamileyken banyoda ayağının kayıp düştüğünü algıladı. Annesinin kendisiyle bağ kurmasını istediğini, korktuğunu söyledi. İlerleyen sahnelerde ise sanki annesi tarafından istenmiyormuş gibi hissettiğini söyledi.

Doğum sahnesine yaklaştığımızda doğmak istemediğini, annesinin kendisine güven vermediğini ve bu hayata ait olmak istemediğini söyledi. Tahmin ettiğiniz üzere, bu düşüncelerde olan bir bebeğin vaktinde ve kolay doğması beklenemezdi. Beklenen tarihten geç bir tarihte ve oldukça uzun süren zorlu bir doğum sonrasında doğduğunu algıladı. Doğduğu anda yabancı enerji diye tanımladığı eklenti yine o odadaydı. Eklenti ona ” hep seninle olacağım, çok mutsuz olacaksın, seni hiç sevmeyecekler ” gibi birşeyler söyledi. Daha doğduğu andaki düşüncesi ” buraya gelmemeliydim ” oldu. Annesi onu çok yorgun bir şekilde emziriyordu. Danışan burada annesinin sanki kendisini emzirmek istemediğini hissedip sinirlendi. Babası ile ilk karşılaştığı anda ise anne-baba arasındaki iletişim eksikliği kendisini rahatsız ediyordu. Ama ortama babası geldiğinde kendini daha güvende hissediyordu. 

 

191-1,5 yaş civarında annesi ve babası arasında gerginlik olan bir ana baktık. Babasının yanlış bir evlilik yaptığını düşündüğünü algıladı. Bu sahnede sevgisini göstermediği için annesine kızıyordu.

2 yaş civarındaki başka bir sahnede babası annesiyle birlikte olmak istiyordu ama anne kabul etmeyince ortamda yine gerginlik yaşanıyordu ve annesi ağlıyordu. Buradaki çocuk hali aslında herşeyi algılayor ve birbirlerini sevmedikleri için hem anneye hem babaya kızıyordu.

3-4 yaşında geçen başka bir sahnede annesi ile arasında yine kopukluk algıladı.

5 yaşında olduğu bir sahnede apartmandaki komşularının oğlu tarafından merdiven boşluğunda taciz edildiği bir sahne vardı. ( Malesef çok sık karşılaştığım bir tablo bu…nerdeyse çalıştığım her kadın danışanın en az 1 tane taciz vakası oluyor. Kimisi çok hafif etkileniyor, kimisi ise tüm hayatını etkileyecek derecede ağır oluyor ) Bu sahnede 5 yaşındaki çocuğun korkuyla karışık kafasında oluşturduğu kayıt ” bana kötülük yapacaktı, izin vermedim. bütün erkekler kötüler.” şeklindeydi.

 

z6 yaşındaki son sahnemizde ise bir aile kavgasına şahit oluyorduk. İçinde dayı, teyze, anne ve anneanne vardı. Olay esnasında anneanne kendi çocuklarından biri tarafından fiziksel şiddete maruz kalıyordu. Danışamın çocuk hali olayları korku ve şaşkınlıkla izliyordu.

Bütün bu sahneleri ana karnından itibaren dönüştürdük. Ana karnındaki eklentiyi çekme sebebi olarak ise aşırı anaçlık ve korumacılık yani annesini koruma isteğini keşfettik. Yalnız burada en önemli nokta, danışanın annesini eklentiden koruyamadığını ve eklentinin hala annesinin üzerinde etkili olduğunu algılaması oldu.

 

t

Tüm aile bireyleriyle bir araya geldikten sonra anneanne ile karşılaştığı sahneden sonra rehberi ona gülümseyerek: “Onları affetmen çok iyi oldu. Artık huzurlu olabilirsin, rahat uyuyabilirsin. Anneannen seni affetti. ” dedi. Bunun üzerine İrem hn anneannesinin ona kırgın öldüğünden bahsetti. Kendisi bir dönemde anneannesinden borç almıştı ama anneannesine ödemeye fırsat olmadan anneannesinin ölüm haberini almıştı. O sırada tayini gereği başka bir şehirde yaşıyordu ve ölümünden önce helalleşme şansı olmamıştı. Bu sahnelerde anneanne ile karşılaşırken yoğun katarsis yaşadı ve şöyle dedi: ” Anneanne, senden aldığım borcu ödeyemediğim için beni affet. Her cuma günü hayır yapıyorum bunun için. Lütfen beni affet. ” O bunları söylerken ve ağlarken, anneannesinin de gözlerinin dolduğunu ve ” Helal olsun” dediğini algıladı. İrem Hn anneannesinee ” Her cuma senin için dua ediyorum, hayrını yapıyorum anneanne” dedikten sonra rehberi ona ” şimdi tamamlandı” dedi.

İrem Hn’la çalışmaya başladığımızdan bu yana para ile ilgili de blokaj yaşadığından bahsetmişti ama kendisinin ölen anneannesine borçlu olduğunu bilmiyordum. Bu bölümde bana lisede çok sevdiği o öğretmenine de borçlu iken öğretmeninin öldüğünü söyleyince bu detayları kenara not aldım. Tek bir seans içinde 40 küsür yılı keşfedip dönüştürmemiz olanaksızdı ama ilerde o bölüme geldiğimizde mutlaka bakılması gereken bir ayrıntıydı. Bu yıllardan geriye kalan tüm negatif izleri şifalandırdıktan sonra seansımızı noktaladık.

 

Geri-bildirimler:

oİrem Hn ile seanstan 1 gün sonra haberleştiğimizde şöyle yazdı:  “ Bu seans bana ilaç gibi geldi. Geçmişle yüzleşmek benim için bir kabus olmaktan çıktı artık. Yeni kararlar alıp uygulamaya koymaya karar verdim. Bazı şeyleri farkettim. Fütursuz cesaretimin kaynağına inmeye başladığımı anlıyorum artık. Huzur…..en yoğun hissettiğim duygu bu oldu dünden beri. Para konusunda çok radikal kararlar aldım. Onunla oyun olmayacağını anlamış bulunuyorum. Bu konudaki yanlış artık hayatımda geri dönülmez sorunlara yol açabilir. Onunla daha ciddi ilişkiler kurup daha dikkatli olmaya karar verdim. Kendi iyiliğim için bu kararları uygulayacağım ancak zorunluluktan çok kendim bunu gerçekten istiyorum. Az eşya ,az yiyecek,az kıyafet bundan sonraki hayat felsefem olacak. Ruhumu yoran herşeyden uzak duracağım. Aralanan kapıdan başını daha neler uzatacak bilmiyorum ama bunu beklemek de keyifli olacak sanırım. Farklı bir gelişme olursa haberleşiriz.  Görüşmek üzere, hoşçakalın. SevgilerEmoji ”

 

rSeanstan 2 gün sonra haberleştiğimizde herhangi bir uyku veya enerji sorunu olmadığını söyledi.

Seanstan 7 gün sonra telefonla konuştuğumuzda sesi çok mutlu geliyordu. Bu seanslardan sonra kendisinde yoğun enerji artışı olduğundan ve artık herşeyi yapacak vakit ve güç bulduğundan bahsetti. Ayrıca seanslara devam etmek istediğini belirtti.

İrem Hn’ın 2. seanstan sonra rahatlaması ve öfke gibi negatif duyguların iyice azalması sebebiyle, yaşadığı para problemini de hesaba katarak kendisi ile ayda bir seans yapalım şeklinde anlaştık.

 

NOTLAR:

1- İrem Hn’ın bu hayatında platonik aşk duyduğu lise öğretmeni, ilk seansımızda kendisinin 1,5 yaşında öldüğü ve Yemen’de geçen bir geçmiş hayatındaki babası olarak karşımıza çıkmıştı. Bu tarz bağlantılara regresyon seanslarında sıklıkla rastlanabiliyor. Özellikle de böyle eksik ve yarım kalan yaşanmışlıklar olduğunda kişi o ruhla başka hayattan kalan eksikliği bu hayatta tamamlamaya çalışabiliyor. Kişinin ruhu bunu biliyor ama insan deneyimi içerisinde kişi bu kişiye karşı hissettiği çekimin ve sevginin sebebini anlayamayıp başka bir şeyle karıştırabiliyor, aşk sanabiliyor. Halbuki evren o kişileri bir aşk yaşasınlar diye değil, eksik kalan birşeyi tamamlasınlar diye bir araya getiriyor. Birçoğumuzun sandığının aksine; ruh eşlerimiz her hayatta aynı kişi olmuyor. Bunu bir ruh ailesi gibi düşünebilirsiniz. Bir hayatta eşiniz olan kişi başka bir hayatta anne-baba veya kardeşiniz olabiliyor. Olaya fiziksel ve insani bakış açısıyla değil de ruhsal olarak bakmaya çalışırsanız daha kolay anlaşılır. Mesela ömür boyu çatışma halinde kaldığınız ve hiç iyi anlaşamadığınız bir kardeş başka yaşamdaki eş olabilir veya oğlunuz olabilir. Bu yüzden içinizde mutlaka yaşayanınız vardır: bazen bir insanı gördüğünüzde işte bu benim evleneceğim insan dersiniz çünkü ruhunuz bilir. Veya sadece 2 haftadır tanışıyorsunuzdur ama sanki bu insanı yıllardır tanıyormuşum gibi dersiniz, beni çok iyi anlıyor, konuşmadan anlaşıyoruz dersiniz. Bunların sebebi muhtemelen ruhlarınızın bu hayatın dışında başka hayatlardan tanışıyor olmasıdır. Bu illa ki o kişiyle aşk yaşayacaksınız ya da evleneceksiniz anlamına gelmez. Yukarıdaki örnekte gördüğünüz gibi sadece eksik kalan bir sevginin tamamlanması için bir araya gelmiş olabilirsiniz.

2- Bu vakada gördüğünüz gibi bebeğin doğum şekli, doğum zamanı, ana karnındayken olanlar, doğduğundaki ortam..vb detaylar bir bebeğin hayatını etkileyen konular olduğu gibi aynı zamanda bebeğin daha doğum anında hayata bakışıyla ilgili  bize fikir veriyor. Bir bebek geç doğmuşsa, zor bir doğum olmuşsa, boğazına kordon dolanmışsa bunlar mutlaka bakılması gereken konulardır. Örneğin; boğazına kordon dolanan bir çocuk ilerde hayatı boyunca kapalı yerde kalma fobisi bile geliştirebilir. Bunu zihnen bilmeniz ise sorunu çözmez, mutlaka bilinçaltına ve bedene yönelik bir çalışma yapılması gerekir.

3- Eklenti konusunun ne kadar önemli olduğunu görmüşsünüzdür. Burada daha ana karnındayken algılanan bir eklenti var. Bu eklentinin ne tarz bir eklenti olduğunu biz seans içerisinde anladık ve temizledik. Temizlediğimiz andan itibaren danışanın annesine bakış açısında bile değişim oldu. Bu eklentinin ne tarz bir eklenti olduğuna ve nasıl anladığımıza ise burada yer vermeyeceğim. Bunlar terapistlerin bilmesi gereken teknik konulardır.

4- Dikkat ettiyseniz kilo diye başladık ama konu nereden nerelere geldi. Hiçbir vaka tek konuyu barındırmıyor. Her vaka kendi içerisinde bir sürü extra bilgi arındırıyor. Mesela burada danışanın hep yakındığı para konularına dair de bir giriş gerçekleştirmiş olduk ki bu yine tesadüfen oldu. Ben danışanın anneannesine borçluyken öldüğünü ve bu yüzden vicdan azabı çektiğini vaka içinde bu bilgiyi alana kadar bilmiyordum. Bu detay bile bir insanın alma-verme dengesinde sorun yaratabilir. O yüzden konulara hiçbir zaman tek yönlü bakmamak lazım. Aile ilişkisine bakayım derken para konusu şifalanabilir ya da bazen para konusunu şifalandırayım dersiniz altından aile çıkabilir. Bu yüzden ciddi bir blokajınız varsa, kendinizi bir seans ile sınırlandırmamakta fayda var. Çok fazla iç içe geçmiş sorununuz olduğunda tek seansla tüm hayatınızda mucizevi bir dönüşüm olmayabilir ama ufak çağlı da olsa birşeyler değişmeye başlar.

Düşünün ki İrem Hn’ı o ilk seanstan sonraki haliyle bıraksaydım veya kendisi ilk seanstan sonra yoğun öfke yaşadığı için benimle çalışmaktan vazgeçseydi nolurdu? Bu tıpkı ameliyat masasında hastayı bırakmak gibidir. İrem Hn, etrafına terör estiren ve çok öfkeli biri olarak kalırdı. Hatta ” Regresyona gittim, beni daha beter yaptı” diye ortalıklarda dolaşabilirdi. Nasıl konuştuğu da önemli değil, ama tüm hayatının geri kalanını daha öfkeli ve mutsuz geçirdiğini düşünün. O yüzden bu işlerin işi bilen, eğitimli, etik değerlere bağlı, ne yaptığını bilen kişilerce yapılması çok önemli. Ayrıca ben bu seansları telefon ile yapsaydım, İrem Hn’ın yüz ifadesini göremezdim, katarsislerini yönetemezdim,  beden terapi yapamazdım. Dolayısı ile bedeninde olan bitenden de haberim olmazdı. O yüzden ciddi bir sorununuz varsa herzaman yüz yüze terapi yöntemlerini tercih etmenizi tavsiye ederim.

5- İrem Hn’ın kurduğu tek bir cümleden ve bana verdiği başka örneklerden kendisinde bir ebeveynleştirme ( parentification ) sorunu olabileceği dair de gerekli notumu aldım ve ilerdeki seanslarda bakılmak üzere dosyama kaldırdım.  Her seans içerisinde birçok ipucu barındırıyor.

6- İrem Hn’ın enerjisinde artış olması, kendisinin enerji alanında bulunan birtakım eklentilerin gitmesinden kaynaklanıyordu. Kişi kendi enerji alanını temiz tutarsa ve bu alanı olumsuz etkileyen durumlardan arınırsa, kişinin enerjisinde artış olması her eklenti seansından sonra da rastladığımız bir durumdur. İrem Hn’ın bu enerjiyle neler yapmaya başlayacağı ise bir sonraki seansımızın konusu olsun.))

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan