BİR ŞİFALANMA YOLCULUĞU-5

Standard

a1

ALTINCI SEANS
Bir önceki seansın sonundaki notlarda da belirttiğim üzere Berna Hn’ın yeme ataklarıyla ilgili inişli-çıkışlı bir dalgalanma yaşanıyordu ve bu durum sadece geçmiş hayat bağlantılı değildi. Bu sebeple 29.04.2016’da tekrar bir araya geldiğimizde öncelikle kısa bir eklenti temizliği yaparak başladık. Bu esnada Berna Hn şimdiki hayatında küçüklüğündeki bir anıya gitti. Bunun üzerinde beden terapi ağırlıklı çalıştığımız bir seans oldu.
Kendisiyle ilk seansımızda eski erkek arkadaşının fiziksel şiddeti ve tecavüzünü çalışmıştık ve o seanstan sonra kilolarında azalma olmuştu fakat bugüne kadar bildiğim başka tacizi yoktu. Ön görüşmede bu soruları mutlaka sorduğum için geçmişinde başka taciz olmadığı şeklindeki notlarımın tersine seans içinde hissettiğim kadarıyla bedeninde özellikle cinsel bölgede bu tarzda bir kalıntı enerji vardı.
Küçükken ailede yaşadığı bazı fiziksel şiddet sahnelerini dönüştürdükten sonra tam da bu kalıntı enerjiyi algıladığım ama kendisinin söylemesi için beklediğim an geldiğinde, Berna Hn’ın tuvaleti geldi. Bu sebeple kısa bir mola verdik. Ardından seansa devam ederken biraz da benim zorlamamla 7-8 yaş civarı eniştesi tarafından taciz edildiği bir sahneyi keşfettik. Kendisi bu sahneyi keşfederken tıpkı o dönemde yaptığı gibi kıkır kıkır gülmeye başladı…Bu durumun hoşuna gittiğini ve eniştesinin kendisini o esnada sevdiğini sandığını söyledi.
Yine 7-8  yaşlarındayken bu eniştenin 15-18 yaş arasındaki 2 oğlu tarafından da taciz ediliyordu ve yine aynı şekilde bunu bir oyun sanıyordu.
Aynı enişte tarafından son taciz edilişinde ise yaşı 14-15 olduğu için artık birşeylerin yanlış olduğunun farkına varıp korkuyor ve donup kalıyordu.
Bütün sahneleri dönüştürüp bedenle de çalıştık.
a2
GERİ-BİLDİRİMLER:
Gece rahat uyudum uykum herhangi bir sebeple bölünmedi. herhangi bir ağrı yada yorgunluk hissetmedim.sadece bugün normalden fazla tuvalete çıktığımı farkettim. Işık hassasiyetim şu anda yok.
Sevgiler
7 Gün Sonra:
Eylül hanım merhaba
Fiziksel açıdan kendimi çok yorgun hissettiğim bir dönem geçirdim.son iki gündür bi öfkeli bi ağlamalı bir ruh hali içindeyim.kafamın içi karmakarışık durumda .sık idrara çıkma problemi ilk günden sonra geçti.annem daha önce de yanlarına dönmem için istekte bulunurdu fakat son bir haftadır nerdeyse hergün söylemeye başladı .bu dönemde ailemin yanına gelmek iyi mi oldu kötü mü anlayamadım .kafam çok karışık şu anda
Sevgiler 
Bu seanstan sonra, BAĞLAR isimli grup çalışmasına da katıldığı için üzerine 3 ay ara verdik ve biraz durumları gözlemlemek istedik.
3 ay sonra bugüne kadar farkettiği tüm sorunlarını özetlediği emaili:

” merhaba eylül hanım nasılsınız uzun bir yazı olacak sabrınız için şimdiden teşekkürler…

 1-) köpeklerle ilgili korkma durumunda azalma söz konusu artık hayatımı eskisi kadar etkilemiyor.bu durumla ilgili farkettiğim durum genel olarak bir hayvan fobim var .aslında hemen hemen hepsini görünce önce bir irkiliyorum.
 2-) askere giden o kişiyle  alakalı geri döndüğünde tekrar eski süreçleri yaşar mıyım korkusu vardı fakat korktuğum gibi olmadı. aksine ona karşı duygusal açıdan o kadar nötr ve sakinim ki kendime şaşırdım. Bağımlılık çalışmanın önemini bir kez daha anladım.
 
3-)kilo ile ilgili sürecim iyi gidiyor.verdiğim kiloları enteresan bir biçimde geri almadım.fakat dikkatimi çeken bir şey belli bir kilonun altına düşünce hemen beyin olarak ben bu kiloları geri almalıyım olgusunun oluşması ve panik halinde yemek yemeye başlamam.yani geçmişe dönüp baktığımda sürekli 60 kilo civarına gelince tekrar aynı şekilde yemeye başlamam gibi.
 
4-)takıntılı  ve kaprisli bir insan olduğumun farkına vardım.özellikle bu konuda arkadaş çevreme ve geçmişte partner adaylarıma çok zorluklar yaşatmışım.bu konu şu an neden bu kadar önem kazandı. şu an hoşlandığım biri var ve onun da bana karşı boş olmadığını biliyorum.fakat bu konuyla ilgili bir adım atamıyorum. ciddi anlamda KAYGI KORKU ENDİŞE VE YETERSİZLİK DUYGUM var. örn..eğitim durumu benden daha iyi benden daha çok parası var benimle ne işi olur gibi…
 
5-)alışveriş konusuyla alakalı artık hiçbir sorunum kalmadı.harcamalarım düzene girdi.
 
6-)eş partner ile alakalı farkettiğim durum yeni tanıştığım bir kişiyle ilgili önceleri çok hevesli oluyorum fakat bir süre sonra o kişinin yada durumun olumsuz taraflarını görüyorum yada olmayan şeyleri sorun ediyorum.eleştirmeye başlıyorum o kişiyi beğenmiyorum ve ondan uzaklaşıyorum.
 
7-)dokunulma ve temas fobim var.bu durum herkese karşı değil hayatımda çok değer verdiğim insanlara karşı annem babam çok sevdiğim yakın kız arkadaşlarım partner gibi,iş yerinde yada sosyal çevremde herhangi biriyle el sıkışmak sarılmak yada yanlışlıkla bana temas etmesi herhangi bir sorun teşkil etmiyor.
 
8-)para konusuna gelecek olursak gereksiz  harcama yapmıyorum fakat ne zaman kenara para koymak istesem yada bunu aklımdan bile geçirsem hemen o miktarı elimden çıkartacak bir durum söz konusu oluyor .mesela bu ay terapi  için ayırdığım parayı kenara koydum daha sonra kullanmak üzere ev sahibim bir hafta önce arayıp kiraya zam yaptı.
  
9-)başladığım herşeyi yarım bırakıyorum. bu bir kurs olabilir bir ilişki  yada aklınıza gelebilecek herşey olabilir .bana iyi gelecek herşeyden bir süre sonra sebepsiz bahanelerle uzaklaşıyorum.hayatımda ki bu yarım kalmışlık hissi beni çok etkiliyor.kendimde yeni birşeylere başlama cesareti bulamıyorum ya yine yarım bırakırsam korkusuyla
 
tabi bu yazdıklarım genel olarak olumsuz bir tablo çizmiş olabilir ama genel olarak hayatım daha iyi durumda ve olmaya da devam edecek buna inanıyorum.bu yazdığım durumların hepsi bende uzun süredir mevcut , bazıları eski ilişki sürecimle başlamış bazıları daha önce önümde ki bazı şeyleri çözümleyince ancak şimdi farkedebildim bu durumları.
 
sevgiler
 v9
NOTLAR:
a31-Sık  idrara çıkma konusu: Taciz vakalarında sıklıkla karşılaştığım bir durumdur. Ama her vakada belirttiğim üzere her sık idrara çıkan kişiyi tacize uğramıştır diye genelleme yapamıyoruz. Üstelik bu vakada tacizi yaşayan çocuk o anda istismar edildiğini anlamamıştı bile ama çocuğun ruhu ve bedeni bunu yanlış bir enerji olarak hafızasına kaydetmişti. Bu sebepler diyebiliriz ki, çocukluk travmalarınızı hatırlamıyor olmanız, onların hayatlarınızı olumsuz etkilemediği anlamına gelmez.
2-Yeme ataklarını bir şekilde durdurmuştuk fakat bu sefer de Berna Hn’ın 60 kiloya kadar indikten sonra orada direnç gösterdiğini farketmiştik. Bedeni 60 kilonun altına düştüğü zaman bunu bir tehlike olarak algılıyor ve yeme dürtüsü tetikleniyordu. Bir sonraki seansta neden 60’ı gördüğünde alarm verdiğinin sebebine baktık. Bu seans da bir sonraki vaka olarak yazılacak.
3-Berna Hn ile uzun süreli bir çalışma yaptığımız için çalışmadığımız konuları da içeren uzun geri-bildirimini  sizlerle paylaştım. ( Ör: Köpek korkusu )
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

PARA BLOKAJI

Standard

E1

İsmine Büşra diyeceğim danışanım seans yaptığım şehirlerden birine yaklaşık 1200 km’lik yol katederek gelmişti. Kendisi 30’lu yaşların sonlarında, üniversite mezunu türbanlı bir kadındı  ve başından bir evlilik geçmişti. Çok uzun zamandır çalışmadığı için boşandıktan sonra çocuğuyla beraber annesinin yanına taşınmıştı.

Bana geldiğinde doldurduğu form üzerinde yazdığı kilo ve para blokajı gibi sorunlar uzun süreli çalışılması gereken konulardı ama başka sorunlarının da olduğunu öğrenince kendisinden öncelik sıralamasına göre bir liste yapmasını rica ettim. Öncelik sırasına göre yaptığı konu listesi aşağıdaki gibi:

1-para
2-aidiyet sorunu
3-kilo sorunu
4-nefes darlığı

İlk seans konusunu para blokajı olarak belirledikten sonra ön görüşmemize başladık. Ön görüşme sırasında:

-20’li yaşlarda evlendiğinde ailesinin kendisini reddettiğini ama 10 yıl sonra boşanınca tekrardan annesinin evine döndüğünü

 

one man hearing voices-Eski eşi Ahmet’le ilk tanıştığında, Ahmet’in kendisinin ” melek” olduğunu söylediğini ve zamanla kendisini de buna inandırdığını; tanışmalarının üstünden çok süre geçmeden evlendiklerini

-Eski eşin  “…”( bir erkek ismi ) isimli bir varlıktan emir aldığını ve zaman zaman da kendisini bu tarz konuları kullanarak korkuttuğunu, birçok konuda kendisine yalan söylediğini ancak boşanma esnasında öğrendiğini

 

-10 yaşında bir kızı olduğunu ve çocuğun babasını çok sık göremediğini ve babayla sağlıklı bir iletişimleri olmadığını

-Ailesinin baştan beri bu evliliğe karşı olduğunu, eski eşinin yalancı biri olduğunu en baştan anlayarak kendisine uygun görmediklerini ve bu yüzden evlilikleri boyunca kendisini yalnız bıraktıklarını ama bu dönemde bir tek babasının kendisini ara sıra aradığını öğrendim.

 

E3Küçükken, babasıyla ilgili özel bir durum yüzünden uzun yıllar babasından uzak kalmıştı. O dönemde yaşadığı travmaların çoğu babasıyla bağlantılı konulardı.

Yukarıdaki yazdığımız konulara ek olarak dinle ilgili ciddi bir çelişki yaşıyordu çünkü yıllar önce kaybettiği ve çok sevdiği babası ateist görüşe sahipti. Kendisi ise 20’li yaşların sonunda eski eşinin de etkisi ile türban takmaya ve namaz kılmaya başlamıştı.Şu anda da aynı şekilde hayatına devam ediyordu. ( Not: Danışanlarımla yaptığım seanslarda kişilerin hangi dine veya mezhebe ait olduklarıyla ilgilenmem. Hatta regresyon terapisi, psikiyatristlerin tesadüfen buldukları bir metot olduğu için konuyu anlatırken dini terimler kullanmamaya özen gösteririm fakat burada danışanın yaşadığı çelişkiyi açıklayabilmek açısından detay belirtmek durumundayım. )

Seansa başladığımızda bu hayatında 15 yaşındayken geçen önemli bir sahneden benzer bir geçmiş hayata geçiş yaptık. Bu geçmiş hayattan bazı sahneler:

E9

 

3 Yaş: Annesi ile babası kavga ederken korkudan masanın altına saklanıyordu. Orada beklerken babası annesine şiddet uyguladığı için pat pat diye vurma sesleri duyuyordu.

20 Yaş: Babası başka bir kadın için evi terk ediyordu. Bu sahnede çok çaresiz ve terkedilmiş hissediyordu. Bir taraftan da hem annesine hem de basına kızgındı ama en çok annesine kızıyordu ve ” Babamı bu kadar kızdırmasaydı babam gitmezdi. Keşke annem babamı daha çok sevseydi..Annem çok soğuk bir kadın..” diyordu.

25 Yaş: Eşini savaşa gönderdiği bu sahnede yine terk edilmiş hissediyordu ve yoğun katarsis yaşıyordu.

E1133 Yaş: Bar gibi, ahşap bir ortamda içki içiyordu. ” Buraya ait hissetmiyorum ama burada olmak zorundayım. Sanki et parçası gibiyim.” diyordu. Sonrasında da orada çalışan bir hayat kadını olduğunu , omuzları açık elbisesi ile şuh kahkahalar atarken aslında çok duygusuz olduğunu ekliyordu. Bu sahnede biraz ilerlediğimizde kendisiyle birlikte olmaya gelen erkeklerden biriyle üst kata çıktığını, adamın çok sarhoş olduğunu, ayakta duracak hali bile olmayıp bir ara üstüne kustuğunu ve sonra küfür etmeye başlayıp bıçakla boğazını keserek kendisini öldürdüğünü söylüyordu.

 

IMAG0017.JPG

( İçimden Kuşlar Göçüyor )

Öldürüldüğü sahnede çok donuk ve tepkisizdi. Onu öldüren adam tarafından gizlice bir yere gömülüyordu. Dolayısıyla öldüğünü kimse bilmiyordu. Bu sahneyi keşfederken “ Gözüm açık gidiyorum. Annem de yok, kimsem de yok. ” diyordu.

Ruhsal boyuttayken savaşa gönderdiği eşinin 1. Dünya Savaşı’nda Fransa tarafında savaşan bir asker olduğunu, evliliklerinin 3. ayında eşinin savaşa gönderildiğini  ve daha savaş bitmeden orada öldüğünü, kendisi hayattayken eşinin ölüm haberini bile alamadığını algıladı.

Bu geçmiş hayatında hem babası hem de eşinin gitmesinin plan gereği olduğunu hatırladı. Kendisini öldüren sarhoş adamın ruh sağlığının yerinde olmadığını ve bir anda kendini kaybederek boğazını kestiğini algıladı.

Rehberi ile bir araya geldiği sahnede rehberi ona “Kurban rolünü oynadın hep. O kolayına geldi. ” dedi.

 

 

Bu geçmiş hayatı dönüştürme bölümüne geçtiğimizde kendisi bugüne kadar hiçbir danışandan duymadığım bir cümle kurdu ve hayatı dönüştürmek istemediğini söyledi.Ben de kendisine eğer dönüştürme kısmını yapmazsak seansı yapmamızın pek bir anlamı olmadığını, bu geçmiş hayattan taşıdığı izler için mutlaka beden terapi içeren bir  çalışma yapılması  gerektiğini belirttim. Bunun üzerine ikna oldu ve beden terapi içeren bir çalışma yaptık.

E5

Bağlantılar:

1- Sevgi dolu bir ortamda büyümeme rağmen bu hayatımda da 3 yaşında masanın altına saklanmıştım.

2-O geçmiş hayattaki annem ve babam, bu hayattaki annem ve babama benziyordu.

3-Bu hayatımda da hep terk edilme duygum var. Bu hayattaki babam kendi inandığı dava uğruna 12 yıl bizden uzak yaşadı. Oradaki babam da başka bir kadın için gidiyordu.

 

 

E8.jpg

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan sonra kaldığı eve geçtiğinde meraktan biraz tarihi araştırma yapmış ve geçmiş hayatındaki dönemle ilgili bilgi toparlamaya çalışmıştı. Mesajını “ … çok harika bir deneyimdi bugün yaşadığım, teşekkür ederim. gelişmelerden haberdar edeceğim. sevgiler..” diyerek bitiriyordu.

Seanstan 1 gün sonra:

” Merhaba Eylül Hanım,

Öncelikle şunu söylemeliyim ki kendimi çok hafiflemiş ve rahatlamış hissediyorum. Kafamdaki sisler dağıldı. Hayatımdaki pek çok sorun aslında neredeyse tek bir nedene dayanıyormuş. Kendi hayatımın sorumluluklarından kaçmak… bu cümle yıllardır kafama takılan pek soruya da açıklık getirdi. Aslında kendimi kurban moduna ayarladığımı bazı bazı seziyordum ama bu kadar net fark etmek ve onu dönüştürmek gerçekten çok iyi geldi.
Uygulamadan sonra oldukça yorgun hissettim tabi bunun normal olduğunu söylemiştiniz zaten. Akşam yemeğinden sonra da başımın sol yanından şiddetli bir ağrı girdi. hemen gözlerime tülbent bağlayıp uyudum. iki saat civarı deliksiz uyumuşum. uzun zamandır rüyalarla bölünen uykusuzlukların üstüne o iki saatlik uyku ilaç gibi geldi.
Evinde misafir olduğum arkadaşım ben eve gelmeden hemen önce rüyasında beni görüyormuş, üzerimde su yeşili bir elbise başımın üstünü işaret ediyormuşum görmüyor musun diyerek, o da görmeye çalışınca başımdan dumanlar tüttüğünü anlamış, onlar mutluluk dumanlarıymış diyor. sonra bulunduğumuz mekan da elbisemdeki su yeşili rengine bürünmüş. çok manidar geldi bana bu rüya…
terapiden sonra bir cafede oturup soluklandım. orda hemen İstanbul’da başvurusunu yaptığım işleri iptal ettim. çünkü anladım ki burada bir iş bulma çabam tamamen annemden ve sorumluluklarımdan kaçmak içindi. eve döndüğümde ne oldu biliyor musunuz 🙂 abim aradı ve ..( Anadolu’da bir şehir )’de  iyi bir iş olduğunu ve benim adıma başvuracağını söyledi. bu tesadüf olabilir mi !
ben eski eşimle evlenirken sadece ailem değil bütün çevremden kopmuştum, arkadaşlarım, işim, müzik grubum, hobilerim hepsinden kopmuştum. herkes beni terketmişti ve ben bunun sorumluluğunu hep eski eşime atmayı ve ona bağımlı bir hayat sürmeyi seçmiştim. halbuki aile bağımlılığından sıyrılıp kendi başımın çaresine bakmayı öğrenmem için bir planmış bu da demek ki… Ahmet ( eski eş ) evlilik hayatımızda iki kere boynuma bıçak dayamıştı benim ve tavrım tıpkı seansta beni öldüren adama karşı olan duyarsızlığım gibiydi. kendimi savunmadan öylece korkusuz hissiz beklemiştim beni kesse orda ölsem hiç umrumda değil yani. ilginç değil mi. demek geçmiş yaşamda almadığım dersim burda da devam ediyor böyle.
neyse lafı daha fazla uzatıp vaktinizi çalmayayım. çenem düştü terapiden sonra :)) son söz, ben hep çocuk kalmışım, kendi işini yapamayan, herşeyi başkalarından bekleyen bir çocuk. ilk defa gerçek anlamda büyüdüğümü hissediyorum. sorumluluklarımı üstlenmeye hazırım artık. teşekkürler.. Sevgiler. “
E127. Gün:

Merhaba Eylül Hanım,

..(Yaşadığı şehir ve ilçe adı )..’dan sevgilerimi gönderiyorum 🙂 bu sabah itibariyle evime dönmüş bulunuyorum. dikkat ettiyseniz artık evim diyebiliyorum. Zira şu hiç bir yere ait olamama duygusu uçmuş gitmiş görünüyor. mağduriyet duygusu da aynı şekilde uçup yerini kendini sevip güvenmeye bırakmış görünüyor.
istanbulda iken eski bir tanıdıkla geçmişe dair konuştuk da, benim eski eşim Ahmet’le evlenmeden önceki sıkıntılı dönemlerimde yaptığım bazı şeyleri anlattılar. ben bunları hiç bir şekilde hatırlayamıyorum. çok şaşırdım. hani ön görüşmede hatırlıyor musunuz aynı döneme ait sorularınızda takılıyordum da bilgi mi saklıyorum acaba diye düşünmüştünüz. oysaki hatırlamadığım daha neler varmış. Eylül hanım bu derece unutmak mümkün mü? ben Ahmet’le tanışmadan önce üç yıllık bir ilişkim vardı ve onun isteği ile sevgililik durumumuza son vermiş ama on yıllık dostluğumuzu bitirememiştik. o süreçte ben yine terkedilme sendromumu devreye sokup kendimi mağdur ve kurban moduna sokmuşum demekki. o zaafiyet anında Ahmet’in ruhsal rahatsızlıklarından etkilenmiş olabilir miyim? o dönemde herkes bana düşman bi tek Ahmet sevgili görünüyordu nedense. belki de ağır bir depresyon geçirdim de farkında olmadan atlattım.
 
neyse ya çok ayrıntıya girmeyeyim. eylül hanım tek cümle ile nasıl hissettiğimi soracak olursanız “sanki yıllardır yattığım komadan uyanmış gibiyim”
 
ana başlığımız olan para konusunda yeni kapılar açılıyor, çok güzel bir projemiz var, çalışmalara başlıyorum. aidiyet sorunu yüzünden bulunduğum her ortamdan kaçma isteğim artık yok. her ortamda ait hissedebiliyorum. sanırım kendimi buldum da ondan. nerde olursam olayım tam merkezimdeyim. Tablet telefon oyunları ve sigara bağımlılığı konusunda yüzde 50-60 azalma söz konusu. Geçmişi düşünürken hissettiğim derin acılar yerini sevgiyle kabullenmeye bıraktılar. Kızımı babasına teslim ederken gösterdiğim metanet de aile bağımlılığı konusunda adım attığımı gösteriyor. Şimdi kızım babasıyla (..yaşadığı yere çok uzak olan başka bir şehir )’de ama benim içimde ne bir hüzün ne bir boşluk var. Kafam rahat, sadece özlüyorum normal bi şekilde.

Regresyondan sonraki bir iki gün özellikle babamı yolcu ettiğim o siyah arabalı sahne gözümün önüne geldiğinde aynı hüzün, aynı ağlama isteği oluşuyordu. O da zamanla kayboldu. ( NOT: ÇALIŞILAN KONUYA BAĞLI OLARAK, BAZEN TAMİR FAZI DÖNEMİNDE BİRKAÇ GÜN HÜZÜN OLABİLİYOR AMA SONRA GEÇİYOR )

Terapi esnasında en çok nerde zorlandığımı biliyor musunuz? Geçmiş yaşamında keşke dediğin ne var sorusunda çok zorlandım. Ve siz orda gerçekten çok önemli bir blokajı çözdürdünüz. Keşkem yok diyorum inatla herşey olması gerektiği için olmuş diyorum. İşte burda kaderi yanlış anlamak, başa gelen herşeyi kabullenmek, vardır bunda da bir hayır şeklinde boyun eğmek vardı. Sizin orada ısrarla sormanız sonucu o son cümleler ağzımdan taşarcasına kontrolüm dışında dökülüverdiler: keşke kendimi daha çok sevseydim, keşke kendime değer verseydim, keşke bana yapılanlara izin vermeseydim… bu bence en önemli noktaydı.

Bir de annemle ilişkimde düzelme var. Annemin hep daha soğuk olduğunu düşünürdüm. Bugün son 10 yıldır ilk defa beni döndüğümde sıcak karşıladı. (NOT: ŞİFA, ÇOĞUNLUKLA SADECE KATILAN BİREYLE SINIRLI OLMAZ. BAZI ÇALIŞMALARDA, DANIŞANIN BAĞLANTIDA OLDUĞU TÜM SİSTEMİN DE BU ŞİFADAN ETKİLENDİĞİNİ ÇOK DAHA NET VE KOLAY ANLAYABİLİRİZ. )

Yine lafı uzattım kusura bakmayın. Siz ne düşünüyorsunuz hakkımda, sizce ikinci bir seansa ihtiyacım var mıdır? 

Sizi sevgiyle kucaklıyorum. iyi ve güzel haberlerle tekrar görüşmek üzere hoşçakalın.”
 E14.jpg
Seanstan 6-6,5 ay sonra , Ocak 2016’da kendisi ile tekrar irtibata geçtiğimizde:
Merhaba 🙂
Epeydir size uzun uzun yazmak istediğim şeyler vardı. Bunlardan biri evet işe girdim. Çok da keyifli bir iş.  “…. ” yapımını öğretiyorum, bir yandan da öğreniyorum tabi. İki ay önce de nişanlandım. Sigarayı da bıraktım.”
 
“Nişanlandığım kişiyi yeni tanıdım aslında ama sanki bin yıllardır tanıyor gibiyim. İlginç olan onun da aynı hissediyor olması. Bazen o fransız hayatimdaki üç ay evli kalabildiğim eşim mi acaba diye geliyor aklıma. Çünkü yaşadığım sevgi duygusu neredeyse aynı. Çok enteresan bir duygu. Tabiki o mu değil mi bilemeyiz. Önemli olan ben kendimi artık gerçekten değerli hissediyorum. Mağdur değil kendi başının çaresine bakabilecek gücü olan biriyim artık. Kadinligimla barışıyorum. Migren de kayboldu. Genel olarak gerçekten çok mutlu ve huzurluyum. Yalnız son zamanlarda kafama takılan tek konu annemle ilgili. Halen çözemediğimiz birşeyler var. Hala kavga ediyoruz. Bunu hangi bilgi deneyimini öğrenmek için tasarlamış olabileceğimi bulmaliyim. …. Bunun dışında evlilik hazırlıkları, ev kurma gibi yorucu ama keyifli bir surecteyiz. İlk fırsatta sizinle yine gorusmek isteği kalbimin bir köşesinde duruyor.  Uzun oldu yine 🙂 sevgiler...”

 

E15.jpgSeanstan 7,5 ay sonra:

Eylül hanım merhaba,
Kafama takılan birşey oldu. Nisanlimla ayrıldık biz. İlişki tam uç ay sürdü. İliskimizin ilk başlarında sanki geçmiş yasamimdaki 3 ay evli kalıp büyük aşk yaşayıp, sonra savaşa askere gönderip bir daha görmediğim eşim gibi hissetmistim. Ve bu da 3 ayda bitecekmis korkusu yasamistim. Sonuçta sebep her ne ise birbirimizi sevdiğimiz halde ayrıldık. Şimdi acaba ben kendim farkında olmadan olayları manipüle mi ettim acaba diye kafama cok takılıyor. Bu konuda yorumunuz ne olabilir. Vaktiniz olunca  yazarsanız çok sevinirim.
Sevgiler…..”

Kendisine verdiğim cevapta :

-seansın üzerinden uzun süre geçtiği için ve seans notlarını yanımda taşımadığım için o esnada seans içeriğini hatırlamadığımı   ( Arşivim şimdilik Mersin’de güvenli bir yerde ama ben sürekli seyahat ediyorum )

-bir seansta karşılaştığımız ilişki 3 ay sürdü diye bu hayatta da öyle olacağı anlamına gelmediğini ; herşeyi bu kadar analiz ederek kurala bağlamaya çalışmanın doğru olmadığını

-ilişkinin bitiş sebebini anlamaya çalışmak ve bunu başka bir hayata dayandırmaya çalışmak yerine eğer bu kişiyi gerçekten seviyorsa sonucu değiştirmek üzerinde düşünebileceğini

-bilmediğim bir konu ( ilişkinin süreci ) hakkında yorum yapmamın mümkün olmadığını  ve bir fikrim olsa bile danışanı yönlendirmenin etik olmadığını belirttim.

Kendisiyle son yazışmamız bu şekilde kalmıştı. Bu yazının ilk taslağı bittiğinde kendisine emaille attığımda ise işte yoğun olduğu için ancak akşam bakabileceğini söylemesi tahmin edersiniz ki hoşuma gitti. Eskiden sürekli kafasında birşeyleri analiz etmeye çalışan ve gününün büyük bir bölümünü internette geçiren bir kişiyken şimdi bana anında dönemeyecek kadar işinde yoğun olması seans konumuzun “para blokajı” olduğunu düşünecek olursak benim için iyi bir gösterge.:)

Kendisinden 8 Nisan 2016’da Bu yazıyı Yazdığımda Aldığım Son Email (9,5 ay sonra )

” Merhaba Eylül Hanım,
Sizinle çalışmamızın ilk maddesi para sorunu idi. Hep kıtı kıtına param ya olur ya da hiç olmazdı. Şimdi ise hayatımın en güzel işinde çalışıyorum. Sabah 9 dan 15:00 e kadar süren, rahat bir ortamda, ve en sevdiğim …  oyuncakları yaparak, hem egleniyor hem de kazanıyorum.  …..’da eğitmenim. Gerçi asgari ücret alıyorum ama yaşadığımız ilçede yetiyor da artıyor bile.
Çalışma basliklarimizdan biri de aidiyet problemi idi. Kendimi hiç bir yere ait hissedemiyor, her nereye gidersem gideyim yabancı gibi oluyordum. Şimdi o duygudan eser yok. Ben her yere aitim artık.
Çalışmamız sırasında mağdur psikolojisi içinde olduğum ve bağımlılık ilişkileri kurduğum durumunu gozlemlemistik. Fransadaki geçmiş yaşamımda önce babamın terk etmesi, ardından eşimin  üç ay sonra savaşa gidip dönmemesi beni hayli yıpratmış, hayattan bezmiş bir hale sokmuştu. Ve akabinde bir gazinoda fahişelik yaparken bir sarhoş tarafından bıçaklanarak öldürülürken gözümü bile kirpmamiş, ölüme teslim olarak hayatımi savunmamistim.
Rehberimle gorusmede ise bana hayatıma sahip çıkmam ve  kendi ayaklarım üzerinde durmam gerektiğini söylemişti.

Çalışmadan sonra regresyonda şahit olduğum herşey üzerine düşünecek çok vaktim oldu. Hele en son yaşadığım 3 aylık nişan olayı bana çok şey öğretti. Baştan sona tüm hayatım ile fransadaki geçmiş yaşamımı karşılaştırdığımda o kadar benzer durumlar vardı ki. Bundan şunu anlıyordum. Geçmiş yaşamımda almam gereken dersimi almamistim. Çok sevgili eşimi ömrümün sonuna kadar beklemiştim. Ve onsuz perişandım. Şimdiki hayatimdaki  nişanlımla aramızda öyle bir yoğun duygu akışı vardı ki inanin geçmiş yaşamdaki eşimle aramızdaki duygularla tıpatıp aynıydı. Çalışmadan sonra duyguları çok net hatırladığımi söylemiştim. Sanki fransadaki eşim tekrar gelmiş ve almam gereken dersi bana tekrar veriyordu. Ben de kalpten kendisine teşekkür ve sevgi göndererek uğurladım. Nihayetinde hayatıma en güzel şekilde devam ediyorum. Kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Mağdur olmadigimi , bolluk içerisinde olduğumu biliyorum. Bağımlılık ilişkileri kurmamda  bu mağduriyet hali sebeb oluyordu. Hep bir kurtarıcı bekliyordum. Halbuki kurtarıcı kendimmişim :))
Şimdi hayatımın görünen kısmı ortalama bir hayat gibi gorunuyor olabilir ama idrak seviyesi açısından eskiye göre çok daha farklı bir noktada olduğumun farkındayım.
Ha bu arada en önemli nokta 😉 annem.
Çalışma esnasında annem tüm güzelliği ile karşımda durmuş fakat neredeyse tek kelime etmemişti. Şimdiki annemle de küçüklüğümden beri hep problem yaşıyorduk. En son 2 ay önce küsmüş ve sus pus olmuştuk. En çok bu konu üzerine düşünüyor ve çözemiyordum. O iki aylık süreçte önce nefret etmemeyi öğrettim kendime. Nötr kalmayı başardım. Sonra birden farkettim ki, bu hayatta beni en çok zorlayan, kendisinden kactigim halde daha beterlerinin karşıma çıktığı, ve kaderî bir plan olarak dönüp dolaşıp yine aynı noktaya geldiğim annem ile olan sorun her ne idiyse cozemezsem bu dersin takrarlanacaginin farkındaydım. Sonra farkettim ki annem aslında benim bir aynamdi. Benim kendi içimde bir türlü kabul etmediğim, diktatör, kontrolcü, titiz, kavgacı vs taraflarimdi. Once bunların bende olduğunu kabullendim. Ve fark ettim ki bu hayatta beni en çok zorlayan kişi olarak annem aslında ruhsal planda beni en çok seven varlıktır. Bunu fark ettiğim anda müthiş bir sevgi akışı oluştu anneme karşı. Babamin ölüm yıldönümünde gittim öptüm sarildik barıştık Bundan sonra ne yaparsa yapsın eski etkiler oluşmayacaktır bende.

Ek olarak artık migren ağrıları çekmediğimi, nefes daralmasınin yuzde doksan azaldığını ve kilo veremesem bile kilo alma korkumun kalmadığını belirtmeliyim.

Sonsuz sevgilerimle

Ş11

 

NOTLAR:

1-Genelde seansa gelen danışanların çalışılacak birden fazla konu başlıkları olur. Yukarıda gördüğünüz konu başlıkları arasında belki ” nefes darlığı ” hariç diğerleri oldukça genel konulardır ve herbiri için en az birkaç seans çalışmak gerekir. Kilo konusu mesela,  tek başına uzun vadeli çalışılması gereken bir konudur.

Her konunun ilk oluştuğu ana giderek dönüştürmeye çalıştığımızda, yaşadığınız bütün sorunların kaynağını aynı geçmiş hayat içinde veya bu hayatınızdaki aynı travmatik anda bulacaksınız diye bir kural yok. Veyahut da çok katmanlı genel bir konuyu tek seansta %100 çözeceksiniz diye de bir kural yok.

Bilinçaltıyla çalıştığımız ve mekanik bir iş yapmadığımız için gelen her kişiden ne gibi bir sorun çıkacak , o sorunla ilgili açtığımız çekmecenin altından ne çıkacak, kişi çıkan bu şeye nasıl tepki verecek gibi konuları önceden kestirmemiz mümkün olmuyor. İlk defa gelen her danışana uzun uzun, şemalarla çizerek bunun mantığını anlattığım halde, bazı danışanlarda gözlemlediğim eğilim şu:  belki 50 yılın birikimi olan çok katmanlı bir sorunu ile gelerek o sorunu 2 saatte tamamen çözüp gitmek istemeleri ve seans öncesinde anlattığım tüm detayları unutmaları …

Eğer bana üstteki vaka hakkında yorumumu sorarsanız, para konulu bir vaka olarak ele alırım ve yıllarca hiç çalışmamış bir insanın şu anda çok sevdiği bir işi hem öğrenerek hem öğreterek tutkuyla yapmasının, üstüne para da kazanmasının çok önemli bir adım olduğunu düşünür ve sonuçtan dolayı kendisini tebrik ederim. Ama bu seansın kilo sorunu, ilişkiler konusu vb başka konular için yeterli olacağını asla düşünmem çünkü sadece para sorununa odaklandığımız bir seanstı. Nasıl ki bir kalp ameliyatı olup, hastaneden çıktığınızda aynı anda 6,5 derece olan gözünüzün+ çürümüş dişlerinizin+böbreklerinizdeki taşların da iyileşmesini ve hatta yüzünüzdeki sivilce lekelerinden eser kalmamış olduğunu beklemiyorsanız; bir seansta çalıştığınız tek konudan sonra hayatınızdaki diğer bütün sorunlarınızın da sihirli bir değnek değmişçesine geçmesini beklemeyiniz.

2-Bu vakada en ağır basan konu KURBAN MOD konusu idi. Bu açıdan değerlendirdiğimde yukarıda koyu renkli işaretlediğim bölümde danışanın da belirttiği gibi:” ben hep çocuk kalmışım, kendi işini yapamayan, herşeyi başkalarından bekleyen bir çocuk. ilk defa gerçek anlamda büyüdüğümü hissediyorum. sorumluluklarımı üstlenmeye hazırım artık. teşekkürler..” , bir kurban modelini en kolay böyle tanırsınız. Onlar hep mağdurdur, hep terk edilmişlerdir, felek hep onlara vurmuştur…hatta ileri boyut KURBAN MODsa gelen vurmuştur, giden vurmuştur. Güvendiği dağlara hep kar yağmıştır da o yine de ayakta kalabildiği için KİBİR bile geliştirip ” Yıkılmadım, ayaktayım ” demiştir…Başına gelen herşeyden hep başkaları sorumludur. Çevrenizdeki insanlar arasında en çok şikayet eden, en çok yaygara koparan, hiçbir zaman eyleme geçmeyen kişilere bakarsanız hepsi mutlaka KURBAN MOD’undadır.

Dolayısıyla, Türkiye’de en çok bulunan insan modeli de KURBAN MOD’dur. Toplum olarak çok meyilliyiz…kendi acılarımızdan kaçınmak için tv’de izlediğimiz dramlara üzülmeyi tercih ederiz.

3-Para Blokajı Konusu: Para sorununun kaynağına baktığımızda sandığınız gibi başrolde para olma ihtimali diğer ihtimallere nazaran genelde düşüktür. Bugüne kadar yaptığım seanslar arasındaki istatistiklere bakarsak, sorunun ardında yatan etmen çoğunlukla başka korku ve bağımlılıklarımız olduğu şeklinde. O yüzden rahatlıkla söyleyebilirim ki, sizin bilinçaltınızda böylesine bir korku veya bağımlılık varken; sabahtan akşama kadar ” Para benim dostum, parayı yok şöyle severim böyle severim, para hayatımı kolaylaştırıyor…şimdi kendime ihtiyacım olan tüm bolluk-bereketi çekiyorum...” vb türden olumlamalar yapmanız veya bunları kamyon arkası yazısı gibi bir yerlere yazmanız-asmanız çoğunlukla işe yaramaz. Bu durum, tahterevalliye oturmuş 94 kg’luk bir adamın karşısına 6 kg’luk bir kediyi koyup, kedinin adamı havaya kaldırmasını beklemeye benzer.

Örneğin: Param olmadığı için annemle kalıyorsam ve onunla bırakın bu hayatımdaki alamadığım sevgiyi, geçmiş hayattan tamamlanmamış bir işim varsa; senaryo gereği ben ancak parasız kaldığımda annemin yanında olabiliyorsam ve onun sevgisini öyle alabiliyorsam,  bu hayatta kendimi parasız bırakırım. Dolayısıyla ancak ruhumun dönüp bakmam gereken yaralarına bakmadan, farkettiğim sorunlarımla yüzleşmeden, bağımlılık ve korkularım üzerinde bir bir çalışmadan para konumu da çözemem.

4-Regresyon Terapisi ile çalışmak, soğan kabuğuna benzer. Her seansı bir kabuk soyma olarak düşünürseniz, hayat devam ettiği müddetçe hep yeni bir kabukla karşılaşacağım demektir. Yani bir seansta soğanın cücüğüne ulaşma yönünde bir kısayol ( shortcut ) metot henüz keşfedilmedi ..Eğer keşfedilseydi, emin olun ben de hala kendi üzerimde çalışıyor olmazdım..Ben hala kendimde farkettiğim yeni bir durum veya sorun olursa, gidip terapist bir arkadaşımdan seans alıyorum.

5-Bu vakada kendi tablolarımdan birini kullandım. ( İçimden Kuşlar Göçüyor -2009 -yağlı boya )

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

BİR KADINA ŞİDDET HİKAYESİ

Standard

8

 

Bu vakayı ilk defa facebook sayfasında yazacağımı duyurduğumda kullandığım cümle şuydu: ” Bugün neredeyse 1 sene önce çalıştığım bir danışan aradı ve bu süre içinde olanları anlattı. Çok şaşırdım. Vaka olarak yazılacak. ”

Normalde bırakın 9 ay önce yaptığım bir seansın içeriğini hatırlamayı, ben geçen hafta yaptığım bir seansın içeriğini bile hatırlayamazken, bu danışanın konusunu hemen hatırlamıştım. Çünkü hem konusu ve yaşadığı şiddet beni etkilemişti, hem de boy boy çocuğu olduğu için bir daha gelememesi aklımda yer etmişti ve açıkçası umutsuz olduğum bir konuydu. Okuduğunuz zaman neden şaşırdığımı anlayacaksınız..

6Bundan 8,5-9 ay önce bir yaz günüydü…. Seans yaptığım şehirlerden birine biraz uzak bir ilçeden gelen danışanım seansa gelebilmek için yaşları 8’in altında olan 3  çocuğunu birilerine emanet ederek gelmişti. İsmine Hatice diyeceğim bu danışanım üniversite mezunu, türbanlı bir ev hanımıydı ve yaşı daha 30 bile değildi.

Doldurduğu formda konu bölümüne ” Eşimle olan problemler” yazmıştı. Ön görüşmeye geçtiğimizde eşinin sürekli dışarıda arkadaşlarıyla gezip tozmasından ve kendisini aldatmasından bahsetmeye başladı. Ayrıca eşi tarafından hem sözlü , hem de fiziksel şiddete maruz kalıyordu. Eşine karşılık verdiği zaman kendisini tehdit ettiğini “ Ben seni öldürmezsem rahat etmeyeceğim. Sen çok geçimsizsin. ” dediğini ekledi. Eğer suyuna giderse ve karışmazsa işler biraz daha iyi gidiyordu.

En son kavgaları bana gelmeden 2 gün önce gerçekleşmişti. Hatice Hn ikindi saatinden itibaren eşini cep telefonundan aramış ama bir türlü ulaşamamıştı. Gece geç saatte eve gelen eşine ” İkindinden beri arıyorum, eve neden gelmiyorsun ” diye sorunca  ise ” Bana karışamazsın. Sana hesap vermek zorunda değilim ” şeklinde bir karşılık almıştı.

Kavga ettikleri o gün eşinin boğazını sıkıtığını, sesleri duyan komşuların polis çağırdıklarını ama ağlamaktan polislerle konuşamadığını ve eşinden şikayetçi olmadığını belirtti.

 

Aileler tanıştığı için kocasını küçüklükten beri tanıyordu. Evliliğinin başından beri hep mutsuz olmasına rağmen belki de ona bağımlı olduğunu düşünüyor ve çocukları sebebiyle başka bir alternatif düşünemiyordu.

Uyuşturucu madde  kullanan eşinin birkaç kere kendisine de içirdiğini, bu maddeyi aldığında bir kez başı dönüp bayıldığını söylüyordu. Eşi bu maddeyi aldığında sürekli cinsellikten bahsetmek istiyor, kendisinin ise tam tersi olarak daha çok Tanrı’yı düşündüğünü ve ” Şu an kötü birşey yapıyorum, beni affet ” diye dualar ettiğini ekliyordu.

 

7En çok da eşinin aynı apartmandaki 2 komşuyla da birlikte olduğunu duyduğunda çok üzülmüştü. Bunun üzerine eşinin uyuşturucu kullandığını kayınbiraderi ile paylaştiğinda ise yine tehdit edilerek ” Beğenmiyorsan defolup gidersin ” şeklinde bir karşılık aldığını söyledi.

Köken aile hikayesine baktığımda ise şu detayları not etmiştim:

-Anne ve baba o daha ilkokula başlamadan boşanmışlar

-Babası iş için başka bir şehirde yaşarken annesinin üstüne başka bir kadın getirmiş..Annesi o sırada Hatice Hn’a hamileymiş..Annesi bebeği düşürmeye çalışmış ama başarılı olamamış

-Anne ve baba boşandıktan sonra 19 yaşına kadar olan süre boyunca babasını sadece 1 kez görebilmiş

-Baba başka bir şehirde kendine bir hayat kurmuş. Orada 2. eşinden de boşandığını duymuşlar.

-Anne 2. evliliğini yapmış ve üvey babasının maddi durumu iyiymiş.

-Annenin 2. evlilikten 2 çocuğu daha olmuş ve Hatice Hn onları da kardeş olarak görüp gayet yakın ilişkiler kurmuş

-Aynı anne-babadan bir abisi daha varmış. Abisi de Hatice Hn’ın eşine yakın bir profil çizdiği için abisinin karısı da Hatice Hn gibi çok mutsuzmuş.

 

Seansa başladığımızda  ilk gittiği sahne 5 yaşındayken yaşadığı travmatik bir andı. O yüzden ana karnı içeren bir şimdiki hayat regresyon seansı şeklinde ilerledi. Açıkçası, Hatice Hn’ın bu şartlarda yaşarken , yakın bir zamanda tekrar seansa gelebileceğinden şüpheliydim..o yüzden sürem elverdiğince küçüklükte yaşadığı travmaların üzerinden geçmek istedim.

Ana karnını keşfettiğimizde:

-Annesi Hatice Hn’a 3 aylık hamileyken babasını terkedip başka bir şehirdeki ailesinin yanına gitmişti. Aldatıldığı için eşini terketmişti ama gittiği yerde de çok kısıtlandığı için mutsuzdu.

10-Annenin Hatice Hn’a 8 aylık hamile olduğu başka bir sahnede, anne ile baba tekrar bir aradalardı ama bu sefer babası annesini kapının önüne koyuyordu. Burada kalbinin sıkıştığını ve ikisine de çok kızgın olduğunu çünkü ikisinin de aslında birbirlerini aldattıklarını söylüyordu. ” Doğmak istemiyorum ” diyordu , ” Doğmak istemiyorum. “…

-Doğum anını keşfettiğimizde yine annesinin kendi ailesinin bulunduğu şehirdelerdi. Doğduğunda herkese ve herşeye öfkeli olduğunu, o gün herkesin kendisine acıyarak bakmasından çok rahatsız olduğunu söylüyordu.

 

 

11-Baba ile ilk karşılaşma anını keşfettiğimizde Hatice Hn artık 4-5 yaşlarına gelmişti. Başka bir şehirde yaşayan baba polislerle eve geliyor ve kızını alıp götürmek istiyordu. Hatice Hn ise babaya karşı öfkeli olduğundan üst kata kaçıyordu. O sahnedeki duygularını tarif ederken ” Babamı bıçaklamak, ona zarar vermek istiyorum..Bizi bıraktığı için öfkeliyim ” diyordu. Sonunda polis zoruyla da olsa babası hem abisini hem kendisini evden alarak çıkıyor, çocuklarını önce yemeğe sonra da parka götürüyordu.Salıncakta sallanırken tüm duyguları birbirine karışmıştı Hatice Hn’ın..Salıncakta sallandığı için mutluydu ama geçmişten dolayı babasına hala öfkeliydi.

-6 yaşındaki bir sahnede üvey babası tarafından uygulanan küçük bir fiziksel şiddet ve cezalandırma sahnesi vardı. Burada asıl öfke üvey babaya değil, evde olmasına rağmen olaya hiç tepki vermeyen annesineydi.

 

Hatice Hn, trans geçiş konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadığı ve iyi işbirliği yaptığı için bu sahneleri hızlı hızlı keşfedince birkaç taciz ve dayak sahnesine de yer vermiştim. Onlara ayrıca beden terapi içeren bir çalışma yaptım.

 

3

Hatice Hn’ın bana söylediği başka bir konusu daha vardı. Din konusunda yoğun takıntıları vardı ve sürekli vesvese halindeydi. Ayrıca cinsel konularla ilgili de çocukluğundan itibaren süregelen bir tiksinme sözkonusuydu. Bununla bağlantılı olduğunu hissettiğim çocukluk anılarından birinde daha 5-6 yaşlarındayken annesi ile üvey babasının kapısı açık olan odasından içeri girdiğinde yerde yarı çıplak olduklarını görüyor ve tiksiniyordu. O anda annesini de “kötü kadın ” gibi algıladığını anlatmıştı. Biraz daha büyüdükten sonra başka bir dönemde de annesinin mahalleden tanıdıkları bir adamla fazla haşır neşir olduğundan rahatsızlık duyuyor ve annesinin üvey babasını aldattığını düşünerek annesine müthiş bir öfke duyuyordu.

Böyle bir aldatma sahnesini bire-bir görmese de annesinin o adamla görüştüğünden neredeyse emindi. O andan itibaren öyle nefretle doluydu ki artık oralardan kaçıp gitmek istiyordu. Sonrasında da zaten öfkesinden dolayı hastalandığını ( hastalığı öfkesinin yarattığını seans içinde farketti ) ve bir süre evde yatmak zorunda kaldığını ekledi.

15Tüm bu sahneleri dönüştürmeye başladığımızda siz de tahmin edersiniz ki bolca öfkenin açığa çıktığı bir seans oldu. Beden terapiyi yoğun olarak kullandık. Anne ve baba ile çalıştığım bölümlerde öfke enerjisi gidince babasını bile çok kolay affedip hatta sarılmak istemesi beni şaşırttı.

Annesine empati göstermeye başladığı bir sahnede sol omzuna ağrı girdi.

Dönüştürmeye başladığımız andan itibaren ilk etapta cinsellikten iğrenme, tiksinme şeklinde anlattığı bölümlerde artık böyle hissetmediğini belirtti.

Notlarıma bakarken eşiyle ilgili bölümde eşinin ona ” Herşey güzel olacak ” diye bir msj verdiğini yazmışım. Ne yalan söyleyeyim, bu vakayı yazarken seans notlarımda görünce yine şaşırdım.

Rehberi ile bir araya geldiği anda ise rehberi  ” Çok mutlu olacaksın.Üzülme… ” demişti.

Kendime aldığım özel notta ise ” 7 yaşında olanlara ve abi ile ilişkisine bak ” demişim. Ama bir daha çalışmadığımız için o not seans notlarımda öylece kalmış.

 

12

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Hatice Hn aktif olarak email kullanamıyordu. Çocuklar tüm vaktini alıyordu. O yüzden kendisiyle seanstan sonraki günlerde 2 kere konuştuktan sonra bir daha hiç konuşamadık. O ilk haftaki görüşmede öğrendiğim kadarıyla çocuklarını da alıp bir süreliğine evden uzaklaşmıştı. Gittiği yerde telefonu bile iyi çekmediği için bir daha hiç haberleşemedik.

Bundan yaklaşık 8,5 ay sonra sanırım hala benim facebook sayfamı takip ediyormuş ki orada geri-bildirim konusunda verdiğim örnekleri görünce telefon açıp kendi yaşadıklarını anlatmak istemiş.

 

8,5 Ay İçinde Olanlar:

Annemle aram düzeldi. Eşim neredeyse muhteşem biri haline geldi. Üstelik yıllardır istiyordum ama almıyordu. Bana bir araba bile aldı.Bütün kötü alışkanlıkları bitti. Hayatım düzene girdi. Teşekkürler..  ”

Ben: ” Nasıl yani, gerçekten mi Hatice Hn…  ” şeklinde ilk bocalamadan sonra bunların ne zaman olduğunu yani yaklaşık tarihleri sordum ve yazmasını istedim.

Cevabı: ” Seanstan 2 ay sonra annemle aram düzeldi. Seanstan 6-7 ay sonra yani yıl sonunda eşim de değişti.Bütün kötü alışkanlıklarını bırakma kararı aldı. Hatta yılbaşından bu yana namaza da başladı.

Benimle uzun vadeli çalışan danışanlarım bilirler, işim sözkonusu olduğunda yani seans anında biraz mesafeli ve ciddi olurum. Hatta bugüne kadar fazlasıyla otoriter davranmak zorunda kaldığım kişiler de olmuştur. Ama bu geri-bildirimleri alırken şaşkınlıkla gülmek arasında gittim geldim. Hatice Hn bana getirmek istediği başka birilerinden bahsetmeye başladı ve böylece aramızda farklı bir diyalog gelişmeye başladı. O ana kadar kendimi tutmaya çalıştım amaaaa…  En sonunda Hatice Hn, bana ” Eşim bu tarz şeylere inanmıyor ve size geldiğimi bilmiyor ama kendisi gelmeden onun için mesela işleri için birşeyler yapabilir miyiz sizle? ” dediğinde artık o noktada koptum ve gülmeye başladım. ” Bakın Hatice hn, ben hoca ya da büyücü değilim…. bunları ben yapmadım. Bakın adımı PANTOLONLU EYLÜL HOCA’ya falan çıkarmayın lütfen . Amannn haa :)) ” dedim.

Telefonu kapatmadan evvel bu vakayı yazmak için ön onayını da aldım ve kendisinin izniyle de ufak tefek sansürler uygulayarak paylaşıyorum.

 

 

8

NOTLAR:

1-Bu vakayı farklı bir örnek olduğu için ve regresyon terapisinin dinle hiçbir ilgisinin olmadığını, her düşünceden danışanın bu çalışmaya geldiğini göstermek için paylaştım. Bugüne kadar bu terapiye yurtdışında yaşayan ateist görüşe sahip kişiler de geldi, Karadeniz’in bir kasabasında yaşayan türbanlı ev hanımı da geldi.

Beden ölünce herşeyin sona ereceğini düşünen insanlara bile ilk defa geldiklerinde mutlaka bu işin mantığını çizerek anlatırım. Eğer kişi illa ki herşeyin bu yaşamdaki bedeni öldüğünde sonlanacağı görüşündeyse, o kişiyle sadece şimdiki hayat ve ana karnı regresyonu çalışırım.

Kişinin neye inandığı beni ilgilendirmez ama kişinin iyileşmeye olan inancı ve isteği beni çok ilgilendirir çünkü motivasyon ve teslimiyet gerçekten de şifalanmada fark yaratıyor.

2-Yukarıdaki vakada beden terapi, travma ve içsel çocuk içeren bölümler vardı. Bugün yaşadığımız travmaların bazıları geçmişte yaşanan travmaların tekrar edilerek yaşanmasından oluşur.BİR EBEVEYNİNİZDEN NE KADAR ÇOK NEFRET EDERSENİZ, ONUN ÖZELLİKLERİNİ KENDİNİZE O KADAR ÇOK ÇEKERSİNİZ. NEFRETİNİZ SİZİ O EBEVEYNİNİZE DAHA ÇOK BAĞLAR. ZAMANLA O NEFRET ETTİĞİNİZ EBEVEYNE BENZEDİĞİNİZİ FARKETTİĞİNİZ ZAMAN DURUN VE ŞÖYLE BİRKAÇ ADIM GERİYE GİDİP ONLARIN YAŞADIĞI ZAMANA VE KOŞULLARINA BAKIN. SONRA DA EĞER YAPABİLİRSENİZ, SADECE BU DÜNYAYA GELMENİZE VESİLE OLDUKLARI İÇİN BİLE OLSA ONLARA İÇTEN BİR TEŞEKKÜR EDİN.

3-” Pantolonlu Eylül Hoca ” espirisine gelince; eğer bu blogu uzun zamandır takip ediyorsanız, şifayı verenin ben olmadığımı her zaman yazıyorum ve söylüyorum. Burada Hatice Hn’ın inancının ve niyetinin gücü (dualarının payı ) yadsınamaz. Ve en önemlisi ise evinden ayrılıp gittiği zaman bile gösterdiği sabır ve teslimiyet duygusu azımsanamaz.

Diyeceğim odur ki; hayatta gerçekleşme ihtimaline inanmadığınız birşeyden faydalanamazsınız. Dolayısıyla Hatice Hn kendi inancı ve iradesiyle bu sonuca ulaştı. Ben ise sadece aracı oldum..ve herzaman yaptığım gibi sadece seansı yönettim.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

….

BİR BONUS FAYDA HİKAYESİ

Standard

b1

İsmine Meltem hn diyeceğim danışanım erken 40’larında, başından kısa süreli bir evlilik geçmiş ve boşanmış ama bu evliliği sırasında ve sonrasında hep ailesiyle birlikte yaşamış bir kadın. Bana ilk geldiğinde kendisiyle ” değersizlik duygusu ” üzerine çalışmıştık. O seanstan sonra ciddi oranda şifalanma olduğu için 2. seansımızda kendisinin isteği üzerine ilişkiler temalı çalıştık.

2. seansımızda konuyu, şu anda tekrarlayan ilişki problemleriyle bağlantılı blokajlarına bakmak olarak seçerek komutumu verdiğim anda Meltem Hn direkt olarak bu hayatının ana karnındaki bir andan giriş yaptı. Söylediğine göre bu sahnede 3 günlük bir cenindi. Orada olmak istemiyordu ama tutunmak zorundayım diyordu.

b3Başka bir sahnede yine ana karnında ve 1,5 aylıktı. Babası çalışmadığı için annesinin babasına pek güven duymadığını ve bebeği aldırmak istediğini algıladı. Babası sürekli olarak bir işe giriyor ama kısa sürede çıkıyordu. Anne de çalışıyordu ve eğer hamilelik devam ederse işten ayrılması gerekeceği için bebeğini aldırmayı düşünüyordu. Bu sahnede teyzesinin annesini ikna ettiğini ve aldırmasını engellediğini farketti ve ufak çaplı bir katarsis yaşadı.

Başka bir sahnede yine ana karnındaydı ama bu sefer 5-6 aylıktı. Bulunduğu yere ait olamama duygusu yoğundu ve “Benim burda ne işim var? Niye kimse benimle iletişim kurmuyor?” şeklinde düşünüyordu

b4Doğum anına geçtiğimizde doğmak istemediğini ve direndiğini söyledi. Bu hayattaki doğumunu sorduğumda 2 güne yayılan uzun ve sancılı bir doğumla dünyaya geldiğini annesinden teyit etmişti.

Doğumdan sonra babasıyla ilk karşılaştığı anda gergindi ve babası onu eline aldığında elleriyle havada tutmasından rahatsız oluyordu.

 

b61 yaşında olduğu başka bir sahnede annesi ile babaannesi arasında geçen bir konuşma sonrasında babası ortama girip duyduklarını yanlış anlayınca önce annesine vuruyor sonra da Meltem Hn’ı alarak bir akrabasına götürüyordu. Anne ise o sahnede karlar üzerinde yalın ayak bir vaziyette arkalarından koşuyor ama yetişemiyordu.  Meltem Hn bu sahnede olanlara anlam veremiyor, çok korkmuş ve koparılmış hissediyordu.

Babasının kendisini götürdüğü akrabası hem babasını hem de bebeğini istemediği için bir adam tarafından tekrar alınarak annesine geri götürülüyordu.

Souvenir Shopping Grand Bazaar

 

3,5 yaşında olduğu başka bir sahnede annesiyle pazar yerinde kaybolma hikayesi vardı.

8-9 yaşında olduğu başka bir anda ise kardeşinin doğduğu gün yaşadıklarını keşfettik.

 

Tüm bu sahneleri tek tek dönüştürürken bir-iki şeyden şüphelendiğim için kendisine özel bir komut ve telkin verdim. Ve bazı yerlerde birkaç kere tekrarlattım.

Kardeşinin doğduğu gün hissettiği duyguları da dönüştürdük.

Babasına olan kızgınlığı azalsa da seans sonunda hala varlığını koruyordu. Bu tip durumlarda danışanı asla affetmeye zorlamayız. İlerde bakmak üzere gerekli notlarımı alarak seansı noktaladım.

Seans bitiminde ben de hava almak ve diğer randevum öncesinde biraz volta atmak için dışarı çıkınca Meltem Hn’ı almaya gelen annesi ve kızkardeşi ile karşılaştık. Kızkardeşi de seans almayı düşündüğü için ayaküstü 5 dk konuştuk.

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan 1 gün sonra Meltem Hn ile haberleştiğimizde: ” Eylül Hanım merhaba .Yaklaşık son 20 dk’dır yoğun bir baş ağrısı ve kalp çarpıntısı mevcut, ve bütün gün göğsümde bası hissi yaşıyorum ve dünden bu tarafa boğazımda sanki bir kitle var gibi yapışıp kalmış hissi ve sürekli yutkunma isteği mevcut …Bütün gün yapmam gereken işlere rağmen hiç bir iş yapma gücü bulamadım kendimde ve bilemiyorum seansımızla ilgisi var mıdır seans öncesi aşırı derecede son iki gündür gergindim ve midemde bir yumru hissi vardı ve durduk yere sağ üst çenede ki dişlerimin dibinde aşırı bir kanama mevcut oldu birden bire aniden (ben bu durumu birikmiş öfke ile ilişkilendirdim ama sizin yorumunuz ne olur bilemiyorum)…Yine sürekli uyku hali mevcuttu hatta gece geç yatan birisi olarak dün erkenden yataktaydım ama daha önce ki seans sonrasında da yaşadığım gibi bir direnç mevcuttu yine ,çünkü vücudum uyku istiyor ama beynim istemsiz direnç gösterip bedenimi uyanık tutmak istiyordu sonra sizin verdiğiniz temizleme işlemini yapınca biraz daha rahatladım…Ve dün annemden bana hamileyken babamın annemin karnını okşarken  HAKAN diye sevmesinden bahsetti , düşünün niyetini entegre etme halini ve daha dünyaya gelmeden bir adım bile varmış ! Aslında ne kadar önemli ve çok hassas bir süreç daha anne karnındaki bir bebeğe kendi niyetimizi ve bilinçaltımızı yansıtma hallerimiz…Benden şimdilik bu kadar Eylül Hanım..Size sevgilerimi gönderiyorum. ”

***
b8Seanstan 10 gün sonra emailleştiğimizde: ” Eylül Hanım yeniden merhaba. Size benim için asıl önemli olan gelişmeyi aktarmayı unuttuğumu fark ettim…Yaptığımız ana karnı regresyon seansının etkisinden midir bilemiyorum ama ben bu ayki regl sürecimi hiç olmadığım kadar rahat bir şekilde geçirdim hatta geçiriyorum…Şöyle ki ; normalde ben regllerimi oldum olası hep aşırı derecede sancılı geçiririm,ağrı kesiciyi artık leblebi gibi alırım , yoğun kanamam olur hatta zaman zaman el ayak tırnaklarım dudaklarım morarır yedi gün sürer ve maalesef benim her ay hayatımın 7 günü iptal olur ve ilk 3 gün bildiğiniz yatak döşek pozisyonunda olurum, hatta regl olmadan önceki günlerde de eklem ağrılarım göğüs ağrılarım ve çeşitli rutin sıkıntılarım olur. Ama bu sefer ki regl dönemim hatta öncesinde o bilindik belirtiler ve sıkıntıları yaşamadım, hatta sabah yataktan çok ciddi sancılarla uyanırdım ama bu sefer hiç anlamadım bile tuvalette iç çamaşırımda leke görünce şok oldum , ” ben bu şekilde olmazdım” dedim kendi kendime ve sancım çok hafif, o da sadece ilk gün oldu ama ağrı kesici alacak boyutta bir sancı değildi, artmasını bekledim artınca alırım diye düşündüm ama hiç gerek olmadı şükürler olsun …Ve ben günlük normal aktivelerimi çok rahat bir şekilde gerçekleştirdim hatta dışarıda olan işlerimi bile hallettim ve çok yoğun kanamam olmadı…Ve kendimi çok hafif hissettim…Umarım sayenizde şifalanmışımdır ve bu durum bundan sonra hep böyle geçer inşallah..Sevgilerimle…

 ***
Benim Meltem Hn’a verdiğim cevapta: “Merhaba Meltem hn.  …..  En önemli bilgiyi neredeyse söylemeyi atlayacakmışsınız. Ailede olan bitenlerden daha önemli bir geri-bildirim bu çünkü seansın bazı bölümlerinde dişilikle ilgili özel bir çalışma yapmıştım. Dişiliği reddetmek (size anne karnındayken Hakan diye hitap edilmesi bile dişiliği reddetmek için başlı başına bir sebep ) , regl ağrılarına yol açabilir. Siz bu konuda şifa almışsınız gibi görünüyor çünkü ağrının azalması da bir şifadır. Umarım tamamen geçer ve ilerdeki aylarda da böyle rahat geçirirsiniz…… …… Sizin adınıza sevindim.. …………………Tamir fazında olan hafif ağrı-sızılar ve ağlamalar normal.  Asıl değişimi zamanla daha iyi anlarsınız. ” dedim.
 ***

13. gün aldığım email: ” Merhaba Eylül Hanım.Size geçen gün yazmıştım geri bildirim olarak regl konusunda …Şimdi size bir iki ufak bilgi vermek istiyorum son durumumla alakalı. Daha önce nasıl regl olduğumdan bahsetmiştim size tüm bunlara ek olarak ise ; normalde çok sancılı bir şekilde başlıyan reglim pis koyu kahverengi şeklinde başlardı ama bu sefer ki reglim daha öncede belirttiğim gibi hiç sancısız ve gayet açık renkte temiz bir kan rengi ile başlamıştı ve dediğim gibi dolu dolu yoğun kanamalı 7 gün sürerdi ama ilginçtir ki bu sefer 4 gün sürdü ve 5. gün gayet azalmış yine temiz kan rengi ile bitti ( ki normalde de 8.güne sarkan o pis koyukahverengi akıntı şeklinde biterdi)….İnanırmısınız ben hala şaşkınım ….Ilk 9 yaşında babamdan yediğim dayak sonrası (anlatmıştım nasıl olduğunu) ilk reglmi olmuş ve o günden bugüne hep sancılarla bir ömür geçirmiş doktorların bile çözüm bulamadığı sadece ilaç verip gönderdiği ,kısa süren vajinismus tedavisinde bile psikologun bile çözüm bulamadığı artık kaderim dediğim regl sancılarımın bu şekilde son bulmuş olması inanın beni hem şaşırttı hem çok mutlu etti …Umuyorum önümüzde ki aylarda da hep böyle geçer …Sanırım dişiliğimle barışmanın ve yeniden keşfetmenin bir emaresi bu durum….Size çok teşekkür ediyorum Eylül Hanım. Sevgilerimle…

 

Bu yazışmalardan sonra Meltem Hn’dan reglini gözlemlemesini, 30 küsür yıldır gerçekleşen haliyle farklarını not almasını hatta buna iyileşti diyebilmemiz için bir sonraki regl tarihinde olanları da not almasını rica ettim. Bunu rica ettiğim sırada öğrendim ki ;

b9-aralarında 7-8 yaş bulunan kız kardeşi de yıllardır aynı sorundan müzdaripmiş

-bizim seans tarihimizden sonraki hafta ilk olarak kızkardeşi regl olmuş ve hayatında ilk defa ağrısız geçirince bu duruma çok şaşırdığı için ablasıyla yani Meltem Hn ile paylaşmış

-ilk etapta bu durumu seansla ilişkilendiremedikleri için bana söylemeyi düşünememişler

Açıkçası benim de ilk defa başıma böyle bir hadise gelse ben olsam ben de hemen seansla ilişkilendiremezdim. Bu durum ancak Meltem Hn ilk reglini kardeşinden sonra yaşayıp aynı şekilde kendisi de ağrısız-sızısız atlatınca dikkat çekti. O yüzden kardeşinin bir sonraki reglinde olanları da gözlemleyip ikisini birlikte yazmalarını rica ettim.

SONUÇ: Biri 28-29 yıldır , diğeri 30 küsür yıldır regl olan ve ayda 7 günü iptal bir şekilde yaşayan, ağrı kesicileri bonibon gibi yutan bu iki kızkardeşin regl ağrıları ( adet sancıları ) tamamen geçti.

 

NOTLAR:

b111-İlişki sorunları ile ilgili ilk çalışmamızda danışanın ana karnından başlaması manidar. O dönemi keşfederken söylediği birkaç şeyden şüphelenmem ve bana ilk geldiğinde doldurduğu form üzerinde geçmişinde “vajinismus” tedavisi gördüğünü belirtmesinden dolayı seans içinde dişilikle ilgili çok kısa bir çalışma yaptım. Bu çalışma anne-babasını da içeriyordu. Hatta babaanneyi bile içeren kısa bir bölümü vardı. Dolayısı ile bu kadar kısa sürede sonucunu anlayabileceğimiz birşeyler olmasını beklemiyordum çünkü danışanlarımın regllerini nasıl geçirdiklerini normal şartlarda bilmem.)) Bilmediğim bu detay dişilikle ilgili çalışmanın işe yaradığı konusunda bize somut bir gösterge oldu. Tahmin ediyorum ki bu şifalanma enerjisi aile sisteminde de bir akış başlattı ve kız kardeş de bu şifalanmadan nasibini aldı. Yoksa bunun başka bir açıklamasını bulamıyorum. O yüzden bu vakayı yazmadan önce paylaştığım yazılarımda bilimsel bakış açısı bu örneği açıklamada yetersiz kalıyor demiştim.

Yalnız burada önemli bir nokta var ki zaten seans içinde size de aktarmıştım. Meltem Hn’ın kız kardeşi de bu konulara ilgili ve meraklıydı. Hatta seansımız bittiğinde kısa süreli de olsa ayaküstü tanışmış ve kendisinin de seans alma isteğini öğrenmiştim. Hal böyleyken,daha seansa girmeden şifalanan ilk danışanım olma ünvanını kendisine veriyor ve şifaya olan açıklığından dolayı da tebrik ediyorum.

2-Bu seans sırasında ne danışan ne ben kendisinin henüz annesinin karnındayken babası tarafından ” Hakan ” diye sevildiğini bilmiyorduk. Ancak çalışma bittikten sonraki dönem içinde annesi ile detayları paylaştığında annesi ona bu bilgiyi verdi.

Düşünün ki Türkiye’de ne çok kız çocuğunun başına gelmiştir bu ve benzeri örnekler. Bu kadar basit bir detay 40 küsür yaşındaki bir kadının 30 yılının her ayında 1 haftasını ağrılı-sızılı geçirmesine sebep olabiliyor.

b133-Meltem Hn’ın bana anlattığı başka bir detay daha vardı. Kendisi 9 yaşındayken küçük bir yaramazlık yaptığı için babası ona çok kızıyor, odasına götürüp orda poposunu açarak terlikle vuruyordu. O terliği yedikten 5-10 dk sonra Meltem Hn ‘ın ilk regli başlıyordu. Bu konuyu geçmişte gittiği psikologla paylaştığında psikologu babasının kendisine yaptığı şeyin aslında tacize gireceğini söylemesi üzerine Meltem Hn daha da yıkılıyordu. Zaten travmatik olan bir konu duyduğu kelimeyle daha da travmatikleşiyordu. İlerleyen süreçte de vajinismus tedavisinde fayda görmediğini düşünerek terapileri yarım bırakıyordu.

Bu vajinismus konusu ayrı bir konu ama Meltem Hn hakkında biraz daha detaylı bilginiz olması açısından paylaşıyorum. Yoksa kendisi ile buradaki çalışma konumuz kesinlikle vajinismus değil.

4-Geçen ay Meltem Hn ile 3. seansımızı da yaptık. Orada bu sefer taciz konusunu çalıştık. Erkek ismiyle sevilen bir bebekken ilerde bir de defalarca tacize uğradığını düşünün…Böyle bir kız çocuğunb14un ilerde sağlıklı bir kadın-erkek ilişkisi kurmasını bekleyebilir misiniz?  O da kuramamış hatta evlendiği zaman bile kocasıyla ailesinin yanında yaşamış ve işler yürümemiş. Kötü bir deneyim ve kısa süren evlilikten sonra Meltem Hn şu anda ailesiyle yaşamaya devam ediyor. Bu da ilerleyen aşamada kendisiyle bağımlılık çalışacağımızın sinyallerini veriyor. Yalnız burada eklemek istediğim önemli bir nokta daha var ki tüm bu olanlar karmik bir düzenin parçası, yani başımıza gelenlerle ilgili kurban moda bağlamak yerine Meltem Hn kendi inisiyatifini ele alarak bu konularını dönüştürmek için elinden geleni yapıyor. Günlerini evde oturup kendine acıyarak veya kaderi suçlayarak geçirmiyor.

 

b15Karma kısmen dönüştürülebilir ama ancak biz buna istekli ve hazırsak..gerekli yüzleşmeleri yapma cesaretine sahipsek. Hiçbir şey öyle sanıldığı gibi çok kolay olmuyor. Yani evinizden çıkıp manikür-pedikür yaptırmaya gider gibi bana gelirseniz ( bu değişimi size terapistin tek başına yapacağını sanırsanız ) bu iş olmuyor. Kısacası danışanın mutlak işbirliği gerekiyor.

 

5- Noktalama işaretleri ve imla kurallarında hatalar olduğunu biliyorum fakat danışanın emaillerinde özellikle düzeltme yapmadım. Orijinaline yakın bıraktım. Sadece biraz sansür uyguladım..)  Benim yazımda da sayıların yazıyla yazılması gerektiğini biliyorum. Ama sayı olarak yazınca daha dikkat çektiği ve yazının okunmasını kolaylaştırdığı için şimdilik bu şekilde yazıyorum.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan