BİR ŞİFALANMA YOLCULUĞU-7

Standard

ŞY1

SEKİZİNCİ SEANS:

Konu: Dişilik üzerine çalışmaya niyet etmiştik ama seans öncesindeki ön-görüşmede eklentiden şüphelendiğim için önce eklenti durumuna bakılmalı şeklinde not almışım.

1.Eklenti: Yalnızlık duygusuyla çektiği ve 2010’dan beri taşıdığı bir enerjiydi. Sağ kolunda kütle gibi bir ağırlık yaratıyordu ve bu durumu özellikle son 1 haftadır hissettiğini söylüyordu.

Bu eklentisinin üzerindeki olumsuz etkileri oldukça fazlaydı:

-kendisini çaresiz hissettiği her durumda içe kapanmasına ve insanlarla ilişkilerini koparmasına

-kendisini kadın gibi hissetmemesine; dış görünümüne gerekli özeni göstermemesine, bakımlı olmak-temiz olmak gibi şeyleri 6 yıldır ihmal etmesine

-aşırı derecede yemeğe düşkün olmasına, her mutsuz olduğunda yemeğe ve özellikle tatlılara saldırmasına

-hayatında çok fazla gel-git yaratmasına, olayların hep negatif taraflarını görmesine yol açmıştı.

Bu eklentisini biraz zor gönderdik çünkü acıdan ve çaresizlikten beslenmenin hoşuna gittiğini belirtti.

2.Eklenti: Eski erkek arkadaşı ile bağlantılı bir çeşit lanet enerjisiydi. 2014 yılından beri taşıyordu. Burada bir ilişkiyi tamamlama çalışması yapmak durumunda kaldık.

3.Eklenti: 1 Yaşındayken köydeki evlerinin önünde çektiği bir enerjiydi. Bugüne kadar birçok seansta bu eklentisini gizlemiş olması ilginçti. Yüzünde bazı seanslarda zaman zaman farkettiğim dalga geçer gibi bir gülümseme ifadesinin sebebiydi. Hatta bir seansta kendisine açıkça : ” Eğer seni tanımıyor olsaydım ve bu ifadeyle ilk defa seansa gelmiş olsaydın muhtemelen bir daha randevu vermezdim ” .  demiştim.

O anda farketti ki karşısındaki insanı üst seviyeden biri olarak nitelendirdiği her durumda yüzünde bu sahte, dalga geçer gibi ifade oluyordu ve rahatsız olsa da buna engel olamıyordu. Bu eklentisi de hep tatminsiz, huzursuz ve sevgiye aç olmasına katkı sağlamıştı.

4.Eklenti: Sırtında bir geçmiş yaşam izi olarak algıladığı için kısaca bir keşif yaptık. Zengin bir ailenin kambur kızıydı. 45 Yaşına kadar içe dönük bir hayat yaşamasına ve yalnız ölmesine sebep olmuştu. Ölürken kamburu sebebiyle Tanrı’ya duyduğu yoğun öfkeyi farketti. Bunun üzerine neden böyle bir hayat yaşadığına da kısaca baktık ve dönüştürdük.

Tam seansı noktalamak üzereyken yeni bir eklenti algıladı.

5.Eklenti: Kuzeni tarafından 2008’de gönderilen bir lanet enerjisiydi. Sol gözünün diğerinden farklı olmasına, daha küçük görünmesine sebep olmuştu. Ayrıca hiçkimseye güven duyamamasına sebep olmuştu.

Bu son eklentiden sonra seansı noktaladık.

 

g2

1.Gün

” Merhaba eylül hanım,

Seans sonrası ilk günüm rahat geçti.herhangi bir fiziksel yorgunluk hissetmedim.sadece yoğun şekilde baş dönmem vardı 2 gün boyunca.enerjimde ciddi bir Artış var...”
8.Gün

Merhaba eylül hanım nasılsınız

İlk defa size mail atarken bu kadar isteksizim konu yerine isim isim yerine konu falan yazmalar bir sürü aksilik oldu
1. Hafta boyunca el ve ayak eklemlerimde ciddi ağrılarım oldu fakat hepsi geçti
2 .bu hafta boyunca dışarı çıktığımda herzaman gittiğim yerleri sanki ilk defa görüyormuşum gibi farklı bir hisle izledim sanki gözümde bir perde varmış ve kalkmış gibi
3.sol gözümde beddua enerjisinden kaynaklanan küçülme düzeldi artık eşit gözlere sahibim çok mutluyum.ayrıca kuzenim ve onunla yaşadığımız problemle ilgili de bende bir esneme oldu hala görüşmüyoruz fakat bu durum beni eskisi kadar üzmüyor
4.hafta boyunca dönem dönem eskisi gibi gülme eğilimlerim olsa da oldukça azaldı bunu farkedebiliyorum.sanırım gönderdiğimiz eklentiden sonra insanların bana yaklaşımları da değişti.daha sıcak ve samimiler .tanımadığım telefonda konuştuğum müşteri ilişkileri danışmanıyla çok ilginç bir diyalog yaşadım .ayrıntı vermicem çok uzun olur.beni hiç tanımayan sadece sesimi bilen bir İnsan olarak bana konuşma süresince sürekli fiziksel ve ruhsal vs özelliklerimle ilgili iltifatlarda bulundu.bende normalde böyle durumlarda karşımdakine her zaman haddini bildirip mesafeyi korurdum.hiç kızmadım şaka gibi olayı pek anlatamadım ama siz beni anladınız
5.dün arkadaşlarımla ayda bir toplanıp yaptığımız …. çalışmamız vardı dün ilk defa kendimi o ortama topluluğa ait hissettim.karakterlerin içine tam olarak girebildim.bu Harika birşey benim için
6. gelelim kilo ve alışveriş konusuna,eskisine göre çok daha fazla yemeye başladım.tıkınırcasına yemiyorum fakat yemek yemekten aşırı haz alıyorum kendimi durduramıyorum.alışveriş bu hafta boyunca gereksiz harcamalar yaptım hatta şu anda bu maili de yapılan bir alışveriş seansının ardından yazıyorum.sanırım bu problem sabotajcı yanımla alakalı değil
Bütün iyileşmelerde önce konunun bir dip yaptığını, bu yüzden tamir fazı dönemindeki iştah artışına takılmayıp birkaç hafta daha takip etmesini tavsiye ettim.
1.Ay

merhaba eylül hanım nasılsınız seansın üzerinden 1 ay geçti .size sürecimle ilgili bilgi vermek istedim.

1. bu seans sonrası benim için en sevindirici gelişme insanların bana karşı olan bakış açılarının değişmesi oldu. gönderdiğimiz eklenti ile beraber resmen yüzümden bir maske kalkmış gibi.insanlar artık benim daha sıcak ve daha olumlu biri olduğumu düşünüyor .bende bu şekilde hissediyorum daha sakin ve pozitif bir insan oldum. eklenti kaynaklı o itici görüntü ve davranışlarım gidince ki ben bunun farkında bile değildim,insanların bana olan yaklaşım ve konuşmaları çok değişti.

2. bir diğer güzel gelişme ise sol gözümde beddua enerjisinden kaynaklanan küçülmenin düzelmiş olması.bu düzelme  bütün yüz konturüme yansıdı.eskiden gülerken genelde dudağımın sol kısmı kapalı sağ tarafı aralık olurdu örn yarım ağız gülme şekli gibi.bu durum tamamen düzeldi en güzeli de gözlerimin ikisi de eşit büyüklükte kısmı felçli görüntüm düzeldiği için çok mutluyum.

3. bağlar çalışmasına bağladığım bir durum gelişti. tabi bu sizin bakış açınızla bir gelişme sayılırmı bilmiyorum ama.babam vergi borcu sebebiyle bankadan kredi kullanamıyordu.hesaplara el konulur çünkü bu durumda paranız olsa da kullanamazsınız.borçlarınızı düzenli ödesenizde hiçbir banka size kredi vermez.geçen konuştuğumda bankadan kredi alabileceğini ve işini geliştirebileceğini söyledi.

olumsuz devam eden durumlar

1-yemek yeme durumunda herhangi bir düzelme olmadı.kilo almaya devam ediyorum.seansın üzerine 3 kg almış durumdayım.tıkınırcasına yemiyorum ama yediğim yemekten keyif aldığım söylenemez.

2-alışveriş problemi.

kilo ve alışveriş bunlar benim hayatımı sabote eden 2 önemli başlık ve bunları çözmeden başka hiçbirşeye odaklanamıyorum.* partner evlilik dişil enerji artık bu konulara bakmam lazım birazda ama olmuyor bi türlü ……………..    ”

 

3 Ay Sonra:

  merhaba eylül hanım nasılsınız uzun zaman oldu.öncelikle güzel gelişmelerden bahsedelim .sizinle ağustos ayı içerisinde çalıştığımız 61 kiloda sabit kalma sorunu ile ilgili seanstan sonra bir gelişme olmamıştı. akabinde ekim ayı içerisinde yaptığımız seansta ortaya çıkan sabotajcı kimlik çalışmamızın üzerinden 5 hafta geçtikten sonra bir anda karar vererek diyetisyene gittim. biliyorsunuz daha önce de böyle bir sürecim olmuştu fakat hüsranla sonuçlandı.15 kasımda başladığım bu sürecimde bugün itibariyle 5.5 haftada 5 kilo verdim. başlangıç kilom 65.100 gram idi. 61 kilo civarında 1.5 hafta boyunca bir duraksama oldu ama ben herşeye rağmen düzeni bozmayınca o direnci kırdım.. bu sürecin diğerinden farkı nedir derseniz şöyle özetleyeyim`;

-öncelikle tıkınırcasına yeme krizlerimin hiçbirini yaşamadım ki bu durum biz sizinle çalışmaya başladığımızdan itibaren ara ara tekrarlayan bir durumdu tamamen düzeldi hissediyorum

-sürekli canımın tatlı istemesi ve karbonhidrat krizlerine girmem tamamen düzeldi artık kendi irademi kullanarak besin grupları arasında dengeleme ve seçim yapabiliyorum.yani masada bir sürü tatlı pasta çikolata vs seçenekler olsa da ben çoğunlukla ya bunları tüketmiyorum yada çok az bir miktar alıp kendimi durdurabiliyorum. bunu yapmak için kendi irademle savaşmıyorum spontane bir biçimde oluyor

-evde düzenli olarak yemek yapmaya başladım ve bundan gerçekten keyif alıyorum.bazen ne kadar vaktim olmasa da asla dışarı da kalorili ve sağlıksız besinler tüketmiyorum ve eve gelip kendi yemeğimi yiyorum.bu konu neden önemli benim en büyük harcama kaynaklarımdan bir tanesi de sürekli abur cubur ve dışarda yemek yeme durumuydu

-bu öyle bir duygu ki aslında benim normalim buymuş  kilo ile ilgili takıntımdan kurtulduktan sonra kilo vermeye başladım ve bu sürecim beni o kadar mutlu ediyor ki

-bir diğer gelişmede önceden olsa hayatımda bir olumsuzluk olduğunda iyi giden herşeyi  boşverip tabiri caizse kendimi salıverir herşeyden vazgeçerdim ama bu süreçte hiçte öyle olmadı .aksine gerek işte gerek kendi hayatımda zorlandığım süreçlerden geçtim.ama kendime şöyle dedim  hayatında iyi giden şeyler var ve bir kaç olumsuzluk yüzünden bunları feda etmemelisin artık bunu ayrımını çok net yapabiliyorum.eskiden olsa diyeti boz kendini yemeğe ver bunlara artık hayatımda yer yok

-birde arkadaşlarım ekim ayında ki seanstan bu yana sürekli çok sevimli çok iyi olduğumu tabiri caizse yüzüme nur indiğini huyumun değiştiğini söylüyorlar .eh tabi seansta  ortaya çıkan itici ve sabotajcı kimlikten sonra bunun olması gayet normal

-bağlar çalışmasından dolayı babamın parasal durumlarında iyi gelişmeler oldu.elindeki parayı tutamayan adam hatırı sayılır bir miktarda para biriktirdi şaşkınlık içerisindeyim darısı başıma diyorum. bolluk bereket yağıyor resmen işyerine

bu kadar iyi gelişmenin yanında soğan kabuğu misali ortaya çıkan yeni durumlarda mevcut.           …………   …………………….

…              ………………………………………

….                …………………………

konuyu toparlamak gerekirse sizinde dediğiniz gibi sonuca değil sürece odaklı gitmek lazım.sizinle uzun zamandır çalışıyoruz ve ben ilk başladığım noktadan o kadar uzaktayım ki her geçen gün daha iyi ve güzele giden bir hayatım oldu.hep kötüye odaklı değil iyi şeyleri görerek yaşamak lazım o zaman kötü giden durumları düzeltmek içinde inancımız ve enerjimiz oluyor.her zaman başaramıyorum bu dediğimi ama ne olursa olsun içimizde korumamız gereken en kıymetli şey bir gün herşeyin iyi olacağına dair umudumuzu yitirmemek ve bir köşede oturup ağlanıp sızlamak yerine hayatımızla ilgili sorumluluk alıp harekete geçmek  “

 

v9

 

NOTLAR:

1-*Berna Hn artık doyumlu bir ilişki yaşamak istediğini söylüyordu ve bu doğrultuda çalışmaya başlamaya niyet ettiğimizde birçok eklentisi çıktığı için odağımızı değiştirmek zorunda kalmıştık. Artık bir sonraki seansta bu konulara bakalım diye ertelediğimizde ise bu sefer daha önceden iyileşme gördüğümüz konuların tekrar hortlaması dikkatimi çekmişti. Hem kendi içinde bu durumları düşünüp tartması için, hem de hortlayan bazı sorunların kendisini demotive etmesiyle bu sefer biraz uzun ara verdik. Ben ise bu direncin sebebini merak etmekteydim ama danışan yüzleşmeye kesin kararlı ve istekli olmadığı müddetçe danışman olarak elimizden birşey gelmediği için onun ruhunun hızına saygı duyarak bekledim.

2-Bir sonraki seansımızı ise 5 ay sonra gerçekleştirdik. ( Arada Bağlar Çalışması’na da katıldığı için bazen danışanlara uzun ara vermemiz gerektiğini benim tavsiye ettiğim durumlar da olur ). 9. Seansın özetini ise bir sonraki bölümde bulacaksınız.

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

BİR ŞİFALANMA YOLCULUĞU-6

Standard

a1

YEDİNCİ SEANS

Konu: Beden ağırlığı 60 kiloya inince bedenin direnç göstermesi ve yeme dürtüsünün tetiklenmesi

Altıncı seanstan yaklaşık 3,5 ay sonra Berna Hn ile tekrar bir araya geldiğimizde bu hayatında 5 yaşındayken eklenti çektiği bir sahneden yola çıkarak bir geçmiş hayat çalıştık.

Bu geçmiş hayatında doğumda annesini kaybeden bir erkek çocuğuydu. Kimsenin kendisini umursamadığı düşüncesiyle bebekliği boyunca sürekli ağlıyordu ve özel bakıcısı olmasına rağmen aç kalıp ölmekten korkuyordu.

Tipik bağımlı karakter olduğu bu hayatta 20’li yaşlardayken kız arkadaşı tarafından terk edilince kendini aç bırakarak cezalandırıyordu. Sigara ve içki parasını kazanmak için gündelik işler yapıyor ve hayatını hastalıklı, çelimsiz biri olarak barakalarda geçiriyordu.

Boşa yaşanmış, ziyan edilmiş bir hayat olarak tanımladığı bu hayatı 40-45 yaşlarında bir parkta alkol komasına girdiğinde sonlanıyordu. 1.80’e yakın boyuna rağmen öldüğünde 48-49 kg civarında olduğu için neredeyse kaburgalarının sayıldığını ve aşırı zayıflamış olduğunu ekliyordu.

Ruhsal boyutta aldığımız bilgilerden en önemlisi; 20 yaşında kız arkadaşı tarafından terk edildikten sonraki dönem içerisinde kendisi de ” babam bir gün beni terk ederse acı çekmeyeyim ” düşüncesiyle babasını terk ettiğiydi. Ayrıca kendisini terk ettiği zaman depresyona girdiği kız arkadaşını görünce şaşırarak” Çok güzel bir kız değil aslında. Onu sevmiyorum bile..sadece şefkatli olması hoşuma gitmiş  ” diyerek kız arkadaşını annesinin yerine koyduğunu farkettiğini söyledi.

Bu geçmiş hayatın olumsuz etkilerini dönüştürdükten sonra başka eklenti olup olmadığına baktığımızda akrabalarından biri tarafından bu hayattaki annesine gönderilmiş bir lanet ( beddua ) enerjisini keşfettik. Bu enerji aslında annesine gönderilmişti ama anne kanalıyla kendisine de geçmişti. Bu eklentiyi de temizledikten sonra seansımızı sonlandırdık.

 

a2

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan 1 gün sonra aldığım email: 

Merhaba eylül hanım
Dün seanstan hemen sonra ciddi bir enerji artışı oldu.dün gece rahat ve deliksiz hiç uyanmadan uyudum.gece birçok rüya gördüm ama hatırlamıyorum.sabah geç uyandım bugün kendimi biraz yorgun hissediyorum vücudum da kol ve bacaklarımda ağrılar var.genel olarak iyi ve enerjik hissediyorum
Sevgiler

7 Gün sonra aldığım email: 

” Merhaba eylül hanım nasılsınız
İlk 2 gün tatlı yediğim zaman aşırı derecede mide bulantım oldu .daha sonra ki günlerde bu durum düzeldi .yemek yeme durumumda herhangi bir azalma yada artış yok .tamir fazı süresince uykularımda hep huzursuzdum.hatta bazı geceler huzursuzluktan uykuya dalmakta sorun yaşadım.genel olarak rahat bir tamir fazı dönemi yaşadım. Moral ve enerjik olarak modum gayet iyi durumda.
Seansta ortaya çıkan geçmiş hayat ve bu esnada keşfettiğimiz duygu ve düşünce durumları bu hayatımla birebir aynı şeyler: kıskançlık sürekli ilgi bekleme sevmediğim insanlara sırf yalnız kalmamak ve şevkat duyguları yüzünden bağımlı olma ve ayrılınca da bütün hayatımı kendi ellerimle mahfetmek,insanları kendimden uzaklaştırma ve bu sebeple kendimi dışlanmış hissetmek ,ilişkileri çocuk bilinçle yaşamak,babaya karşı duyulan yoğun suçluluk hissi Sevgiyi almakta direnç
Çocukluk dönemimde de çok huysuz bir çocukmuşum hep ağlarmışım annem ne Zaman bana biberonla süt verse hep susuyormuşum daha o yaşlarda yemek ilgi kodlamasını yapmış olabilirim
Dip not: bu bilgi sizden saklanmadı sadece teyzemlerin yazlığını gittiğimiz için tetiklenen anılar oldu. Teyzemin eşi tarafından elle taciz edildiğimi hatırladım bir kaç kez ve taciz ettiği bölge vajina bölgesi yaş olarak 6-7 yaşlarındaydım.
Bu hayatta da baktığım zaman bana dokunulmasından hoşlanmam arkadaş ilişkilerimde de ikili ilişkilerde de birde ……………………….. yapılması midemi bulandırıyor bununla bağlantılı olabileceğini düşünüyorum.
Kilo ile ilgili sürecimi takip edeceğim
Sevgiler

 

Ş11

NOTLAR:

1- Berna Hn sağlık sektöründen olduğu için eklentilerin bol miktarda bulunduğu bir yerde çalışıyor. Yukarıdaki seansın üzerinden 1 ay geçmeden bu tarzda birşeyden şüphe ettiğimiz için tekrar randevulaştık. Eklentiler tek başına bile kilo sebebi olabildiği için Berna Hn’la çok yönlü bir çalışma yapıyoruz.

2-Üstteki geçmiş hayatta ölüm sebebi alkol gibi görünse de aslında kendisini aç bırakarak ölüme terk ediyordu. ( gizli intihar ). Bu sebeple bu hayatında 60 kg’un altına indiği zaman bedeni alarm veriyor ve yemeye başlıyordu.

3-Bu seanstan sonra kilo durumunu takip etmeye devam edeceğiz. Şimdilik kilonun seyri daha durağan bir hale geldi diyebiliriz ama asıl almak istediğimiz sonuç, üniversite yıllarından bu yana asla ulaşamadığı ve ideal kilosu olarak tanımladığı 53-55 kg aralığı olduğu için biraz daha uzun vadede takip edeceğiz gibi görünüyor.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

SİGARA BIRAKTIRAN EKLENTİ SEANSI

Standard

sigara

 

İsmine Sanem diyeceğim danışanım 20’li yaşlarında bir üniversite öğrencisi…Bana mayıs 2016’nın başlarında ilk defa geldiğinde doldurduğu formda çalışmaya geliş sebebi olarak ” sürekli tekrarlanan korku ve ilişki problemleri, yarım bırakma ”  yazmıştı.

Kendisi ile ön görüşmeye başladığımızda bana 16 yaşından bugüne kadar yaşadığı tüm ilişkilerin garip bir şekilde karşı tarafın nedensizce ve kaçar şekilde giderek bittiğini söyledi. Daha sonra hepsiyle bir gün bir yerde karşılaştığında bu kişiler açıklayamadıkları birşeyler olduğunu, kendisini sevdiklerini ama yanında duramadıklarını söylüyorlardı. Bu durum tam tamına 7 kere üst üste aynı şekilde gerçekleşince artık Sanem Hn bu konuya bir çözüm bulma amacıyla regresyon terapisine karar vermişti.

 

T4Yaşadığı son ilişki ise 3 ay sürmüştü. En son 1 ay önce bir aradalarken erkek arkadaşının bir anda kalbinin çarpmaya başladığını, panik atak gibi birşey geçirip birden ağlamaya başladığını, sonra soğuk soğuk terlediğini ve bu durumu yaşadığı için de ilişki için “bitsin ” dediğini aktardı. Bu durum yaşanmadan 5 dakika öncesine kadar ise aralarında hiçbir sorun olmadığını, artık 7. kez yaşandığı için bu duruma şaşırmadığını bana gülerek anlatıyordu.

 

 

 

Aile öyküsüne baktığımda:

 

-annesi ve babası henüz Sanem hn 10 aylık bebekken boşanmışlardı. Sanem hn 8 yaşındayken annesi, babasıyla tanışması için onu ilk defa babasının işyerine götürmüştü ama eve döndükleri zaman babası annesini arayarak kızını bir daha getirmemesi gerektiğini söylemişti

-babasıyla 20 yıl boyunca hiç görüşmemişti. ( 8 yaşındaki gün hariç ). 20 Yaşındayken yine bir sevgilisinden ayrıldığında artık canına tak etmiş ” Ben herhalde beni bırakacaklar korkusunu karşı tarafa hissettiriyorum ve bir şekilde bu adamları itiyorum.” diyerek bu korkuyu yenebilmek amacıyla babasının ofisine gitmişti. O esnada babasının yanında , annesinden boşanmasının üzerinden tam 20 yıl geçtikten sonra yeni evlendiği eşi de varken kalkıp kendisine sarılmıştı..O gün yüzeysel bir sohbet olsa da hem babası hem de eşi Sanem hn’a çok iyi davranmışlardı.

-babasıyla 20 yaşından sonra görüşmeye başladığında bir gün babası ona ” ben sana küçükken bu durumu açıklayamayacağım için görüşmekten korktum ” demişti. O günden sonra da babasını 5 ay önce kaybedene kadar ayda bir birlikte yemek yeme şeklinde görüştüklerini hatta annesiyle babasını hastanede ziyaret ettikleri gün onlar içeri girdiği zaman babasının vefat ettiğini söylemişti.

 

T1Travmatik biten birkaç ilişki modeline baktıktan sonra seansımıza başladık. İlk defa gelen her danışana yaptığım üzere öncelikle kısa bir eklenti temizliği ile seansa başlayıp sonrasında ilişkiler temalı çalışmayı planlıyordum ki enerji temizliği sırasında Sanem Hn’ın yüzü hafiften sola doğru kaymaya ve burun ile dudak arası bölgesi sola doğru büzülmeye başladı. Bu hareketi üst üste tekrarladığı için ve bu durum geçmediği için bunun eklenti kaynaklı olup olmadığına bakmak istedim…O andan itibaren de seansımız tamamen bir eklenti seansı formatında geçti.

 

Kendisinden aldığım bilgi 2 tane eklentisi olduğu şeklindeydi:

 

BİRİNCİ EKLENTİ:

T316 Yaşında sol bileğini keserek intihar etmiş , sarışın, kıvırcık saçlı madde bağımlısı genç bir kızın enerjisiydi.

Bu enerjiyi 2013 yılında sevgilisinden ayrıldıktan sonra üniversiteyi de 1. sınıftayken bıraktığı bir dönemde kendisine çekmişti. O sıralarda ciddi bir ruhsal çöküntü yaşadığı için kendisine böyle bir bağımlı karakteri çekmişti. Bu esnada anladık ki dudaklarının sola doğru büzülüp birşey üflüyormuş gibi yaptığı hareket aslında bu bağımlı karakterin içtiği sigara, ot gibi maddeleri içerken yaptığı duman üfleme hareketiydi..

Bu eklentiyi kendisinden gönderdiğimizde yaptığı hareket de anında geçti.

 

 

 

İKİNCİ EKLENTİ:

T2Bu eklenti, 5 yıldır görüşmediği Fatoş isimli arkadaşı tarafından kendisine gönderilen bir lanet enerjisiydi. Bu esnada Sanem Hn beni oldukça şaşırtarak arkadaşının kendisine beddua ettiği ana kadar her detayı gördü. Sebep tamamen bir yanlış anlaşılmadan ibaretti ama geçmişte yaptığı başka bir hatadan dolayı ruhu kendisini suçlu hissettiğinden ötürü karmik olarak kendini borçlandırmıştı. Ve sırf bu arkadaşının gönderdiği lanet ( beddua  ) enerjisi sebebiyle  son 2 ilişkisinin de olumsuz etkilenerek sadece bu sebeple bittiklerini gördü.

Kendisinin enerji alanını bu 2 farklı eklenti modelinden temizledikten sonra önlem olarak bir tarama daha yaptım. Başka eklenti algılamadığı için, tüm bu temizliği kısa sürede halledebildiğimiz için extra sürem de olunca anne ve babasıyla olan ilişkisine kısaca bakmak istedim.

Bu bölümde annesinin doğuştan ufak bir bedensel sorunu olduğunu, babasıyla aynı işte çalışırken babasının annesiyle parası ve işi için evlendiğini, aslında annesini hiç sevmediğini algıladı. Babasının annesinden boşandıktan sonra kendi ailesine bakmak için annesinin evine geri döndüğünü, her zaman kendisini annesinden üstün gördüğünü algıladı.

 

 

geribildirim

 

İlk gün emailleştiğimizde: ” Eylül hanım merhaba dün biraz başım ağrıdı aniden erkenden uyumuşum, normalde hep zor uyuduğum için bu benim için değişiklik. Onun dışında iyiyim, şimdilik bu kadar. iyi çalışmalar diliyorum size.”

4. Gün:” Eylül hanım merhaba, şu anlattığım, benim için travma resmen dediğim eski sevgilim yazdı ve çok garip sigara içiyordum normalde, içemiyorum 3 gündür midemi bulandırıyor. Çok teşekkür ederim tekrar size, görüşmek üzere.”

8. Gün: ” Eylül hanım merhaba, dün yazamadım bütün gün çok başım ağrıdı. bunun dışında bir gelişme olmadı, sevgiler.”

Sigara konusunda son durumu ve sigaraya ne zaman başladığını sordum.

9. Gün: “ içtim aslında ama az, ilk 5 gün hiç içemedim. Normalde 2009 yılından beri içiyorum.”

24 Gün sonra 2. seansımız için bir araya geldiğimizde kendisine bu arada olan ve bilmem gereken gelişmeleri sorduğumda: ” Son 1 ay içinde hiç alerjim olmadı. Normalde bu kadar uzun süre alerjisiz geçmezdi. 1 Hafta olmasa bile diğer hafta mutlaka olurdu.

GÜNCELLEME ( 01.08.2016 )

3 Ay sonra aldığım emailde:  Alerjisinin seans tarihinden itibaren hiç tekrarlamadığını bildirdi.

 

NOT: Doldurduğu formda doğuştan beri alerijileri olduğunu ve dönem dönem ilaç kullandığını yazmıştı. Bunun da geçmesi bizim için BONUS FAYDAydı.

 

-” Seanstan sonra sigara içemedim. Hatta tiksinmem mantıksız geldiği için kendimi zorlamadım . İlk hafta tamir fazı sebebiyle içemiyorum sandım ama 1 ay oldu. Normalde 1 paket içiyordum. 1 pakete çıkarma tarihim haziran 2013’e denk geliyor. Sigaraya başlangıcım ise 2007-2008 civarı tek tük içerek oldu.” 

-” Son 3 aydır 22’sinde regl oluyordum. Bu ay 10 gün gecikti. ”

-“Eski sevgilim aradı ( sondan 1 önceki ) yani beni aldatıp şiddet uygulayan kişi. Babam için başın sağolsun dedi. Konuşmak istemediğimi belirtip konuşmayı kısa kestim yoksa o muhabbeti uzatmak istedi.

 

Bu yazı taslağını kendisine gönderdiğimde ilk seansın üzerinden yaklaşık 2,5 ay geçmişti..hala sigara içmiyordu.

 

 

 

 

NOTLAR:

F181-Bugüne kadar çok fazla sayıda eklenti seansı yaptım, çok fazla türde eklentiye şahit oldum ama bu vaka, eklenti kaynaklı sigara içilebildiğini gördüğüm ilk vakadır. Eklentiyi ışığa gönderince, sigara alışkanlığı da kendiliğinden ortadan kalktı ki çalışmaya başlarken terapi hedefimiz bu değildi. O yüzden lütfen genelleme yaparak, her sigara içenin eklenti kaynaklı içtiğini düşünmeyiniz..

2-Danışanım Sanem hn, farkındalığı yüksek ve sorunlarla yüzleşecek kadar cesur bir genç kadın. Bana geldiğinde çözüm konusunda oldukça kararlı ve istekliydi. Sorunlarını sanki başkasına aitmiş gibi gülerek anlatması ön görüşme sırasında dikkatimi çekmişti..Bunun sebebini eklentiyi gönderirken anladık. Bir insan kendisinden bir başkası gibi bahsediyorsa yüksek ihtimalle bir eklentisi vardır.

3-Eklentileri göndermekten ziyade , onları kendinize neden çektiğiniz konusu daha önemlidir. O yüzden bol miktarda eklentiniz varsa, sebepleri üzerinde uzun vadeli çalışma yapmanız gerekir. Kimi zaman ise sadece bir eklenti, tek başına birçok sorununuzun kaynağı olabilir. O yüzden ilk defa seansa gelenlere mutlaka kısa bir eklenti temizliği yapıp bakarım. Eğer bariz olarak dikkatimi çeken bir eklenti varsa, o gün sizin seçtiğiniz konu yerine eklentilerinize çalışırız. Alanınızın temiz olması, yapacağımız diğer çalışmaları daha verimli kılacağı için eklenti konusu oldukça önemlidir. Hatta öyle eklenti türleri vardır ki sizde tıbben sebebi bulunamayan çeşitli ağrı ve sızılara yol açabilir.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

 

 

 

 

PARA BLOKAJI

Standard

E1

İsmine Büşra diyeceğim danışanım seans yaptığım şehirlerden birine yaklaşık 1200 km’lik yol katederek gelmişti. Kendisi 30’lu yaşların sonlarında, üniversite mezunu türbanlı bir kadındı  ve başından bir evlilik geçmişti. Çok uzun zamandır çalışmadığı için boşandıktan sonra çocuğuyla beraber annesinin yanına taşınmıştı.

Bana geldiğinde doldurduğu form üzerinde yazdığı kilo ve para blokajı gibi sorunlar uzun süreli çalışılması gereken konulardı ama başka sorunlarının da olduğunu öğrenince kendisinden öncelik sıralamasına göre bir liste yapmasını rica ettim. Öncelik sırasına göre yaptığı konu listesi aşağıdaki gibi:

1-para
2-aidiyet sorunu
3-kilo sorunu
4-nefes darlığı

İlk seans konusunu para blokajı olarak belirledikten sonra ön görüşmemize başladık. Ön görüşme sırasında:

-20’li yaşlarda evlendiğinde ailesinin kendisini reddettiğini ama 10 yıl sonra boşanınca tekrardan annesinin evine döndüğünü

 

one man hearing voices-Eski eşi Ahmet’le ilk tanıştığında, Ahmet’in kendisinin ” melek” olduğunu söylediğini ve zamanla kendisini de buna inandırdığını; tanışmalarının üstünden çok süre geçmeden evlendiklerini

-Eski eşin  “…”( bir erkek ismi ) isimli bir varlıktan emir aldığını ve zaman zaman da kendisini bu tarz konuları kullanarak korkuttuğunu, birçok konuda kendisine yalan söylediğini ancak boşanma esnasında öğrendiğini

 

-10 yaşında bir kızı olduğunu ve çocuğun babasını çok sık göremediğini ve babayla sağlıklı bir iletişimleri olmadığını

-Ailesinin baştan beri bu evliliğe karşı olduğunu, eski eşinin yalancı biri olduğunu en baştan anlayarak kendisine uygun görmediklerini ve bu yüzden evlilikleri boyunca kendisini yalnız bıraktıklarını ama bu dönemde bir tek babasının kendisini ara sıra aradığını öğrendim.

 

E3Küçükken, babasıyla ilgili özel bir durum yüzünden uzun yıllar babasından uzak kalmıştı. O dönemde yaşadığı travmaların çoğu babasıyla bağlantılı konulardı.

Yukarıdaki yazdığımız konulara ek olarak dinle ilgili ciddi bir çelişki yaşıyordu çünkü yıllar önce kaybettiği ve çok sevdiği babası ateist görüşe sahipti. Kendisi ise 20’li yaşların sonunda eski eşinin de etkisi ile türban takmaya ve namaz kılmaya başlamıştı.Şu anda da aynı şekilde hayatına devam ediyordu. ( Not: Danışanlarımla yaptığım seanslarda kişilerin hangi dine veya mezhebe ait olduklarıyla ilgilenmem. Hatta regresyon terapisi, psikiyatristlerin tesadüfen buldukları bir metot olduğu için konuyu anlatırken dini terimler kullanmamaya özen gösteririm fakat burada danışanın yaşadığı çelişkiyi açıklayabilmek açısından detay belirtmek durumundayım. )

Seansa başladığımızda bu hayatında 15 yaşındayken geçen önemli bir sahneden benzer bir geçmiş hayata geçiş yaptık. Bu geçmiş hayattan bazı sahneler:

E9

 

3 Yaş: Annesi ile babası kavga ederken korkudan masanın altına saklanıyordu. Orada beklerken babası annesine şiddet uyguladığı için pat pat diye vurma sesleri duyuyordu.

20 Yaş: Babası başka bir kadın için evi terk ediyordu. Bu sahnede çok çaresiz ve terkedilmiş hissediyordu. Bir taraftan da hem annesine hem de basına kızgındı ama en çok annesine kızıyordu ve ” Babamı bu kadar kızdırmasaydı babam gitmezdi. Keşke annem babamı daha çok sevseydi..Annem çok soğuk bir kadın..” diyordu.

25 Yaş: Eşini savaşa gönderdiği bu sahnede yine terk edilmiş hissediyordu ve yoğun katarsis yaşıyordu.

E1133 Yaş: Bar gibi, ahşap bir ortamda içki içiyordu. ” Buraya ait hissetmiyorum ama burada olmak zorundayım. Sanki et parçası gibiyim.” diyordu. Sonrasında da orada çalışan bir hayat kadını olduğunu , omuzları açık elbisesi ile şuh kahkahalar atarken aslında çok duygusuz olduğunu ekliyordu. Bu sahnede biraz ilerlediğimizde kendisiyle birlikte olmaya gelen erkeklerden biriyle üst kata çıktığını, adamın çok sarhoş olduğunu, ayakta duracak hali bile olmayıp bir ara üstüne kustuğunu ve sonra küfür etmeye başlayıp bıçakla boğazını keserek kendisini öldürdüğünü söylüyordu.

 

IMAG0017.JPG

( İçimden Kuşlar Göçüyor )

Öldürüldüğü sahnede çok donuk ve tepkisizdi. Onu öldüren adam tarafından gizlice bir yere gömülüyordu. Dolayısıyla öldüğünü kimse bilmiyordu. Bu sahneyi keşfederken “ Gözüm açık gidiyorum. Annem de yok, kimsem de yok. ” diyordu.

Ruhsal boyuttayken savaşa gönderdiği eşinin 1. Dünya Savaşı’nda Fransa tarafında savaşan bir asker olduğunu, evliliklerinin 3. ayında eşinin savaşa gönderildiğini  ve daha savaş bitmeden orada öldüğünü, kendisi hayattayken eşinin ölüm haberini bile alamadığını algıladı.

Bu geçmiş hayatında hem babası hem de eşinin gitmesinin plan gereği olduğunu hatırladı. Kendisini öldüren sarhoş adamın ruh sağlığının yerinde olmadığını ve bir anda kendini kaybederek boğazını kestiğini algıladı.

Rehberi ile bir araya geldiği sahnede rehberi ona “Kurban rolünü oynadın hep. O kolayına geldi. ” dedi.

 

 

Bu geçmiş hayatı dönüştürme bölümüne geçtiğimizde kendisi bugüne kadar hiçbir danışandan duymadığım bir cümle kurdu ve hayatı dönüştürmek istemediğini söyledi.Ben de kendisine eğer dönüştürme kısmını yapmazsak seansı yapmamızın pek bir anlamı olmadığını, bu geçmiş hayattan taşıdığı izler için mutlaka beden terapi içeren bir  çalışma yapılması  gerektiğini belirttim. Bunun üzerine ikna oldu ve beden terapi içeren bir çalışma yaptık.

E5

Bağlantılar:

1- Sevgi dolu bir ortamda büyümeme rağmen bu hayatımda da 3 yaşında masanın altına saklanmıştım.

2-O geçmiş hayattaki annem ve babam, bu hayattaki annem ve babama benziyordu.

3-Bu hayatımda da hep terk edilme duygum var. Bu hayattaki babam kendi inandığı dava uğruna 12 yıl bizden uzak yaşadı. Oradaki babam da başka bir kadın için gidiyordu.

 

 

E8.jpg

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan sonra kaldığı eve geçtiğinde meraktan biraz tarihi araştırma yapmış ve geçmiş hayatındaki dönemle ilgili bilgi toparlamaya çalışmıştı. Mesajını “ … çok harika bir deneyimdi bugün yaşadığım, teşekkür ederim. gelişmelerden haberdar edeceğim. sevgiler..” diyerek bitiriyordu.

Seanstan 1 gün sonra:

” Merhaba Eylül Hanım,

Öncelikle şunu söylemeliyim ki kendimi çok hafiflemiş ve rahatlamış hissediyorum. Kafamdaki sisler dağıldı. Hayatımdaki pek çok sorun aslında neredeyse tek bir nedene dayanıyormuş. Kendi hayatımın sorumluluklarından kaçmak… bu cümle yıllardır kafama takılan pek soruya da açıklık getirdi. Aslında kendimi kurban moduna ayarladığımı bazı bazı seziyordum ama bu kadar net fark etmek ve onu dönüştürmek gerçekten çok iyi geldi.
Uygulamadan sonra oldukça yorgun hissettim tabi bunun normal olduğunu söylemiştiniz zaten. Akşam yemeğinden sonra da başımın sol yanından şiddetli bir ağrı girdi. hemen gözlerime tülbent bağlayıp uyudum. iki saat civarı deliksiz uyumuşum. uzun zamandır rüyalarla bölünen uykusuzlukların üstüne o iki saatlik uyku ilaç gibi geldi.
Evinde misafir olduğum arkadaşım ben eve gelmeden hemen önce rüyasında beni görüyormuş, üzerimde su yeşili bir elbise başımın üstünü işaret ediyormuşum görmüyor musun diyerek, o da görmeye çalışınca başımdan dumanlar tüttüğünü anlamış, onlar mutluluk dumanlarıymış diyor. sonra bulunduğumuz mekan da elbisemdeki su yeşili rengine bürünmüş. çok manidar geldi bana bu rüya…
terapiden sonra bir cafede oturup soluklandım. orda hemen İstanbul’da başvurusunu yaptığım işleri iptal ettim. çünkü anladım ki burada bir iş bulma çabam tamamen annemden ve sorumluluklarımdan kaçmak içindi. eve döndüğümde ne oldu biliyor musunuz 🙂 abim aradı ve ..( Anadolu’da bir şehir )’de  iyi bir iş olduğunu ve benim adıma başvuracağını söyledi. bu tesadüf olabilir mi !
ben eski eşimle evlenirken sadece ailem değil bütün çevremden kopmuştum, arkadaşlarım, işim, müzik grubum, hobilerim hepsinden kopmuştum. herkes beni terketmişti ve ben bunun sorumluluğunu hep eski eşime atmayı ve ona bağımlı bir hayat sürmeyi seçmiştim. halbuki aile bağımlılığından sıyrılıp kendi başımın çaresine bakmayı öğrenmem için bir planmış bu da demek ki… Ahmet ( eski eş ) evlilik hayatımızda iki kere boynuma bıçak dayamıştı benim ve tavrım tıpkı seansta beni öldüren adama karşı olan duyarsızlığım gibiydi. kendimi savunmadan öylece korkusuz hissiz beklemiştim beni kesse orda ölsem hiç umrumda değil yani. ilginç değil mi. demek geçmiş yaşamda almadığım dersim burda da devam ediyor böyle.
neyse lafı daha fazla uzatıp vaktinizi çalmayayım. çenem düştü terapiden sonra :)) son söz, ben hep çocuk kalmışım, kendi işini yapamayan, herşeyi başkalarından bekleyen bir çocuk. ilk defa gerçek anlamda büyüdüğümü hissediyorum. sorumluluklarımı üstlenmeye hazırım artık. teşekkürler.. Sevgiler. “
E127. Gün:

Merhaba Eylül Hanım,

..(Yaşadığı şehir ve ilçe adı )..’dan sevgilerimi gönderiyorum 🙂 bu sabah itibariyle evime dönmüş bulunuyorum. dikkat ettiyseniz artık evim diyebiliyorum. Zira şu hiç bir yere ait olamama duygusu uçmuş gitmiş görünüyor. mağduriyet duygusu da aynı şekilde uçup yerini kendini sevip güvenmeye bırakmış görünüyor.
istanbulda iken eski bir tanıdıkla geçmişe dair konuştuk da, benim eski eşim Ahmet’le evlenmeden önceki sıkıntılı dönemlerimde yaptığım bazı şeyleri anlattılar. ben bunları hiç bir şekilde hatırlayamıyorum. çok şaşırdım. hani ön görüşmede hatırlıyor musunuz aynı döneme ait sorularınızda takılıyordum da bilgi mi saklıyorum acaba diye düşünmüştünüz. oysaki hatırlamadığım daha neler varmış. Eylül hanım bu derece unutmak mümkün mü? ben Ahmet’le tanışmadan önce üç yıllık bir ilişkim vardı ve onun isteği ile sevgililik durumumuza son vermiş ama on yıllık dostluğumuzu bitirememiştik. o süreçte ben yine terkedilme sendromumu devreye sokup kendimi mağdur ve kurban moduna sokmuşum demekki. o zaafiyet anında Ahmet’in ruhsal rahatsızlıklarından etkilenmiş olabilir miyim? o dönemde herkes bana düşman bi tek Ahmet sevgili görünüyordu nedense. belki de ağır bir depresyon geçirdim de farkında olmadan atlattım.
 
neyse ya çok ayrıntıya girmeyeyim. eylül hanım tek cümle ile nasıl hissettiğimi soracak olursanız “sanki yıllardır yattığım komadan uyanmış gibiyim”
 
ana başlığımız olan para konusunda yeni kapılar açılıyor, çok güzel bir projemiz var, çalışmalara başlıyorum. aidiyet sorunu yüzünden bulunduğum her ortamdan kaçma isteğim artık yok. her ortamda ait hissedebiliyorum. sanırım kendimi buldum da ondan. nerde olursam olayım tam merkezimdeyim. Tablet telefon oyunları ve sigara bağımlılığı konusunda yüzde 50-60 azalma söz konusu. Geçmişi düşünürken hissettiğim derin acılar yerini sevgiyle kabullenmeye bıraktılar. Kızımı babasına teslim ederken gösterdiğim metanet de aile bağımlılığı konusunda adım attığımı gösteriyor. Şimdi kızım babasıyla (..yaşadığı yere çok uzak olan başka bir şehir )’de ama benim içimde ne bir hüzün ne bir boşluk var. Kafam rahat, sadece özlüyorum normal bi şekilde.

Regresyondan sonraki bir iki gün özellikle babamı yolcu ettiğim o siyah arabalı sahne gözümün önüne geldiğinde aynı hüzün, aynı ağlama isteği oluşuyordu. O da zamanla kayboldu. ( NOT: ÇALIŞILAN KONUYA BAĞLI OLARAK, BAZEN TAMİR FAZI DÖNEMİNDE BİRKAÇ GÜN HÜZÜN OLABİLİYOR AMA SONRA GEÇİYOR )

Terapi esnasında en çok nerde zorlandığımı biliyor musunuz? Geçmiş yaşamında keşke dediğin ne var sorusunda çok zorlandım. Ve siz orda gerçekten çok önemli bir blokajı çözdürdünüz. Keşkem yok diyorum inatla herşey olması gerektiği için olmuş diyorum. İşte burda kaderi yanlış anlamak, başa gelen herşeyi kabullenmek, vardır bunda da bir hayır şeklinde boyun eğmek vardı. Sizin orada ısrarla sormanız sonucu o son cümleler ağzımdan taşarcasına kontrolüm dışında dökülüverdiler: keşke kendimi daha çok sevseydim, keşke kendime değer verseydim, keşke bana yapılanlara izin vermeseydim… bu bence en önemli noktaydı.

Bir de annemle ilişkimde düzelme var. Annemin hep daha soğuk olduğunu düşünürdüm. Bugün son 10 yıldır ilk defa beni döndüğümde sıcak karşıladı. (NOT: ŞİFA, ÇOĞUNLUKLA SADECE KATILAN BİREYLE SINIRLI OLMAZ. BAZI ÇALIŞMALARDA, DANIŞANIN BAĞLANTIDA OLDUĞU TÜM SİSTEMİN DE BU ŞİFADAN ETKİLENDİĞİNİ ÇOK DAHA NET VE KOLAY ANLAYABİLİRİZ. )

Yine lafı uzattım kusura bakmayın. Siz ne düşünüyorsunuz hakkımda, sizce ikinci bir seansa ihtiyacım var mıdır? 

Sizi sevgiyle kucaklıyorum. iyi ve güzel haberlerle tekrar görüşmek üzere hoşçakalın.”
 E14.jpg
Seanstan 6-6,5 ay sonra , Ocak 2016’da kendisi ile tekrar irtibata geçtiğimizde:
Merhaba 🙂
Epeydir size uzun uzun yazmak istediğim şeyler vardı. Bunlardan biri evet işe girdim. Çok da keyifli bir iş.  “…. ” yapımını öğretiyorum, bir yandan da öğreniyorum tabi. İki ay önce de nişanlandım. Sigarayı da bıraktım.”
 
“Nişanlandığım kişiyi yeni tanıdım aslında ama sanki bin yıllardır tanıyor gibiyim. İlginç olan onun da aynı hissediyor olması. Bazen o fransız hayatimdaki üç ay evli kalabildiğim eşim mi acaba diye geliyor aklıma. Çünkü yaşadığım sevgi duygusu neredeyse aynı. Çok enteresan bir duygu. Tabiki o mu değil mi bilemeyiz. Önemli olan ben kendimi artık gerçekten değerli hissediyorum. Mağdur değil kendi başının çaresine bakabilecek gücü olan biriyim artık. Kadinligimla barışıyorum. Migren de kayboldu. Genel olarak gerçekten çok mutlu ve huzurluyum. Yalnız son zamanlarda kafama takılan tek konu annemle ilgili. Halen çözemediğimiz birşeyler var. Hala kavga ediyoruz. Bunu hangi bilgi deneyimini öğrenmek için tasarlamış olabileceğimi bulmaliyim. …. Bunun dışında evlilik hazırlıkları, ev kurma gibi yorucu ama keyifli bir surecteyiz. İlk fırsatta sizinle yine gorusmek isteği kalbimin bir köşesinde duruyor.  Uzun oldu yine 🙂 sevgiler...”

 

E15.jpgSeanstan 7,5 ay sonra:

Eylül hanım merhaba,
Kafama takılan birşey oldu. Nisanlimla ayrıldık biz. İlişki tam uç ay sürdü. İliskimizin ilk başlarında sanki geçmiş yasamimdaki 3 ay evli kalıp büyük aşk yaşayıp, sonra savaşa askere gönderip bir daha görmediğim eşim gibi hissetmistim. Ve bu da 3 ayda bitecekmis korkusu yasamistim. Sonuçta sebep her ne ise birbirimizi sevdiğimiz halde ayrıldık. Şimdi acaba ben kendim farkında olmadan olayları manipüle mi ettim acaba diye kafama cok takılıyor. Bu konuda yorumunuz ne olabilir. Vaktiniz olunca  yazarsanız çok sevinirim.
Sevgiler…..”

Kendisine verdiğim cevapta :

-seansın üzerinden uzun süre geçtiği için ve seans notlarını yanımda taşımadığım için o esnada seans içeriğini hatırlamadığımı   ( Arşivim şimdilik Mersin’de güvenli bir yerde ama ben sürekli seyahat ediyorum )

-bir seansta karşılaştığımız ilişki 3 ay sürdü diye bu hayatta da öyle olacağı anlamına gelmediğini ; herşeyi bu kadar analiz ederek kurala bağlamaya çalışmanın doğru olmadığını

-ilişkinin bitiş sebebini anlamaya çalışmak ve bunu başka bir hayata dayandırmaya çalışmak yerine eğer bu kişiyi gerçekten seviyorsa sonucu değiştirmek üzerinde düşünebileceğini

-bilmediğim bir konu ( ilişkinin süreci ) hakkında yorum yapmamın mümkün olmadığını  ve bir fikrim olsa bile danışanı yönlendirmenin etik olmadığını belirttim.

Kendisiyle son yazışmamız bu şekilde kalmıştı. Bu yazının ilk taslağı bittiğinde kendisine emaille attığımda ise işte yoğun olduğu için ancak akşam bakabileceğini söylemesi tahmin edersiniz ki hoşuma gitti. Eskiden sürekli kafasında birşeyleri analiz etmeye çalışan ve gününün büyük bir bölümünü internette geçiren bir kişiyken şimdi bana anında dönemeyecek kadar işinde yoğun olması seans konumuzun “para blokajı” olduğunu düşünecek olursak benim için iyi bir gösterge.:)

Kendisinden 8 Nisan 2016’da Bu yazıyı Yazdığımda Aldığım Son Email (9,5 ay sonra )

” Merhaba Eylül Hanım,
Sizinle çalışmamızın ilk maddesi para sorunu idi. Hep kıtı kıtına param ya olur ya da hiç olmazdı. Şimdi ise hayatımın en güzel işinde çalışıyorum. Sabah 9 dan 15:00 e kadar süren, rahat bir ortamda, ve en sevdiğim …  oyuncakları yaparak, hem egleniyor hem de kazanıyorum.  …..’da eğitmenim. Gerçi asgari ücret alıyorum ama yaşadığımız ilçede yetiyor da artıyor bile.
Çalışma basliklarimizdan biri de aidiyet problemi idi. Kendimi hiç bir yere ait hissedemiyor, her nereye gidersem gideyim yabancı gibi oluyordum. Şimdi o duygudan eser yok. Ben her yere aitim artık.
Çalışmamız sırasında mağdur psikolojisi içinde olduğum ve bağımlılık ilişkileri kurduğum durumunu gozlemlemistik. Fransadaki geçmiş yaşamımda önce babamın terk etmesi, ardından eşimin  üç ay sonra savaşa gidip dönmemesi beni hayli yıpratmış, hayattan bezmiş bir hale sokmuştu. Ve akabinde bir gazinoda fahişelik yaparken bir sarhoş tarafından bıçaklanarak öldürülürken gözümü bile kirpmamiş, ölüme teslim olarak hayatımi savunmamistim.
Rehberimle gorusmede ise bana hayatıma sahip çıkmam ve  kendi ayaklarım üzerinde durmam gerektiğini söylemişti.

Çalışmadan sonra regresyonda şahit olduğum herşey üzerine düşünecek çok vaktim oldu. Hele en son yaşadığım 3 aylık nişan olayı bana çok şey öğretti. Baştan sona tüm hayatım ile fransadaki geçmiş yaşamımı karşılaştırdığımda o kadar benzer durumlar vardı ki. Bundan şunu anlıyordum. Geçmiş yaşamımda almam gereken dersimi almamistim. Çok sevgili eşimi ömrümün sonuna kadar beklemiştim. Ve onsuz perişandım. Şimdiki hayatimdaki  nişanlımla aramızda öyle bir yoğun duygu akışı vardı ki inanin geçmiş yaşamdaki eşimle aramızdaki duygularla tıpatıp aynıydı. Çalışmadan sonra duyguları çok net hatırladığımi söylemiştim. Sanki fransadaki eşim tekrar gelmiş ve almam gereken dersi bana tekrar veriyordu. Ben de kalpten kendisine teşekkür ve sevgi göndererek uğurladım. Nihayetinde hayatıma en güzel şekilde devam ediyorum. Kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Mağdur olmadigimi , bolluk içerisinde olduğumu biliyorum. Bağımlılık ilişkileri kurmamda  bu mağduriyet hali sebeb oluyordu. Hep bir kurtarıcı bekliyordum. Halbuki kurtarıcı kendimmişim :))
Şimdi hayatımın görünen kısmı ortalama bir hayat gibi gorunuyor olabilir ama idrak seviyesi açısından eskiye göre çok daha farklı bir noktada olduğumun farkındayım.
Ha bu arada en önemli nokta 😉 annem.
Çalışma esnasında annem tüm güzelliği ile karşımda durmuş fakat neredeyse tek kelime etmemişti. Şimdiki annemle de küçüklüğümden beri hep problem yaşıyorduk. En son 2 ay önce küsmüş ve sus pus olmuştuk. En çok bu konu üzerine düşünüyor ve çözemiyordum. O iki aylık süreçte önce nefret etmemeyi öğrettim kendime. Nötr kalmayı başardım. Sonra birden farkettim ki, bu hayatta beni en çok zorlayan, kendisinden kactigim halde daha beterlerinin karşıma çıktığı, ve kaderî bir plan olarak dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geldiğim annem ile olan sorun her ne idiyse cozemezsem bu dersin takrarlanacaginin farkındaydım. Sonra farkettim ki annem aslında benim bir aynamdi. Benim kendi içimde bir türlü kabul etmediğim, diktatör, kontrolcü, titiz, kavgacı vs taraflarimdi. Once bunların bende olduğunu kabullendim. Ve fark ettim ki bu hayatta beni en çok zorlayan kişi olarak annem aslında ruhsal planda beni en çok seven varlıktır. Bunu fark ettiğim anda müthiş bir sevgi akışı oluştu anneme karşı. Babamin ölüm yıldönümünde gittim öptüm sarildik barıştık Bundan sonra ne yaparsa yapsın eski etkiler oluşmayacaktır bende.

Ek olarak artık migren ağrıları çekmediğimi, nefes daralmasınin yuzde doksan azaldığını ve kilo veremesem bile kilo alma korkumun kalmadığını belirtmeliyim.

Sonsuz sevgilerimle

Ş11

 

NOTLAR:

1-Genelde seansa gelen danışanların çalışılacak birden fazla konu başlıkları olur. Yukarıda gördüğünüz konu başlıkları arasında belki ” nefes darlığı ” hariç diğerleri oldukça genel konulardır ve herbiri için en az birkaç seans çalışmak gerekir. Kilo konusu mesela,  tek başına uzun vadeli çalışılması gereken bir konudur.

Her konunun ilk oluştuğu ana giderek dönüştürmeye çalıştığımızda, yaşadığınız bütün sorunların kaynağını aynı geçmiş hayat içinde veya bu hayatınızdaki aynı travmatik anda bulacaksınız diye bir kural yok. Veyahut da çok katmanlı genel bir konuyu tek seansta %100 çözeceksiniz diye de bir kural yok.

Bilinçaltıyla çalıştığımız ve mekanik bir iş yapmadığımız için gelen her kişiden ne gibi bir sorun çıkacak , o sorunla ilgili açtığımız çekmecenin altından ne çıkacak, kişi çıkan bu şeye nasıl tepki verecek gibi konuları önceden kestirmemiz mümkün olmuyor. İlk defa gelen her danışana uzun uzun, şemalarla çizerek bunun mantığını anlattığım halde, bazı danışanlarda gözlemlediğim eğilim şu:  belki 50 yılın birikimi olan çok katmanlı bir sorunu ile gelerek o sorunu 2 saatte tamamen çözüp gitmek istemeleri ve seans öncesinde anlattığım tüm detayları unutmaları …

Eğer bana üstteki vaka hakkında yorumumu sorarsanız, para konulu bir vaka olarak ele alırım ve yıllarca hiç çalışmamış bir insanın şu anda çok sevdiği bir işi hem öğrenerek hem öğreterek tutkuyla yapmasının, üstüne para da kazanmasının çok önemli bir adım olduğunu düşünür ve sonuçtan dolayı kendisini tebrik ederim. Ama bu seansın kilo sorunu, ilişkiler konusu vb başka konular için yeterli olacağını asla düşünmem çünkü sadece para sorununa odaklandığımız bir seanstı. Nasıl ki bir kalp ameliyatı olup, hastaneden çıktığınızda aynı anda 6,5 derece olan gözünüzün+ çürümüş dişlerinizin+böbreklerinizdeki taşların da iyileşmesini ve hatta yüzünüzdeki sivilce lekelerinden eser kalmamış olduğunu beklemiyorsanız; bir seansta çalıştığınız tek konudan sonra hayatınızdaki diğer bütün sorunlarınızın da sihirli bir değnek değmişçesine geçmesini beklemeyiniz.

2-Bu vakada en ağır basan konu KURBAN MOD konusu idi. Bu açıdan değerlendirdiğimde yukarıda koyu renkli işaretlediğim bölümde danışanın da belirttiği gibi:” ben hep çocuk kalmışım, kendi işini yapamayan, herşeyi başkalarından bekleyen bir çocuk. ilk defa gerçek anlamda büyüdüğümü hissediyorum. sorumluluklarımı üstlenmeye hazırım artık. teşekkürler..” , bir kurban modelini en kolay böyle tanırsınız. Onlar hep mağdurdur, hep terk edilmişlerdir, felek hep onlara vurmuştur…hatta ileri boyut KURBAN MODsa gelen vurmuştur, giden vurmuştur. Güvendiği dağlara hep kar yağmıştır da o yine de ayakta kalabildiği için KİBİR bile geliştirip ” Yıkılmadım, ayaktayım ” demiştir…Başına gelen herşeyden hep başkaları sorumludur. Çevrenizdeki insanlar arasında en çok şikayet eden, en çok yaygara koparan, hiçbir zaman eyleme geçmeyen kişilere bakarsanız hepsi mutlaka KURBAN MOD’undadır.

Dolayısıyla, Türkiye’de en çok bulunan insan modeli de KURBAN MOD’dur. Toplum olarak çok meyilliyiz…kendi acılarımızdan kaçınmak için tv’de izlediğimiz dramlara üzülmeyi tercih ederiz.

3-Para Blokajı Konusu: Para sorununun kaynağına baktığımızda sandığınız gibi başrolde para olma ihtimali diğer ihtimallere nazaran genelde düşüktür. Bugüne kadar yaptığım seanslar arasındaki istatistiklere bakarsak, sorunun ardında yatan etmen çoğunlukla başka korku ve bağımlılıklarımız olduğu şeklinde. O yüzden rahatlıkla söyleyebilirim ki, sizin bilinçaltınızda böylesine bir korku veya bağımlılık varken; sabahtan akşama kadar ” Para benim dostum, parayı yok şöyle severim böyle severim, para hayatımı kolaylaştırıyor…şimdi kendime ihtiyacım olan tüm bolluk-bereketi çekiyorum...” vb türden olumlamalar yapmanız veya bunları kamyon arkası yazısı gibi bir yerlere yazmanız-asmanız çoğunlukla işe yaramaz. Bu durum, tahterevalliye oturmuş 94 kg’luk bir adamın karşısına 6 kg’luk bir kediyi koyup, kedinin adamı havaya kaldırmasını beklemeye benzer.

Örneğin: Param olmadığı için annemle kalıyorsam ve onunla bırakın bu hayatımdaki alamadığım sevgiyi, geçmiş hayattan tamamlanmamış bir işim varsa; senaryo gereği ben ancak parasız kaldığımda annemin yanında olabiliyorsam ve onun sevgisini öyle alabiliyorsam,  bu hayatta kendimi parasız bırakırım. Dolayısıyla ancak ruhumun dönüp bakmam gereken yaralarına bakmadan, farkettiğim sorunlarımla yüzleşmeden, bağımlılık ve korkularım üzerinde bir bir çalışmadan para konumu da çözemem.

4-Regresyon Terapisi ile çalışmak, soğan kabuğuna benzer. Her seansı bir kabuk soyma olarak düşünürseniz, hayat devam ettiği müddetçe hep yeni bir kabukla karşılaşacağım demektir. Yani bir seansta soğanın cücüğüne ulaşma yönünde bir kısayol ( shortcut ) metot henüz keşfedilmedi ..Eğer keşfedilseydi, emin olun ben de hala kendi üzerimde çalışıyor olmazdım..Ben hala kendimde farkettiğim yeni bir durum veya sorun olursa, gidip terapist bir arkadaşımdan seans alıyorum.

5-Bu vakada kendi tablolarımdan birini kullandım. ( İçimden Kuşlar Göçüyor -2009 -yağlı boya )

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

BİR KADINA ŞİDDET HİKAYESİ

Standard

8

 

Bu vakayı ilk defa facebook sayfasında yazacağımı duyurduğumda kullandığım cümle şuydu: ” Bugün neredeyse 1 sene önce çalıştığım bir danışan aradı ve bu süre içinde olanları anlattı. Çok şaşırdım. Vaka olarak yazılacak. ”

Normalde bırakın 9 ay önce yaptığım bir seansın içeriğini hatırlamayı, ben geçen hafta yaptığım bir seansın içeriğini bile hatırlayamazken, bu danışanın konusunu hemen hatırlamıştım. Çünkü hem konusu ve yaşadığı şiddet beni etkilemişti, hem de boy boy çocuğu olduğu için bir daha gelememesi aklımda yer etmişti ve açıkçası umutsuz olduğum bir konuydu. Okuduğunuz zaman neden şaşırdığımı anlayacaksınız..

6Bundan 8,5-9 ay önce bir yaz günüydü…. Seans yaptığım şehirlerden birine biraz uzak bir ilçeden gelen danışanım seansa gelebilmek için yaşları 8’in altında olan 3  çocuğunu birilerine emanet ederek gelmişti. İsmine Hatice diyeceğim bu danışanım üniversite mezunu, türbanlı bir ev hanımıydı ve yaşı daha 30 bile değildi.

Doldurduğu formda konu bölümüne ” Eşimle olan problemler” yazmıştı. Ön görüşmeye geçtiğimizde eşinin sürekli dışarıda arkadaşlarıyla gezip tozmasından ve kendisini aldatmasından bahsetmeye başladı. Ayrıca eşi tarafından hem sözlü , hem de fiziksel şiddete maruz kalıyordu. Eşine karşılık verdiği zaman kendisini tehdit ettiğini “ Ben seni öldürmezsem rahat etmeyeceğim. Sen çok geçimsizsin. ” dediğini ekledi. Eğer suyuna giderse ve karışmazsa işler biraz daha iyi gidiyordu.

En son kavgaları bana gelmeden 2 gün önce gerçekleşmişti. Hatice Hn ikindi saatinden itibaren eşini cep telefonundan aramış ama bir türlü ulaşamamıştı. Gece geç saatte eve gelen eşine ” İkindinden beri arıyorum, eve neden gelmiyorsun ” diye sorunca  ise ” Bana karışamazsın. Sana hesap vermek zorunda değilim ” şeklinde bir karşılık almıştı.

Kavga ettikleri o gün eşinin boğazını sıkıtığını, sesleri duyan komşuların polis çağırdıklarını ama ağlamaktan polislerle konuşamadığını ve eşinden şikayetçi olmadığını belirtti.

 

Aileler tanıştığı için kocasını küçüklükten beri tanıyordu. Evliliğinin başından beri hep mutsuz olmasına rağmen belki de ona bağımlı olduğunu düşünüyor ve çocukları sebebiyle başka bir alternatif düşünemiyordu.

Uyuşturucu madde  kullanan eşinin birkaç kere kendisine de içirdiğini, bu maddeyi aldığında bir kez başı dönüp bayıldığını söylüyordu. Eşi bu maddeyi aldığında sürekli cinsellikten bahsetmek istiyor, kendisinin ise tam tersi olarak daha çok Tanrı’yı düşündüğünü ve ” Şu an kötü birşey yapıyorum, beni affet ” diye dualar ettiğini ekliyordu.

 

7En çok da eşinin aynı apartmandaki 2 komşuyla da birlikte olduğunu duyduğunda çok üzülmüştü. Bunun üzerine eşinin uyuşturucu kullandığını kayınbiraderi ile paylaştiğinda ise yine tehdit edilerek ” Beğenmiyorsan defolup gidersin ” şeklinde bir karşılık aldığını söyledi.

Köken aile hikayesine baktığımda ise şu detayları not etmiştim:

-Anne ve baba o daha ilkokula başlamadan boşanmışlar

-Babası iş için başka bir şehirde yaşarken annesinin üstüne başka bir kadın getirmiş..Annesi o sırada Hatice Hn’a hamileymiş..Annesi bebeği düşürmeye çalışmış ama başarılı olamamış

-Anne ve baba boşandıktan sonra 19 yaşına kadar olan süre boyunca babasını sadece 1 kez görebilmiş

-Baba başka bir şehirde kendine bir hayat kurmuş. Orada 2. eşinden de boşandığını duymuşlar.

-Anne 2. evliliğini yapmış ve üvey babasının maddi durumu iyiymiş.

-Annenin 2. evlilikten 2 çocuğu daha olmuş ve Hatice Hn onları da kardeş olarak görüp gayet yakın ilişkiler kurmuş

-Aynı anne-babadan bir abisi daha varmış. Abisi de Hatice Hn’ın eşine yakın bir profil çizdiği için abisinin karısı da Hatice Hn gibi çok mutsuzmuş.

 

Seansa başladığımızda  ilk gittiği sahne 5 yaşındayken yaşadığı travmatik bir andı. O yüzden ana karnı içeren bir şimdiki hayat regresyon seansı şeklinde ilerledi. Açıkçası, Hatice Hn’ın bu şartlarda yaşarken , yakın bir zamanda tekrar seansa gelebileceğinden şüpheliydim..o yüzden sürem elverdiğince küçüklükte yaşadığı travmaların üzerinden geçmek istedim.

Ana karnını keşfettiğimizde:

-Annesi Hatice Hn’a 3 aylık hamileyken babasını terkedip başka bir şehirdeki ailesinin yanına gitmişti. Aldatıldığı için eşini terketmişti ama gittiği yerde de çok kısıtlandığı için mutsuzdu.

10-Annenin Hatice Hn’a 8 aylık hamile olduğu başka bir sahnede, anne ile baba tekrar bir aradalardı ama bu sefer babası annesini kapının önüne koyuyordu. Burada kalbinin sıkıştığını ve ikisine de çok kızgın olduğunu çünkü ikisinin de aslında birbirlerini aldattıklarını söylüyordu. ” Doğmak istemiyorum ” diyordu , ” Doğmak istemiyorum. “…

-Doğum anını keşfettiğimizde yine annesinin kendi ailesinin bulunduğu şehirdelerdi. Doğduğunda herkese ve herşeye öfkeli olduğunu, o gün herkesin kendisine acıyarak bakmasından çok rahatsız olduğunu söylüyordu.

 

 

11-Baba ile ilk karşılaşma anını keşfettiğimizde Hatice Hn artık 4-5 yaşlarına gelmişti. Başka bir şehirde yaşayan baba polislerle eve geliyor ve kızını alıp götürmek istiyordu. Hatice Hn ise babaya karşı öfkeli olduğundan üst kata kaçıyordu. O sahnedeki duygularını tarif ederken ” Babamı bıçaklamak, ona zarar vermek istiyorum..Bizi bıraktığı için öfkeliyim ” diyordu. Sonunda polis zoruyla da olsa babası hem abisini hem kendisini evden alarak çıkıyor, çocuklarını önce yemeğe sonra da parka götürüyordu.Salıncakta sallanırken tüm duyguları birbirine karışmıştı Hatice Hn’ın..Salıncakta sallandığı için mutluydu ama geçmişten dolayı babasına hala öfkeliydi.

-6 yaşındaki bir sahnede üvey babası tarafından uygulanan küçük bir fiziksel şiddet ve cezalandırma sahnesi vardı. Burada asıl öfke üvey babaya değil, evde olmasına rağmen olaya hiç tepki vermeyen annesineydi.

 

Hatice Hn, trans geçiş konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadığı ve iyi işbirliği yaptığı için bu sahneleri hızlı hızlı keşfedince birkaç taciz ve dayak sahnesine de yer vermiştim. Onlara ayrıca beden terapi içeren bir çalışma yaptım.

 

3

Hatice Hn’ın bana söylediği başka bir konusu daha vardı. Din konusunda yoğun takıntıları vardı ve sürekli vesvese halindeydi. Ayrıca cinsel konularla ilgili de çocukluğundan itibaren süregelen bir tiksinme sözkonusuydu. Bununla bağlantılı olduğunu hissettiğim çocukluk anılarından birinde daha 5-6 yaşlarındayken annesi ile üvey babasının kapısı açık olan odasından içeri girdiğinde yerde yarı çıplak olduklarını görüyor ve tiksiniyordu. O anda annesini de “kötü kadın ” gibi algıladığını anlatmıştı. Biraz daha büyüdükten sonra başka bir dönemde de annesinin mahalleden tanıdıkları bir adamla fazla haşır neşir olduğundan rahatsızlık duyuyor ve annesinin üvey babasını aldattığını düşünerek annesine müthiş bir öfke duyuyordu.

Böyle bir aldatma sahnesini bire-bir görmese de annesinin o adamla görüştüğünden neredeyse emindi. O andan itibaren öyle nefretle doluydu ki artık oralardan kaçıp gitmek istiyordu. Sonrasında da zaten öfkesinden dolayı hastalandığını ( hastalığı öfkesinin yarattığını seans içinde farketti ) ve bir süre evde yatmak zorunda kaldığını ekledi.

15Tüm bu sahneleri dönüştürmeye başladığımızda siz de tahmin edersiniz ki bolca öfkenin açığa çıktığı bir seans oldu. Beden terapiyi yoğun olarak kullandık. Anne ve baba ile çalıştığım bölümlerde öfke enerjisi gidince babasını bile çok kolay affedip hatta sarılmak istemesi beni şaşırttı.

Annesine empati göstermeye başladığı bir sahnede sol omzuna ağrı girdi.

Dönüştürmeye başladığımız andan itibaren ilk etapta cinsellikten iğrenme, tiksinme şeklinde anlattığı bölümlerde artık böyle hissetmediğini belirtti.

Notlarıma bakarken eşiyle ilgili bölümde eşinin ona ” Herşey güzel olacak ” diye bir msj verdiğini yazmışım. Ne yalan söyleyeyim, bu vakayı yazarken seans notlarımda görünce yine şaşırdım.

Rehberi ile bir araya geldiği anda ise rehberi  ” Çok mutlu olacaksın.Üzülme… ” demişti.

Kendime aldığım özel notta ise ” 7 yaşında olanlara ve abi ile ilişkisine bak ” demişim. Ama bir daha çalışmadığımız için o not seans notlarımda öylece kalmış.

 

12

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Hatice Hn aktif olarak email kullanamıyordu. Çocuklar tüm vaktini alıyordu. O yüzden kendisiyle seanstan sonraki günlerde 2 kere konuştuktan sonra bir daha hiç konuşamadık. O ilk haftaki görüşmede öğrendiğim kadarıyla çocuklarını da alıp bir süreliğine evden uzaklaşmıştı. Gittiği yerde telefonu bile iyi çekmediği için bir daha hiç haberleşemedik.

Bundan yaklaşık 8,5 ay sonra sanırım hala benim facebook sayfamı takip ediyormuş ki orada geri-bildirim konusunda verdiğim örnekleri görünce telefon açıp kendi yaşadıklarını anlatmak istemiş.

 

8,5 Ay İçinde Olanlar:

Annemle aram düzeldi. Eşim neredeyse muhteşem biri haline geldi. Üstelik yıllardır istiyordum ama almıyordu. Bana bir araba bile aldı.Bütün kötü alışkanlıkları bitti. Hayatım düzene girdi. Teşekkürler..  ”

Ben: ” Nasıl yani, gerçekten mi Hatice Hn…  ” şeklinde ilk bocalamadan sonra bunların ne zaman olduğunu yani yaklaşık tarihleri sordum ve yazmasını istedim.

Cevabı: ” Seanstan 2 ay sonra annemle aram düzeldi. Seanstan 6-7 ay sonra yani yıl sonunda eşim de değişti.Bütün kötü alışkanlıklarını bırakma kararı aldı. Hatta yılbaşından bu yana namaza da başladı.

Benimle uzun vadeli çalışan danışanlarım bilirler, işim sözkonusu olduğunda yani seans anında biraz mesafeli ve ciddi olurum. Hatta bugüne kadar fazlasıyla otoriter davranmak zorunda kaldığım kişiler de olmuştur. Ama bu geri-bildirimleri alırken şaşkınlıkla gülmek arasında gittim geldim. Hatice Hn bana getirmek istediği başka birilerinden bahsetmeye başladı ve böylece aramızda farklı bir diyalog gelişmeye başladı. O ana kadar kendimi tutmaya çalıştım amaaaa…  En sonunda Hatice Hn, bana ” Eşim bu tarz şeylere inanmıyor ve size geldiğimi bilmiyor ama kendisi gelmeden onun için mesela işleri için birşeyler yapabilir miyiz sizle? ” dediğinde artık o noktada koptum ve gülmeye başladım. ” Bakın Hatice hn, ben hoca ya da büyücü değilim…. bunları ben yapmadım. Bakın adımı PANTOLONLU EYLÜL HOCA’ya falan çıkarmayın lütfen . Amannn haa :)) ” dedim.

Telefonu kapatmadan evvel bu vakayı yazmak için ön onayını da aldım ve kendisinin izniyle de ufak tefek sansürler uygulayarak paylaşıyorum.

 

 

8

NOTLAR:

1-Bu vakayı farklı bir örnek olduğu için ve regresyon terapisinin dinle hiçbir ilgisinin olmadığını, her düşünceden danışanın bu çalışmaya geldiğini göstermek için paylaştım. Bugüne kadar bu terapiye yurtdışında yaşayan ateist görüşe sahip kişiler de geldi, Karadeniz’in bir kasabasında yaşayan türbanlı ev hanımı da geldi.

Beden ölünce herşeyin sona ereceğini düşünen insanlara bile ilk defa geldiklerinde mutlaka bu işin mantığını çizerek anlatırım. Eğer kişi illa ki herşeyin bu yaşamdaki bedeni öldüğünde sonlanacağı görüşündeyse, o kişiyle sadece şimdiki hayat ve ana karnı regresyonu çalışırım.

Kişinin neye inandığı beni ilgilendirmez ama kişinin iyileşmeye olan inancı ve isteği beni çok ilgilendirir çünkü motivasyon ve teslimiyet gerçekten de şifalanmada fark yaratıyor.

2-Yukarıdaki vakada beden terapi, travma ve içsel çocuk içeren bölümler vardı. Bugün yaşadığımız travmaların bazıları geçmişte yaşanan travmaların tekrar edilerek yaşanmasından oluşur.BİR EBEVEYNİNİZDEN NE KADAR ÇOK NEFRET EDERSENİZ, ONUN ÖZELLİKLERİNİ KENDİNİZE O KADAR ÇOK ÇEKERSİNİZ. NEFRETİNİZ SİZİ O EBEVEYNİNİZE DAHA ÇOK BAĞLAR. ZAMANLA O NEFRET ETTİĞİNİZ EBEVEYNE BENZEDİĞİNİZİ FARKETTİĞİNİZ ZAMAN DURUN VE ŞÖYLE BİRKAÇ ADIM GERİYE GİDİP ONLARIN YAŞADIĞI ZAMANA VE KOŞULLARINA BAKIN. SONRA DA EĞER YAPABİLİRSENİZ, SADECE BU DÜNYAYA GELMENİZE VESİLE OLDUKLARI İÇİN BİLE OLSA ONLARA İÇTEN BİR TEŞEKKÜR EDİN.

3-” Pantolonlu Eylül Hoca ” espirisine gelince; eğer bu blogu uzun zamandır takip ediyorsanız, şifayı verenin ben olmadığımı her zaman yazıyorum ve söylüyorum. Burada Hatice Hn’ın inancının ve niyetinin gücü (dualarının payı ) yadsınamaz. Ve en önemlisi ise evinden ayrılıp gittiği zaman bile gösterdiği sabır ve teslimiyet duygusu azımsanamaz.

Diyeceğim odur ki; hayatta gerçekleşme ihtimaline inanmadığınız birşeyden faydalanamazsınız. Dolayısıyla Hatice Hn kendi inancı ve iradesiyle bu sonuca ulaştı. Ben ise sadece aracı oldum..ve herzaman yaptığım gibi sadece seansı yönettim.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

….

BİR ŞİFALANMA YOLCULUĞU-3

Standard

ŞY1

 

Üçüncü seansın üzerinden 42 gün geçtikten sonra Berna Hn ile tekrar bir araya geldiğimizde bu sürede olan biten gelişmeleri kısaca not ederek başladım. Bir önceki bölümden hatırlarsanız, alışveriş bağımlılığı çalıştıktan sonra Berna Hn asıl konuyla karşılaşmaya hazır oldu ve takıntı haline getirdiği bir ilişkisinden bahsetmeye başladı.

 

ÜÇÜNCÜ SEANS SONRASI GELİŞMELER:

Ş21-..Y..( Takıntı haline getirdiği kişi)’yi çok kafama takmaya başladım. Geçen ay başından bu yana aramızda hiçbir yakınlaşma olmadı . Cinsellik yaşanıp da ertesi gün sosyal ortamlarda karşılaştığımızda bana hiçbirşey yaşanmamış gibi daha soğuk ve mesafeli davranıyor. Kendisini 3-4 senedir tanımama ve benim için çok özel biri olmamasına rağmen, bu davranışı artık beni rahatsız etmeye başladı. Onu takıntı haline getirdiğimi düşünüyorum. Saçma bir şekilde beni önemsemesini, beni sevmesini istiyorum.

2-Son 15-20 gündür alışverişle ilgili de tetiklenmeye başladım.

b12

 

DÖRDÜNCÜ SEANS

Yukarıdaki geri-bildirimleri alırken Berna Hn’ın kurduğu birkaç cümle ve kullandığı bazı kelimeler dikkatimi çekti. Bir “KAYIP İKİZ SENDROMU”* olma halinden şüphelenerek çalışmamı bu yönde ilerlettim. Sorularıma çoğunlukla “evet” şeklinde yanıt alınca da bu ihtimali mutlaka kontrol etmek istedim.

Ana karnı regresyonu ile başlattığımız seansın keşif bölümü benim için oldukça zorlayıcı oldu. Hatta bugüne kadar en zor keşfettiğim kayıp ikiz vakam diyebilirim.

Berna Hn’ın anne karnında ikiziyle ilk iletişim kurduğu an 20 günlük olduğu gündü.

25 Günlük olduğunda ikizi ondan ayrışıyordu. Bu anı ” Benden kopuyor..bir parçamı alıyor gibi acı duyuyorum. ” şeklinde tarif ediyor, hatta o sahneyi keşfederken sırtında da acı hissediyordu.

Bu ayrışma anında bir taraftan ikizinin gittiğine seviniyor fakat diğer yandan da ” Bir parçamı alıp benden götürdüğü için endişeli ve öfkeliyim” diyordu.

***

Ş8Anne karnında olduğu dönemde 6 aylıkken keşfettiğimiz bir sahnede, boğazına kordon dolandığı için nefes almakta zorlandığını, boğulur gibi olduğunu ve paniğe kapıldığını söylüyordu. Bu bölümü derinlemesine incelediğimde aslında bir nevi intihar teşebbüsü olduğunu ve altta yatan düşüncenin ” Burada değil, ikizimin yanında olmalıydım. Ölmek istiyorum. ” olduğuydu. Sonunda vazgeçip yaşamaya karar veriyor ve kendini kordondan kurtarıyordu ama anne karnında 8,5 aylık olduğu zamana kadar hala bu kararından emin olmadığı için kontrolü elinde tutmak istiyordu.

***

Doğum kanalına girmeye başladığında ise çok yoğun bir kömür kokusu aldığı için midesi bulanıyordu. ( Doldurduğu formda doğum tarihine baktığımda kışın doğduğunu gördüm. Seans bitiminde de evlerindeki kömür sobasına ait olduğunu teyit etti )

Doğum anına ve ondan sonra çok kısa bir döneme baktık çünkü anne karnını keşfetmemiz bayağı uzun sürdü.

 

Ş9Dönüştürmeye başladığımızda bu sefer kayıp ikizini daha kolay algıladı. Aslında gitmesini istemediğini ve bundan dolayı derin üzüntü yaşadığını farketti. İkizi ona, gittiği için üzülmemesi gerektiğini, herşeyin planlandığı gibi olduğunu ve görevinin orada bittiğini söyledi. İkizinin bu yolculuğunda rehberlerini algılayana kadar ona destek olmak üzere orada bulunduğunu ve gitmesi gereken vakitte gittiğini algıladı.

 

***

Kordon dolanması dahil tüm sahneleri dönüştürüp şifalandırdıktan ve anne-babasıyla olan bağlanma şekline çok kısa baktıktan sonra seansı noktaladık. Berna Hn şehirdışından geldiği için akşam uçağına yetişmesi gerekiyordu. O yüzden seans süresinin uzamamasına ve onu hemen yolcu etmeye çalıştım. Tam kapıya doğru yönelirken o gün ikimizin de neredeyse ikiz gibi giyindiğimizi görünce seans konusunun altından ” kayıp ikiz sendromu” çıktığı için ona gönderme yaparak ” Pantolonlarımız da aynı olsa tam ikiz olacakmışız  ” şeklinde bir espri yaptım. Bu esnada Berna Hn sabah erkenden uçakla gelip seans saatini beklerken Taksim’den aldığı pantolonunu gösterdiğinde ise tüylerim diken diken oldu çünkü tam da benim üzerimdeki pantolonla aynı model bir pantolon almıştı. Bu konudaki rastlantılar öyle çok dikkat çekiciydi ki hatta bu konuyla bağlantılı olarak facebook sayfasında ” OKUYABİLİRSEN EĞER, HERŞEY BİR AYETTİR…   ”  başlıklı bir yazı yazmıştım.  ( Yazının başlığına tıklayınca açamayanlar için aşağıda )

 

geribildirim


GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan 1 gün sonra emailleştiğimizde: ” Merhaba eylül hanım yoğun başağrısı vardı bütün vücudumda Sızı şeklinde Ağrılar oldu .sabah gözümü açtım yine o kişiyi düşünmeye başladım fakat farklı olarak ona karşı nefret yada sevgi duyguları hissetmedim daha çok aramızda ki süreci düşündüm nerde hata yaptım Nasıl olmalıydı gibi . Sevgiler

Aynı gün: “Dünkü mide bulantısı hissi bugün de devam ediyor söylemeyi unutmuşum. ”

beauty girl crySeanstan 7 gün sonra: ” Merhaba eylül hanım nasılsınız?
Bugün tamir fazında 7.günüm size bilgi vermek istedim .genel olarak rahat bir dönem geçirdim ilk gün mide bulantısı ve başağrısı oldu.5.güne kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadım fakat 5, gün ağlama krizi geldi belki o kişiyi seanstan sonra ilk defa görmüş olmamın etkisiylede olabilir .o günden itibaren mutsuz bir ruh haline girdim
Sevgiler

Bu son emailden sonra kendisine o kişiyi hergün gördüğü bir ortamda bulunduğunu sandığımı ve bu karşılaşmanın 5. günde olmasının özel bir sebebi olup olmadığını sordum.

Aldığım cevap: ” Aslında aynı  serviste çalıştığımız için hergün görüşüyorduk fakat seans sonrası nedense denk gelemedik teşekkür ederim .Sevgiler

12. Gün: ” …..  …     …Kendimle ilgili son duruma gelince boşlukta gibiyim o kişiyi eskisi kadar düşünmüyorum fakat belki bunda o kişinin şu an askere gitmesinin de etkisi olabilir 5-6 ay onu görmeyeceğim.fakat döndüğünde onunla tekrar ilişki kurmamak adına kendime şu anda tam anlamıyla güvenemiyorum .”

Bu bilgi üzerine, 5 ay sonra nasıl davranacağını şimdiden düşünmesine gerek olmadığını ve bu kişiye olan takıntısını çalışmaya başladığımız için normalde hergün gördüğü bir insanın 5-6 ay boyunca çevresinde olmayacağı şeklindeki bir bilginin önemli olduğunu ve bu tarz önemli durumları bilmem gerektiğini hatırlattım. Bu durum ağlama krizinin de bu vedalaşma  dönemine denk gelmesi sebebiyle benim için daha anlaşılır oldu çünkü bu kişinin askere gideceği bilgisini seanstan  5 gün sonra öğrenmişti.

Ş316. Gün:merhaba eylül hanım nasılsınız?

tamir fazının 5.gününden itibaren sürekli ağlama krizleri yaşıyorum aralıklı olarak. dün sabah duyduğum bir şarkı yüzünden gözlerim doldu  çünkü ben çocukken babam arabada bu tarz şarkılar dinlerdi hep gezmeye giderken. akşamına eve geldim hiç sebep yokken deli gibi ağlamaya başladım. bu sabah sizin önerdiğiniz kitaplardan birini okurken yine gözlerimden istemsiz bir biçimde yaşlar süzülmeye başladı. bu aralar bende durum böyle bu süreç daha ne kadar devam edecek bilemiyorum ama hayatın bütün yükü omuzlarıma çökmüş gibi hissediyorum.
sevgiler
16.-21. Gün Arası: İlk seansı vaka olarak yazmaya başladığım için yazı taslağı ile alakalı olarak haberleştik.

21. Gün: ” merhaba eylül hanım nasılsınız

 öncelikle ağlama krizlerim son buldu.
normalde bu durumu seansa geldiğimde bildirmeyi düşünüyordum fakat 3 gece üstüste aynı rüyayı görünce ve içerikler de aynı olunca bildirmek istedim. belki sizin 4. seans ile ilgili yazınıza da bir faydası olur.
10 şubat 2016 gün boyu ciddi bir mide bulantısı ve baş dönmesi yaşadım.rüyama gelecek olursak sürekli birilerine birşeyler söylemeye çalışıyordum fakat konuşamıyordum sanki boğazımda bir yumru vardı. konuşmak istediğim kişilerin hepsi benim geçmişte yada şu an yaşantımda olan bana yaptıkları yüzünden  birşeyler söylemek  isteyip de söyleyemediğim kişilerdi. eski erkek arkadaşım, kuzenim,  arkadaşlarım gibi…
boğazımda ki yumru hissi ve ışık hassasiyeti durumu tamir fazından sonra hemen ortaya çıkan belirtiler aslında .malum havalardan dolayı bir enfeksiyon başlangıcı olup olmadığından emin olmak için biraz bekledim .
11 şubat 2016 rüyamda tanıdığım bir arkadaşım benimle alay ediyordu cümle tam olarak şöyle {bu güne kadar ne başardın ki bunu da yapacaksın }bende cevap vermek istedim ama konuşamadım.sürekli bu durum tekrarlanıyordu.sonra rüyamda bir anda yatağım da yukarıya doğru yükselemeye başladım hiç durmadan fakat bu his beni rahatsız etmedi.yükselirken {değişime direnmiyorum ve onu kabul ediyorum }diye bir cümle sarfettim.sonra tekrar yatağıma geri düştüm.uyandığımda başımda 3.göz dediğimiz bölgede yoğun olmak üzere müthiş bir ağrı vardı.ışık hassasiyeti mevcutttu.sırtımda da seans sırasında hissettiğim yoğun ağrı mevcuttu.
tamir fazından sonra tıkınırcasına yemek yemeye başladım iki hafta da aldığım 4 kilo bunun kanıtı.
 
konuşma ve iletişim problemleri yaşamaya başladım.yazarken, konuşurken size attığım bu mailde de belli oluyor aslında cümleleri kurmakta zorlandım.
sevgiler.

 

***

 

Tekrarlayan rüyaları not etmesini istedim.

22. Gün: ” Terapi defterime not aldım eylül hanım . Yeme problemi o kişi gittikten sonra başladı zaten onun gidişi ve tamir fazının bitimi aynı güne denk geliyor .”

40. Gün:Günaydın eylül hanım teşekkür ederim iyiyim siz nasılsınız 
 mantık olarak o kişiyle alakalı ne yapmam gerektiğini biliyorum fakat yine de duygusal olarak kendimi gözden geçirdiğim de 1 çalışma daha yapmak faydalı olacak gibi. Bir de kendimi büyük bir boşlukta hissediyorum . Yeme içme durumları aynı devam ediyor fakat enteresan biçimde sadece karbonhidrat tüketmek istiyorum nerdeyse doğru düzgün hiç yemek yemiyorum .uyku düzenim yok sabahları çok yorgun ve mutsuz uyanıyorum 
Sevgiler.
42. Gün: Bir daha bir araya gelmeye karar verdikten sonra  iletişim problemi konusunu sorduğumda ” İletişim problemi devam ediyor eylül hanım” şeklinde cevap verdi.
***
Ş11
NOTLAR:
1-*: KAYIP İKİZ SENDROMU:  Kayıp ikiz sendromu ilk kez 1945 yılında Stoeckel tarafından tanımlanmıştır. Tıbbi araştırmalara göre her hamileliğin 1/8’i ikiz olarak başlıyor. Fakat bu ikizlerden bir tanesi ilk 28 gün içinde çoğu anne ikiz hamilelik yaşadığının farkında bile değilken ölüyor ve bazen hafif ağrı ve küçük kanamalarla vücuttan atılıyor. Yaşanan bu fiziksel durumun geride kalan ikiz açısından da birçok fiziksel ve psikolojik etkileri oluyor.
2- Berna Hn’ın bu seanstan sonra ilk defa yüzleştiği ve ” boşluk ” diye tanımladığı şey aslında hepimizin içinde hissetmekten korktuğumuz ve yüzleşmekten kaçındığımız bir alan. Bağımlıklarımız ise bizi bu boşluğu hissetmekten alıkoyan kaçışlarımızdır.  Eğer gerçek özgürlüğe ulaşmak istiyorsak bu boşluğun içinden geçmemiz gerekir. Burası spiritüellerin ” ruhun karanlık gecesi ” de dedikleri yerdir.
Krishnananda**, bu boşluk kavramını İLİŞKİLERİN A, B, C’si kitabında çok güzel anlattığı için çalıştığım her danışanıma bu kitabı mutlaka okumalarını tavsiye ederim.

**: Krishnananda (Dr. Thomas Trobe) California ve Harvard Üniversiteleri’nde eğitim görmüş bir psikiyatrdır.

3- Bu yazı dizisini, bir seans regresyon terapisi alıp kapıdan çıktığında bambaşka bir hayatı olacağını düşünen, seansın hemen akabinde sihir ve mucizeler bekleyen insanlar için özellikle yazmak istedim.Çünkü malesef bu beklenti ile gelen ve regresyon terapisini tek seanslık bir iş sanan kişilere rastladım.

Ör: Basit bir baş ağrınız olduğunda bir ağrı kesici alırsınız ve ağrınız geçer. Ama vücudunuzu kanser hücreleri sarmışken ( mecazi anlamda ) , bir tane ağrı kesici almak ve ertesi gün hiçbir sorununuz kalmayacağını beklemek beyhude bir bekleyiştir… Hayatta herşeyde olduğu gibi, terapi işinde de emek vermek gerekiyor. Armut piş ağzıma düş şeklinde bir anlayışa sahipseniz, size önereceğim en son yer regresyon terapisi. İnanın, seansların çoğu hiç de eğlenceli geçmiyor. Neredeyse gittiğimiz her sahne küçük ya da büyük travmatik bir anı içeriyor. Bugün burada okuduğunuz vakaların ve şifalanmaların çoğu gözyaşları içeriyor.

 

4- Bu şifalanma işi gerçekten de bir yolculuk ve bu yolculuk sırasında o en derinlerde sakladığınız yaralarınızla ancak sizin kaldırabileceğiniz hızda ve dozda ilerliyoruz. Şu anda bu bölümde yer verdiğim seans, Berna Hn açısından belki bugüne kadar en zorluk çektiği seans oldu. Aramızdaki uzak mesafe sebebiyle uzun aralar vermemiz ise belki onun açısından daha zorlayıcı oldu. Ama bundan sonra neler olacağını bilemeyiz. Bundan sonrası belki de Mevlana’nın da dediği gibi : ” Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası kaderinin değişeceği yerdir.. ” .

 

(Devam edecek…..)

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

 

 

 

BİR ŞİFALANMA YOLCULUĞU-2

Standard

ŞY1

İlk 2 seansın üzerinden 2 ay geçtikten sonra Berna Hn ile tekrar biraraya geldik. Bu sefer yeni seansımız için ön-görüşme yapmaya başlamadan evvel bu 2 aylık sürede bilmem gereken önemli birşey olup olmadığını sordum. Bu arada fiziksel görünümünde bir değişiklik olduğunu hissettim ama emin olamadığım için kendisine sordum. Aldığım geri-bildirimler aşağıdaki gibi:

  1. İlk 2 seans sonrası 2 ayda 6 kg gitti. Eskiden de deniyordum ama 1-2 gün sonra diyeti bırakıyordum. Bu sefer biraz dikkat etmeyle 6 kg gitti.
  2. Uyku düzenim çok düzeldi. Uykuya dalmakta ve uyanmakta sorun yaşamıyorum artık. Eskiden hep dayak yemiş gibi kalkıyordum. ( Bir önceki seansta rüya kapanı ile ilgili gördüğü rüyayı hatırladık )
  3. Eskiden melankolik biriydim, herşeyi kafama takardım. Artık takmıyorum. Uzun yıllar boyunca melankolik olunca, insan bu duruma önce bir afallayıp şaşırıyor.
  4. Sezgilerim ciddi derecede kuvvetlendi. Kahin gibi değilim ama birçok şeyi öngörebiliyorum. Başkalarının hayatına dair bile sezgilerim oluyor. Bakış açım çok genişledi.
  5. İlk seansa geldiğimde sık idrara çıkma sorunu vardı. İlk 2 seanstan sonra geçti.

                                                 ÜÇÜNCÜ SEANS

ŞY4

Bu seansta hangi konuyu çalışmak istediğini sorduğumda ilk sıraya ” alışveriş bağımlılığı ” konusunu koydu. Bu konunun ilk ilişkisiyle beraber başladığını, 2008’den bu yana dönem dönem hortladığını ve son 2 haftadır yine gündemde olduğunu belirtti. Alışveriş yaptığında sadece 10 dakikalığına da olsa kendisini güçlü ve değerli hissediyordu.

ŞY8Bu konuyla bağlantılı bir geçmiş hayat çalıştığımızda 5-6 yaşlarında yaşlarında hali vakti yerinde bir ailenin tek çocuğu olduğu bir hayata geçiş yaptı. Bu hayatta astım gibi bir hastalığı olduğu için fazlaca koruma altında yetiştiriliyordu ve dışarıya çıkmasına izin verilmediği birgün kendini, üzerine hiçbir kalın kıyafet almadan ormana doğru deliler gibi koşarken buluyordu. En sonunda nefesi birden tıkanıp dizlerinin üstüne çöktüğünde boğazını tutuyor ve nefesi kesiliyordu. O esnada eve hayli uzak mesafede olduğu için yardım da alamıyor ve ormanda tek başına ölüyordu.

ŞY9Çok kısa bir hayat olmasına rağmen ilk etapta arafta kaldığı bir sahneden giriş yaptığımız için keşfi biraz zorlu olan bir seans oldu. Birçok bilgiye ruhsal boyutta erişebildik. Babasının ailesinin isteği üzerine annesiyle zorla evlendirildiğini, çocuk sahibi olmayı istemediğini, o yüzden evde babasının kendisine karşı kayıtsız olduğunu algıladı. Bu sebeple aslında babasını cezalandırmak istediği için evden kaçtığını ve kaçarken öleceğini bildiğini hatırladı.

Bu geçmiş hayatı baştan sonra dönüştürdük ve ileride bakmak üzerine kendim için birkaç özel not alarak seansı noktadım.

GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan 1 gün sonra haberleştiğimizde: ” Seanstan sonra ki ilk günüm sakin geçti. dün akşam rahat uyudum rüya görmedim.herhangi bir huzursuzluk hissi yoktu.bel bölgem deki ağrı gün boyu devam etti.biraz iştah artışı var . ” diye yazdı.

Seanstan 7 gün sonra emailleştiğimizde:

” Merhaba eylül hanım. Bel bölgemdeki ağrı geçti genel olarak bu hafta boyunca hiç Ağrı’m olmadı .kendimde ciddi bir enerji artışı gözlemledim .alışveriş yapma konusuna gelince hala içimde birşeyleri alma hissi var fakat enterasan biçimde alışveriş yapmıyorum bu duyguya rağmen 5.gün gördüğüm rüyada beni rahatsız edecek derecede bir müzik sesi vardı ve bu sesten dolayı uykumdan uyandım hatta uyandığımda biraz başım ağrıyordu. Sevgiler

ŞY108. Gün:  İlk defa şu ana kadar gayet önemsiz ve geçmişte kalmış biriymiş gibi anlattığı ilişkiden bahsetmeye başladı: ” Kişi bağımlılığı konusuna çalışmamız gerekecek sanırım çünkü bahsettiğim kişiye doğru ciddi bir yönelme durumum var.

8. Günden itibaren bahsetmeye başladığı ilişkisi hakkında ne kadar mutsuz olduğunu öğrenmem üzerine kendisine neden bu kadar önemli detayları seanstan sonra anlattığını sorduğum ve bunun üzerine detaylı yazıştığımız bir gün oldu. Böyle bir konu gündemdeyken alışveriş bağımlılığı konusunun tekrar tetiklenebileceğini ve yetersiz kalacağını belirttim. Bunun üzerine aşağıda göreceğiniz üzere danışan sürekli olarak başka konular ve sorunlar bulmaya ve ” … … bu konuya da çalışmamız gerekecek sanırım ” diyerek asıl sorunu ertelemeye başladı:

13. Gün:

” merhaba eylül hanım nasılsınız? kendimi son 2 gündür çok halsiz ve mutsuz hissediyorum.sanki köşeye sıkışmışım gibi .evde durmak istemiyorum eve mümkün olduğunca geç geliyorum sonrada yemek yiyip yatıyorum.sürekli bir ağlama hissi var içimde .mide bulantılarım ve baş ağrım var .sanırım bir sonraki seansın konusu benim açımdan belli oldu. sizede bahsettiğim ….. kişiyle ilgili çalışmamız gerekecek. çünkü fazlasıyla bu konu kafamı meşgul ediyor.düşünmeden duramıyorum. yani bunu size söylerken çok utanıyorum ama …    ……  …  . Alışveriş konusuna gelince eskisi gibi canım sürekli alışveriş yapmak istemiyor.birşeyi almadan çok düşünüyorum.hatta bugün kendimce çok şaşıracağım bir cümle kurdum ev almak istiyorum dedim herkese  bir anda sanırım köklenme ihtiyacım açığa çıktısevgiler. 

ŞY1117. Gün:
” maddi problemlerime yol açan durumlardan bir tanesi de başladığım işleri hep yarım bırakmam örneğin ingilizce kursuna başlayıp yarım bırakmam o tatmin duygusunu tam olarak yaşayamadığım için hep yeni arayışlar içerisindeyim. bu hayatımda bir çok noktada böyle maalesef o yeni arayışlarda parasız olmuyor. geçen düşünürken aklıma geldi .seans olarak başladığı işi bitirememe duygusuna da çalışmak gerekecek sanırım .bu arada harika bir iş çıkardınız artık mağazaya girip ihtiyacım olan bir şeyi almak için bile 50 sefer düşünür hale geldim. sevgiler.
İş ciddi hale gelince ve danışan bu konuyla yüzleşmeye hazır olunca 1 ay sonra tekrar randevulaştık. Bu seans ise bir sonraki vakanın konusu olacak.
ŞY13.jpg
NOTLAR:
1-Mix bir vaka olduğu için sizlerle paylaşmayı seçtiğim bu yolculuğun üçüncü seansında görmenizi istediğim en önemli şey: Danışan bir konuyla-sorunla yüzleşmeye hazır olmadığı müddetçe, danışman olarak bizlerin hiçbirşey yapamayacağı konusu. Bu vakada danışanın yaşadığı ilişki türü üçüncü seansımıza kadar onu hiç rahatsız etmiyordu.
Üçüncü seansta babadan sevgi alamadığı için gizli intihar dediğimiz şeyi yapan, algıları bozulmuş küçük bir çocuk vardı. Seans içinde size çok bahsetmediysem de o küçük çocuğun bozulan algıları üzerine ayrıca beden terapi yaptık. Ancak ondan sonra seans akmaya başladı ve birçok bilgiye ruhsal boyutta erişebildik.
2-Bağımlılık çok katmanlı bir konudur. Burada da gördüğünüz üzere alışveriş bağımlılığı ile başladık ama ikinci adımda kişi bağımlılığına geçiş yaptık. Kişi bağımlılığı birçok insan tarafından ya hiç bilinmez, ya yanlış algılanır, bazen de takıntı veya aşk sanılır. Bazen aşkla karıştırıldığında kişi yaşadığı şeyin aşk olmadığını mantıken bilir ama asla onsuz bir dünyayı hayal bile edemediği için tüm hayatını öyle geçirebilir. Hiçbir zaman sigara, uyuşturucu gibi madde bağımlılıkları kadar önemsenmez ve dikkate alınmaz ama benim en çok önemsediğim konuların başında gelir. Neden derseniz, sigaranın, alkolün veya uyuşturucunun zararlı olduğu herkes tarafından bilinir ve buna yönelik önlemler alınarak tedavi merkezleri kurulur. Bu tarz bağımlılığı olan kişiler bazı durumlarda idare bile edilir.
Ama hiçbir zaman bir kişi bağımlısının ne yaşadığını, ne kadar acı çektiğini dışarıdan bakarak anlayamazsınız. Birçok intiharın veya cinayetin altında yatan ana sebep dışarıdan görüldüğü gibi o anda kişinin alkol veya uyuşturucu almış olması değil ( buzdağının görünen kısmı ),  daha da altında yatan sebep kişi bağımlılığıdır. Kişi bağımlılığının da altında bambaşka dinamikler vardır . Bu konu soğan kabuğu gibi o kadar katmanlıdır ki tek bir seans bağımlılık konusunda çoğunlukla yetersiz kalmaktadır.
3-Bu konuyla bağlantılı olarak öğrendiğimde çok şaşırdığım konulardan biri , DSM*‘nin ( Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders )  son sürümü olan DSM V’te sadece madde bağımlılıklarını değil, madde istismarı ile seyreden kompulsif davranışlara ek olarak madde istismarı ile seyretmeyen kompulsif davranışları ( seks bağımlılığı, kumar bağımlılığı, internet bağımlılığı vb ) da MADDE KULLANIMI ve BAĞIMLILIK BOZUKLUKLARI kategorisi altında sınıflandırmış olması. Bu da demek oluyor ki bağımlılık davranışı dünyada ancak ve ancak 2013 yılından itibaren tanınmış oluyor.
* : Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan ” Ruhsal Bozukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı ” dır.
4– Danışanın geri-bildirimlerini sadece birkaç yerde sansür uygulayarak orijinal haliyle bıraktığım için birçok noktalama ve yazım hatası var. Bilerek o şekilde bıraktım.
( Devam edecek…)
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

ABSÜRD BİR VAKA

Standard

absurd

 

İsmini neden “absürd” koyduğumu ancak vakayı okuduğunuzda anlayabileceğiniz bir vaka bu. Danışanım Şeyma Hn 25-30 yaşlarında genç, bekar ve çalışan bir kadın. Kendisi ile 2011 yılında iş amaçlı bulunduğumuz bir ortamda tanışmıştık. Ondan sonra geçen dört sene boyunca bir daha karşılaşmadık.

A10Kendisi ile yıllar sonra tekrar karşılaştığımızda ben hem sektör hem de şehir değiştirmiştim. Artık regresyon danışmanlığı yapıyor ve İstanbul-Mersin arasında mekik dokuyordum. Bu karşılaşmalarımız sırasında kendisiyle sohbet ederken regresyon terapisini ilk defa duyduğunu ama çok merak ettiğini, hem ilişkileriyle ilgili hem de para ve kariyer konularında tekrarlayan döngüleri olduğunu söyledi. Ben de kendisine ilk önceliği olan konu hangisiyse onunla ilgili bir seans yaparak başlayabileceğimizi söyledim.

İşin içinde maddi sorunlar da olunca ilk önceliği ona vermek istedi. Maddi anlamda biraz rahatlarsam ilerde diğer konulara da bakmak isterim dedi. Tanıdığım kadarıyla kendisi oldukça zeki, iyi eğitimli ve fazlasıyla analitik düşünce yapısına sahip biriydi. Kendisinin özellikle belirttiği diğer nokta ise, eğer beni şahsen tanımamış olsa, böyle bir deneyime asla kalkışmayacağı idi.

 

A4Neyse, gelelim seansımıza… Yoğun bir iş hayatı olduğu için onun seansını aralık ayında bir cumartesi akşamına koymuştum. Böylelikle pazar günü evinde dinlenmeye vakit bulabilir diye düşünmüştüm. Geç bir saatte başladığımız seans , Şeyma Hn’ın ilk seansı olması; egosunun bazı detaylarla yüzleşmek istemeyip es geçmek istemesi sebebiyle biraz uzun sürdü ama kendisi beklediğimden de kolay bir şekilde trans geçiş yapabildi.

Seans Konusu: Ailecek son yıllarda sürekli bir maddi kriz içinde olmaları, sürekli bir borç ödeme döngüsüne girip asla rahata erememeleriydi. Çok çalışkan bir elemandı ama ne yaparsa yapsın, kazandığı paralar hep bir şekilde borçlarına gidiyordu. Bunun sebebine bakmak istiyordu.

 

A12Seansa başladığımızda ilk geçiş yaptığımız sahne bir geçmiş hayat anısıydı ve yoğun olarak bedensel duyarlılıkları da hissettiği bir sahneydi. Bu sahnede kendini 45 yaşlarında bir kadın olarak gördü. Mutfakta kendisinden yaşça daha büyük bir erkekle para ile ilgili bir konuda tartışıyorlardı. Sonunda adam tarafından bıçaklanıp yere düşüyordu. Yerde yatmış kan kaybederken kedisi gelip yanında bekliyordu. Sahnede biraz ilerlediğimizde yaşça kendisine yakın bir kadın tarafından bulunup kurtarıldığını ve hastaneye kaldırıldığını gördü. Hastaneden çıktığında ise ilk işi eve giderek kedisini almak istemesiydi. Lakin kediyi aldığı anda ilk sahnede bıçaklandığı adam yine eve geliyor ve elinden kediyi alarak bu sefer de kedinin boynunu kırıyordu. Son derece şiddet içeren bu ilk sahnelerden sonra Şeyma Hn bedeninde yoğun duyarlılıklar hissetti.

Bu geçmiş bir hayat gibi görünen hikayeyi baştan sona keşfettiğimizde, ilk sahnede o adam diye tarif ettiği kişinin aslında o hayattaki babası olduğunu algıladı.

A114-5 Yaşında olduğu sahnede yine aynı evdelerdi. Bu sefer kendisinden birkaç yaş büyük ablası , annesi ve babası da vardı. Mutfakta yemek yedikleri bu sahnenin ilerleyen bölümünde annesinin babasından boşanmak istediğini söylediğini ve bunun üzerine babasının masayı dağıtarak annesini boğarak öldürdüğünü, ablasıyla birlikte kaçarak bu sahneyi kapı aralığından dehşet içerisinde izlediklerini söyledi.

Annesinin cenaze sahnesinde babasının olmadığını, tabutun mezara indirilmesi sırasında yaşanan aksaklıktan dolayı erkeklere çok kızgın olduğunu ekledi.

 

10’lu yaşlarına geldiğinde ablasıyla beraber anneannesinin evinde yaşadıklarını gördü.

 

25-26 yaşlarında ise kendisini bir işyeri ortamında gördü. Bu sahnede de erkek patronundan tiksindiğini, erkeklerle iyi iletişim kuramadığını belirtiyordu.  Duruma taciz de eklenince işyerini kaçarak terkediyordu. Bu sahneye eşlik eden bir eklenti durumu olduğu için duruma müdahale etmem gerekti..ondan sonra seansa devam edebildik.

A13Bir sonraki sahnede ise anneannesinin ölmüş ve ablasının evlenmiş olduğunu algıladı. Kendisini çok yalnız ve mutsuz hissediyordu. 35-40’lı yaşları anneannenin evinde yalnız yaşayarak geçirdiği ve ablasına kırgın hissettiği sahnelerdi. Babası ise bu sahnelerde yer almıyordu.

45 yaşında olduğunu söylediği sahnede ise babasının annesini öldürdüğü için yıllarca hapis yatıp çıkmış olduğunu, mutfakta onunla bağıra çağıra tartıştıklarını algıladı. Babası kendisinden para istiyordu ama kanun dışı işler yaparak ömrünü geçiren babasına para vermek istemediğini söylüyordu. Tartışma sırasında babası sol tarafına bıçak saplıyordu. Aynı gün ablası tarafından kurtarılıyor ve iyileşiyordu.

A14Aradan bir süre geçtikten sonra ise en baştaki keşfettiğimiz yere dönüyorduk. Kedisini almak üzere eve geldiğinde babası kediyi öldürüyordu. Bavulunu alarak hoşlandığı adamın evine gidiyordu. Yalnız bu sahnelere eşlik eden çok enteresan birkaç durum vardı. Sahnelerde eklenti mi olduğunu, yoksa danışanın o hayattaki ruhsal sağlığının bozuk olduğuna mı işaret ettiğinden kesin olarak emin olamadığımız yaşlı bir kadının silüeti evdeki sahneye eşlik ediyordu ve kendisi bu yaşlı kadını her gördüğünde katarsis yaşıyordu. Bu detay benim için önemli bir detaydı fakat bazen danışanın izin verdiği ölçüde bilgi alabildiğimiz için orada çok fazla üstelemedim. Hoşlandığı adamın o yaşlı kadını öldürmüş olabileceğini hissettiğini söyledi ve bir bahaneyle o evden ayrıldığını ekledi.

Sonunda ablasının yanına gidip birkaç ay orda kaldıktan sonra eniştesinin kendisini istemediğine kulak misafiri oluyor ve bu sefer de kendine küçük bir daire kiralayarak yalnız yaşamaya başlıyordu. O dönemde ara sıra bulup çay içtiği ve sohbet ettiği tek arkadaşı yine geçmişte hoşlandığım adam diye tarif ettiği aynı adamdı.

 

A1555-65 yaşları arası bu şekilde geçiyordu ve 65 yaş civarında evinde tek başına uyurken ölüyordu.

Ruhsal boyuta geçtiğimizde, hoşlandığım adam diye tarif ettiği kişinin evine ilk gittiği zamanlarda hayali olarak gördüğü yaşlı kadının adamın bir parçası olduğunu, ondan bağımsız biri olmadığını öğrendi. Bu durum bende yine birtakım farklı seçeneklerle ilgili şüphe duyup kenara not almamı sağladı.

Rehberiyle bir araya geldiği sahnede, rehberi ona ” Sabırlı ol. Kendini daha iyi ifade et ve konuş.” dedi. Bunun üzerine kendisi de bu hayatında çoğu şeyi söylemeden kafada kurduğunu, bu yüzden kırgınlıklar olabildiğini ve geçerli sebep olmadan birilerine kırılabildiğini söyledi. Rehberi ayrıca ” Kendini motive etmeyi öğrenmen lazım.” dedi. Bunun üzerine Şeyma Hn gerçekten çok çabuk pes edip sıkılabildiğini belirtti. Rehberi ise ” Bunun yerine her ne yapıyorsan o anda orada ol ve kendini ona ver. ” dedi.

 

Bağlantılar:

-Kendini ifade etme problemi

-Susmayı tercih etme

-Kırgınlıklar

-Oradaki yaşlı kadın silüetinin bu yaşamdaki babaannesi ile benzerliği

Bu geçmiş yaşam hikayesini şifalandırıp dönüştürdükten sonra geç saatte ayrıldık. Ayrılırken Şeyma Hn’ın başında ağrı vardı. Kendisine ağır geçen seanslardan sonra bunun olabileceğini ve uyuyunca geçebilecek bir ağrı olduğunu söyledim.

 

Geri-bildirimler:

 

A041NKSeanstan 1 gün sonra haberleştiğimizde: ” Dün seans çok geç bittiği için çok uykulu hissettim ama aslında daha enerjik çıktığım söylenebilir. Kendimi iyi hissettim ve herhangi bir fiziksel rahatsızlığım olmadı. Gece çok rüya gördüm, bazılarını hatırlıyorum. Örneğin bir tanesinde saçım çok beyazlamıştı, çok şaşırıp üzülüyordum. Bugün de canlı ve enerjik olduğumu söyleyebilirim. Herhangi bir ağrım ya da fiziksel şikayetim yok. Herşey yolunda. ” dedi.

2. gün aldığım emailde: “Dün gece rüyamda seni gördüm ve saat 5 gibi uyanıp çok enteresan bir rüya bu, sabah mutlaka yazmam lazım dedim. Ama sonra 7.30’da uyandığımda gitmişti aklımdan… ” dedi.

Seanstan 1 hafta sonra haberleştiğimizde başka herhangi bir semptom yaşamadığını ve gayet iyi olduğunu belirtti. Çalışma konumuzla bağlantılı yeni bir gelişme olduğunda veya yeni bir bağlantı kurduğunda email atabileceğini söyledim.

Bu seansın üzerinden yaklaşık 2 ay geçtikten sonra kendisi ile yollarımız tekrar kesişti. Her zaman olduğu üzere, 2 seans arasındaki süremde yemek yemek ve volta atmak için Cihangir-İstiklal Caddesi arasnda yürürken tam da onun işyerinin yakınlarından geçiyordum ki bir şekilde denk geldik. Ayaküstü konuşurken o aradaki süreçte herhangi birşey olup olmadığını, para ile ilgili sıkıntılarının devam edip etmediğini sordum.

A8Şeyma Hn şaşırarak gülümsedi ve ” Aaa, sen bilmiyor musun o konuyu, pardon söylemeyi unuttum, o konu halloldu.” dedi. Bu sefer ben de şaşırmıştım çünkü bildiğim kadarıyla ailecek borç altındaydılar ve rakam öyle 1-2 ayda çalışmayla kapatılacak bir rakam değildi. Bunun üzerine ben: ” Peki, nasıl halloldu? Bu önemli bir detay ve benim bunu geri-bildirimi dosyama eklemem gerekir.” dedim.

Şeyma Hn: ” Kusura bakma, daha çok yeni..Geçen hafta bitti. Öyle bir şekilde halloldu ki ailecek tüm borçlarımızı kapattığımız gibi kuzenime bile yardım yaptım. Hatta üstüne cebimde biraz para bile kaldı. Ben de bu ay seni arayıp tekrar seansa geleyim diyordum, iyi oldu denk gelmemiz.” dedi ve bunu derken gülümsüyordu.

Ben halen şaşkındım ve bu işin nasıl bu kadar hızlı olduğunu merak ediyordum. Sonrasında öğrendim ki, Şeyma Hn’ın annesinin babasından kalan bir gayrımenkul varmış. Bu gayrımenkulun paylaşımı ve satışı çok sorunluymuş. O kadar uzun süredir satıştaymış ve satılmıyormuş ki, artık son 4-5 yıldır bu konudan tamamen umudu kesip düşünmeyi bırakmışlar. Seanstan 1 ay kadar sonra bir gün aniden dayılarından telefon gelmiş ve vekalet işleri için evden birilerinin ..X..(Anadolu’da bir şehir ) şehrine gitmesi gerekmiş. Satışın yapılması, paranın gelmesi, paranın tüm ailenin borçlarını kapatıp, üstüne cebinde harçlık kalacak şekilde hesabının eksiden artıya geçmesi ise benim ona rastlamamdan tam bir hafta önce tamamlanmış.

Bütün bunları dinlerken ben de şaşkınlıkla gülümsüyordum. Açıkçası seanstan sonra Şeyma Hn’ın analitik zihninin devreye girdiğini ve bunun şifa ile rezone olmasını engelleyebileceğini ya da şifayı alsa bile bunu anlayamayabileceğini düşünmüştüm. Gerçekten de kendisi tüm bu olaylar sırasında yıllar sonra gelen satışı ve tüm ailenin rahatlamasını seansla bağdaştıramamıştı. Ancak sistemin nasıl çalıştığını, olayların bazen beklediğimizin dışında çözümlerle de gelebileceğini, bir kişinin değişmesi veya şifalanmasının bazen kilitlenmiş olan bir sistemi açarak birden fazla insanın hayatında nasıl etkili sonuçlar doğurabileceğini açıkladım. Ondan sonra taşlar yerine daha çok oturmaya başladı ve Şeyma Hn bana bildirmesi gereken diğer önemli gelişmeleri de hatırladı.

 

A7Beni şaşırtan diğer olumlu gelişme ise bence en az para sorunu kadar önemliydi çünkü seansımız bittikten sonraki değerlendirme bölümünde Şeyma Hn’a aileye bağımlılık temasının bulunduğunu ve para sorununun ise buna hizmet ettiğini düşündüğümü söylemiştim. Geç saatte biten seans ve yoğun iş hayatı sebebiyle Şeyma Hn’ın bu bağlanlatıları anlamaması ve şifa alabilmesi için konsantre olması gerektiği yanılgısına düşmesine rağmen bu kadar büyük bir şifa alması şaşırtıcıydı. Üstelik aynı dönemde annesinin kendi evine, kendisinin ise bir ev arkadaşıyla ayrı eve çıkması da yine bu bağımlılık konusunda şifa aldığını gösteriyordu.

 

A18O anda ayaküstü konuştuğumuz için bana söylemeyi unuttuğu ama haziranda yaptığımız 2. seans öncesi belirttiği diğer detay ise ilk seansımızdan 1 ay sonra, uzun bir aradan sonra ilk defa biriyle çıkmaya başlaması olmuştu.

Gördüğünüz gibi, danışan anlamasa da bağlantıları kuramasa da, bu durum şifa almaya engel yaratmıyor. Sonuçta Şeyma Hn beni tanıyarak ve güvenerek seansa gelmişti. Yabancı biri olsa gitmem demişti ama laf olsun diye de seansa gelmemişti. Sorunlarını çözmek istemiş ve bunun için çok kısıtlı bir zamanı olsa bile zaman ayırmıştı. Kalben istemesi, şifaya açık olması da fark yaratmıştı.

 

 

NOTLAR:

1-Bu vakayı yazma nedenim, geçen ay aldığım bir sorudur: ” Vakalarınızda hep başarılı olmuş, şifalanmış kişilerden örnekler veriyorsunuz. Bu seanslara gelip de hiçbir fayda görmeyen kişilerle karşılaştınız mı? Herkes mutlaka şifalanıyor mu? Bu konuda beni bilgilendirebilir misiniz?

Cevabım ise biraz uzun ve örnekler içerecek şekilde olmuştu. Ama kısaca şunu içeriyordu: “”Regresyon Terapisi, danışmanın ve danışanın işbirliği yapması gereken bir çalışma şeklidir. Sorumluluk her zaman %50’dir. Seanstan sonraki ilk 1 haftalık süre tamir fazı dönemi olduğu için danışman tarafından takip edilmelidir. Bu süreçte ve sonrasında danışanın da danışmana geri-bildirimde bulunma, sorularına cevap verme gibi sorumluluğu vardır. Eğer danışan, hiçbir şekilde danışman ile işbirliği yapmıyorsa, geri-bildirimde bulunmuyorsa, danışmanın süreci takip edebilmesi ve gözlem yapabilmesi mümkün değildir.
Bu sebeple diyebilirim ki; bugüne kadar hiç şifa almamış bir insanla karşılaşmadım ama bugüne kadar şifa aldığını anlayamayan ve geri-bildirimde bulunmayan ya da şifalanma niyeti istikrarlı olmayan bazı vakalara rastladım.   .. …..  ….. ………………  ……….” 

2-Danışanların egolarının yüzleşmek istemedikleri, hatırlamak istemedikleri bazı anılari hatta yılları olabilir. Buna seanslarda sıklıkla rastlarız. Egomuz ancak başedebileceğimiz kadar bilgiyi hatırlar, yüzleşmek istemediği anlarda ise bazen seansı sabote etmeye de kalkabilir. Bu tip durumlarda danışmanın sezgileri ve deneyimi biraz da olsa fark yaratabilir.

3-Bu vaka, Şeyma Hn’la tesadüfen karşılaşmamız sonucunda yazılmıştır. Eminim bu şekilde hayatında birtakım değişimler yaşamaya başlamış ama seanstan birkaç ay sonra oldu ise bunu seansla ilişkilendirememiş birçok kişi vardır. Şeyma Hn’ın bir kısır döngü halinde olan hayatının farklı alanlarında da dönüşümler başladığını haziran ayında yaptığımız seans öncesinde öğrendiğim için kariyer alanında da büyük gelişmeler bekliyorum. Danışan gizliliğine büyük önem verdiğim için şimdilik o iki önemli detayı da açıkça belirtmeden devam ediyorum çünkü bu detaylar kendisinin kim olduğunu açığa çıkarabilecek detaylar olduğundan isteği üzerine yazımızda gözardı edilmiştir. Bu kadarıyla bile hem para, hem ev, hem aile, hem iş, hem ilişki alanında yıllardır olmayan köklü değişimler olması sebebiyle benim için bu vaka yeterince absürd’dür:)

Amacım her vakanın mucizevi sonuçlar yaratacağı beklentisi yaratmak değil, bilakis aradan zaman geçse bile bazen sonucun hiç ummadığınız extrem örnekler aracılığıyla da gelebildiğini göstererek bakış açınızı geniş tutmanıza katkı sağlamaktır.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

KİLO SORUNU (1. Bölüm )

Standard

kg3İsmine İrem diyeceğim danışanım 40’lı yaşlarda, geçmişte başından çok kısa süreli bir evlilik geçmiş ve şu anda ailesiyla yaşayan bir devlet memuru. Kendisi ile mart 2015’te çalışmaya başladık ve şu ana kadar 2 seans çalıştık. 3. seansını ise bu hafta gerçekleştireceğiz.

İrem Hn’ın doldurduğu formda çalışmak istediği konu kilo sorunu olarak görünüyordu. Ama ön-görüşmemiz sırasında aldığım detaylara baktığımda sadece şimdiki hayat regresyonu yapılabilecek konuları bile en az 2-3 seans sürecek gibi görünüyordu. Bu hayatındaki travmaları ve verdiği tepkileri de not aldığımda yoğun bağımlılık temasına eşlik eden gizli kalmış kurban mod ve asi ruh temaları da farketmiştim.

Bu yazıda ilk seansımızı özet geçeceğim için şimdiki hayatına ilişkin detaylara ikinci yazımda yer vereceğim.

İlk seansımızda danışanın seçtiği konuyla bağlantılı çalışmak istedim. Yani kilo sorunu ile bağlantılı olan bir ana baktık. İrem Hn hem kolaylıkla bedensel duyarlılıkları hissetti, hem de bir geçmiş hayat sahnesine geçiş yapabildi.

a

İlk sahnede kendini 3-4 yaşlarında, kıvırcık saçlı bir kız çocuğu olarak tarif etmişti. İlerleyen sahnede verdiği detaylar sebebiyle ( annesinin onu görmemesi, duymaması, yazın herkes ince giyinmişken onun üstünde kışlık kıyafetler olması) sebebiyle ailesini bırakıp ışığa geçememiş bir ruh olarak arada kaldığını farkettik.

Bir sonraki komutumda İrem Hn benzer temaya sahip olan başka bir geçmiş hayata sıçradı. Belli ki ruhu aynı deneyimi birçok yaşamında tekrarlamıştı.

 

cBaştan sonra aynı hayatı keşfetmemiz gerektiği için bu 2. geçiş yaptığı hayatı baştan sona keşfettik. 1,5 yaşında sonlanan kısa bir hayattı. Geçiş yaptığı ilk sahnede kendini 1,5 yaşında bir erkek çocuğu olarak beşiğinde yatarken algıladı. Çok hasta ve yüksek ateşli olduğu için sürekli ağladığını söyledi. Yemen’de yaşayan fakir bir ailenin ilk çocuğuydu ve annesinin çaresiz bakışları altında ağlamaktan morarırcasına bir hal alıp sonunda ölüyordu. Bu yaşamında da eklenti olarak kalmıştı ve annesinden ayrılmak istemediği için ışığa geçmemişti. Yaklaşık 1 yıl kadar arada kaldıktan sonra (araf )  ışığa zorlukla geçiş yapıyordu.

 

Ruhsal boyuta geçtiğinde ülkede o dönemde salgın olduğunu ve kızamıktan öldüğünü algıladı. Ruhsal planı gereği hastalıktan öleceğini biliyordu ama gitmek istemiyordu. Hayata ve Tanrı’ya kızgındı. “Neden ben?” diyordu.

Rehberiyle bir araya geldiği sahnede, rehberine sormasını istedim:” Bu çocuğun neyi öğrenmesi gerekiyormuş?” . Rehberi ” Zamanı geldiğinde bazı şeyleri bırakabilmeyi, bırakıp gidebilme cesaretini gösterebilmeyi ” şeklinde cevap verdi.

Bu hayatında da aynı sınavı verdiğini, herşeye çok bağlı olduğunu ve en ufak birşeyini bile kaybedince çılgına döndüğünü söyledi.

O sırada rehberi ona ” Bunu anlaman için sana çok yardım ettim.” dedi.

mRuhsal boyutta anne-babasıyla bir araya geldiği sahnede yoğun katarsis yaşadı. Babası ona ” Senden sonra çocuğumuz olmadı. Seni özlüyorduk oğlum” dedi ve ” Bundan sonraki yaşamında mutlu ol ” diye ekledi.

Burada danışanın bağımlı yapısı yine devreye girdi ve ” Onları seviyorum. Başka bir yaşamda onların yine annem-babam olmalarını istiyorum. ” dedi. Bu bölümde kendisine çok kısaca ruhlar arasında asla ayrılık olmadığından ve sistemden bahsettim.

Rehberi ise ” Öyle olması gerekiyordu, senin suçun değildi. Hastalık vardı ve senin ayrılman gerekiyordu. ” dedi.

İlerleyen aşamada bu hayatı tamamıyla dönüştürdükten sonra rehberiyle tekrar bir araya geldiği sahnede rehberi ona şimdiki hayatına ilişkin şu tavsiyede bulundu: ” Öfkelerinden kurtul. Affedemediklerini affedip özgürleştir, bırak gitsinler. Yüklerinden arın. ” dedi.

 

kBağlantılar: 

1-” O öfkeli halim bu hayatta da vardı. Ölmemek için direnme gücü, gerçekleri kabul etmeme ve inat etme bu hayatta da var.”

2-” O zaman hastalıktan ölmüşüm. Bu hayatımda sağlığıma aşırı derecede dikkat ediyorum ve ölüm korkum var. Hatta bu hayatımda 12 yaşımda çok tehlikeli bir hastalık geçirdim ve 3 ay boyunca ağır ateşle yattım. Doktor benim direncime hayran kalmıştı. ”

3-” Anneme ve babama olan bağımlılığım şimdiki hayatta da var. ”

4-“Bırakamama sorunu var. Ayrıca herşeyi istifliyorum. Oradaki çocuğun ailesi fakirdi..belki de ondan kilo’yu tutuyor olabilirim.”

O geçmiş hayatında, bu hayatından tanıdığın insanlar var mı diye sorduğumda ise : “O geçmiş hayatımdaki annem, bu hayattaki annemin arkadaşı Yasemin Teyze’ydi. Yasemin Teyze’nin evlendikten sonra 5 yıl boyunca çocuğu olmamış. Sonra annem beni doğurduğunda beni o kadar çok sevmiş ki hormonları gelişmiş ve çocuk sahibi olmuş.Ayrıca o geçmiş yaşamdaki babam, bu yaşamımdaki lise öğretmenim. O da geç evlenip geç çocuk sahibi oldu.” dedi.

 

Geri-bildirimler:

İrem Hn ile uzun süreli çalışmaya karar verdiğimiz için kendisinden geri-bildirimleri düzenli olarak yazılı geçmesini talep etmiştim. İlk seanstan sonraki tamir fazı dönemini içeren yazısı aşağıdaki gibi:

” Eylül hanım, ilk gün biraz rahat gibiydim ancak hafif bir yorgunluk vardı, erken uyumayı tercih ettim. Baş ağrısı ve üstümde hafif bir ağırlık oldu ama sabah uyandığımda tüm semptomlar geçmişti.

2. günden itibaren yoğun bir hüzün ve arada önceki hayatlarımı düşündüğüm bir içe dönüş yaşadım. Akşam olunca kendimi yorgun ve bitkin hissettim. Zihnim susmadı.

l3. günden itibaren vücudumda sürekli bir sıcaklık hissettim ve yoğun bir öfkeee… nedenini bilmediğim yoğun bir öfke yaşadım. Tahammülsüzlük….herkese ve herşeye öfkelendim, sebepli ya da sebepsiz….en çok anneme öfkeliydim….nefretle karışık bir öfke duydum ona..Ağlama isteğim oldu ara ara….kendimi yalnız ve değersiz hissettim…öfke beni çok yordu ve enerjimi düşürdü sanki. Özellikle 5. gün çok halsiz ve yorgundum. Enerjimi ne yaparsam yapayım yükseltemedim. Sanki bana ait olan birşeyimi sonsuza kadar yitirmiş kadar hüzünlü hissettim kendimi. ( Muhtemelen İrem Hn’ın yıllardır enerj alanında bulunan güçlü bir eklentisi gitmişti ve ruhu bu yüzden hüzün hissediyordu )

Umarım bugünden itibaren blokajlarım çözülmeye ve kendimi daha iyi hissetmeye başlarım. Bir sonraki çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Sürekli manik depresif bir ruh haliyle yaşamak istemiyorum. Değişken ruh hali beni en çok yoran şey…dinginlik, huzur istiyorum hayatımda. Umarım bunları sonraki çalışmalarda hayatıma yerleştirmeyi başarırım. Herşey için teşekkürler. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.sevgiler….”

İrem Hn yukarıda yazan semptomları yaşarken kendisiyle birkaç kere telefonda görüştük. Tamir fazı dönemini herkes bu kadar ağır atlatmadığı için diğer danışanlarıma göre çok daha sık haberleştik ve kendisine neden bu kadar yoğun öfkenin açığa çıkabileceği konusunda biraz bilgi verdim. 7 günlük tamir fazı bittikten sonra arayı çok açmadan 2. seansımızı yapmamız gerektiğini belirttim ancak İrem Hn’ın o hafta iş ile ilgili yoğunluğu olduğu için 2. seansımızı 15 gün sonra gerçekleştirebildik. Bu 2. seansı bir sonraki yazımda paylaşacağım için burada detaya girmiyorum. Ama görüşmelerimiz sırasında söylediği bazı cümleler aşağıda:

y”  Yaşadıklarımı kentsel dönüşüm projesine benzetiyorum. Yıllardır var olan ama doğru olmayanı yıkıp yerine doğru ve yeni olanı inşa etmek. Bazı yıkımlar kolay, bazıları zor olur. Benimki de zor olanlardan, yapacak birşey yok. Zor bir insanım. Yüzeysel şeyler beni tatmin etmiyor. İçsel huzuru kolay bulamıyorum. Yılların yorgunluğu da var tabi… “

NOTLAR:

1-Bu vaka, uzun süreli bir çalışmanın ilk seansını kapsıyor. Dolayısı ile daha sonra yazınlanacak olan 2. bölümü okumadan herhangi bir yargıda bulunmamanızı tavsiye ederim çünkü bu vaka, şu ana kadar çalıştığım danışanlarım arasında gördüğüm tamir fazı devresini en ağır atlatan iki vakadan biri. O yüzden bu vakaya bakarak genelleme yapmak sizi yanıltabilir. Tamir fazı devresini çok kolay atlatan danışanların oranı çok daha yüksektir.

Paylaştığım vakalar arasında bir tane de böyle örnek bulunmasını istedim. Neyse ki sadece ilk seans sonrası yoğun öfke ile karşılaştık ve ikincisi çok daha farklı geçti.

2-İrem Hn’ın seanstan sonraki birkaç gün neden yoğun öfke hissettiği konusuna gelince; yukarıda detayını vermediğim çok önemli birkaç neden var:

3a) İrem Hn, bundan yaklaşık 8-9 sene önce ciddi bir travma sonrası psikolojik sorun yaşamış ve doktoru kendisinin o dönemde evde yalnız kalmasını istemediği için hastanede 4 ay kadar kalmasını ve tedavi görmesini sağlamıştı. Bu süreç içerisinde kendisine yoğun ilaç tedavisi de uygulandığından yaşadığı sorunlar bir nevi ilaçlarla bastırılmış , İrem Hn’ın sorunu da bana göre aslında uyutulmuştu. Hastaneden yaz aylarında çıkıp ailesinin yanında kaldıktan bir süre sonra da aslında İrem Hn’ın düzelemediğinin farkedildiğini ve doktorunun tekrardan hastaneye yatmasını talep ettiğini söylemişti. İrem Hn ise bu sefer hastanede yatmak yerine uzun süreli rapor alarak bir yurt ortamında kalmayı tercih etmişti.

Geçmişte baskılanmış bu öfke şimdi ilk seansımızdan sonra yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Bu öfkeyi şuna benzetebilirsiniz: vücudunuzun bir yerinde cerahatli bir bölge var ve bu bölge vücudunuzda kalırsa size zarar verecek. Şimdi bu ilk seansla o bölgeye el atılmış oldu ve cerahat temizlenmeye başlandı. O yüzden ilk seansımız  sonrası danışanda olumsuz duygular çıkmaya başlaması çok normal.Tıpkı ameliyattan çıkmış ve cerahati temizlenmiş bir insanın ameliyattan sonra birkaç gün ağrı çekmesi ve nekahat evresi gibi.

b) Danışanım, benle çalışmaya başlamadan önce malesef hiçbir eğitimi olmayan ama regresyon terapisi yaptığını söyleyen kişilerle bir-iki seanslık deneyimi olmuş ve bu kişiler de öfkeyi sadece baskılamasına sebep olmuştu. O yüzden zaman zaman sayfamda da paylaşıyorum, bilinçaltı temizleme-formatlama tarzı 2 günlük seminerlerle yılların birikimi olan bir sorunu çözemezsiniz. Hele hele ki bir insanın geçmişinde ciddi travmaları ve hastanede yattığı bir süreci varsa, o kişiyle seans yapmadan evvel gerçek bir regresyon terapistinin 10 kere düşünmesi gerekir. Eğitimi olsa bile, eğer bir vaka ile başetmekte endişesi varsa o vakayı kesinlikle almamalı. Çünkü ben yaptım-oldu mantığı, o an anlamasanız bile danışana fayda değil, zarar verebilir.

3-Farkettiniz mi bilmiyorum ama danışan ile çalışırken ana hedefim kilo değildi. Çünkü kilo benim için sadece bir gösterge ve çalışmalarımızın vücuttaki yansıması olacak. Kişi ne yapıyorsa yapsın, kilo gitmiyorsa veya gidip geri geliyorsa burda yapılması gereken sürekli diyet şeklinizi değiştirmeniz değil, düşünce şeklinizi kaynağından değiştirmenizdir. Olay kafada bitiyor gibi komik laflar etmeyeceğim çünkü olay kafada bitmiyor.)) Zihinsel yöntemler işe yaramaz malesef çünkü konu zihinden değil bilinçaltından kaynaklanıyor.

eKİLO ne demek? Ben vücudumda birşeyleri stokluyorum-istifliyorum demek. Ben kendimi güçsüz hissediyorum demek. Benim kendimi güçlü hissetmem için ne yapmam lazım? Eğer kendi içimdeki güçten bihabersem, birşeylerden beslenmem lazım. Burdaki beslenme kelimesi sizi yanıltmasın, bu bir yemek de olabilir, enerjisel beslenme de olabilir. Hele ki ben enerjisel olarak beslendiğim bir kaynağımı yitirirsem ne olur? Bozguna uğrayabilirim… yemeğe saldırabilirim. Tok olmama rağmen canım sürekli abur cubur veya tatlı isteyebilir. Kilom arttıkça da ben bilinçaltımda kendimi daha güçlü hissederim çünkü heybetim, ağırlığım artmştır ve tüm dünyaya ben burdayım demektedir. Hayata güvenim olmadığı için de eşyaları stokladığım gibi vücudumda kiloyu stoklarım. Konunun ucu kök çakraya kadar gider. Hatta anne ile bağlanma şeklinize kadar gider ki bu aile dizimi yapan terapistlerin de çok önemsediği bir konudur.

kg5Buradaki danışanım evinde de ciddi stok yapan bir kadın. Derin dondurucusunda en az 6 ay yenecek yiyecek olduğundan bahsetti. Sürekli gereksiz alışveriş yaptığından ve sürekli abur cubur yediğinden. Bildiğiniz gibi, sürekli alışveriş yapmak da bir bağımlılık türü…mutsuz bir insanın geçici bir süre için rahatlama yöntemi. Etki süresi ise yaktığınız bir sigaradan çok farklı değil..

Sonuç olarak, kilo bağımlı kişilik yapısında rastlanan ve tek seansın yeterli olmadığı bir konu. O yüzden danışanımla biraz daha çalışmaya devam edeceğiz.

4-Öldükten sonra bir süre dünyada kalmak, yani arada kalmak da bağımlı kişilik yapısında sık rastlanan bir durumdur. Bunlara İngilizce’de ” EARTHBOUND SPIRITS ” deniyor. Yukarıdaki vakada 1,5 yaşında ölen çocuk anne-babasını bırakmak istemediği için ışığa geçemiyordu ve bir süre ailesinin yanında kalıyordu. Hatta danışanın ilk olarak geçiş yaptığı hayatta tarif ettiği karakter de aslında ölmüş ama öldüğünün farkında olmayan bir çocuktu. Bu, arada kalma konusu da sizi ürkütmesin. Seanslarda hiçbir zaman korkutucu şeyler olmuyor. Hatta diyebilirim ki regresyon terapisi ölüm korkusuna bire-bir olan bir seans türüdür. Çünkü asla uydurmanızın mümkün olmadığı mükemmel bir kurgu ve ilahi bir düzen var. Kişinin bunu farketmesi ciddi bir şifalanmaya yol açıyor. Yazının bir sonraki bölümünde daha detaylı göreceğiz.)

Sevgilerimle…

GÜVERCİN

Standard

e

İsminden de anlaşılacağı gibi enteresan ve eşine daha önce hiç rastlamadığım bir vakayı paylaşıyorum sizinle.

1İsmine Nihan diyeceğim 35 yaş civarı, evli ve 2 çocuğu olan danışanımla henüz bir araya gelmeden aylar önce kendisinden  “merak” başlıklı kısa bir email almıştım. Kendisiyle yazışmamız esnasındaki sorularından ve aldığım cevaplardan ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu anlayınca kendisine farklı bir uygulama yaparak eşiyle beraber gelebileceği şekilde kısa bir öngörüşme randevusu verdim. Bu randevu aşamasına gelebilmemiz ise birazcık benim şehirdışı gezilerimin de etkisiyle yaklaşık 3 ay sürdü.

3 ay sonunda bir araya geldiğimizde Nihan Hn görüşmeye eşiyle değil yalnız gelmişti. Bu ilk görüşmemizde kendisine regresyondan kısaca bahsettim. Sorularını aldım ve  o gün seans yapmayacağımızı söyleyerek vedalaştım. Dediğim gibi, bu daha önce hiçbir danışanıma uygulamadığım birşeydi ama Nihan Hn’ın kendini rahat ve güvende hissetmesi için o anda öyle olması gerektiğini uygun gördüm. Nihan hn o güne kadar organ mafyası vb tarzda çok fazla hikaye okumuştu ve tanımadığı bir kişi ile bir ortamda yalnız kalmak fikri kendisini korkutuyordu. Benim içinse danışanın kendini rahat ve güvende hissetmesi herşeyden önemliydi. Aksi takdirde endişe, heyecan, korku gibi duygular seansımızı sabote edebilirdi. Bu yüzden asıl seansımıza ancak ikinci randevumuzda gerçekleştirdik.

20İkinci buluşmamızda kendisini kapıda karşılayıp içeri aldıktan sonra çalışmak istediği konuyla bağlantılı olarak sorularımı sormaya başladım. Çalışmak istediği sorunu, kendisine bütün hayatı boyunca eşlik etmiş olan dışlanmışlık hissiydi. Ortamlarda istenmediğini ve özellikle de bayanlar tarafından dışlandığını, bir şekilde ortamlardan çıkarıldığını söylüyordu. Evli ve iki çocuk sahibiydi. Evliliğinde mutluydu fakat evlilik öncesinde şu anki eşiyle henüz flört aşamasındayken, eşinin yakın arkadaşının kendisini istemediğini ve bu yüzden eşinin ailesine kendisi hakkında sürekli olumsuz şeyler anlatarak aralarını açmaya çalıştığını belirtmişti. O olayları hatırladıkça hala üzülüyordu. Şu anda 10 yaşındaki oğlunda da benzer şekilde dışlanmışlık ve yalnızlık duyguları olduğunu, ne yaparsa yapsın bunu değiştiremediğini ve oğlu için de üzüldüğünü ekledi.

17

Nihan Hn, babasını henüz 2-2,5 yaşındayken kaybetmişti. Annesinin kendisine ve o sırada yeni doğmuş olan erkek kardeşine bakabilmek için çok çalıştığını, küçüklüğünde sürekli yalnız kaldığını, bu yüzden halen annesiyle mesafeli bir ilişkilerinin olduğunu belirtti.

aBu soruları sorup not aldığım sırada Nihan Hn’ın gözlerinin faltaşı gibi açık olarak beni pür dikkat dinlediğini farkettim. Başlarda çok önemsememiştim ama gözlerinin faltaşı gibi açık olması ve bunun hala devam ediyor olması sebebiyle sorma ihtiyacı duydum:

– Bu arada bana neden o şekilde baktığınızı merak ettim. Birşey mi oldu?

– Siz duymuyor musunuz sesi?

-Hangi sesi?

-Siz konuşmaya başladığınız anda sanki boğazınızdan güvercinlerin gırtlaklarından çıkardıkları sese benzer bir ses geliyor. Siz susunca o da aynı anda susuyor.

-Ben hiçbir ses duymuyorum. Emin misiniz?

-Evet, eminim. Sürekli dikkat ettim, siz konuşunca geliyor bu ses. Ayrıca, ne ilginçtir ki buraya gelirken kapının önünde de bir güvercin gördüm .

Bu son cümleden sonra durumu anlayarak hafifçe gülümsedim ve şöyle söyledim:

-Ben neredeyse 4 aydır seansları bu binada yapıyorum ve bugüne kadar hiçbir zaman kapımın önünde bir güvercin görmedim. Burada başka bir durum sözkonusu sanırım ama bu durum regresyon terapisi seansımızla ilgili değil. İsterseniz bunu sizinle seans bittikten sonra konuşalım. Olur mu?

-Olur.

Diğer sorularımı da tamamladıktan sonra seansımıza geçtik. Konu olarak dışlanmışlık hissini seçtik ve onun kaynağına bakarak dönüştürmeyi hedefledik.

Nihan Hn bir mühendisti ve eşiyle birlikte çalışıyordu. 5 sene kadar önce ikinci doğumundan sonra hafif bir depresyon yaşayınca 6-7 seans kadar psikologa gittiğini ama bugüne kadar regresyon terapisini hiç duymadığını söyledi. Spiritüel konularla da herhangi bir ilgisi olmadığını ama geçmişte bir sefer çok ilginç bir örnek yaşadığını belirtti: İlk çocuğu olan oğlu henüz bebekken ve birgün ayağında onu sallerken 2,5 yaşında kaybettiği babasının omzuna dokunduğunu hissettiğini, o anda kendisinin de  ” bak bu benim oğlum ” diyerek sanki babasını torunuyla tanıştırdığını ve öylece beraberce oğluna baktıklarını söyledi. Nihan Hn’ın çok analitik bir beyni olduğu için olaydan bir gün sonra, bu durumun gerçekten olup olmadığını düşünürken uzun zamandır görüşmediği bir üniversite arkadaşının heyecanla kendisini aradığını ve çok ilginç bulduğu rüyasını anlatmaya başladığını ekledi. Arkadaşı rüyasında Nihan Hn’ı ve babasını yan yana bir şekilde oğluna bakarken gördüğünü söylemişti. Bu olay Nihan Hn’ın tüylerini diken diken etmişti ve hissettiği şeyin gerçek olduğundan emin olmasını sağlamıştı.

gBu detayı da notlarıma ekledikten sonra seansımıza geçtik. Nihan Hn ilk sahnede şimdiki hayatındaki bir ana gitti. 14-15 yaşlarında havuzda olduğu, suyun içine dalıp suyun altından yukarıya, gökyüzüne baktığı bir andı. Daha sonra yukarıda bir girdap olduğunu belirtti. Bu noktada farklı birşeyden şüphelenip birkaç komut ile onu asıl kaynağa yönlendirdim. Bu şekilde asıl keşfetmemiz gereken geçmiş yaşam sahnesine geçiş yaptık. Bu geçmiş yaşam sahnesinde de Nihan Hn su içindeydi ama bu sefer havuz değil, ayağına taş bağlanarak kuyuya atılmış küçük bir kız çocuğu olarak öldüğü sahneydi. Aynı şekilde suyun içinden yukarıya doğru bakıyordu.

hBu geçmiş hayatı tamamen keşfettiğimizde, kendisini Arap ülkelerinin birinde, hizmetkarların da olduğu zengin bir evde doğum sırasında annesi ölen bir kız bebek olarak gördü. Annesi öldükten sonra babasının başka bir karısı babasına haber vermeden onu gizlice bir kervana saklayarak o bölgeden uzaklaşmasına sebep oluyordu. Doğduğu bölgeden uzaklaşıldıktan sonra yolda ağlayınca kervandaki kadınlar tarafından bulunduğunu ve ağzına kavun suyu verilerek yatıştırılmaya çalışıldığını anlatmaya başladı. Kervandaki kadınlar her ne kadar kendisini koruyup kollamaya çalışsa da eski Mekke dönemlerinde kadının pek kıymetinin olmadığı bir zaman olduğunu, o yüzden kervanın başındaki adamın kendisini öldürmek istediğini algıladı. Adamın ilk denemesinde kadınlar bir şekilde kendisine engel oluyordu. Ama 4-5 aylık olduğu zaman, kervanın başındaki kötü kalpli diye tarif ettiği bu adam, bir gece tüm kervandakiler uyurken kendisini beşikten alıp ayağına taş bağlayarak kuyuya atıyordu. Tabiki bütün sahnelere eşlik eden ana duygular da korku, yalnızlık ve istenmeme hissiydi. (Bu bölümü keşfederken Nihan Hn’ın sağ ayak bölgesinde duyarlılık oldu. Burası bebeğin ayağına taş bağlanan bölgeydi ve belirttiğine göre bu hayatında da sağ ayağında ara sıra problem yaşıyordu)

4-5 Ay süren kısa bir yaşam gibi görünse de ilk bölümleri keşfetmemiz biraz uzun sürdü. Ruhsal boyuta geçtiğinde ise Nihan Hn’ı  o geçmiş yaşamdaki annesi karşıladı. Bu sahnede yoğun bir katarsis yaşadı.

jİlerleyen bölümde, kendisine neden böyle bir kontratı seçmiş olabilirsin diye sorduğumda ise Nihan Hn cevap olarak bir görüntü aldı. 30-35 yaşlarında madde bağımlısı bir erkek olduğu farklı bir yaşamda bir kavga esnasında çok yakını olan birini boğazladığını, boğazladığı kişinin çok güçsüz olduğunu ve gücünü ayarlayamadığı için istemeden de olsa onu öldürdüğünü söyledi. Öldürdüğü kişinin o yaşamdaki annesi olduğunu anlayınca ise yine yoğun bir katarsis yaşadı. Bunu, kullandığı uyuşturucu benzeri maddenin etkisi altındayken yaptığı için çok pişman ve üzgündü. O hayatta ruhu ızdırap içerisinde olduğundan kendisini bir arabanın altına atıyor ama ölmüyordu. Yoğun suçluluk duyguları altında geçen o yaşamdan sonra bir sonraki yaşam planında da annesini henüz doğumda kaybedeceği ve çok güçsüz bir durumdayken kendisinin suda boğularak öldürüleceği bir hayat seçerek kendisini bir nevi cezalandırmak istemişti.

Bu, birbiriyle bağlantılı olan 2 geçmiş hayat etkisini dönüştürdük ve bedendeki izlerini şifalandırdık. Seansın ilk bölümlerindeki keşifte hafif zorlansak da Nihan Hn, ruhsal boyuttaki bölümleri çok daha kolay algıladı ve bağlantıları çok güzel kurdu. Şimdiki hayatına dair da rehberinden çeşitli tavsiyeler aldı.

Bağlantılar:

-“Bu hayatımda anne yerine bu sefer babamı çok küçükken kaybettim. Bunun benim için olan anlamını şu anda daha iyi anlıyorum. Eğer benim babam hayatta olsaydı muhtemelen ben bu hayatımda da bağımlı olurdum. Babamı küçük yaşta kaybettiğim için annem hep 2 kat çalışmak zorunda kaldı ve kardeşimle ben kısıtlı bir bütçe ile ancak eğitim hayatımızı sürdürebildik. Eğer okurken daha çok param olsaydı, büyük ihtimalle biliyorum ki yine bağımlı olurdum.”

-” O geçmiş hayatta da istenmeme duygusu çok yoğun. Bu hayatımda da hep bu duyguyla yaşadım. ”

-” Çabuk pes etme, vazgeçmişlik, araştırma yapmaya üşenme, kabullenilmiş çaresizlik durumları bu hayatımda da o hayatta da mevcut. ”

– ” Bu hayatımda bağımlılık konusunda çok duyarlıyım. Bunun nedenini şimdi anladım. Mesela bir diziye bile denk gelip izlesem, bir dahaki denk gelişimde kanalı hemen değiştiririm, bağımlılık yapabilecek herşeyden imtina ediyorum.  ”

Rehberinin ne söylediğini sorduğumda ” Dinlenmen gerekiyor. Artık yoruldun. ” dediğini belirtti.

Rehberin tavsiyelerini sorduğumda ise “ Pes etme, mücadele et. Yalnız değilsin, sen açmıyorsun kendini.  Kendini aç. Sen ışıksın, saf ışıksın. Bundan sonra herşey daha farklı olacak ” dediğini ekledi.

Seans bitiminde, Nihan Hn’a güvercin konusunu birkaç cümleyle açıkladım. Şamanlarda güç hayvanlarının önemli bir konu olduğunu ve güvercinin de bir güç hayvanı olduğunu, eğer merak ediyorsa bu konuyu araştırabileceği söyledim.

cSeanstan bir gün sonra ise güvercinin anlamına dair kendisine birkaç link gönderdim. Türkçe kaynaklarda güç hayvanları konusu malesef çok kısa anlatıldığı için ağırlıklı olarak İngilizce kaynak gönderdim. Güvercinin çok fazla anlamı vardı ama benim en dikkatimi çeken bölüm barış ve sevgi getirmesi;  anneliği ve dişiliği sembolize etmesi; kehaneti sembolize etmesi; iki dünya (boyut ) arasında iletişim sağlayan bir ruhsal mesajcı olması idi. ( Nihan Hn’ın yıllar önce gördüğü rüyayı hatırlarsanız çok anlamlı  )

GERİ-BİLDİRİMLER:

Nihan Hn ile seanstan bir gün sonra konuştuğumuzda, ilk gün biraz yorgunluk olduğunu ama genel olarak kendini hafiflemiş ve iyi hissettiğini söyledi.

Bir hafta sonra konuştuğumuzda aşağıdaki gelişmeleri bildirdi:

-5.gün: “Aylardır satmayı isteyip de bir türlü satamadığımız ev için aradılar. Hatta almak isteyen adam ısrarla kaparo vermek istedi ama biz almak istemedik. Buna eşimle beraber şaşırdık.”

-6.gün: “Kolumu kaldıramıyorum bugün. Sabah gayet iyi kalkmama rağmen,saat 11 gibi (asla uyuyamazdım)uyudum ve 13:00 te kalkabildim. Çok ilginç benim için. Uykuyu çok sevmem, ilginç olduğu için anlattım.”

-“ Hafta boyunca sosyalliğim çok arttı. Sürekli bir yerle davet edilmeye başlandım. Dernek ve birlik şeklinde 2 ayrı yerden teklif geldi. Bu daha önce hiç olmuyordu. O yüzden buna da şaşırdım.”

– ” Eskiden rüyalarımı hatırlamazdım. Artık hatırlıyorum. Hatta önemli konular olduğunda bazen bir gün sonra olacaklarla ilgili birşeyler gördüğüm olabiliyor. ”

7

Seanstan bir ay sonra telefonda konuştuğumuzda ise sesi çok neşeli geliyordu. Bu süreçte çok değiştiğini, çevresindeki herkesin de bunu farkedip sorduğunu, hatta oğlunun bile ” anne sana ne oldu, artık sürekli pembe ve güzel şeylerden, meleklerden bahsediyorsun..ama iyi oldu böyle olduğun ” dediğini gülerek anlatıyordu. Söylediğine göre seans öncesi dönemde bir çocuk oğluna vursa, oğluna ” git sen de ona vur ” diyecek tarzda bir yaklaşımı vardı ama seanstan sonra kişiliği bile olumlu yönde değişmiş , her şeyde güzeli görmeye başlamıştı.

p10En ilginci ise, seanstan üç hafta sonra, hep satın almak istedikleri tarzda çok güzel bir ev aldıklarını, bu evi satın almadan bir gün önce rüyasında bir adam gördüğünü ve evi satın almaya gittiklerinde rüyasında gördüğü kişinin evini almak istedikleri kişi olduğunu görünce çok şaşırdığını ama bu sayede kendileri için doğru ev olduğunu hissettiğini belirtti.

Kendine güveninde artış olduğunu, dışlanma sorununun ise neredeyse %100 olarak çözüldüğünü söyledi. Seans öncesi dönemde kalabalıklara girdiği zaman özellikle de kadınların bol olduğu bir yerse mutlaka başının ağrıdığını ama seanstan sonra artık baş ağrılarının kesildiğini farkettiğini söyledi.

Yalnızlık hissi diye birşey kalmadığını, günlerinin bir şekilde dolu hale geldiğini ve hiç beklemediği insanların bile kendisini aramaya başladığını belirtti. Hatta kendisine çok sıcak davranmayan ve zaman zaman tersleyen eşinin abisinin bile 180 derece değişerek kendisine çok iyi davranmaya başladığını ve son görüşmelerinde ailecek çok güzel vakit geçirdiklerini ekledi.

Konu dönüp dolaşıp güvercin konusuna geldiğinde, onun bir mesajcı olduğunu söyledim ve ruh dünyasının* görmesini bilenlere bazen böyle mesajlar verebildiğini ekledim. Nihan Hn bunları konuşurken sürekli gülüyordu ve ” Ben bu ruhlar dünyasını çok sevdim  ” diyordu.

İkinci bir seans almak istediği için sözleştik. Bu konularla hiç ilgisi olmayan eşinin de olanlardan çok etkilendiği için seans almak istediğini belirtti. Eşi ile de bu hafta bir seans yapacağız.

NOTLAR:

1-Nihan Hn ile keşfettiğimiz kısa hayatın sebebi olarak gördüğü diğer geçmiş hayat hikayesi, bizim regresyon terapistleri arasında “gölge hayat ” ismiyle andığımız bir konudur.  “Gölge” kavramı , bildiğiniz gibi ilk defa Carl Gustav Jung tarafından ortaya atılmıştır.

2-Ruh Dünyası ( Spirit World ): Spiritüel bakış açısına göre ruhlar bedeni terkettikten sonra yok olmazlar, başka bir boyutta devam ederler. Onlar için zaman ve mekan sınırlaması yoktur. Bu kelime Şamanların sıklıkla kullandığı genel bir tabirdir. Regresyon Terapisi ile ilgili bir terim değildir.

3-Baştan beri tüm vaka örneklerini okuduysanız ve özellikle de facebook sayfasındaki paylaşımlarıma denk geldiyseniz, regresyon terapisinin ne olduğu-ne olmadığı konusuna geniş yer verdiğimi, doğru şekilde uygulanması hususunda hassas olduğumu farketmişsinizdir.

Malesef, Türkiye’de bu konuda ciddi bir yasal boşluk ve kavram karmaşası var. Son zamanlarda konuştuğum bazı danışanlardan aldığım geri-bildirimler doğrultusunda da artık bu konuda facebookta daha fazla yazıyorum. Lakin her ne kadar , bu işi kurallarına uygun olarak yapıp vaka örnekleriyle anlatmaya çalışmak istesem de, özellikle son 1 aydır gittikçe artan bir düzeyde,  seanslarımda paranormal diyebileceğim bazı enteresan şeyler oluyor. Bu enteresan vakaları paylaşırken bu durumların her zaman karşılaşılabilecek şeyler olmadığını ve bunların regresyon terapisine dahil olmadığını tekrar tekrar hatırlatmak isterim. Mesela bu vakada, kapıda görülen bir güvercin ve benden çıktığı söylenen bir güvercin sesi var . Bu duruma benzer bir örnek daha önce hiç gerçekleşmemişti. Bu yüzden seansa gelen her kişide böyle şeyler yaşanıyormuş gibi bir algı oluşmasın lütfen. Çoğu seans, gayet standart bir regresyon terapi seansı şeklinde geçer ve emin olabilirsiniz ki sizi kapıda bekleyen bir güç hayvanı olmaz:)).

4-Seanslarda son 1 aydır artan düzeyde yaşanan bu ilginç durumlar benim bizzat isteyerek, planlayarak yaptığım şeyler değildir. Gelen danışanın kalbinin açıklığına, şifaya olan inanç ve isteğine bağlı olarak, benden öte ilahi bir gücün bazen seanslara eşlik ettiğini düşünüyorum. Yani ben burada gerçekleşen olağandışı durumlara sadece aracılık ediyorum.

Toparlamak gerekirse; vakaları okurken hepsinin kendi içinde kişiye özel olduğunu ve danışanın iradesi ile bağlantılı olduğunu bilerek okuyunuz ve şifa kısmıyla ilgili asla genelleme yapmayınız lütfen. Çünkü herkesin bilinçaltı kendine özel ve seans yapmadan oradan nasıl bir hikaye çıkabileceğini asla bilemiyoruz. En önemlisi ise , daha danışanla ilk konuşmamızda sorunun kaynağına dair bir fikrimiz olsa bile bunu danışan kendisi anlayana kadar asla dile getirmiyoruz.

 

 

Sevgilerimle…

Eylül Erdoğan

TIKINIRCASINA YEME BOZUKLUĞU ( BINGE EATING DISORDER )

Standard

Young Pretty Woman Sitting Exhausted At Work

Bu vakada ismine Deniz Hn diyeceğim danışanım finans sektöründe çalışan, 40’lı yaşlarda, evli ve üniversite çağında bir çocuğu olan bir kadın. Kendisi ile daha önce seminerime katılmış olan bir arkadaşı aracılığı ile temasa geçtik . Farklı şehirlerde yaşadığımız için öncelikle regresyon terapisine uygun olup olmadığını tespit etmeye çalıştık.

 

kg1Deniz Hn’ın benimle çalışmak istediği sorunu, stres altındayken daha da yoğunlaşan kontrolsüzce yeme isteğiydi. Bu sebeple son bir sene içerisinde yaklaşık 10 kg almıştı.  Bu konularla bağlantılı olarak geçen sene bir psikiyatriste gitmişti ve kendisine panik atak ile tıkınırcasına yeme sendromu*  icin iki farklı ilaç verilmişti.

 

Randevu aşamasında kişilere daha önce psikoloğa veya psikiyatriste gidip gitmediklerini, herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadıklarını mutlaka soruyorum. Eğer SIKÇA SORULAN SORULAR bölümünü okuduysanız, psikiyatriste gitmeyi gerektiren vakalarla veya ağır psikosomatik ilaç kullanan kişilerle asla çalışma yapılmadığını biliyorsunuzdur. Bu sebeple, henüz randevu vermeden önce Deniz Hn’dan da kullandığı ilaçların isimlerini ve dozlarını alarak ne kadar süredir kullandığını sordum. Kullandığı ilaçlar ağır ilaçlar değildi ama yine de bu ilaçları bir senedir kullanıyor olmasının bizim seansımızı yani transa geçişini etkileyip etkilemeyeceğini bir nöro-psikiyatrist ile teyit ettikten sonra kendisine randevu verdim.

kg2

Bir araya geldiğimizde doldurduğu formda, çalışmaya geliş sebebi bölümüne üç konu yazmıştı:

-kontrolsüzce yeme isteği

-insanlara hayır diyememe

-sevilme ihtiyacı

 

Bu üç konu birbirinden farklı konular gibi görünse de aslında hepsi bağımlılık teması altında incelenebilecek konulardı. Dolayısı ile sadece çalışma konuları bile bana danışan hakkında fikir vermesine rağmen tabiki usul gereği detaylı bir öngörüşme yaptık. Bu öngörüşme sırasında ergenlik döneminde iken anne ve babasını birer yıl arayla kaybettiğini öğrendim. Aile sisteminde bakılması gereken konuları not ettim. Ayrıca evliliğinde yaşadığı ve kısmen geçmişte kalan sorunlarını ve bu sorunların çocuğunu nasıl etkilediği gibi durumları da ilerdeki çalışmalar için not ettim.

Hemen sonrasında seansımıza geçtik ve seans konumuz olarak ” kontrol edilemeyen sürekli yeme dürtüsü” nü seçtik. Bununla bağlantılı olan sorunun kaynağına baktığımızda  Deniz Hn bana Türkiye’de geçen bir geçmiş hayat hikayesi anlatmaya başladı. Geçiş yaptığı ilk sahne, o geçmiş hayatın sonlandığı yani o yaşamındaki öldüğü andı. ( Not: Bu durum, seans deneyimi olmayan kişileri hiç korkutmasın. Aşağıda yer alan NOTLAR bölümünde daha detaylı açıklıyorum. )

 

kg7Bu geçmiş hayatı baştan sona keşfettiğimizde iki çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olduğunu ve bir kız çocuğu olduğunu gördü. Başka bir sahnede 6 yaşında olduğunu ve erkek kardeşinin henüz bebek olduğunu, anne-babası erkek kardeşini severken kendisinin kenarda onları kıskançlıkla izlediğini, üzüldüğünü ve terk-edilmiş gibi hissettiğini söyledi. Ayrıca anne-babaya öfke duyduğunu ” beni sevmiyorlar galiba, ben olmasam daha iyi ” şeklinde iç geçirdiğini söyledi.

Bu düşünceler tüm hayatına damgasını vuruyordu ve ebeveynlerinden alamadığı sevgiyi sağlayacak başka bir kaynak arayışıyla yirmili yaşlarına geldiğinde bir gence aşık oluyordu.

 

kg823 yaşında olduğunu söylediği sahnede aşık olduğu gençten bahsederken o esnada bedeninde karnına yayılan bir sıcaklık algıladı. Sol kolunda sıcaklık oluştuğunu ve aşkın heyecanından midesinde bir ağırlık hissettiğini söyledi. ” Çok seviyorum, çok mutluyum ama karşı taraf aynı duyguda değil, o bana aynı değeri vermiyor” dedi. O esnada ağzında kuruluk da hissetti.

Aşkına aynı karşılığı vermeyen bir sevgilisi olduğu için müthiş bir hayal kırıklığı duyuyordu ama ” Üzüntü verse de vazgeçemiyorum. Yeter ki yanımda olsun, değer vermese de razıyım. ” diyordu.

Sevgilisiyle buluştukları başka bir sahnede yine kendisini çok değersiz hissettiği bir an vardı. Sevgilisi ” gereksiz konuşuyorsun ” gibi bir ifade ile bakıyor ve sonra çekip gidiyordu. Çamurlara bata çıka arkasından koşmaya çalışırken yetişemeyeceğini anlayıp durduğunda göğsünün sıkıştığını ve kendini ifade edemediği için boğuluyormuş gibi hissettiğini söyledi. Bu ana çaresizlik, büyük bir üzüntü ve terk edilmişlik duyguları eşlik ediyordu ve içinden” neden hep böyle oluyor, sanki kimse beni istemiyor ” diyordu.

 

2124 yaşına geldiğinde kendini o gençle evlenirken gördü. Düğün sırasında mutlu değildi ve ” evet” deme konusunda tereddütlüydü. “Vazgeçemediğim için evleniyorum ama aslında yanlış yaptığımı biliyorum. İnsanlar toplandı artık, evlenmem gerekiyor. ” dedi. Düğün sahnesinde anne-babası çok silikti. Ayrıca erkek kardeşinin de düğünde olmadığını algıladı. Kardeşinin neden orada olmadığını sorduğumda ise ” Kavgalıyız, konuşmuyoruz. Sevgilimle evlenmemi istememiş. ” dedi.

Eşiyle maddi durumlarının çok iyi olmadığını, nikah sonrası yemeğe gitmeden önce akrabalarından ödünç aldıkları gelin arabasını teslim ettikleri için gelinliğini çıkararak normal bir kıyafet giydiğini, sonra da  taksiye binerek yemeğe çıktıklarını söyledi. Yemek yemek için gittikleri restaurantta gelinlikli birini görünce çok üzüldüğünü ve arabayı teslim etmek zorunda kaldıkları akrabalarına çok kızdığını belirtti.

 

kg9Düğünden bir sene sonra 25 yaşında olduğu bir sahnede hamileydi. Evde yalnız olduğunu, kocasını beklediğini ve üzüntülü olduğunu belirtti. Kocasından ayrılamayacağı için kendini mutlu edecek başka birşey aradığını, o yüzden çocuk yaptığını ekledi.

Kocasını bekleyiş süreci uzayınca başına birşey gelebileceğini düşünerek evham yaptığını ve 8-9 aylık hamile olmasına rağmen kocasına bakmak için geceleyin dışarı çıktığını söyledi. Kocasının bir arabayla geldiğini üst geçitten görünce kocasına yakalanmamak için koşarak eve döndüğü ama kocasıyla aynı anda eve gelince ona yakalandığı bir sahne vardı. Kocası onu çok boğduğunu söylüyor ve direkt olarak yukarı çıkıyordu. Evde hiç konuşma olmadan direkt uyuduklarını söyledi. Bu sahnede, evlilik yaptığı için yoğun bir pişmanlık duygusuyla beraber bir daha kocasını aramaması ve merak etmemesi gerektiğini düşünüyordu.

 

kg10Bir sonraki sahnede yine 25 yaşındaydı fakat bu sefer kendini farklı bir yerde algıladı. Tarif ettiği yer bir hastaneye benziyordu ve odada yalnızdı. Çocuğunu doğurduktan sonraki süre içinde ruhsal sağlığının bozulduğunu ve ailesinin çocuğuna bakmak için çocuğu ondan aldıklarını algıladı. Bu sahnede koğuş gibi bir odada, kendini tek başına yere çökmüş, ileri-geri sallanırken gördü ama” birşey düşünmüyorum” dedi. Üzerindeki hastane kıyafetini tarif ederken o sırada hafiften başı ağrımaya ve ayak parmakları da uyuşmaya başladı.

Boşluk dışında birşey hissetmediğini söylediği bu sahnede içeriye eşinin girdiğini ama onu tanıyamadığını belirtti. Onu tanıyamayınca eşinin kendisini tutup bayağı sarstığını ve o sırada sendeleyip yere düşerken başını karyolanın kenarlarında bulunan sivri metal bir yere çarptığını söyledi. Bu bölümü anlatırken kollarından ellerine doğru soğuk bir akış ve ayak bileklerinde karıncalanma hissetti. Daha sonra bilincini kaybettiğini ve başından akan kanlar kollarından süzüldüğü için kollarından aşağıya doğru akış hissettiğini söyledi. Kocası onu o şekilde bırakıp kaçıyordu. Odaya birileri gelip kendisini kaldırmaya çalıştığında zaten ölmüş olduğunu , ölüm sebebini ise başını metale çarpma olarak belirtti. Bu bölümü anlatırken de bedeninde yoğun duyarlılıklar hissetti.

 

kg12Ruhsal rahatsızlık sebebiyle hastane bölümünü keşfetmemiz biraz zorlayıcı oldu. O yüzden ruhsal boyuta geçtiğimiz zaman kendisi ile o dönemi daha rahat keşfettik. Ruhsal boyuttayken , hastalığının aslında hastane öncesi dönemden çok öncelere dayandığını, şizofreni benzeri bir rahatsızlığı olduğunu ve geç farkedildiğini söyledi.Kardeşinin, sevgilisiyle evlenmesine karşı olduğu için aslında haklı olduğunu ama hastalığı sebebiyle birçok şeyi yanlış algıladığı gibi kardeşini de yanlış algıladığını ve ona hayatı boyunca ters davrandığını farketti.

Rehberiyle bir araya geldiği sahnede hastalık potansiyelini doğuştan getirdiğini, bunun bağımlık teması için hizmet ettiğini, o yaşamda başarması gereken şeyin sevgiyi hissetmek olduğunu algıladı. Sevginin dokunmak ya da bir şeye sahip olmak demek olmadığını ve sevginin gösterilmeden de hissedebileceğini öğrenmesi gerektiğini söyledi.

Bu geçmiş yaşam izlerini ( not: Bunu ister bir geçmiş yaşam olarak düşünebilirsiniz-geçmiş yaşamlara inanmıyorsanız bilinçaltından çıkan bir hikaye olarak da düşünebilirsiniz ) tamamıyla dönüştürdük. Şimdiki hayatına ilişkin olarak rehberi Derya Hn’a ” sevildiğini hisset ” dedi.

Şu anki hayatı ile olan benzerliklere baktığımızda arada birçok bağlantı vardı. Bu hayatında da kardeşi doğunca benzer duygular hissettiğini, o doğduğu zaman yine ebeveynleri tarafından sevilmediğini düşündüğünü, eşiyle olan evililiğini yaptıktan sonra benzer şekilde değersizlik duyguları yaşadığını ve çocuğu olunca bu sevgisini çocuğuna yönlendirdiğini ; bu yaşamında da kardeşiyle arasının mesafeli olduğunu belirtti. Görünüşe göre benzerlikler açısından müthiş bir kurgu vardı ve bu hayatındaki eşi ile anlattığı geçmiş yaşamdaki eşi de aynıydı.

 

Şifa bölümünden sonra seansımızı sonlandırdık.

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Deniz Hn ile seanstan bir gün sonra konuştuğumuzda : ” Eylül hanım, ilk gün uykulu bir haldeydim. Sabah uyanamadım ve bu, gün boyu sürdü. Beynim boş gibiydi. Zihnim susmuştu sanki ,vücudumda bir hafiflik hissi vardı , ağırlıklarımdan kurtulmuştum sanki. Gün boyu yeme isteğim normaldi, aklıma bile gelmedi, garip bir şekilde huzurluyum.” dedi.

kg13
Bir hafta sonra haberleştiğimizde  ” Merhaba Eylül hanım. Gayet iyiyim, farklı bir durum yok. Sakinim , iyi uyuyorum, çabuk öfkelenmiyorum, herşeyi takmiyorum, relaks halindeyim. Bu duruma kendim bile şaşıyorum. Bir-iki stresli durum oldu, yemeğe saldırmadım, bu da güzel bir gelişme. Sonuç olarak gayet huzurlu bir hafta geçirdim.” şeklinde bilgi verdi .

 

 

kg419 gün sonra emailleştiğimizde: ” Merhaba Eylül hanım. Gayet iyiyim. Yine yemek yeme isteği duyuyorum ama bu sefer kontrollüyüm, kendimi kaybetmiyorum, istediğim yerde durabiliyorum. Sakinim, sadece geceleri uzun ve karışık rüyalar görüyorum ve ertesi gün kesinlikle hatırlayamıyorum. Hatırlamaya çalışmak beni yoruyor. Zaten cok yoğun çalıştığım için beynim biraz yorgun. Bu cumartesi doktora gideceğim, ilaçları bırakmak için konuşacağız bakalım. Teşekkürler. İyi akşamlar.” yazdı.

Bir ay sonra haberleştiğimizde: ” İyi aksamlar Eylül hanım. Evet , doktora göründüm. Aşamalı olarak 3 aylık bir süre içinde ilaçları bırakacağız. Onun haricinde iyiyim. Rüyalar da azaldı.” dedi.

NOTLAR:

1-İlk seansımızdan bu yana yaklaşık 40 gün geçti. Deniz Hn, bu süre içerisinde herhangi bir atak yaşamadı ve doktor kontrolünde ilaçları bırakma evresine girdi. Fakat bu durum, bizim çalışmamız açısından tek seansın tamamıyla yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Başka vaka örneklerinde de belirttiğim gibi, bağımlı kişiliklerde en az 2-3 seans çalışmak gerekiyor. Hele ki kilo gibi bir konu, mutlaka uzun vadeli çalışılması gereken bir konu. O yüzden , lütfen bu vakayı tek seanslık bir konu gibi algılamayınız.

Bir seansta ciddi gelişme elde edilebildi fakat danışanı tetikleyebilecek birkaç faktöre daha bakmak gerekiyor. Buradaki danışanım açısından yorum yapmak gerekirse, sonraki aşamada mutlaka şimdiki hayat regresyonu yapmamız gerekiyor. O yüzden çalışmaya devam edeceğiz.

2-Bu vakadaki danışanım Deniz Hn, seans sırasında bedeninde yoğun duyarlılıklar hissetti. Bu duyarlılıklar çoğunlukla seanslarda rastladığımız birşeydir ve birkaç açıdan önemlidir:

a) Yaşanan bedensel duyarlılıklar, o geçmiş hayatta yaşanan travmaların bedenimizde kayıtlı izleri olduğunu ve seans sırasında bu izlerin açığa çıktığını gösterir. Bedensel duyarlılıkların yoğun olması ise o geçmiş hayatın kişi üzerinde oldukça etkili olduğunu gösterir. Bedendeki duyarlılıkları seans sonuna doğru şifalandırmamız bu yüzden çok önemlidir. Regresyon Terapisi’nin gerçekten düzgün eğitim almış, deneyimli kişilerce yapılması da bu yüzden çok önemlidir. Aksi takdirde, tabir-i caizse uyuyan devi uyandırmış olursunuz. Ben bu sebeple, ekinde CD bulunan regresyon terapisi kitaplarını da çok doğru bulmuyorum. Dinlediğiniz o CD, sizin direkt olarak travmatik bir olayın yaşandığı sahneye geçiş yapmanızı sağlayabilir. Kendi kendinize terapistlik yapıp yönlendiremeyeceğinize göre boş yere bir travmayı açığa çıkarmış yani uyuyan devi uyandırmış olursunuz. Eğer üzerinde dönüştürme veya şifalandırma yapılmayacaksa, herhangi bir geçmiş yaşamı keşfetmenin anlamı ve mantığı yoktur. Biz seanslarda insanlara yaşamlar arasında magazin turu attırmıyoruz, keşfettiğimiz o yaşamlardaki travmatik anları ve o travmatik anların şu andaki yaşamınızı nasıl etkilediği bölümünü dönüştürmeye çalışıyoruz. Yani amacımız her zaman şu andaki mevcut yaşamımıza hizmet etmek.

b) Seans sonunda danışan ” tüm bu hikayeyi uydurmuş olsam bile bedenimdeki bu duyarlılıkları uydurmuş olamam” diye düşündüğü için çoğunlukla bedensel duyarlılıklar danışanın yaşadıklarını anlamasını ve bağlantı kurmasını kolaylaştırdığı için bize hizmet eder.

c) Seans içerisinde açığa çıkan bedensel duyarlılıklar seans bittiği zaman geçer. Bu yönde herhangi bir korkunuz olmasın.:) ( Sıkça sorulan sorular bölümünde anlatılan TAMİR FAZI döneminde yaşanan semptomlar, bu kapsamda değildir )

3-TIKINIRCASINA YEME BOZUKLUĞU: DSM V’te ” BINGE-EATING DISORDER ” ismiyle geçen bir çeşit yeme bozukluğudur. Tanı koymak ve atak sayısı takip etmek benim işim olmadığı için o bölümle ilgili detaya girmiyorum. Burada önemli olan şu ki, tanı koyan da, ilaç veren de, ilacı kesmeye karar veren de herzaman danışanın doktorudur. Ben bu sürece asla zarar vermeyecek şekilde duruma müdahil oluyorum.

4- Vakada danışanın daha ilk sahnesinde, o geçmiş hayatta öldüğü sahneden giriş yaptığını yazmıştım. Bu bizim sıklıkla karşılaştığımız ve gayet normal bir durumdur. Hayatında daha önce seans deneyimi olmayan kişileri ürkütebileceğini düşünerek bu notu ekliyorum. Bugüne kadar hiçbir seansta öldükten sonra yuvaya ( ışık, Allah katı, öbür taraf vb isimlerle anılan yer ) geçişi kötü bir deneyim gibi anlatan birine rastlamadım. Tam tersi o anı müthiş bir hafifleme, rahatlama ve huzur şeklinde ifade ederler. Bu durum kişinin inancından da bağımsızdır. Ateist olduğunu söyleyen kişilerle de çalıştım, dini inancı çok kuvvetli olup düzenli dini sohbetleri takip eden kişilerle de çalıştım. Hepsi seans içerisinde ruhsal boyutu algıladı.

O anın aslında hiç de korkutucu olmadığını görmek kişilerdeki ölüm korkusunun azalmasına da hizmet ediyor. Ayrıca sadece bu bedenden ibaret olmadığımızı anlamak da kişilerin bu hayattaki hal ve davranışlarını olumlu yönde etkiliyor.

 

Sevgilerimle…