MİKS BİR VAKA-II ( 4. Bölüm )

Standard

Z1

Zuhal Hn, uzak bir şehirden geldiği için, üçüncü seanstan bir gün sonra dördüncü seans için tekrar biraraya geldik.

Ön-görüşmede doğum şekli, süresi ve 0-6 yaş dönemine dair bazı sorular sorduktan sonra hemen seansa geçtik.

 

seans

Ana karnı dönemini keşfederken 8. günde giden bir kayıp ikizi olduğunu algıladı.

7 Aylık olduğu bir sahnede, babaannesinin ev işleriyle ilgili bir konuda annesine bağırdığını, annesinin karşılık vermek istediğini ama veremediği algıladı. O esnada annesinin sol göğsünün ağrıdığını ekledi.

8 Aylık olduğu bir sahnede; babasının annesiyle birlikte olmak için zorladığını ve annesinin bırakıp gitmek istediğini ama yapamadığını ve bu sebeple bu sahnede anne-babasının ayrılmalarından korktuğunu algıladı.

Doğum anı kolay ve sorunsuz geçiyordu. Doğduktan sonra annesinin kucağına verildiğinde annesinin ağladığını, doğumun kolay geçmesi sebebiyle mutlu olduğunu ama yine kız çocuğu olmasından dolayı biraz kırgın olduğunu belirtti. Annesinin sütü, doğumdan 12-13 saat sonra gelmeye başladığı için ilk gün kendisine mama veriliyordu.

Babasıyla ilk karşılaşma anında babasının kendisini kucağına alıp şefkatle baktığını ve ” Yine mi kız? ” diyerek annesine gülümsediğini söyledi. Bu cümle sebebiyle Zuhal hn olumsuz etkilenmiyordu fakat annesinin babasına karşı mahçup hissettiğini farketti. Babasının kucağındayken, annesinin kucağında olduğundan daha güvende hissettiğini, babasının yüzüne çok güzel baktığını anlattı.

 

Z12

 

0-1 Yaş Arası: Annesinin uyudu sanarak kendisini salıncağa yatırdığı bir sahnede, annesi odadan çıkar çıkmaz onun arkasından gitmek istediği için ayağa kalkmaya çalışırken beşik şeklindeki yüksek salıncaktan yere düştüğünü ve başının arkasını çarptığını algıladı. Bu sahnede çok ağlıyordu ve annesi başka bir odada olduğundan sesini geç duyup dönüyordu. Bu sahnede annesinin kucağında sakinleştirilmeye çalışırken dahi ağlamaya devam ediyor ve terk edilmiş hissediyordu.

 

 

2 Yaş: Bağırsaklarında sürekli bir ağrı olduğundan bahsettiği bu sahnede, annesiyle gezmeye gittiklerinde kaşla göz arasında yerde bulduğu bir toplu iğneyi yutuyordu. Yuttuktan hemen sonra annesi tarafından farkediliyordu fakat çoktan yutmuş olduğundan annesi hiçbirşey yapamıyordu. Toplu iğneyi dik bir şekilde yutsa da boğazında ve midesinde acı hissediyordu. Annesi tarafından o gün doktora götürülmediğini , annesinin telaşını gördükçe daha da çok korkup ağladığını anlattı. Toplu iğne yüzünden 2 gün boyunca bağırsaklarında sancı çektikten sonra tuvaletini yaptığında iğneyi çıkardığını ve çıkış anında acı hissetmediğini belirtti.

 

Z114 Yaş: Annesi tarafından saçlarının kısacık kesildiği bir sahnede, saçlarının kesilmemesi için çok ağlıyordu. Bakımının zor olması sebebiyle annesi tarafından saçlarının kısacık kesildiğini ve babasının buna engel olamadığını belirtti. Saçlarının zorla kesilmesi, o anda çocuk bilinciyle, kayıp duygusu yaşamasına sebep olmuştu ve hatta annesinin kendisini sevmediğini düşünmesine sebep olmuştu.

 

5 Yaş: Annesinin babasıyla birlikte işte olduğu bir anda kendisine bakan ablası tarafından dövüldüğü bir sahneyi keşfettiğimizde etrafta kendisini koruyacak kimse olmadığını düşünüyor ve çok yalnız hissediyordu.

Bütün bu sahneleri keşfettikten sonra, bu sahnelerin Zuhal Hn üzerindeki etkilerini dönüştürmeye çalıştık. Bedenine zarar gelen durumlar olduğu için buradaki travma izleri için beden terapi uyguladık.

 

Bu arada, ana karnı dönemi içinde kendisine eklenen bir eklenti daha algılamıştı. O eklentiyi de seans senasında gönderdik.

 

12

3 GÜN SONRA:

” 4.seanstan sonra üzerinden 24 saat geçti biraz da geç kaldım yazmakta, seans çıkışı epey yorgundum zaten yorucu olacağı bilgisini vermiştiniz, gene de o gece yürüyüşümü yaptım güzel vakit geçirdim rahat uyudum boğazımdaki acı ( NOT: TOPLU İĞNE SAHNESİYLE İLGİLİ BEDENDEKİ İZ )  bir iki gün sürdü ama ruhumdaki kayıp parçayı bulmuş olmak beni inanılmaz rahatlattı, malumunuz kayıp ikiz sendromu olduğum seans esnasında ortaya çıktı, ondan sonra ertesi gün arkadaşlarımla görüştüm hayata daha uyumlu ve olumlu dinginleşmiş olduğumu farkettim, eski olumsuz ruh halim de ortadan kalkmıştı ciddi bir huzur vardı üzerimde, kendimi yeniden keşfetmenin hazzı da tabi. 0-7 yaş aralığına baktık sizinle, bu dönemde çok fazla olumsuz şeylerin yaşanmamış olması beni sevindirdi ben daha olumsuz bir tablo bekliyordum, açıkçası 3. ve 4. seans benim hayatımın dönüm noktası oldu kendimi ilk kez tanıdığım ve anladığım kendimle yüzleştiğim yüklerimi bıraktığım inanılmaz güçlü seanslardı, enerji artışı karamsarlığın olumsuz etkilerinin geçmesi beni inanılmaz rahatlattı ve mutlu etti ben size çok ama çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız, sevgilerle. ”

Z38. GÜN:

” Merhaba Eylül hanım, son iki seansın üstünden bir hafta geçti bu sürede gayet iyi normal zamanlarımdan fazla enerjik huzurlu ve sakindim, ölme isteğimde azalma oldu yüzde yetmiş civarı, çektiğim tarifsiz acılar da hemen hemen çok azaldı dünyaya ve hayata daha uyumlu hissediyorum kendimi, önceden düzenin bir parçası gibi bile hissedemez kendimi atılmış itilmiş dışlanmış hissederdim. Uykularım düzenli dinlenmiş olarak kendiliğimden uyanıyorum hala burnumdan rahat nefes alabiliyorum, öfke kontrolü konusunda epey iyiyim, insan ilişkilerimde aile içi ilişkilerimde inanılmaz bir rahatlama oldu o görünmez tıkanıklık çözüldü, içimi kemirip kafamın içinde dönüp duran sancılar acılar bir bir azaldı, etkileri yaşadıkça daha çok yazacağım size çok teşekkür ederim. ”

 

20 GÜN SONRA:

 Seanstan sonra harika bir iki hafta yaşadım her anlamda rahatladığım bir süreçti, hatta eminim etrafımdakiler bendeki bu durumu kıskandı ama elimde değil aşırı enerjik ve pozitiftim durduğum yerde duramayacak kadar iyiydim, ta ki Y ( Şehir ismi ) ‘e dönmeden önceki akşama kadar, 26 ağustos sabah yola çıkmadan evvel ailemle bir tartışma yaşadım, aslında olay benle ilgili değildi genel olarak geçmiş olaylarla ilgili konuşuluyordu nasıl olduysa konu bana geldi ve benim hatalarım üzerinden konuşulmaya başlandı zaten geriye yani Y’ ( şehir )ye dönmek konusunda gergindim ayrılık yaşayacağım yeni bir hayata başlayacağım vb. için endişeli ve gergindim ki ailemin bana karşı kullandığı suçlayıcı ve aşağılayıcı dilden epey rahatsız oldum ve kendimi tutamayıp istemediğim tepkiler verdim sinirlendim geçmişe yönelik olumsuz konuşup kalp kırdım tatsız ayrıldık, bu durum bir süre beni olumsuz etkilediyse de tekrar toparlandım bi hafta içinde olumsuz etkiler üzerimden kalktı yeni bir hayata başladım burda. Etrafımdan olumlu yorumlar aldım yüzüne renk gelmiş, çok iyi görünüyorsun vb şekilde, ölme isteğim ara sıra yoklasa da kesinlikle eski boyutta değil sadece minicik anlarda olup geçiyor kendimi ikna ve teselli edebiliyorum, önceden canım hiçbir şey yapmak istemezken şimdi gayet istekli bir halde yaşıyorum evimi düzenlemeyi günlük işler yapmayı kendi sevdiğim şeylerle meşgul olmayı kendime yetmeyi başarabiliyorum, burun tıkanıklığım normalde Y ( şehir )  şartlarında had safhada olurken geldiğimden beri problem yaşamıyorum gayet güzel nefes alabiliyorum kendimi dinç, dingin ve olumlu buluyorum, önceden kitap okuyamazdım okuyabiliyorum, gereksiz muhabbetler yapmıyorum olgunlaştığımı büyüdüğümü hissediyorum ilk defa, sağlık problemlerim konusundaki şikayetlerim mesela astımım çok azaldı, alerjilerim aynı şekilde azaldı, sırt ağrılarım azaldı kendime karşı duyduğum öfke terse döndü kendimi sevmeye başladım, içimde kanayıp duran yara kapandı, içten içe sürüp duran eski hesaplaşmalarım nerdeyse bitti, eski eşime karşı duyduğum öfke vb duygular tamamen ortadan kalktı hiç umursamaz bir duruma geldim nerdeyse hiçbir olay yaşamamışım gibi oldu, sadece eski eşim yakın arkadaşlarıma telefon aracılığıyla ulaştı hala benden haber almaya çalışıyor ama ben gene umursamıyorum onda da bu durumun sonlanmasını bekliyorum, karşıma çıkmadı çünkü aşırı meyli olsa karşıma çıkacağına inanıyorum, açıkçası kendimi başka biri gibi hissediyorum, çünkü eskiden olsa kendimle başbaşa kalmak istemezdim direkt kendimi suçlayacak birşeyler bularak huzursuz olurdum şimdi ibadetlerimi elimden geldiğince yerine getirecek kadar istekli ve huzurlu hissediyorum önceden çoğu ibadetimi yerine getiremezdim, kısacası bende büyük bir değişim var hem de gözle görülür şekilde, umarım bu enerjimi artıracak ve koruyacak yolu da bulurum çünkü kendime çok iyi geldim, yaşamayı hayatta olmayı seviyorum gözlerimin içi gülüyor… Size çok ama çok teşekkür ediyorum, yazdığınız 3.bölüm için kolaylıklar sevgiler iyi çalışmalar.

******************

1 Ay Sonra ( Vaka yazısının teyidi için telefonda konuştuğumuzda ) : Göğüs kafesinde bir yarık varmış gibi tanımladığı, tarif edemediği bir acı şeklinde hissettiği durumu ve ayrıca geceleri yoklayan ölme isteği düşüncesinde değişiklik olup olmadığını sordum. Her ikisinin de tamamen geçtiğini belirtti.

 

Ş11

NOTLAR:

1- KAYIP İKİZ SENDROMU: Bknz. ekteki vakanın ” NOTLAR ” bölümü:  BİR KAYIP İKİZ SENDROMU ÖRNEĞİ ( 2. Bölüm )

2- Bu seansta, danışanın bedenine zarar gelen kaza, dayak, saçın zorla fiziksel şiddet uygulanarak kesilmesi gibi sahneler vardı. Bu bölümleri çalışırken yoğun beden terapi uyguladık çünkü bedenimizin de travmalarla ilgili bir hafızası var.

3- İlerde gelmeyi düşünen danışanları yönlendirmemek adına, Zuhal Hn’ın göğüs kafesinde hissettiği acının ve ölme isteğinin hangi konuyla alakalı olduğunu, orada nasıl bir işlem yaptığımızı ve neden bu seanstan sonra tamamen geçtiği gibi konuları seans içerisinde özellikle belirtmedim.

4- Zuhal Hn’ın hiçbir yere ait hissetmeme sorununda iyileşmeler başladı. Fakat atalarından gelen bazı etkiler taşıdığını da hissettiğim için, bu konuya ilerleyen tarihlerde BAĞLAR ÇALIŞMASI isimli, regresyon harici-farklı teknikler kullandığım grup çalışması içinde özel olarak bakacağız.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

BENİM HİKAYEM-1. Bölüm( Troid Sorunu)

Standard

E1.jpg

Bugüne kadar hep danışanlardan örnekler verdim. Bu seferlik kendi vakalarımdan birini paylaşayım.

Bundan 2 sene önce, Mersin’de olduğum dönemde hayatımda ilk defa bir sene içinde hızlıca 8-10 kg aldığım bir dönem oldu. Geçmişte spor yapan biri olarak bunu spor ve diyet eşliğinde verebileceğimi düşünerek uzun aradan sonra tekrar spora başladım ve aynı zamanda sıkı bir diyet uyguladım. Normal şartlarda, haftada 4-5 gün ağır idman yapmasam bile ( ki 4 dk’lık bir tabata’dan sonra salondan dili dışarda çıkan insanları düşünürsek, bunun gibi bir sporu kalabalık bir grupla 50 dk boyunca yaptıktan sonra üstüne 50 dk da eğimli yürüyüş yaptığınızı hesaba katın ) sadece bu diyet ile bile bayağı kilo vermem beklenirken, 1 aylık sürenin sonucunda yapılan ölçümlerde kilomda hiçbir değişiklik olmamıştı ama bedenimde bazı bölgelerde sıkılaşma olmuştu. Sonuç oldukça şaşırtıcı olmakla birlikte ilk ay için normal olabileceğini düşünerek 1 ay daha devam ettim.

Bu süreç devam ederken, aynı zamanda ayda 1 kere İstanbul seyahatlerim olduğu için yaklaşık 10 gün spor yapamadığım bir dönem oldu. Bu vesileyle belimde başlayan esneklik kaybı ve ağrının sporla bir ilgisinin olmadığını anlamış oldum. Mersin’e döner dönmez spor hocama danıştığımda bel fıtığının genelde o bölgeden başladığını ve bir doktora görünmem gerektiğini söyledi.

 

E2Doktor, MR neticesinde L4-L5 arasında orta düzeyi biraz geçmiş bir fıtık bulunduğunu, ameliyatlık durumda olmadığını, tedavi uygulayacağını söyledi. Bu bahsedilen tedavi ise sadece ağrı kesici ve kas gevşeticilerden ibaretti ve artık ömür boyu hareketlerime dikkat etmem gerekiyordu. Geçici hastalıkları pek önemsemezdim fakat bana anlatıldığı şekliyle fıtık o bölgenin hiçbir zaman eski haline dönemeyeceği, sporu bırakmam gerektiği şeklinde olunca hastaneden çıkarken bilinçaltımdaki DJ çoktan George Michael”ın şarkısının “ I’m never gonna dance again.…..”  bölümünü bozuk plak gibi tekrar tekrar çalmaya başlamıştı… Geri dönüşü olmayan bir durum olması ve tüm hayatımı etkileyecek olması dolayısıyla bayağı üzülmüştüm.

Bu arada aile geçmişi ve genetik miras konusu pek aklıma gelmemişti. Ne yaparsam yapayım kilonun değişmemesi, metabolizma hızının durma noktasına gelmesi ilk etapta herhangi bir hastalık çağrışımı yapmamıştı. Fakat troid bezleriyle ilgili ciddi sorun yaşamış olan ablamın uyarısıyla troidime baktırmak üzere bir doktora gitmeye karar verdim. Çıkan sonuçlara göre troid bezim çok az çalışıyordu yani tıbben ” hipotroid ” denilen hastalık teşhisi konulmuş oldu. Doktorum 6 haftalık bir tedavi sonucunda tekrar test yapıp sonuçları görerek ilacın dozaj durumuna karar vereceğini söyledi.

 

E4.jpg

Çoğunuzun bildiği üzere, troid bezi çok az çalıştığında bu bezin salgıladığı hormonlar dışardan bir takım haplarla takviye olarak alınıyor. Ve bu hap hergün sabah uyanır uyanmaz ve kahvaltıdan 20 dakika önce alınması gereken bir ilaç olduğu için her gece yatarken yanıma hapımı ve suyumu koyarak güne öyle başlıyordum.

Hayatım boyunca hiçbir dönemde kronik bir hastalığa bağlı düzenli ilaç kullanmadığım için sabah ilk iş güne ilaçla başlamak psikolojime pek iyi gelmemişti. Belki bu hastalığı ömür boyu yaşayanlar için şımarıklık gibi gelecek ama kendimi sanki yaşlanmış gibi hissetmeye başlamıştım.

Hem arkadaşlarım içinde çok doktor olduğu için hem de her tıbbi sorunda danıştığım doktor kuzenim olduğu için biraz etraflıca araştırmaya karar verdim. Araştırırken de o dönemde bana seansa gelen doktor bir danışanımdan bu hastalığın ne kadar yaygın olduğunu, neredeyse hergün kendisine gelen her 3 kişiden birinde troid sorunu olduğunu ve kendisinde bile son haftalarda troid problemi başladığını öğrendim. “ Acaba yediğimiz, içtiğimiz şeylere birşeyler mi karıştırılıyor ki bende bile oldu bu sorun ” dediğinde bayağı şaşırmıştım.

İnternette yaptığım araştırmalarda genelde bu sorunun tek çaresinin ömür boyu ilaç kullanımı olduğu yazıyordu. Bu ise benim kabullenebileceğim bir durum değildi. Dolayısıyla hastalığın ardındaki etmenler eğer psikolojik bazlıysa bunu benim bedenim bir nedenden ötürü oluşturduysa, bu sorunun altında yatan etmenleri bulup dönüştürebilirsem, bedenimin bu sorunu çözebileceğine inanarak çözüm arayışına girdim.

Terzi kendi söküğünü dikemez ” sözü bizim mesleğimizde de geçerli olduğundan, herhangi bir danışana uyguladığım kalitede bir seansı kendi kendime uygulayamayacağım için hemen bir meslektaşımdan randevu aldım.

İlacı kullanmaya başlayalı daha 1 ay olmuştu ki kullanım devam ederken bu meslektaşımla hipotroid odaklı bir seans yaptık. Ortaya, o güne kadar hem eğitim dönemimde hem de sonrasınra çok seans almama rağmen o güne kadar henüz ortaya çıkmamış olan bir bilgi çıktı.

E5.jpgBilinçaltından çıkan bu hikaye benden önce 7 aylık bebekken zehirli ishal nedeniyle kaybedilen ablamla alakalı bir konuydu. ( Benzer konuyla seansa gelen kişileri yönlendirmemek adına, burada açığa çıkan bilgilerin ne olduğuna girmeyeceğim ).

Sonuçta ortaya çıkan bilginin doğruluğunu test edebilmek imkansızdı. Ama o günden sonra benim troid bezim tekrar düzenli çalışma sürecine girmiş olacak ki aradan birkaç gün geçtikten sonra dışardan takviye olarak aldığım ilaç bende yavaş yavaş yan etki yapmaya başladı. Kalp çarpıntısı, yoğun halsizlik, sıcak basması, huzursuzluk nedeniyle yataktan kalkamadığım bir gün olunca yine doktor olan kuzenimi aradım. Ona doktorumun Mersin’de olması sebebiyle ancak 1 hafta sonra kontrole gidebileceğimi ama hali hazırda ne yapmam gerektiğini sordum. O da ilacın dozajını yarı yarıya düşürerek bir an evvel tekrar gidip test yaptırmam gerektiğini söyledi.

 

E6.jpg1 Hafta içinde Mersin’deki ilk gittiğim doktoruma tekrar gittiğimde yapılan yeni testlerde bütün troid değerleri normal seviyede çıktı. Doktorum buna pek inanmak istemedi çünkü o ömür boyu ilaç kullanmam gerekeceğini düşünüyordu. O yüzden 6 hafta sonra tekrar test yaptırmam gerektiğini belirtti. İkinci 6 hafta sonunda yine gittiğimde troid değerlerim yine normal seviyede çıktı.

Bu seanstan sonraki 1 sene içinde yeme-içmemde ve günlük rutinimde hiçbir değişiklik olmamasına ve hatta sporu bırakmış olmama rağmen 9 kilo kendiliğinden gitti. Öncesindeki dönemde vücudumda çok ödem vardı. O şişkinlikler de indi. Bu sene ise sağlıklı beslenmek adına bir profesyonelden destek almaya başladım. Yaklaşık 3 aydır her hafta olan çalışma programıma göre bana 3 ana ve 1-2 ara öğünden oluşan bir liste veriliyor. Bu liste sayesinde eskiden yediğimden daha fazla yemek yediğimi söyleyebilirim. Böylece troid bezimin az çalıştığı dönemden kalma vücutta extra stoklanmış yağlardan da bir 7 kilo kilo daha gitti ve ben 10 sene önceki kiloma tekrar dönmüş oldum. Metabolizma yaşım da 8 yaş aşağı indi.

 

Bu sene yeni beslenme şekline geçmeden önce yaptırdığım tüm testlerde ise troid değerlerim yine normal seviyede çıktığı için hala sağlıklı şekilde çalışıyor olması sebebiyle son yıllarda oluşan extra yağlanmalar kendiliğinden gitmeye başladı.

Şu anda 53 kiloyum ve artık bu sınırda kalmaya devam ediyorum. 2 Sene önce troid sorunumundan habersiz yaptığım spor, haftada 4-5 gün 50 dakika boyunca grupla yaptığım ağır idman üstüne 50 dk eğimli yürüyüş veya bisikletti. Beraberinde diyet uygulamama rağmen kilo 1 gram bile değişmediği gibi bacaklar Roberto Carlos olup belimi fıtık etmem yanıma kar kalmıştı. ( Neyse ki fıtık sorunundan da tesadüfen tanıştığım bir yöntemle kısa sürede kurtulmuştum. O ise ayrı bir hikaye konusu  )

E3Son 3 aydır yaptığım yoğun bir spor yok. Arada yürüyüş yapamazsam evde max. 10-15 dk’lık tabata tarzında bir spor yapıyorum. Ek olarak hergün aynı saatlerde yiyecek şekilde çok sağlıklı besleniyorum. Dışarda bir etkinlik olmadığı müddetçe bütün yemeklerimi kendim pişiriyorum. Hiç aç kalmadan ve arada canımın çektiği birşeyi listede olmasa bile az da olsa yiyerek programı bozduğum halde hala yağdan kilo vermeye devam ediyorum. Dolayısıyla kilo vermek için ilk yapılması gereken önce, sistemin düzenli çalışıp çalışmadığını kontrol etmek diyebilirim. Sistem sağlıklı çalıştığı zaman illa ki düzenli bir beslenme programı ile hiç zorluk çekmeden bütün kilolarınızdan kurtulabiliyorsunuz.

 

Ş11

NOTLAR:

1-Bu sağlık sorununu yaşadıktan sonraki dönemde psiko-biyoloji eğitimi aldığımda troid sorunlarının ardında çok fazla sayıda etmen olduğunu gördüm. Benim örneğimdeki soruna sebep olan konuyu bu sebeple belirtmedim çünkü bu sefer aynı hikayeye sahip olan herkes aynı sonucu alacağını düşünebilir. Bu altta yatan sebepler bazen topluca tek kişide bulunabilir, bazen sadece bir travma konuyu tetikler, bazen de genetik miras devrededir. Dolayısıyla her sorunda bu bu yüzdendir, şu şu yüzdendir, çalışmıyorsa sebebi budur gibi genelleme yapmamak gerekir.

2-Kısa süre içinde hızlıca kilo alma eğilimine girdiğinizde ilk gideceğiniz yer bir spor salonu değil de bir tıp doktoru olursa benim durumuma düşmemiş olursunuz. İlk önce bedeninizde herşeyin tıkıt tıkır çalışıp çalışmadığını, hormonlarınızda bir dengesizlik olup olmadığını kontrol ettirmelisiniz. Ondan sonra size uyan bir beslenme programı uygulayan profesyonellerden destek alabilirsiniz.

3-Bu vakada benim için tek seansın yeterli olmasının sebebi, benim hala ara ara kendi üzerimde çalışıyor olmamdır. Terapiye ihtiyaç duyduğumda başvurduğum, farklı alanlarda çalışan birçok terapistim var. Eğer hayatımda ilk defa terapi alsaydım, belki de tek seans yeterli olmayacak ve sebepleri araştırıp çalışmaya devam etmek gerekecekti.

4-Kısa sürede sayıya yönelik hedefi olan ağır kilolu kişilere bunun bir süreç gerektirdiğini baştan açıklarım. Nasıl ki 50 kiloyu 1 ayda almadıysanız, kendinize de biraz zaman vermeniz gerekir. O yüzden dış görüntü veya sayı odaklı kişileri genelde almamaya çalışırım. Fakat, şunu da belirtmeliyim ki, seanslarda hiçbir zaman kilo odaklı çalışmadığımız halde, sorunlarını hallettikçe kilolarından da özgürleşen çok danışana rastladım. Eğer kilolarınız tıbbi sorunlara dayanmıyorsa, siz ruhsal açıdan hafifledikçe bedeniniz de bu duruma tepkisiz kalmıyor.

Bir diğer önemli detay ki bunu psiko-biyoloji eğitiminde de duymuştum: siz o kilolarla savaştığınızda hep aktif stres fazında kaldığınız için sonunda kazanan kilolar oluyor. Ama kilolu halinizle bile barış içindeyseniz ve kendinizi her halinizle kabul edip seviyorsanız, kilolar artık onları takıntı haline getirmediğiniz zaman hizmetini tamamlayıp kendiliğinden size veda edebiliyorlar. Yeter ki siz onların neye hizmet ettiğini görüp kabul etmeye açık olun.

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

 

 

MİKS BİR VAKA ( 2. Bölüm )

Standard

İlk seanstan yaklaşık 70 gün sonra Eda Hn ile tekrar bir araya geldik. İkinci seansa başlamadan evvel ilk seanstan sonraki dönemde farkettiği gelişmeleri sorduğumda aşağıdaki geri-bildirimlerini aldım:

1-Kardeşimle iletişim daha iyi. Mesela artık benim fikirlerimi önemsiyor. Eskiden hiç önemsemezdi.

2- 15 Yaşından beri boyun ağrısı (ense ) çekiyordum. Eskiden bunun çalışmakla ilgili olduğunu sanıyordum. Eklenti seansından sonra tamamen geçti.

3-Öfkemde azalma var, daha sakinim. Sırt ağrılarım geçti.

4- Seansa kadar olan süreçte neredeyse 3 günde 1 başım ağrırdı ( son 6-7 aydır ) . Seanstan sonra hiç ağrımadı.  Bir de tansiyon sorunum vardı , ağır ilaçlar içiyordum. İlk seanstan sonra bu durum tamamen ortadan kalktı.  İlaçları bıraktım.

 

seans

 

Seansa yine kısa eklenti temizliği ile başladık. Bu bölüm uzun sürünce ve yoğun bedensel duyarlılık olunca bedenindeki duyarlılık üzerinden ilerledik.

Boğazımda yüzeyde tırtıklı birşey gibi ” diye tanımladığı bu duyarlılığı önce eklenti olarak tarif ettiyse de sonradan bunun ana karnı döneminde oluşan bir travma izi olduğunu keşfettik.

E4

O henüz annesinin karnında 3 aylık bir bebekken anne ve babası kavga ediyorlardı. Bu sırada babası annesinin boğazına sarılmış vaziyette küfrediyor “ …, benden mi yaptın bu çocuğu ? ” diye  bağırıyordu. Daha sonra ise annesini yatağa yatırarak diğer elindeki bıçağı boğazına dayıyordu. Bıçak yanlışlıkla küçük bir kesiğe yol açıyor ve annesinin boğazı kanıyordu. Bu esnada Eda Hn ( anne karnında ) babası tarafından istenmediğini hissettiği için ” Ölmek istiyorum ” diyordu. Böylece boğazına kordon dolanmasını sağlıyordu.

Olayın gerçekleştiği gün babası evden ayrılınca, annesi üstündeki gecelikle kendi annesinin evine sığınıyordu.

 

Bu arada, seans içindeki bir bölümde ruhunun bu aileyi seçmekteki proje amacına kısaca bakarken neden bu babayı seçtiği konusunda çok kısa bir geçmiş yaşam anısı hatırladı ve aradaki bağlantıları kurdu.

Daha sonra anne karnını keşfetmeye devam ettik.

 

 

E5Doğum Sahnesi: 9 Aylık süremi doldurmama rağmen doğmuyorum. Boğazımda kordon var, onu sıkmaya çalışıyorum. ” dedi. Bu esnada herkese, sisteme, hatta Tanrı’ya bile öfkeliyim diye ekledi.

Sezaryenle doğduğu için annesini ancak 5-6 saat sonra görebildiğini, annesinin güzel koktuğunu ama onu anneliğe henüz hazır olmayan acemi biri olarak algıladığını ekledi.

Babası ise o gün sarhoş olduğu için hastaneye ancak doğumdan 1 gün sonra geliyordu.

Doğduktan sonra 4,5 aylık bebek olduğu dönemde evde annesiyle yaşadığı başka tatsız bir anıyı daha keşfettikten sonra bu travmaların onun üzerindeki olumsuz etkilerini dönüştürmeye koyulduk. Bedendeki duyarlılıklar için BEDEN TERAPİ uyguladık.

Ana karnı ve 0-1 yaş dönemini keşfedip dönüştürmeye çalıştığımız bu seansı noktaladıktan sonra Eda Hn’a ilerde bir gün , farklı bir teknik kullandığım grup çalışmasına katılmasında fayda olduğunu söyledim. BAĞLAR ÇALIŞMASI ismini verdiğim bu grup çalışmasında, hem anne hem baba tarafında birden fazla evlilikler ve henüz görmediği kardeşleri olduğu için biraz farklı bir formatta o konulara bakmak istediğimi belirttim. Eda Hn istekli olsa da ilerleyen aylarda herhangi bir grup çalışmasına katılamadı.

 

g2

 

2. Seanstan sonra Eda Hn ile grup çalışması için birkaç kez haberleştiysek de elinde olmayan nedenlerle bu çalışmalara katılamadı. O dönemde, eski nişanlısından devraldığı borçlar sebebiyle icralarla uğraştığını ve evlerinde başka sorunlar da olduğunu çok sonradan öğrenebildim.

Yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra, bu sene kış aylarında hiç beklemediğim bir anda Eda Hn’dan oldukça karamsar bir email aldım. Görüşmediğimiz dönemde olanları kısaca özetlemişti ve bulunduğu şehirde babasının kötü bir imajı olduğu için bunun iş bulabilmesine engel olduğundan, çıkış yolu bulamadığından bahsediyordu.

Ayrıca , babasının birtakım borçlarından dolayı da tehdit edildiğini ve aynı evde yaşadıkları için kendini güvende hissetmediğinden de bahsediyordu.

 

( Devam edecek…. )

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

BİR KADINA ŞİDDET HİKAYESİ

Standard

8

 

Bu vakayı ilk defa facebook sayfasında yazacağımı duyurduğumda kullandığım cümle şuydu: ” Bugün neredeyse 1 sene önce çalıştığım bir danışan aradı ve bu süre içinde olanları anlattı. Çok şaşırdım. Vaka olarak yazılacak. ”

Normalde bırakın 9 ay önce yaptığım bir seansın içeriğini hatırlamayı, ben geçen hafta yaptığım bir seansın içeriğini bile hatırlayamazken, bu danışanın konusunu hemen hatırlamıştım. Çünkü hem konusu ve yaşadığı şiddet beni etkilemişti, hem de boy boy çocuğu olduğu için bir daha gelememesi aklımda yer etmişti ve açıkçası umutsuz olduğum bir konuydu. Okuduğunuz zaman neden şaşırdığımı anlayacaksınız..

6Bundan 8,5-9 ay önce bir yaz günüydü…. Seans yaptığım şehirlerden birine biraz uzak bir ilçeden gelen danışanım seansa gelebilmek için yaşları 8’in altında olan 3  çocuğunu birilerine emanet ederek gelmişti. İsmine Hatice diyeceğim bu danışanım üniversite mezunu, türbanlı bir ev hanımıydı ve yaşı daha 30 bile değildi.

Doldurduğu formda konu bölümüne ” Eşimle olan problemler” yazmıştı. Ön görüşmeye geçtiğimizde eşinin sürekli dışarıda arkadaşlarıyla gezip tozmasından ve kendisini aldatmasından bahsetmeye başladı. Ayrıca eşi tarafından hem sözlü , hem de fiziksel şiddete maruz kalıyordu. Eşine karşılık verdiği zaman kendisini tehdit ettiğini “ Ben seni öldürmezsem rahat etmeyeceğim. Sen çok geçimsizsin. ” dediğini ekledi. Eğer suyuna giderse ve karışmazsa işler biraz daha iyi gidiyordu.

En son kavgaları bana gelmeden 2 gün önce gerçekleşmişti. Hatice Hn ikindi saatinden itibaren eşini cep telefonundan aramış ama bir türlü ulaşamamıştı. Gece geç saatte eve gelen eşine ” İkindinden beri arıyorum, eve neden gelmiyorsun ” diye sorunca  ise ” Bana karışamazsın. Sana hesap vermek zorunda değilim ” şeklinde bir karşılık almıştı.

Kavga ettikleri o gün eşinin boğazını sıkıtığını, sesleri duyan komşuların polis çağırdıklarını ama ağlamaktan polislerle konuşamadığını ve eşinden şikayetçi olmadığını belirtti.

 

Aileler tanıştığı için kocasını küçüklükten beri tanıyordu. Evliliğinin başından beri hep mutsuz olmasına rağmen belki de ona bağımlı olduğunu düşünüyor ve çocukları sebebiyle başka bir alternatif düşünemiyordu.

Uyuşturucu madde  kullanan eşinin birkaç kere kendisine de içirdiğini, bu maddeyi aldığında bir kez başı dönüp bayıldığını söylüyordu. Eşi bu maddeyi aldığında sürekli cinsellikten bahsetmek istiyor, kendisinin ise tam tersi olarak daha çok Tanrı’yı düşündüğünü ve ” Şu an kötü birşey yapıyorum, beni affet ” diye dualar ettiğini ekliyordu.

 

7En çok da eşinin aynı apartmandaki 2 komşuyla da birlikte olduğunu duyduğunda çok üzülmüştü. Bunun üzerine eşinin uyuşturucu kullandığını kayınbiraderi ile paylaştiğinda ise yine tehdit edilerek ” Beğenmiyorsan defolup gidersin ” şeklinde bir karşılık aldığını söyledi.

Köken aile hikayesine baktığımda ise şu detayları not etmiştim:

-Anne ve baba o daha ilkokula başlamadan boşanmışlar

-Babası iş için başka bir şehirde yaşarken annesinin üstüne başka bir kadın getirmiş..Annesi o sırada Hatice Hn’a hamileymiş..Annesi bebeği düşürmeye çalışmış ama başarılı olamamış

-Anne ve baba boşandıktan sonra 19 yaşına kadar olan süre boyunca babasını sadece 1 kez görebilmiş

-Baba başka bir şehirde kendine bir hayat kurmuş. Orada 2. eşinden de boşandığını duymuşlar.

-Anne 2. evliliğini yapmış ve üvey babasının maddi durumu iyiymiş.

-Annenin 2. evlilikten 2 çocuğu daha olmuş ve Hatice Hn onları da kardeş olarak görüp gayet yakın ilişkiler kurmuş

-Aynı anne-babadan bir abisi daha varmış. Abisi de Hatice Hn’ın eşine yakın bir profil çizdiği için abisinin karısı da Hatice Hn gibi çok mutsuzmuş.

 

Seansa başladığımızda  ilk gittiği sahne 5 yaşındayken yaşadığı travmatik bir andı. O yüzden ana karnı içeren bir şimdiki hayat regresyon seansı şeklinde ilerledi. Açıkçası, Hatice Hn’ın bu şartlarda yaşarken , yakın bir zamanda tekrar seansa gelebileceğinden şüpheliydim..o yüzden sürem elverdiğince küçüklükte yaşadığı travmaların üzerinden geçmek istedim.

Ana karnını keşfettiğimizde:

-Annesi Hatice Hn’a 3 aylık hamileyken babasını terkedip başka bir şehirdeki ailesinin yanına gitmişti. Aldatıldığı için eşini terketmişti ama gittiği yerde de çok kısıtlandığı için mutsuzdu.

10-Annenin Hatice Hn’a 8 aylık hamile olduğu başka bir sahnede, anne ile baba tekrar bir aradalardı ama bu sefer babası annesini kapının önüne koyuyordu. Burada kalbinin sıkıştığını ve ikisine de çok kızgın olduğunu çünkü ikisinin de aslında birbirlerini aldattıklarını söylüyordu. ” Doğmak istemiyorum ” diyordu , ” Doğmak istemiyorum. “…

-Doğum anını keşfettiğimizde yine annesinin kendi ailesinin bulunduğu şehirdelerdi. Doğduğunda herkese ve herşeye öfkeli olduğunu, o gün herkesin kendisine acıyarak bakmasından çok rahatsız olduğunu söylüyordu.

 

 

11-Baba ile ilk karşılaşma anını keşfettiğimizde Hatice Hn artık 4-5 yaşlarına gelmişti. Başka bir şehirde yaşayan baba polislerle eve geliyor ve kızını alıp götürmek istiyordu. Hatice Hn ise babaya karşı öfkeli olduğundan üst kata kaçıyordu. O sahnedeki duygularını tarif ederken ” Babamı bıçaklamak, ona zarar vermek istiyorum..Bizi bıraktığı için öfkeliyim ” diyordu. Sonunda polis zoruyla da olsa babası hem abisini hem kendisini evden alarak çıkıyor, çocuklarını önce yemeğe sonra da parka götürüyordu.Salıncakta sallanırken tüm duyguları birbirine karışmıştı Hatice Hn’ın..Salıncakta sallandığı için mutluydu ama geçmişten dolayı babasına hala öfkeliydi.

-6 yaşındaki bir sahnede üvey babası tarafından uygulanan küçük bir fiziksel şiddet ve cezalandırma sahnesi vardı. Burada asıl öfke üvey babaya değil, evde olmasına rağmen olaya hiç tepki vermeyen annesineydi.

 

Hatice Hn, trans geçiş konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadığı ve iyi işbirliği yaptığı için bu sahneleri hızlı hızlı keşfedince birkaç taciz ve dayak sahnesine de yer vermiştim. Onlara ayrıca beden terapi içeren bir çalışma yaptım.

 

3

Hatice Hn’ın bana söylediği başka bir konusu daha vardı. Din konusunda yoğun takıntıları vardı ve sürekli vesvese halindeydi. Ayrıca cinsel konularla ilgili de çocukluğundan itibaren süregelen bir tiksinme sözkonusuydu. Bununla bağlantılı olduğunu hissettiğim çocukluk anılarından birinde daha 5-6 yaşlarındayken annesi ile üvey babasının kapısı açık olan odasından içeri girdiğinde yerde yarı çıplak olduklarını görüyor ve tiksiniyordu. O anda annesini de “kötü kadın ” gibi algıladığını anlatmıştı. Biraz daha büyüdükten sonra başka bir dönemde de annesinin mahalleden tanıdıkları bir adamla fazla haşır neşir olduğundan rahatsızlık duyuyor ve annesinin üvey babasını aldattığını düşünerek annesine müthiş bir öfke duyuyordu.

Böyle bir aldatma sahnesini bire-bir görmese de annesinin o adamla görüştüğünden neredeyse emindi. O andan itibaren öyle nefretle doluydu ki artık oralardan kaçıp gitmek istiyordu. Sonrasında da zaten öfkesinden dolayı hastalandığını ( hastalığı öfkesinin yarattığını seans içinde farketti ) ve bir süre evde yatmak zorunda kaldığını ekledi.

15Tüm bu sahneleri dönüştürmeye başladığımızda siz de tahmin edersiniz ki bolca öfkenin açığa çıktığı bir seans oldu. Beden terapiyi yoğun olarak kullandık. Anne ve baba ile çalıştığım bölümlerde öfke enerjisi gidince babasını bile çok kolay affedip hatta sarılmak istemesi beni şaşırttı.

Annesine empati göstermeye başladığı bir sahnede sol omzuna ağrı girdi.

Dönüştürmeye başladığımız andan itibaren ilk etapta cinsellikten iğrenme, tiksinme şeklinde anlattığı bölümlerde artık böyle hissetmediğini belirtti.

Notlarıma bakarken eşiyle ilgili bölümde eşinin ona ” Herşey güzel olacak ” diye bir msj verdiğini yazmışım. Ne yalan söyleyeyim, bu vakayı yazarken seans notlarımda görünce yine şaşırdım.

Rehberi ile bir araya geldiği anda ise rehberi  ” Çok mutlu olacaksın.Üzülme… ” demişti.

Kendime aldığım özel notta ise ” 7 yaşında olanlara ve abi ile ilişkisine bak ” demişim. Ama bir daha çalışmadığımız için o not seans notlarımda öylece kalmış.

 

12

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Hatice Hn aktif olarak email kullanamıyordu. Çocuklar tüm vaktini alıyordu. O yüzden kendisiyle seanstan sonraki günlerde 2 kere konuştuktan sonra bir daha hiç konuşamadık. O ilk haftaki görüşmede öğrendiğim kadarıyla çocuklarını da alıp bir süreliğine evden uzaklaşmıştı. Gittiği yerde telefonu bile iyi çekmediği için bir daha hiç haberleşemedik.

Bundan yaklaşık 8,5 ay sonra sanırım hala benim facebook sayfamı takip ediyormuş ki orada geri-bildirim konusunda verdiğim örnekleri görünce telefon açıp kendi yaşadıklarını anlatmak istemiş.

 

8,5 Ay İçinde Olanlar:

Annemle aram düzeldi. Eşim neredeyse muhteşem biri haline geldi. Üstelik yıllardır istiyordum ama almıyordu. Bana bir araba bile aldı.Bütün kötü alışkanlıkları bitti. Hayatım düzene girdi. Teşekkürler..  ”

Ben: ” Nasıl yani, gerçekten mi Hatice Hn…  ” şeklinde ilk bocalamadan sonra bunların ne zaman olduğunu yani yaklaşık tarihleri sordum ve yazmasını istedim.

Cevabı: ” Seanstan 2 ay sonra annemle aram düzeldi. Seanstan 6-7 ay sonra yani yıl sonunda eşim de değişti.Bütün kötü alışkanlıklarını bırakma kararı aldı. Hatta yılbaşından bu yana namaza da başladı.

Benimle uzun vadeli çalışan danışanlarım bilirler, işim sözkonusu olduğunda yani seans anında biraz mesafeli ve ciddi olurum. Hatta bugüne kadar fazlasıyla otoriter davranmak zorunda kaldığım kişiler de olmuştur. Ama bu geri-bildirimleri alırken şaşkınlıkla gülmek arasında gittim geldim. Hatice Hn bana getirmek istediği başka birilerinden bahsetmeye başladı ve böylece aramızda farklı bir diyalog gelişmeye başladı. O ana kadar kendimi tutmaya çalıştım amaaaa…  En sonunda Hatice Hn, bana ” Eşim bu tarz şeylere inanmıyor ve size geldiğimi bilmiyor ama kendisi gelmeden onun için mesela işleri için birşeyler yapabilir miyiz sizle? ” dediğinde artık o noktada koptum ve gülmeye başladım. ” Bakın Hatice hn, ben hoca ya da büyücü değilim…. bunları ben yapmadım. Bakın adımı PANTOLONLU EYLÜL HOCA’ya falan çıkarmayın lütfen . Amannn haa :)) ” dedim.

Telefonu kapatmadan evvel bu vakayı yazmak için ön onayını da aldım ve kendisinin izniyle de ufak tefek sansürler uygulayarak paylaşıyorum.

 

 

8

NOTLAR:

1-Bu vakayı farklı bir örnek olduğu için ve regresyon terapisinin dinle hiçbir ilgisinin olmadığını, her düşünceden danışanın bu çalışmaya geldiğini göstermek için paylaştım. Bugüne kadar bu terapiye yurtdışında yaşayan ateist görüşe sahip kişiler de geldi, Karadeniz’in bir kasabasında yaşayan türbanlı ev hanımı da geldi.

Beden ölünce herşeyin sona ereceğini düşünen insanlara bile ilk defa geldiklerinde mutlaka bu işin mantığını çizerek anlatırım. Eğer kişi illa ki herşeyin bu yaşamdaki bedeni öldüğünde sonlanacağı görüşündeyse, o kişiyle sadece şimdiki hayat ve ana karnı regresyonu çalışırım.

Kişinin neye inandığı beni ilgilendirmez ama kişinin iyileşmeye olan inancı ve isteği beni çok ilgilendirir çünkü motivasyon ve teslimiyet gerçekten de şifalanmada fark yaratıyor.

2-Yukarıdaki vakada beden terapi, travma ve içsel çocuk içeren bölümler vardı. Bugün yaşadığımız travmaların bazıları geçmişte yaşanan travmaların tekrar edilerek yaşanmasından oluşur.BİR EBEVEYNİNİZDEN NE KADAR ÇOK NEFRET EDERSENİZ, ONUN ÖZELLİKLERİNİ KENDİNİZE O KADAR ÇOK ÇEKERSİNİZ. NEFRETİNİZ SİZİ O EBEVEYNİNİZE DAHA ÇOK BAĞLAR. ZAMANLA O NEFRET ETTİĞİNİZ EBEVEYNE BENZEDİĞİNİZİ FARKETTİĞİNİZ ZAMAN DURUN VE ŞÖYLE BİRKAÇ ADIM GERİYE GİDİP ONLARIN YAŞADIĞI ZAMANA VE KOŞULLARINA BAKIN. SONRA DA EĞER YAPABİLİRSENİZ, SADECE BU DÜNYAYA GELMENİZE VESİLE OLDUKLARI İÇİN BİLE OLSA ONLARA İÇTEN BİR TEŞEKKÜR EDİN.

3-” Pantolonlu Eylül Hoca ” espirisine gelince; eğer bu blogu uzun zamandır takip ediyorsanız, şifayı verenin ben olmadığımı her zaman yazıyorum ve söylüyorum. Burada Hatice Hn’ın inancının ve niyetinin gücü (dualarının payı ) yadsınamaz. Ve en önemlisi ise evinden ayrılıp gittiği zaman bile gösterdiği sabır ve teslimiyet duygusu azımsanamaz.

Diyeceğim odur ki; hayatta gerçekleşme ihtimaline inanmadığınız birşeyden faydalanamazsınız. Dolayısıyla Hatice Hn kendi inancı ve iradesiyle bu sonuca ulaştı. Ben ise sadece aracı oldum..ve herzaman yaptığım gibi sadece seansı yönettim.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

….