BİR ERKEK DANIŞAN VAKASI

Standard

İsmine Erdem diyeceğim danışanım 30’lu yaşlarda, bekar, 7-8 yıllık ilişkisini evliliğe taşıma aşamasında olan genç bir adamdı. Hayatı boyunca yaşadığı içsel sıkıntılarının evlilik aşamasında tavan yapması sebebiyle kuzeni Selma Hn ile dertleşirken, benden daha önce bir seans alan Selma Hn’ın da önerisi ile regresyon terapisini denemeye karar vermişti.

i2Randevu için yazışma sırasında çalışmak istediği konuyu sorduğumda bana ” Benim problemim, hayattan zevk alamamak ve sürekli bir iç sıkıntısı durumu.” demişti. Evlenme hazırlıkları yapan genç bir adamın stres yaşaması normaldi ama yine de boyutunu ve ne zaman başladığını anlamak için birkaç soru daha sordum. Bana verdiği cevapta : ” Açıkçası hayattan zevk almama durumu ne zaman başladı tam olarak hatırlamıyorum. Fakat annemin desteklemediği bir evlilik yapma arefesindeyim. Belki, bu arada kalma durumu sıkıntılarımın sebebi olabilir diye düşünüyorum. İç sıkıntısı durumu sanırım hafif depresyon boyutunda. Ayrıca bir yerde fazla kalamama durumum var. Yani arkadaşlarımla bir yere oturduğumda en fazla 2 saat sonra oradan ayrılıp, yalnız kalma isteği oluşuyor.Geceleri işim dolayısıyla fazla uyumuyorum. Uyku düzenim yok denebilir. 48 saat uyumayıp, daha sonra 15 – 16 saat uyuyorum. Mutsuzluk durumum da değişkenlik gösteriyor. Çok mutlu ve enerjikken birden bire mutsuz ve enerjisiz hissediyorum. ” diyordu.

İlk randevu tarihimiz 31 Temmuz cuma, akşam 19.00 idi ve ben normal şartlarda seanslarıma 31 temmuzda başlayıp 4 ağustosta tamamlayacak şekilde İstanbul’a gelecekken tam uçak biletimi alma aşamasında biletimi 30 temmuz yerine 29 temmuz olarak almaya karar verdim.Bu vesileyle, çok yoğun olan programımı biraz rahatlatmak ve kendime haftasonu dinlenme molası yaratmak amacıyla Erdem bey’in kuzeni Selma Hn’ın seansını 29 temmuz perşembe gününe çektim. Sebebi Selma Hn ile ilk seansımızda onun transa geçememesi, bu konuda çok zorlanması üzerine ona aile dizimi yapmak durumunda kalmam ve henüz bebekken ölen teyzesi ile özdeşleşmiş olduğunu keşfetmemizdi. Bu özdeşleşme kendisinin sahip olduğu bir çeşit tiroid hastalığı ile de bağlantılı gibi görünüyordu. Aslında Selma Hn’ın bana geliş sebebi tiroid hastalığı değil, sosyal fobi idi ama belli ki ruhu öncelikli olarak çok genç ölmüş bu teyze ile olan özdeşleşme sorununu çözümlememizi istemişti. ( *)

Tahmin ettiğim gibi Selma Hn ile başladığım ilk seans biraz zorlu geçti. Transa geçişte yine zorluk oldu. İyi ki öne çekmişim dediğim bu seanstan sonra akşamı dinlenerek geçirdim çünkü ertesi gün sabahtan akşama kadar 3 seansım vardı ve 3 seans benim için 12 saat çalışmak demekti. O yüzden çok geç saate kalmadan uyudum. Sabaha karşı 5 sularında ani bağırsak faaliyetleri ile uyandım ve tam 2 saat boyunca içimde hiçbir şey kalmayacak ana kadar yatak ile banyo arasında gidip geldim. İshal, sonrasında kusma, soğuk soğuk terleme, yoğun halsizlik, yatağa gittiğimde ise ateş başlamıştı. İçimde hiçbir şey kalmadığı anda bile sessiz bir şekilde kusma hareketi yapıyordum ama içimden birşey çıkmıyordu. O anda bana ne olduğunu anlayamadım. Evet, seans aralarında mecburen dışarda yemek zorunda kalıyordum ama bu durum pek de besin zehirlenmesine benzemiyordu çünkü yemek yiyeli nerdeyse 12 saat olmuştu. Bu şekilde geçen 2 saat ve neredeyse bayılacak dereceye kadar düşen tansiyonla beraber sabah 7-8 olduğunda hastaneye gitmemi gerektirecek bir durum olup olmadığını danışmak için doktor olan kuzenimle konuştum . Sonrasında da günü tamamen yatakta geçirdim. Sırayla tüm seanslarımı iptal etmeye başladım ve doğal olarak akşam 19.00’da Erdem bey ile olan seans da iptal edilenler arasında oldu. Sonraki gün kondisyonum eski haline gelir gelmez de seanslara kaldığım yerden devam etmeye başladım ama bu sefer de tüm randevuların planı değişmek zorunda kaldı. Tamamen tesadüflerle şekillenen ve sıralaması değişen randevularımda ise çok ilginç birşeyi farkettim. Sanki evren öyle bir ayarlama yapmıştı ki evlilik sorunu yaşayanlar aynı güne, değersizlik duygusu yaşayanlar aynı güne, seansını bir gün önce sanıp Beşiktaş’tan motora atlayıp Üsküdar’a yanlışlıkla geçip sonra tarihin yanlış olduğunu farkedip geri dönen danışanlar aynı güne, içsel çocukla problemi olanlar aynı güne, sağlık sorunları olanlar da aynı güne denk geldi. Bu durum beni çok şaşırttı çünkü kendim ayarlamaya çalışsam böyle bir sıralama yapamazdım çünkü gerçekten de bazen danışanın hangi konuda çalışması gerektiğini öngörüşme yapmadan asla önceden bilemiyorsunuz.

i6Asıl ilginç olan diğer konu ise, ancak Erdem bey’le pazar günü akşam seansımızı yapabildiğimizde dikkatimi çekti. Erdem bey seans için geldiğinde ısrarla 2 kere aynı şeyi söyleyince aramızda şöyle bir konuşma geçti:

Erdem Bey : Birkaç gün öncesine kadar hayatımda hiçbir şeyden zevk almıyordum. Ama artık hiçbir sorunum kalmadı.
Ben: Peki bu nasıl oldu? Bu görüşmediğimiz arada belli bir olay mı oldu?
Erdem Bey: Hayır, birşey olmadı.
Ben: ?. ..Ne zamandan itibaren böyle hissediyorsunuz?
Erdem Bey: Cuma, bana ilk seans tarihini verdiğiniz günden beri.
Ben: Seans tarihini öğrendiğiniz gün mü rahatladınız yani psikolojik olarak, onu mu demek istiyorsunuz?
Erdem Bey: Hayır, 31 temmuz cuma günü yani yapamadığımız seansın olduğu gün rahatladım. Ben işim gereği öğlene kadar yatıp o gün öğleden sonra güne başladım. Kalktığım andan itibaren nedense çok iyiydim.:)
Ben: O gün seans yapmamamıza rağmen böyle birşey olması ilginç gerçekten de… Peki bugün ne çalışalım? 🙂

i4Bu şekilde başlayan konuşmadan sonra ön görüşmemize geçtik. Ön görüşme sırasında Erdem Bey’in yaklaşık 7-8 senelik bir ilişkisi olduğunu, kız arkadaşının kendisinden birkaç yaş büyük olduğunu, etnik köken ve kültür olarak aralarında farklılık olduğunu, bu ve benzer sebeplerden ötürü annesinin bu evliliğe sıcak bakmadığını söyledi. Diğer taraftan kız arkadaşını seviyordu ve onun mutlu olmasını istiyordu. Çevresinde mutlu bir evlilik örneği göremediği için kendisinin de evliliğe karşı olduğunu ama kız arkadaşı ile uzun süredir birlikte olmalarından ötürü artık çevresinin evlilik beklentisinde olduğunu ve bu durum gerçekleşmezse kız arkadaşının zor durumda kalacağını düşünüyordu. ” Bütün bunları bir kenara koyarsak, sizin asıl isteğiniz nedir? ” diye sorduğumda bana ” Kız arkadaşımı mutlu etmek istiyorum. Annemin karşı olması sebebiyle çok arada kalıyordum ama sonunda yeni yeni biraz yumuşamaya başladı. ” dedi.

İlk ön görüşmemiz olması sebebiyle biraz uzun süren görüşmemiz sırasında öğrendiğim bazı detaylar:

a) Annesinin henüz ablasını doğurduktan 1-2 ay sonra kendisine hamile kalması. Bu sebeple bebeği kürtajla aldırmayı düşünüp sabah kürtaja gidecekken rüyasında Erdem bey’in kundaklı halinin annesinin eline yapışarak ” Anne beni bırakma ” demesi üzerine annesinin kürtajdan vazgeçmesi.

b) Sert ve hergün alkol alınca bağırıp çağıran bir baba ile onu alttan alan bir anne ile geçirilen küçüklük dönemi.

i7c) 22 yaşında geçirilen bir zatürre hastalığı sırasında hastanede doktorların artık umudu kesip ölümünü bekledikleri bir sırada, uykuyla uyanıklık arasında 1999 depreminde kaybettiği ve çok sevdiği kuzenini görmesi, kuzeninin başında bekleyip kendisine gülümseyerek baktığını söylediğinde annesinin yüzünün bembeyaz kesilmesi ve gördüğü şeyin rüyadır denilip geçiştirilmesi.

Ölmüş kuzenini gördüğü günden 1 gün sonra tamamen iyileşmesi ve 10 gün müşahede altında tutulduktan sonra hastaneden çıkması.(**)

d) Küçükken gördüğü bir kabustan çok etkilenmesi ve hala hatırlaması.

e) Dini inancı gereği reenkarnasyona veya geçiş yaşamlara pek inanmadığı.

 

i9Seansımıza başladığımızda konu olarak evlilik sırasında yaşanan sorunları yani ilişki problemlerini seçtik. İlk geçiş yaptığı sahne şimdiki hayatta ana karnında olduğu bir andı. Ondan sonra ana karnında iken anne baba arasındaki tartışmalı bir anı keşfettik. Doğum anında ise boğazına kordon dolandığı hissetti ve ” Boğuluyor gibi oluyorum. ” dedi.

Annesi ile ilk karşılaştığı sahnede annesinden süt içmekte zorlandı ve rahatsız oldu. (***)

Babası ile karşılaştığı sahnede ise doğumundan dolayı babasının pek mutlu görünmediğini algıladı ve “Babam benim olmamam gerektiğini düşünüyor. ” dedi.

 

i100-6 yaş arasındaki en önemli anları keşfettiğimiz sahnelerden birinde 4 yaşlarında bir çocukken teyzesinin çantasında çikolata var mı diye karıştırırken babası tarafından görülüyor ve sert bir tokat yiyordu. Bu sahnede babaya yoğun öfke ve korku vardı.

8 Yaşında olduğu başka bir sahnede sınıfta yaramazlık yapıyor ve bir arkadaşının defterine zarar veriyordu. Defteri zarar gören kız öğrenci durumu isim vermeden öğretmene şikayet ettiğinde ise öğretmen Erdem bey’e değil de başka bir öğrenciye kızıyor ve kulağını çekiyordu. Bu sahnede yoğun hissedilen pişmanlık ve suçluluk duygusu vardı..kendisi yüzünden kulağı çekilen arkadaşına karşı içten içe suçluluk duyuyordu.

14 Yaşında babayı da içeren başka bir olumsuz olayda ise, Erdem bey ayva yerken ayva boğazına takılıyor ve nefes alamıyordu. Bu sırada su içiyor, yutmaya çalışıyor ama olmuyordu, kesinlikle nefes alamıyordu. Annesi bu sahneyi korku dolu gözlerle izlerken babasının “Düzgün ye ” diye kızması sebebiyle babasından nefret ediyordu. Hatta ayvayı çıkartıp rahatladığı anda babasının boğazına sarılmak isteyecek kadar yoğun öfke hissediyordu.

Bütün bu sahneleri dönüştürürken , annesinin kendisini doğurduğunda babasının askerde olduğunu, babasının annesini iki bebekle baş başa bıraktığı için endişeli göründüğünü, aslında kendisinin doğumundan dolayı babasının mutlu olduğunu algıladı. Bu arada doğum sahnesindeki kordon dolanması sebebiyle beden terapi uyguladık ve o olayın beden üzerindeki etkilerini de dönüştürdük.

i11Başka bir dönüştürme sahnesinde kendisini babasından üstün gördü ve ” Benim olgunluğumda değil ” diyerek babasına acıdığını söyledi. (****)

İlkokuldaki suçluluk hissettiği durumla ilgili de dönüştürme yaptık.

Boğazına ayva kaçtığı için babasının kendisine kızdığını söylediği sahnede ise aslında babasının da boğulacağı için çok korktuğunu ve kendisine o yüzden kızdığını algıladı.

İçsel çocuk bölümünde 7-8 yaşındaki halini duygusuz ve solgun olarak algıladı. 15 yaşındaki halini de mutsuz değil ama yoğun bir duygusu yok olarak tanımladı. İlk defa bir danışanım içsel çocuk bölümünde direnç gösterdi ve görmek istemedi. Bu konuya ilerde derinlemesine bakmak üzere gerekli notlarımı aldıktan sonra son bölüme geçtik. Rehberiyle karşılaştığı bölümde rehberi ona: ” Korkma, ben hep burdayım.” dedi. Rehberinin kendisine güldüğünü ve ” Herşey daha iyi olacak… ” dediğini söyledi.

Çalışmamızın sonunda farkettiği bağlantı:Her yemekte içecek olmadan masaya oturmazdım ve asla içeceksiz yemek yemezdim. Şimdi bunun sebebini anladım. ” ( ayvadan boğulma sahnesi )

Seansımız bittiğinde Erdem Bey çok şaşkındı. ” Hiç bu kadar kolay transa geçeceğimi hatta ağlayacağımı beklemiyordum. ” dedi. Ben de seanslarımızda travmatik anlara gidip dönüştürdüğümüz için ağlamaların sıklıkla olduğunu ve bunun da şifalanmanın bir parçası olduğunu söyledim.

i1Seanstan birkaç gün sonra haberleştiğimizde: ” Seanstan sonra çökmüş durumdaydım. Bugüne kadar moralim sıfırdı. Kimseyle konuşmak istemiyordum ve içime kapanmıştım. Hiçbirşey yapmak istemiyordum. Kız arkadaşımla bile iletişimim yok gibiydi. Seansın bende ters bir etki yarattığını düşünmeye başlamıştım. Bugün kalktığımda nedensiz bir iyimserlik vardı üzerimde. Bugün daha iyiyim anlayacağınız. Umarım bu iyileşme devam eder. Ne durumda olduğumu sorduğunuz için teşekkür ederim. ” dedi.

Ben de kendisine, yoğun geçen seanslardan sonra ilk birkaç gün kişinin depresif hissedebileceğini, içe dönme isteği duyabileceğini, bu sürede daha yorgun hissedip daha çok uykuya ihtiyaç duyulabileceğini; bütün bu semptomların aslında yoğun şifa alındığını gösterdiğini ve en fazla bir hafta içinde geçeceğini belirttim. Zaten birkaç gün içinde iyimserlik geldiğini kendisi de teyit etmişti.

Seanstan 1 hafta sonra telefonda görüştüğümüzde : “ İlk 3 gün bayağı kötü geçti ama 4. günden itibaren düzelmeye başladım. Hatta 4.-5. günde ilk defa hayatımla ilgili hayal kurmaya başladım. Bugüne kadar hiç yapmadığım birşeydi. Babamla uzun zamandır görüşmüyordum, neredeyse 1 senedir telefon ile aramıyordum denilebilir. Geçen cuma günü babamı aradım, halini hatrını sordum ve hayatımda ilk defa onu özlediğimi söyledim. Sevindi ve çok sıcak karşıladı. ”

Evlilik sorunlarını sorduğumda ise; ” O konuyla ilgili hiç sorun kalmadı artık. Annem durumu kabullendi. Haftaya kız istemek için …. şehrine gideceğiz. O yüzden sizin bir sonraki geliş tarihinde yapacağımız 2. seansın gününü belki değiştirmek zorunda kalabiliriz çünkü eğer yine ilk gün semptom yaşarsam seansı alıp ertesi gün kız istemeye gittiğimizde bizim damat niye suratsız diyebilirler.)) ”

i12Bu yazının ilk taslak metnini kontrol etmesi için 20 gün sonra emailleştiğimizde ise :

” İş yoğunluğumdan dolayı hayatımdaki şifalanmaların devam ettiği durumları size bildiremedim. Kusura bakmayın lütfen. Mailinizi okuduğumda aklıma gelenler şunlar:

1-) Özellikle geçtiğimiz hafta ( 10 Ağustos haftası ) hayatım boyunca hissetmediğim bir yüksek enerji ve iyimserlik hali vardı. İşimle alakalı bir çok olumsuzluğa rağmen o kadar pozitif ve mutluydum ki; bu duruma işverenlerim bile çok şaşırdı ve mutlu oldular. 
i132-) Uzun zamandır müzik dinlemekten zevk almadığımı fark ettim. Geçen hafta arabada müzik dinlerken dans ediyordum:)))
3-) Arkadaşlarımla bir mekanda hiç kalkmadan yaklaşık 6 saat oturdum ve sıkılmadım.
4-) Babamla telefonda çok sık görüşmeye başladık ( Nerdeyse 2 günde 1 ) Ayrıca O’nun da bana karşı daha sıcak davrandığını hissediyorum.
5-) Kız arkadaşımla muhabbetimiz öylesine arttı ki, inanmamasına rağmen sizinle yaptığımız terapilere devam etmemi istediğini söyledi.
Genel itibarıyla aradığım huzur ve mutluluğa çok yakın olduğumu hissediyorum.
Sanırım blog yazılarınızdan birinde okumuştum: Elinizde sihirli değnek olmadığını yazmıştınız.
Benim durumuma bakınca; o kadar da emin olmayın bence:)))
En kısa sürede tekrar görüşmek ümidiyle hoşçakalın.               “

 

i18NOTLAR:

1-*: Seanslarda bu gibi durumlara sıkça rastlarım ve kişilere bu tarzda örnekler verdiğim de olur. Mesela hayatınızda birden fazla konu veya sorun var iken bana geldiğinizde, yaptığımız ön görüşme sırasında bir öncelik listesi yaparız. Sonra da öncelik verdiğiniz konuyu seçerek seans yaparız. Bazen benim yönlendirmemle kişinin konusunu netleştirdiği durumlar olabiliyor; bazen de kişinin ruhunun öncelik verdiği konu başka olduğu için ilk önce o konunun çözülmesi gerektiğine işaret edebiliyor.

Örnek vermek gerekirse; şu anda düzenli çalıştığım ve bugüne kadar 3 seans çalıştığım bir danışanım var. Kendisi bana ilk geldiğinde seçtiği konu para blokajı idi çünkü yıllardır maaşına zam yapılmıyordu. Ayrıca kendisinin de başka bir alanda enerji terapisi uyguladığını ve o güne kadar kendi kendine yaptığı çalışmaların dışında Bert Hellinger’den eğitim almış bir aile dizimi terapisti ile de 4-5 seans çalıştığını söyledi. Konuşmalarımızdan hissettiğim kadarıyla para sorununa gelene kadar bakılması öncelikli olan başka sorunları var gibi görünüyordu. Tamamen sezgilerimi kullanarak o anda regresyon dışı bir teknik uygulayarak, aile dizimi ile birşeye çok kısaca bakmak ve ona göre konuyu netleştirmek istedim. İyi ki de bakmışım..çünkü danışanın bilinçaltında annesinin ölümü ile bağlantılı yoğun bir suçluluk duygusu vardı ve yaşamı haketmediğini düşünüyordu. Bunun üzerine o gün regresyon terapisi değil aile dizimi ve travma çalışarak günü noktaladım. Ondan sonraki seanslarda regresyon terapisi ile devam ettik. O ilk seansın sonunda da kendisine şöyle söylemiştim: ” Bilinçaltında ölümü hakettiğini düşünen ve ölmek isteyen bir insana sizce para gelir mi,  sizce o kişi terfi ettirilir mi? Önce yaşama evet demeniz gerekiyor ki ondan sonra diğer konulara bakabilelim. ”

Sonucu mu merak ettiniz? Evet, kendisiyle hala çalışmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar hiç para üzerine seans yapmamamıza rağmen 2. seansımızdan sonra öğrendiğim kadarıyla yıllardan sonra ilk defa hem terfi etti hem de maaşına zam yapıldı.:)

Kısacası; sizin zihninizle yaptığınız plan ile ruhun planı herzaman aynı yönde olmayabilir. Vücudunu kanser hücreleri saran birinin yüzündeki et beni için doktor doktor dolaşmasına benzer bu. Mesajı vaktinde almanız ve yaşama evet demeyi öğrenmeniz gerekir.

i142-** : Burada yazacağım konunun regresyon terapisi ile hiçbir ilgisi yoktur. Danışanın anlattığı duruma  seans sonunda yaptığım açıklamayı sizlerle de paylaşmak istedim çünkü belki de aranızda buna benzer deneyimi olup da korkmuş olan kişiler olabilir. Öncelikle, sanıldığı gibi ruhlar sadece ölmek üzere olan insanları almak için gelmezler. Bazen tam tersine şifa da verirler, ya da mesaj da verip gidebilirler. Ancak belli frekanslar arasında kişi onları çok çok nadiren görür. Danışanın verdiği örnekte onun yoğun bakımda olması böyle bir ortam yaratmış olabilir. Genelde uyku ile uyanıklık arasındaki geçişlerde onları algılayabiliriz. Bu konu ile ilgili tedirgin olmamanız için başka verebileceğim güzel bir örnek de dünyaca ünlü bir medyum olan John of God’dır. Kendisi psişik cerrahiyi ve trans şifasını kullanıyor. Tahmin edin bakalım kimlerden rehberlik alıyor? 30’dan fazla ölmüş doktor ve azizden yani ruh dünyasından.:)

 

i173-*** : Burada yazdığım şey tamamen benim yaptığım seanslarıma dayalı gözlemimdir. Eğer bir bebek annesinden süt içmeyi reddediyorsa ya da çok kısa süreli içip bırakıyorsa, bu bebek ile anne arasındaki bağlanma şekli hakkında ipucu veriyor. Çocuğun annesi ile bağlanma şekli ise hayatla bağlanma şeklini etkiliyor. Dolayısı ile sizin ” Süt emmedi, mama verdik ”  deyip geçiştirdiğiniz bir konu çocuk için o kadar da önemsiz bir konu değil. Bebek için değil annesinin emzirmesi, eğer anne çocuğunun yüzüne bakmadan, duygusuz bir şekilde emzirdiğinde bile bebek tedirgin olabiliyor. O yüzden bebekle daha anne karnındayken bağ kurulmaya başlanması önemli bir konu. Bu konunun daha iyi anlaşılması için ilerde bu konuyla bağlantılı birkaç vaka örneği paylaşmayı düşünüyorum.

i154-**** : Babaya acıdığını söylediği sahnede acımanın altında aslında KİBİR vardı. Bildiğiniz gibi, hangi dinden hangi mezhepten olursanız olun kibir günahtır, hatta hıristiyanlıkta 7 ölümcül günah arasında 1 numarada kibir vardır. Aile dizimi kuramları açısından da baktığınızda ebeveynlere duyulan kibir öyle büyük bir sorundur ki hayatınızın her alanında sorun yaşarsınız. Onlar sadece sizin hayata gelmenize vesile oldukları için bile bir teşekkürü hakederler.

 

5-ANNEDEN AYRIŞAMAMA: Bu vakadaki sorunu iki kelimeyle özetle deseydiniz size bunları yazardım. Bir erkeğin büyümesi, olgunlaşması için öncelikle kendi annesinden sağlıklı bir şekilde ayrışması ve belli bir yaştan sonra artık babaya yönelmesi gerekir. Malesef Türkiye, annesinden ayrışamayan, baba ile bağ kuramayan, dolayısı ile yaşı kağıt üzerinde ilerlese bile ruhen asla olgunlaşamayıp küçük kalan erkeklerin cirit attığı bir ülkedir. Bundan tamamen erkekler sorumlu değildir. Kocasından göremediği ilgiyi büyük oğlu ile telafi eden, gelinini kendine rakip gören, çocuklarını manipüle ederek ayakta kalmaya çalışan zavallı kadınlar da aslında kendi cinslerine ihanet ettiklerinin farkında değillerdir. Bu çark ancak kadınlarımız bilinçlendiği zaman sağlıklı bir şekilde dönecektir. Eğer çocuklarınızın ve diğer kuşakların mutlu olmasını istiyorsanız, onların seçimlerine müdahale etmek yerine onlara her ne olursa olsun her zaman arkalarında olduğunuzu gösterin..böylece hem siz hem de çocuklarınız, hatta torunlarınız mutlu olurlar.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

ABSÜRD BİR VAKA

Standard

absurd

 

İsmini neden “absürd” koyduğumu ancak vakayı okuduğunuzda anlayabileceğiniz bir vaka bu. Danışanım Şeyma Hn 25-30 yaşlarında genç, bekar ve çalışan bir kadın. Kendisi ile 2011 yılında iş amaçlı bulunduğumuz bir ortamda tanışmıştık. Ondan sonra geçen dört sene boyunca bir daha karşılaşmadık.

A10Kendisi ile yıllar sonra tekrar karşılaştığımızda ben hem sektör hem de şehir değiştirmiştim. Artık regresyon danışmanlığı yapıyor ve İstanbul-Mersin arasında mekik dokuyordum. Bu karşılaşmalarımız sırasında kendisiyle sohbet ederken regresyon terapisini ilk defa duyduğunu ama çok merak ettiğini, hem ilişkileriyle ilgili hem de para ve kariyer konularında tekrarlayan döngüleri olduğunu söyledi. Ben de kendisine ilk önceliği olan konu hangisiyse onunla ilgili bir seans yaparak başlayabileceğimizi söyledim.

İşin içinde maddi sorunlar da olunca ilk önceliği ona vermek istedi. Maddi anlamda biraz rahatlarsam ilerde diğer konulara da bakmak isterim dedi. Tanıdığım kadarıyla kendisi oldukça zeki, iyi eğitimli ve fazlasıyla analitik düşünce yapısına sahip biriydi. Kendisinin özellikle belirttiği diğer nokta ise, eğer beni şahsen tanımamış olsa, böyle bir deneyime asla kalkışmayacağı idi.

 

A4Neyse, gelelim seansımıza… Yoğun bir iş hayatı olduğu için onun seansını aralık ayında bir cumartesi akşamına koymuştum. Böylelikle pazar günü evinde dinlenmeye vakit bulabilir diye düşünmüştüm. Geç bir saatte başladığımız seans , Şeyma Hn’ın ilk seansı olması; egosunun bazı detaylarla yüzleşmek istemeyip es geçmek istemesi sebebiyle biraz uzun sürdü ama kendisi beklediğimden de kolay bir şekilde trans geçiş yapabildi.

Seans Konusu: Ailecek son yıllarda sürekli bir maddi kriz içinde olmaları, sürekli bir borç ödeme döngüsüne girip asla rahata erememeleriydi. Çok çalışkan bir elemandı ama ne yaparsa yapsın, kazandığı paralar hep bir şekilde borçlarına gidiyordu. Bunun sebebine bakmak istiyordu.

 

A12Seansa başladığımızda ilk geçiş yaptığımız sahne bir geçmiş hayat anısıydı ve yoğun olarak bedensel duyarlılıkları da hissettiği bir sahneydi. Bu sahnede kendini 45 yaşlarında bir kadın olarak gördü. Mutfakta kendisinden yaşça daha büyük bir erkekle para ile ilgili bir konuda tartışıyorlardı. Sonunda adam tarafından bıçaklanıp yere düşüyordu. Yerde yatmış kan kaybederken kedisi gelip yanında bekliyordu. Sahnede biraz ilerlediğimizde yaşça kendisine yakın bir kadın tarafından bulunup kurtarıldığını ve hastaneye kaldırıldığını gördü. Hastaneden çıktığında ise ilk işi eve giderek kedisini almak istemesiydi. Lakin kediyi aldığı anda ilk sahnede bıçaklandığı adam yine eve geliyor ve elinden kediyi alarak bu sefer de kedinin boynunu kırıyordu. Son derece şiddet içeren bu ilk sahnelerden sonra Şeyma Hn bedeninde yoğun duyarlılıklar hissetti.

Bu geçmiş bir hayat gibi görünen hikayeyi baştan sona keşfettiğimizde, ilk sahnede o adam diye tarif ettiği kişinin aslında o hayattaki babası olduğunu algıladı.

A114-5 Yaşında olduğu sahnede yine aynı evdelerdi. Bu sefer kendisinden birkaç yaş büyük ablası , annesi ve babası da vardı. Mutfakta yemek yedikleri bu sahnenin ilerleyen bölümünde annesinin babasından boşanmak istediğini söylediğini ve bunun üzerine babasının masayı dağıtarak annesini boğarak öldürdüğünü, ablasıyla birlikte kaçarak bu sahneyi kapı aralığından dehşet içerisinde izlediklerini söyledi.

Annesinin cenaze sahnesinde babasının olmadığını, tabutun mezara indirilmesi sırasında yaşanan aksaklıktan dolayı erkeklere çok kızgın olduğunu ekledi.

 

10’lu yaşlarına geldiğinde ablasıyla beraber anneannesinin evinde yaşadıklarını gördü.

 

25-26 yaşlarında ise kendisini bir işyeri ortamında gördü. Bu sahnede de erkek patronundan tiksindiğini, erkeklerle iyi iletişim kuramadığını belirtiyordu.  Duruma taciz de eklenince işyerini kaçarak terkediyordu. Bu sahneye eşlik eden bir eklenti durumu olduğu için duruma müdahale etmem gerekti..ondan sonra seansa devam edebildik.

A13Bir sonraki sahnede ise anneannesinin ölmüş ve ablasının evlenmiş olduğunu algıladı. Kendisini çok yalnız ve mutsuz hissediyordu. 35-40’lı yaşları anneannenin evinde yalnız yaşayarak geçirdiği ve ablasına kırgın hissettiği sahnelerdi. Babası ise bu sahnelerde yer almıyordu.

45 yaşında olduğunu söylediği sahnede ise babasının annesini öldürdüğü için yıllarca hapis yatıp çıkmış olduğunu, mutfakta onunla bağıra çağıra tartıştıklarını algıladı. Babası kendisinden para istiyordu ama kanun dışı işler yaparak ömrünü geçiren babasına para vermek istemediğini söylüyordu. Tartışma sırasında babası sol tarafına bıçak saplıyordu. Aynı gün ablası tarafından kurtarılıyor ve iyileşiyordu.

A14Aradan bir süre geçtikten sonra ise en baştaki keşfettiğimiz yere dönüyorduk. Kedisini almak üzere eve geldiğinde babası kediyi öldürüyordu. Bavulunu alarak hoşlandığı adamın evine gidiyordu. Yalnız bu sahnelere eşlik eden çok enteresan birkaç durum vardı. Sahnelerde eklenti mi olduğunu, yoksa danışanın o hayattaki ruhsal sağlığının bozuk olduğuna mı işaret ettiğinden kesin olarak emin olamadığımız yaşlı bir kadının silüeti evdeki sahneye eşlik ediyordu ve kendisi bu yaşlı kadını her gördüğünde katarsis yaşıyordu. Bu detay benim için önemli bir detaydı fakat bazen danışanın izin verdiği ölçüde bilgi alabildiğimiz için orada çok fazla üstelemedim. Hoşlandığı adamın o yaşlı kadını öldürmüş olabileceğini hissettiğini söyledi ve bir bahaneyle o evden ayrıldığını ekledi.

Sonunda ablasının yanına gidip birkaç ay orda kaldıktan sonra eniştesinin kendisini istemediğine kulak misafiri oluyor ve bu sefer de kendine küçük bir daire kiralayarak yalnız yaşamaya başlıyordu. O dönemde ara sıra bulup çay içtiği ve sohbet ettiği tek arkadaşı yine geçmişte hoşlandığım adam diye tarif ettiği aynı adamdı.

 

A1555-65 yaşları arası bu şekilde geçiyordu ve 65 yaş civarında evinde tek başına uyurken ölüyordu.

Ruhsal boyuta geçtiğimizde, hoşlandığım adam diye tarif ettiği kişinin evine ilk gittiği zamanlarda hayali olarak gördüğü yaşlı kadının adamın bir parçası olduğunu, ondan bağımsız biri olmadığını öğrendi. Bu durum bende yine birtakım farklı seçeneklerle ilgili şüphe duyup kenara not almamı sağladı.

Rehberiyle bir araya geldiği sahnede, rehberi ona ” Sabırlı ol. Kendini daha iyi ifade et ve konuş.” dedi. Bunun üzerine kendisi de bu hayatında çoğu şeyi söylemeden kafada kurduğunu, bu yüzden kırgınlıklar olabildiğini ve geçerli sebep olmadan birilerine kırılabildiğini söyledi. Rehberi ayrıca ” Kendini motive etmeyi öğrenmen lazım.” dedi. Bunun üzerine Şeyma Hn gerçekten çok çabuk pes edip sıkılabildiğini belirtti. Rehberi ise ” Bunun yerine her ne yapıyorsan o anda orada ol ve kendini ona ver. ” dedi.

 

Bağlantılar:

-Kendini ifade etme problemi

-Susmayı tercih etme

-Kırgınlıklar

-Oradaki yaşlı kadın silüetinin bu yaşamdaki babaannesi ile benzerliği

Bu geçmiş yaşam hikayesini şifalandırıp dönüştürdükten sonra geç saatte ayrıldık. Ayrılırken Şeyma Hn’ın başında ağrı vardı. Kendisine ağır geçen seanslardan sonra bunun olabileceğini ve uyuyunca geçebilecek bir ağrı olduğunu söyledim.

 

Geri-bildirimler:

 

A041NKSeanstan 1 gün sonra haberleştiğimizde: ” Dün seans çok geç bittiği için çok uykulu hissettim ama aslında daha enerjik çıktığım söylenebilir. Kendimi iyi hissettim ve herhangi bir fiziksel rahatsızlığım olmadı. Gece çok rüya gördüm, bazılarını hatırlıyorum. Örneğin bir tanesinde saçım çok beyazlamıştı, çok şaşırıp üzülüyordum. Bugün de canlı ve enerjik olduğumu söyleyebilirim. Herhangi bir ağrım ya da fiziksel şikayetim yok. Herşey yolunda. ” dedi.

2. gün aldığım emailde: “Dün gece rüyamda seni gördüm ve saat 5 gibi uyanıp çok enteresan bir rüya bu, sabah mutlaka yazmam lazım dedim. Ama sonra 7.30’da uyandığımda gitmişti aklımdan… ” dedi.

Seanstan 1 hafta sonra haberleştiğimizde başka herhangi bir semptom yaşamadığını ve gayet iyi olduğunu belirtti. Çalışma konumuzla bağlantılı yeni bir gelişme olduğunda veya yeni bir bağlantı kurduğunda email atabileceğini söyledim.

Bu seansın üzerinden yaklaşık 2 ay geçtikten sonra kendisi ile yollarımız tekrar kesişti. Her zaman olduğu üzere, 2 seans arasındaki süremde yemek yemek ve volta atmak için Cihangir-İstiklal Caddesi arasnda yürürken tam da onun işyerinin yakınlarından geçiyordum ki bir şekilde denk geldik. Ayaküstü konuşurken o aradaki süreçte herhangi birşey olup olmadığını, para ile ilgili sıkıntılarının devam edip etmediğini sordum.

A8Şeyma Hn şaşırarak gülümsedi ve ” Aaa, sen bilmiyor musun o konuyu, pardon söylemeyi unuttum, o konu halloldu.” dedi. Bu sefer ben de şaşırmıştım çünkü bildiğim kadarıyla ailecek borç altındaydılar ve rakam öyle 1-2 ayda çalışmayla kapatılacak bir rakam değildi. Bunun üzerine ben: ” Peki, nasıl halloldu? Bu önemli bir detay ve benim bunu geri-bildirimi dosyama eklemem gerekir.” dedim.

Şeyma Hn: ” Kusura bakma, daha çok yeni..Geçen hafta bitti. Öyle bir şekilde halloldu ki ailecek tüm borçlarımızı kapattığımız gibi kuzenime bile yardım yaptım. Hatta üstüne cebimde biraz para bile kaldı. Ben de bu ay seni arayıp tekrar seansa geleyim diyordum, iyi oldu denk gelmemiz.” dedi ve bunu derken gülümsüyordu.

Ben halen şaşkındım ve bu işin nasıl bu kadar hızlı olduğunu merak ediyordum. Sonrasında öğrendim ki, Şeyma Hn’ın annesinin babasından kalan bir gayrımenkul varmış. Bu gayrımenkulun paylaşımı ve satışı çok sorunluymuş. O kadar uzun süredir satıştaymış ve satılmıyormuş ki, artık son 4-5 yıldır bu konudan tamamen umudu kesip düşünmeyi bırakmışlar. Seanstan 1 ay kadar sonra bir gün aniden dayılarından telefon gelmiş ve vekalet işleri için evden birilerinin ..X..(Anadolu’da bir şehir ) şehrine gitmesi gerekmiş. Satışın yapılması, paranın gelmesi, paranın tüm ailenin borçlarını kapatıp, üstüne cebinde harçlık kalacak şekilde hesabının eksiden artıya geçmesi ise benim ona rastlamamdan tam bir hafta önce tamamlanmış.

Bütün bunları dinlerken ben de şaşkınlıkla gülümsüyordum. Açıkçası seanstan sonra Şeyma Hn’ın analitik zihninin devreye girdiğini ve bunun şifa ile rezone olmasını engelleyebileceğini ya da şifayı alsa bile bunu anlayamayabileceğini düşünmüştüm. Gerçekten de kendisi tüm bu olaylar sırasında yıllar sonra gelen satışı ve tüm ailenin rahatlamasını seansla bağdaştıramamıştı. Ancak sistemin nasıl çalıştığını, olayların bazen beklediğimizin dışında çözümlerle de gelebileceğini, bir kişinin değişmesi veya şifalanmasının bazen kilitlenmiş olan bir sistemi açarak birden fazla insanın hayatında nasıl etkili sonuçlar doğurabileceğini açıkladım. Ondan sonra taşlar yerine daha çok oturmaya başladı ve Şeyma Hn bana bildirmesi gereken diğer önemli gelişmeleri de hatırladı.

 

A7Beni şaşırtan diğer olumlu gelişme ise bence en az para sorunu kadar önemliydi çünkü seansımız bittikten sonraki değerlendirme bölümünde Şeyma Hn’a aileye bağımlılık temasının bulunduğunu ve para sorununun ise buna hizmet ettiğini düşündüğümü söylemiştim. Geç saatte biten seans ve yoğun iş hayatı sebebiyle Şeyma Hn’ın bu bağlanlatıları anlamaması ve şifa alabilmesi için konsantre olması gerektiği yanılgısına düşmesine rağmen bu kadar büyük bir şifa alması şaşırtıcıydı. Üstelik aynı dönemde annesinin kendi evine, kendisinin ise bir ev arkadaşıyla ayrı eve çıkması da yine bu bağımlılık konusunda şifa aldığını gösteriyordu.

 

A18O anda ayaküstü konuştuğumuz için bana söylemeyi unuttuğu ama haziranda yaptığımız 2. seans öncesi belirttiği diğer detay ise ilk seansımızdan 1 ay sonra, uzun bir aradan sonra ilk defa biriyle çıkmaya başlaması olmuştu.

Gördüğünüz gibi, danışan anlamasa da bağlantıları kuramasa da, bu durum şifa almaya engel yaratmıyor. Sonuçta Şeyma Hn beni tanıyarak ve güvenerek seansa gelmişti. Yabancı biri olsa gitmem demişti ama laf olsun diye de seansa gelmemişti. Sorunlarını çözmek istemiş ve bunun için çok kısıtlı bir zamanı olsa bile zaman ayırmıştı. Kalben istemesi, şifaya açık olması da fark yaratmıştı.

 

 

NOTLAR:

1-Bu vakayı yazma nedenim, geçen ay aldığım bir sorudur: ” Vakalarınızda hep başarılı olmuş, şifalanmış kişilerden örnekler veriyorsunuz. Bu seanslara gelip de hiçbir fayda görmeyen kişilerle karşılaştınız mı? Herkes mutlaka şifalanıyor mu? Bu konuda beni bilgilendirebilir misiniz?

Cevabım ise biraz uzun ve örnekler içerecek şekilde olmuştu. Ama kısaca şunu içeriyordu: “”Regresyon Terapisi, danışmanın ve danışanın işbirliği yapması gereken bir çalışma şeklidir. Sorumluluk her zaman %50’dir. Seanstan sonraki ilk 1 haftalık süre tamir fazı dönemi olduğu için danışman tarafından takip edilmelidir. Bu süreçte ve sonrasında danışanın da danışmana geri-bildirimde bulunma, sorularına cevap verme gibi sorumluluğu vardır. Eğer danışan, hiçbir şekilde danışman ile işbirliği yapmıyorsa, geri-bildirimde bulunmuyorsa, danışmanın süreci takip edebilmesi ve gözlem yapabilmesi mümkün değildir.
Bu sebeple diyebilirim ki; bugüne kadar hiç şifa almamış bir insanla karşılaşmadım ama bugüne kadar şifa aldığını anlayamayan ve geri-bildirimde bulunmayan ya da şifalanma niyeti istikrarlı olmayan bazı vakalara rastladım.   .. …..  ….. ………………  ……….” 

2-Danışanların egolarının yüzleşmek istemedikleri, hatırlamak istemedikleri bazı anılari hatta yılları olabilir. Buna seanslarda sıklıkla rastlarız. Egomuz ancak başedebileceğimiz kadar bilgiyi hatırlar, yüzleşmek istemediği anlarda ise bazen seansı sabote etmeye de kalkabilir. Bu tip durumlarda danışmanın sezgileri ve deneyimi biraz da olsa fark yaratabilir.

3-Bu vaka, Şeyma Hn’la tesadüfen karşılaşmamız sonucunda yazılmıştır. Eminim bu şekilde hayatında birtakım değişimler yaşamaya başlamış ama seanstan birkaç ay sonra oldu ise bunu seansla ilişkilendirememiş birçok kişi vardır. Şeyma Hn’ın bir kısır döngü halinde olan hayatının farklı alanlarında da dönüşümler başladığını haziran ayında yaptığımız seans öncesinde öğrendiğim için kariyer alanında da büyük gelişmeler bekliyorum. Danışan gizliliğine büyük önem verdiğim için şimdilik o iki önemli detayı da açıkça belirtmeden devam ediyorum çünkü bu detaylar kendisinin kim olduğunu açığa çıkarabilecek detaylar olduğundan isteği üzerine yazımızda gözardı edilmiştir. Bu kadarıyla bile hem para, hem ev, hem aile, hem iş, hem ilişki alanında yıllardır olmayan köklü değişimler olması sebebiyle benim için bu vaka yeterince absürd’dür:)

Amacım her vakanın mucizevi sonuçlar yaratacağı beklentisi yaratmak değil, bilakis aradan zaman geçse bile bazen sonucun hiç ummadığınız extrem örnekler aracılığıyla da gelebildiğini göstererek bakış açınızı geniş tutmanıza katkı sağlamaktır.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

KİLO SORUNU ( 2. Bölüm )

Standard

xBir önceki yazımda belirttiğim üzere İrem Hn, ilk seanstan sonra ciddi bir öfke patlaması yaşamaya başlamıştı. Bu kadar yoğun öfkenin açığa çıkmasının sebeplerine ilk yazıda değinmiştim. Bu yoğun öfkenin açığa çıkması üzerine, tamir fazının bitimine müteakip kendisiyle 2. bir seans yapmayı düşündük ama işlerinin yoğunluğu sebebiyle vakitlerimizi ayarlayamadık. Bunun üzerine ilk seanstan 2 hafta sonra yeniden bir araya geldiğimizde önce kısa bir ön-görüşme yaptık. Uzun süreli bir çalışmaya niyet ettiğimiz için kendisine bilmem gereken yeni durumlar olup olmadığını ve yeni geri-bildirimlerini sordum. Aldığım cevaplar aşağıdaki gibi oldu:

1-Tamir fazı dediğiniz ilk bir hafta boyunca hüzün, öfke ve ağlama isteği oldu ama en yoğun hissettiğim öfkeydi. Hatta bir gün öfke patlaması yaşadım. Yedi gün bittiğinde öfke azaldı. Daha sakin ve dingin oldum. “( tamir fazı bittiğinde genelde semptomlar biter )

2-Alışveriş isteğim azaldı. Hergün soluğu markette alan, gerekli-gereksiz harcama yapan biriydim. Çikolata ve şekerli şeylere son yıllarda aşırı bir zaafım vardı. Bunda %60 civarında azalma oldu. Stok yapardım. Buzlukta kıyma varken, gider yine stok yapardım. Bütün balkonumuz yiyecek stoğuyla doluydu. Anneme ” onlar bitmeden yeni birşey alınmayacak, sadece yeşillik ve meyve alınacak, dolapta birşey kalmayacak. ” dedim. O da şaşırdı. ”

3-” Yeme isteğim azaldı. Önceden sürekli aklımda yemek olurdu. Şu anda başka şeyler de yapıyorum, yemeğe odaklanmıyorum. Abur cuburu bıraktım. Sadece çorba ile bile doyabiliyorum.

4-” Evdeki fazla eşyaların beni yorduğunu farkettim. Artık kendime ait, az eşyalı, beni yormayacak, sadece istediğim gibi yaşayabileceğim bir evim olsun istiyorum. ” ( Danışan ebeveynleriyle yaşıyordu. İlk defa kendine ait bir ev sahibi olma isteğinden bahsediyor. Başka bir konuyla bağlantılı olarak değerlendirdiğimde bu da oldukça olumlu bir gelişme)

5-” Parayı çok gereksiz yere harcadığımı farkettim. Aldığım şeyler beni mutlu etmiyor. Onun yerine artık değişik yerleri gezmek istiyorum.

6-” Kendime bir yaşam planı yaptım. Ayrıca geçen hafta boyunca alışveriş sitelerinden gelen tüm emailleri sildim.

7-” Uyku ilk 7 gün boyunca daha yoğun oldu ama gittikçe azaldı. ”

 

Bu geri-bildirimleri not ettikten sonra o gün için kafamdaki plan şimdiki hayat regresyonu çalışmaktı. İrem Hn’ın anne-babası ile iletişimi çok iyi değildi ve şimdiki hayatının erken safhalarında kendine güveninin oldukça düşük olduğundan bahsetti. İlkokula dair hiçbir anısı yoktu ki bu benim için o dönemde travmatik birtakım olayların olabileceğinin göstergesiydi. Ortaokulda derslerinde çok zorlanmıştı. Lisede ise hayatını oldukça etkileyen bir platonik aşkı vardı. Hatırlarsanız bir önceki vakada, bu hayattaki lise öğretmeninin o geçmiş hayattaki babası olduğunu görmüştü.* (NOTLAR bölümünde bu konuyla ilgili uzun bir açıklama yapacağım.)

 

kg11İrem Hn’ın çok kısa ve travmatik bir evliliği olmuştu. Ayrıldıktan sonraki süreçte psikolojik sorun da yaşamıştı. Dolayısı ile şimdiki hayatında bakmamız gereken çok konusu vardı. O yüzden öncelikle buradan başlamak istedim. Kendisi ile ana karnı sürecinden başlayarak 6 yaşına kadar ilerleyebildik.  Ana karnında annesine gönderilmiş olan bir eklenti algıladı. Eklenti dolaylı yoldan kendisini de olumsuz etkiliyordu. Başka bir sahnede ise annesi kendisine 9 aylık hamileyken banyoda ayağının kayıp düştüğünü algıladı. Annesinin kendisiyle bağ kurmasını istediğini, korktuğunu söyledi. İlerleyen sahnelerde ise sanki annesi tarafından istenmiyormuş gibi hissettiğini söyledi.

Doğum sahnesine yaklaştığımızda doğmak istemediğini, annesinin kendisine güven vermediğini ve bu hayata ait olmak istemediğini söyledi. Tahmin ettiğiniz üzere, bu düşüncelerde olan bir bebeğin vaktinde ve kolay doğması beklenemezdi. Beklenen tarihten geç bir tarihte ve oldukça uzun süren zorlu bir doğum sonrasında doğduğunu algıladı. Doğduğu anda yabancı enerji diye tanımladığı eklenti yine o odadaydı. Eklenti ona ” hep seninle olacağım, çok mutsuz olacaksın, seni hiç sevmeyecekler ” gibi birşeyler söyledi. Daha doğduğu andaki düşüncesi ” buraya gelmemeliydim ” oldu. Annesi onu çok yorgun bir şekilde emziriyordu. Danışan burada annesinin sanki kendisini emzirmek istemediğini hissedip sinirlendi. Babası ile ilk karşılaştığı anda ise anne-baba arasındaki iletişim eksikliği kendisini rahatsız ediyordu. Ama ortama babası geldiğinde kendini daha güvende hissediyordu. 

 

191-1,5 yaş civarında annesi ve babası arasında gerginlik olan bir ana baktık. Babasının yanlış bir evlilik yaptığını düşündüğünü algıladı. Bu sahnede sevgisini göstermediği için annesine kızıyordu.

2 yaş civarındaki başka bir sahnede babası annesiyle birlikte olmak istiyordu ama anne kabul etmeyince ortamda yine gerginlik yaşanıyordu ve annesi ağlıyordu. Buradaki çocuk hali aslında herşeyi algılayor ve birbirlerini sevmedikleri için hem anneye hem babaya kızıyordu.

3-4 yaşında geçen başka bir sahnede annesi ile arasında yine kopukluk algıladı.

5 yaşında olduğu bir sahnede apartmandaki komşularının oğlu tarafından merdiven boşluğunda taciz edildiği bir sahne vardı. ( Malesef çok sık karşılaştığım bir tablo bu…nerdeyse çalıştığım her kadın danışanın en az 1 tane taciz vakası oluyor. Kimisi çok hafif etkileniyor, kimisi ise tüm hayatını etkileyecek derecede ağır oluyor ) Bu sahnede 5 yaşındaki çocuğun korkuyla karışık kafasında oluşturduğu kayıt ” bana kötülük yapacaktı, izin vermedim. bütün erkekler kötüler.” şeklindeydi.

 

z6 yaşındaki son sahnemizde ise bir aile kavgasına şahit oluyorduk. İçinde dayı, teyze, anne ve anneanne vardı. Olay esnasında anneanne kendi çocuklarından biri tarafından fiziksel şiddete maruz kalıyordu. Danışamın çocuk hali olayları korku ve şaşkınlıkla izliyordu.

Bütün bu sahneleri ana karnından itibaren dönüştürdük. Ana karnındaki eklentiyi çekme sebebi olarak ise aşırı anaçlık ve korumacılık yani annesini koruma isteğini keşfettik. Yalnız burada en önemli nokta, danışanın annesini eklentiden koruyamadığını ve eklentinin hala annesinin üzerinde etkili olduğunu algılaması oldu.

 

t

Tüm aile bireyleriyle bir araya geldikten sonra anneanne ile karşılaştığı sahneden sonra rehberi ona gülümseyerek: “Onları affetmen çok iyi oldu. Artık huzurlu olabilirsin, rahat uyuyabilirsin. Anneannen seni affetti. ” dedi. Bunun üzerine İrem hn anneannesinin ona kırgın öldüğünden bahsetti. Kendisi bir dönemde anneannesinden borç almıştı ama anneannesine ödemeye fırsat olmadan anneannesinin ölüm haberini almıştı. O sırada tayini gereği başka bir şehirde yaşıyordu ve ölümünden önce helalleşme şansı olmamıştı. Bu sahnelerde anneanne ile karşılaşırken yoğun katarsis yaşadı ve şöyle dedi: ” Anneanne, senden aldığım borcu ödeyemediğim için beni affet. Her cuma günü hayır yapıyorum bunun için. Lütfen beni affet. ” O bunları söylerken ve ağlarken, anneannesinin de gözlerinin dolduğunu ve ” Helal olsun” dediğini algıladı. İrem Hn anneannesinee ” Her cuma senin için dua ediyorum, hayrını yapıyorum anneanne” dedikten sonra rehberi ona ” şimdi tamamlandı” dedi.

İrem Hn’la çalışmaya başladığımızdan bu yana para ile ilgili de blokaj yaşadığından bahsetmişti ama kendisinin ölen anneannesine borçlu olduğunu bilmiyordum. Bu bölümde bana lisede çok sevdiği o öğretmenine de borçlu iken öğretmeninin öldüğünü söyleyince bu detayları kenara not aldım. Tek bir seans içinde 40 küsür yılı keşfedip dönüştürmemiz olanaksızdı ama ilerde o bölüme geldiğimizde mutlaka bakılması gereken bir ayrıntıydı. Bu yıllardan geriye kalan tüm negatif izleri şifalandırdıktan sonra seansımızı noktaladık.

 

Geri-bildirimler:

oİrem Hn ile seanstan 1 gün sonra haberleştiğimizde şöyle yazdı:  “ Bu seans bana ilaç gibi geldi. Geçmişle yüzleşmek benim için bir kabus olmaktan çıktı artık. Yeni kararlar alıp uygulamaya koymaya karar verdim. Bazı şeyleri farkettim. Fütursuz cesaretimin kaynağına inmeye başladığımı anlıyorum artık. Huzur…..en yoğun hissettiğim duygu bu oldu dünden beri. Para konusunda çok radikal kararlar aldım. Onunla oyun olmayacağını anlamış bulunuyorum. Bu konudaki yanlış artık hayatımda geri dönülmez sorunlara yol açabilir. Onunla daha ciddi ilişkiler kurup daha dikkatli olmaya karar verdim. Kendi iyiliğim için bu kararları uygulayacağım ancak zorunluluktan çok kendim bunu gerçekten istiyorum. Az eşya ,az yiyecek,az kıyafet bundan sonraki hayat felsefem olacak. Ruhumu yoran herşeyden uzak duracağım. Aralanan kapıdan başını daha neler uzatacak bilmiyorum ama bunu beklemek de keyifli olacak sanırım. Farklı bir gelişme olursa haberleşiriz.  Görüşmek üzere, hoşçakalın. SevgilerEmoji ”

 

rSeanstan 2 gün sonra haberleştiğimizde herhangi bir uyku veya enerji sorunu olmadığını söyledi.

Seanstan 7 gün sonra telefonla konuştuğumuzda sesi çok mutlu geliyordu. Bu seanslardan sonra kendisinde yoğun enerji artışı olduğundan ve artık herşeyi yapacak vakit ve güç bulduğundan bahsetti. Ayrıca seanslara devam etmek istediğini belirtti.

İrem Hn’ın 2. seanstan sonra rahatlaması ve öfke gibi negatif duyguların iyice azalması sebebiyle, yaşadığı para problemini de hesaba katarak kendisi ile ayda bir seans yapalım şeklinde anlaştık.

 

NOTLAR:

1- İrem Hn’ın bu hayatında platonik aşk duyduğu lise öğretmeni, ilk seansımızda kendisinin 1,5 yaşında öldüğü ve Yemen’de geçen bir geçmiş hayatındaki babası olarak karşımıza çıkmıştı. Bu tarz bağlantılara regresyon seanslarında sıklıkla rastlanabiliyor. Özellikle de böyle eksik ve yarım kalan yaşanmışlıklar olduğunda kişi o ruhla başka hayattan kalan eksikliği bu hayatta tamamlamaya çalışabiliyor. Kişinin ruhu bunu biliyor ama insan deneyimi içerisinde kişi bu kişiye karşı hissettiği çekimin ve sevginin sebebini anlayamayıp başka bir şeyle karıştırabiliyor, aşk sanabiliyor. Halbuki evren o kişileri bir aşk yaşasınlar diye değil, eksik kalan birşeyi tamamlasınlar diye bir araya getiriyor. Birçoğumuzun sandığının aksine; ruh eşlerimiz her hayatta aynı kişi olmuyor. Bunu bir ruh ailesi gibi düşünebilirsiniz. Bir hayatta eşiniz olan kişi başka bir hayatta anne-baba veya kardeşiniz olabiliyor. Olaya fiziksel ve insani bakış açısıyla değil de ruhsal olarak bakmaya çalışırsanız daha kolay anlaşılır. Mesela ömür boyu çatışma halinde kaldığınız ve hiç iyi anlaşamadığınız bir kardeş başka yaşamdaki eş olabilir veya oğlunuz olabilir. Bu yüzden içinizde mutlaka yaşayanınız vardır: bazen bir insanı gördüğünüzde işte bu benim evleneceğim insan dersiniz çünkü ruhunuz bilir. Veya sadece 2 haftadır tanışıyorsunuzdur ama sanki bu insanı yıllardır tanıyormuşum gibi dersiniz, beni çok iyi anlıyor, konuşmadan anlaşıyoruz dersiniz. Bunların sebebi muhtemelen ruhlarınızın bu hayatın dışında başka hayatlardan tanışıyor olmasıdır. Bu illa ki o kişiyle aşk yaşayacaksınız ya da evleneceksiniz anlamına gelmez. Yukarıdaki örnekte gördüğünüz gibi sadece eksik kalan bir sevginin tamamlanması için bir araya gelmiş olabilirsiniz.

2- Bu vakada gördüğünüz gibi bebeğin doğum şekli, doğum zamanı, ana karnındayken olanlar, doğduğundaki ortam..vb detaylar bir bebeğin hayatını etkileyen konular olduğu gibi aynı zamanda bebeğin daha doğum anında hayata bakışıyla ilgili  bize fikir veriyor. Bir bebek geç doğmuşsa, zor bir doğum olmuşsa, boğazına kordon dolanmışsa bunlar mutlaka bakılması gereken konulardır. Örneğin; boğazına kordon dolanan bir çocuk ilerde hayatı boyunca kapalı yerde kalma fobisi bile geliştirebilir. Bunu zihnen bilmeniz ise sorunu çözmez, mutlaka bilinçaltına ve bedene yönelik bir çalışma yapılması gerekir.

3- Eklenti konusunun ne kadar önemli olduğunu görmüşsünüzdür. Burada daha ana karnındayken algılanan bir eklenti var. Bu eklentinin ne tarz bir eklenti olduğunu biz seans içerisinde anladık ve temizledik. Temizlediğimiz andan itibaren danışanın annesine bakış açısında bile değişim oldu. Bu eklentinin ne tarz bir eklenti olduğuna ve nasıl anladığımıza ise burada yer vermeyeceğim. Bunlar terapistlerin bilmesi gereken teknik konulardır.

4- Dikkat ettiyseniz kilo diye başladık ama konu nereden nerelere geldi. Hiçbir vaka tek konuyu barındırmıyor. Her vaka kendi içerisinde bir sürü extra bilgi arındırıyor. Mesela burada danışanın hep yakındığı para konularına dair de bir giriş gerçekleştirmiş olduk ki bu yine tesadüfen oldu. Ben danışanın anneannesine borçluyken öldüğünü ve bu yüzden vicdan azabı çektiğini vaka içinde bu bilgiyi alana kadar bilmiyordum. Bu detay bile bir insanın alma-verme dengesinde sorun yaratabilir. O yüzden konulara hiçbir zaman tek yönlü bakmamak lazım. Aile ilişkisine bakayım derken para konusu şifalanabilir ya da bazen para konusunu şifalandırayım dersiniz altından aile çıkabilir. Bu yüzden ciddi bir blokajınız varsa, kendinizi bir seans ile sınırlandırmamakta fayda var. Çok fazla iç içe geçmiş sorununuz olduğunda tek seansla tüm hayatınızda mucizevi bir dönüşüm olmayabilir ama ufak çağlı da olsa birşeyler değişmeye başlar.

Düşünün ki İrem Hn’ı o ilk seanstan sonraki haliyle bıraksaydım veya kendisi ilk seanstan sonra yoğun öfke yaşadığı için benimle çalışmaktan vazgeçseydi nolurdu? Bu tıpkı ameliyat masasında hastayı bırakmak gibidir. İrem Hn, etrafına terör estiren ve çok öfkeli biri olarak kalırdı. Hatta ” Regresyona gittim, beni daha beter yaptı” diye ortalıklarda dolaşabilirdi. Nasıl konuştuğu da önemli değil, ama tüm hayatının geri kalanını daha öfkeli ve mutsuz geçirdiğini düşünün. O yüzden bu işlerin işi bilen, eğitimli, etik değerlere bağlı, ne yaptığını bilen kişilerce yapılması çok önemli. Ayrıca ben bu seansları telefon ile yapsaydım, İrem Hn’ın yüz ifadesini göremezdim, katarsislerini yönetemezdim,  beden terapi yapamazdım. Dolayısı ile bedeninde olan bitenden de haberim olmazdı. O yüzden ciddi bir sorununuz varsa herzaman yüz yüze terapi yöntemlerini tercih etmenizi tavsiye ederim.

5- İrem Hn’ın kurduğu tek bir cümleden ve bana verdiği başka örneklerden kendisinde bir ebeveynleştirme ( parentification ) sorunu olabileceği dair de gerekli notumu aldım ve ilerdeki seanslarda bakılmak üzere dosyama kaldırdım.  Her seans içerisinde birçok ipucu barındırıyor.

6- İrem Hn’ın enerjisinde artış olması, kendisinin enerji alanında bulunan birtakım eklentilerin gitmesinden kaynaklanıyordu. Kişi kendi enerji alanını temiz tutarsa ve bu alanı olumsuz etkileyen durumlardan arınırsa, kişinin enerjisinde artış olması her eklenti seansından sonra da rastladığımız bir durumdur. İrem Hn’ın bu enerjiyle neler yapmaya başlayacağı ise bir sonraki seansımızın konusu olsun.))

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan