GECE KORKUSU ( NİKTOFOBİ )

Standard

o1

İsmine Özge diyeceğim 10 yaşındaki küçük danışanımın daha önce annesiyle çalışmıştık. Aradan aylar geçtikten sonra bir gün annesi tarafından arandım ve kızının geçmeyen gece korkularından haberdar oldum. Annesinin belirttiğine göre Özge 1-1,5 senedir gece odasında birşeyler gördüğünü söylüyor ve uyuyamıyordu. Geceleri çok sık kalkması sebebiyle düzensiz uyuması artık okul hayatını da olumsuz etkilemeye başlamıştı.

Bu sebeple daha önce pedagog ve/veya çocuk psikiyatristine götürülüp götürülmediğini sorduğumda : ” Gece korkuları için 5-6 ay kadar çocuk psikiyatristine gittik.  İlaca gerek olmadığını , fazla kaygılı olduğunu , psikoterapi ile çözmeye çalışacağımızı söyledi. Değişen bir durum olmadığı gibi daha da kötüleşti uykuları. Daha önce de iki kere başka bir psikoloğa gitmiştik 7-8 yaşlarında ama onlar uyku ile ilgili değil okul sorunları yüzündendi. ” dedi.

Özge’nin böyle bir süreçten geçtiğini ve sorununun hala devam ettiğini öğrenince ben de en azından bir eklenti olma ihtimali var mı diye bakabileceğimi belirttim. (NOT: Daha önce pedagog ve psikiyatrist görmeyen çocuk danışanları kabul etmiyorum. Sorun tıbben çözülemeyen bir sorunsa son aşamada dahil oluyorum)

Özge ile seansımız çocuk seansı şeklinde gerçekleşti. ( NOT: Çocuklara yetişkinlere uyguladığımız formatı uygulamayız. Bu sebeple çocuklarla regresyon yapmak, ayrı bir eğitim gerektirir. )

Biraz sohbet ederek resim yaptık..Sonra enerji temizliği ve sezaryenle doğmuş olması sebebiyle doğum travması çalıştık.

Seans sırasında aile ilişkilerinden bahsederken oldukça olgun bir çocuk olduğunu ve babasının bazı davranışlarını idare ettiğini farkettim. Daha sonra anne ile görüşmek üzere notlarımı aldım. Aslında anne ile çalıştığım dönemden baba hakkında bildiğim bazı bilgiler vardı ve bunlar kızlarının anlatımıyla da teyit edilmiş oldu.

Seans esnasında Özge, geceleri gördüğü ve çok korktuğu şeyin nasıl birşey olduğunu çizdi.( aşağıdaki resim )

resim

Seanstan sonra , Özge’nin yanında olmadığı bir anda anne ile telefonda görüşerek ona görüşlerimi aktardım. Evdeki sorunların asıl kaynağı baba gibi görünüyordu. Anne ile daha önceki çalışmamdan bildiğim üzere, baba psikologa gitmeyi reddediyordu. Bu konuda kızı veya karısı üzerinden babaya yardımcı olamayacağımı ama kızının korkularının eklenti bazlı bölümünün azalacağını belirttim. Ayrıca evdeki bazı durumları kontrol etmek konusunda kendisinin işbirliğinin gerektiğini söyledim. Örneğin; Özge’nin yetişkinlere uygun olan korku filmlerini kesinlikle izlememesi gerektiğini ve babanın bu konuya gerekli özeni göstermesini sağlamasını, bu tarz filmleri çocuk uyuduktan sonra izlemesini tavsiye ettim.

a2

GERİ-BİLDİRİMLER:

İlk Gün:

” Merhaba Eylül hanım, sizin mailinizden biraz önce Özge okuldaki tuvalette yine o  çizdiği kızı gördüğünü söyledi.

Dün sizden çıktıktan sonra uykusu gelmişti hatta yolda esneyip duruyordu, gece saat 2:30 gibi yanıma gelip tekrar kızı gördüğünü söyledi. Ben bu gece neler olacağına bakıp ona göre size yazacaktım ama okulda da gördüğünü söyleyince şaşırdım.

Bilemedim ne yapmak gerek, eğer başka bir durum olursa tekrar yazarım.

Bir hafta boyunca gözlemleyip tekrar yazmasını rica ettim.

Bir Hafta Sonra:

” Merhaba Eylül hanım biraz zaman geçsin diye bekledim neler olacağını görmek için.

En son yazdığımdan sonra ertesi gün de öyle uzun süreli değil ama arada flaş gibi diyeyim görünüp kaybolduğunu söyledi. Daha sonra da hiç görmedi , şimdi yatarken ışık açık uyuyor , gece de gelip beni odasına çağırıyor ama sadece korku hissediyormuş.

Sevgiler .. “

4 Ay Sonra:

” Merhaba Eylül hanım uzun zamandır görüşemedik. Nasılsınız?

Bizlerle ilgili yeni bir geri-bildirim yok. Özge daha iyi, bazı endişeleri hala devam ediyor ama sizinle çalıştığı konu hakkında bir daha sıkıntısı olmadı. Artık ışık kapalı uyuyabiliyor.  Çok nadiren gece kalkıp geliyor ( o da daha çok kabus görüyormuş hep ,bizim evi basan adamlar, bizi öldürmeye çalışanlar ve patlamalar şeklinde. Ama devamlı olan bir durum değil ) ..Şimdilik bu kadar ..”
v9

 

NOTLAR:

1-Daha önceki vakalarda da belirttiğim üzere, çocuklarla çalışırken mutlaka daha önce yapılan çalışmaları sorarım ve ona göre ilerlerim. Bütün bunları da anne-babanın veya en azından annenin onayıyla gerçekleştiririm. Çocuklarla regresyon terapisi konusunda yetişkinlerden 10 kat daha titiz çalışırım.

2-Çocuklarla çalışmaya başlamadan evvel anne veya babanın gerektiğinde bireysel olarak veya grup çalışmasına gelip gelmeyeceğini, işbirliği yapıp yapmayacağını sorarım. Eğer ” hayır ” derlerse sadece çocukla tek seans yapmamın yetersiz olabileceğini onlara açıklarım.

3-Çocuklarla bir yetişkin gibi defalarca bir araya gelmeyiz. Çoğunlukla tek seans çalışırım…ve ebeveyn üzerinden devam ederim. Çocuklar genelde ebeveynlerden daha açıktırlar ve hızlı cevap verirler ama en zor olanı da çocuğunu kendisinden bağımsız ve sorunlu bir cihaz gibi görerek ” fix it= bunu düzelt ” mantığıyla arayan ebeveyndir. Bu tarz ebeveynler genelde seansa da gelmezler.

4-Şu ana kadar çalıştığım çocukların %90’ı üstün zekalı çocuklardı.

Bu konuda kötü haber: Onların diğer çocuklara göre daha fazla uyum sorunu yaşadıklarına şahit oluyorum.

İyi haber: Bu çocuklar sıradan bir yetişkine göre daha berrak ve açık bir zihne sahip olduğu için iyileşmeye çok daha hızlı cevap veriyorlar. Bazıları beni kurduğu herhangi bir cümleyle öyle şaşırtır ki siz o cümleyi bazen bir yetişkine anlatırken akla karayı seçerken, bu çocuk size resmen ders vermeye gelmiştir. Bu sebeple çocuklarla regresyondan daha çok keyif aldığım doğrudur..)

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

ÇOCUK DANIŞAN VAKASI: UYKU SORUNU (2)

Standard

 

D4

6 Yaşındaki Derya ile yaptığımız regresyon terapi seansından sonra annesi ile çalışma yapmak istediğimi ve 2 seans çalıştığımızı söylemiştim. Aslında bu vakaya uyku sorunu diye başlamıştık ama arada sık idrara çıkma, anneyle bağlanma sorunu, annenin kızına karşı yaptığı öfkeli çıkışlardan duyduğu suçluluk duygusu dahil olmak üzere bayağı kapsamlı bir çalışma yaptık.

Annesinin sürekli yaşadığı kendini ifade etme konusundaki öfke patlamalarının ardından nasıl bir sebep çıktığını ilk vakadan okuyabilirsiniz.

Derya’nın annesiyle bağlanma şekline baktığım asıl çalışmamızı ise nisan sonunda gerçekleştirdik. Yalnız nisan sonundaki bu grup çalışmasına gelmeden önce Derya’nın annesinden birtakım olumlu haberler gelmeye başlamıştı. Çalışmadan tam 8 gün önce gönderdiği son email:

Sevgili Eylülcüğüm
sana bir gelişmeden haber vermek istiyorum bu benim çok dikkatimi çekti; Derya bebekliğinden beri bana ve babasına ağzın kokuyor der, ve  onu öpmemize izin vermezdi, ona dedim ki geçen gün seni 100 kere öpmek istiyorum , bana dedi ki öp o zaman, sonra dedi ki çok rahatladım sen beni öpünce, şimdilerde koynuna sokuluyorum, hatta soruyorum Derya ağzım kokuyor mu diye, hayır çok güzel kokuyorsun diyor. bir de beni çok sevdiğini söylüyor, aramızdaki buzlar eridi, artık neredeyse hiç kavga etmiyoruz bağırışmıyoruz. ancak etrafında bir iyi çocuklar, bir de kötü çocuklar var. Bir türlü kötülerden kopamıyor. kötü diyorum çünkü bütün arkadaşları ona bağırıyormuş oynatmıyormuş ve dalga geçiyormuş, ama o yine de onlar onu sevsin diye bekliyor. ben de kahroluyorum bu duruma, sürekli onların patronluk taslamalarna izin veriyor. hem üzülüyor hem de vazgeçemiyor

haber vereyim istedim, belki cumartesi geldiğimde bu konuyu seçerim diyorum….. ”

 

 

ŞY2Nisan sonundaki ebeveynler için yaptığım grup çalışmasında ortaya çıkanlar:

1-Annenin kendisinin de bilgisinin olmadığı bazı düşükleri olduğu; sanıldığı gibi bir düşük, iki kürtaj değil toplam altı bebeğin kaybedildiği

2-Annenin bu kaybedilmiş bebeklerine kayıtsız kalması sebebiyle Derya’nın onlara yakınlık duyduğu

3-Bebeklerden birinin istenmediğini daha yoğun hissettiğini gözlemledik.

Anne ile bağlanma konusu içerisine Türkiye ve Amerika konularını da yerleştirdik ve Derya’nın Türkiye-Amerika konusundaki kafa karışıklığını gidermeye çalıştık.

 

 

 

12

 

 

Seanstan çıktıktan 1-2 saat sonra kendisi de danışanım olan Derya’nın annesinden bir email aldım ki bugüne kadar hiçbir seanstan sonra bu kadar hızlı dönüş yapmamıştı. Sanırım bu kadar yoğun katarsis yaşadığı ilk seanstı. İlk defa bedeninde de çok yoğun semptomlar deneyimliyordu ve gerçekten bu grup çalışmasından çok etkilenmişti:

“Eylülcüm çok teşekkürler bugün için, her bir seanstan ayrı ayrı şifalandığımı hissediyorum bile…Büyük bir başağrısı, kalça ve bacak ağrısı ve mide bulantısı ile ayrıldım yanınızdan hala da devam ediyor. haber vermek istedim.  ..”  ( NOT: ANNE BU TAMİR FAZI SEMPTOMLARI NI 3 GÜN BOYUNCA YAŞADIĞINI BİLDİRDİ )

 

 

X2Çalışmadan 1 gün sonra:

Eylülcüğüm, bu sefer sana iki rüyamı anlatacağım.
1. si sana bağlar çalışmasına geleceğim sabah ……………………………………………..ve ben kendimi çok iyi hissettim bunun sonunda. hem yanlış birşey yapmadığım için gururlandım. bu hissi de hissederek uyandım.
Bu sabah da patronum ………………………..Ben de çok mutlu oldum, hem teklifimi kabul ettiği için hem de zaten daha iyi bir arabayı bana vermesini hakettiğimi düşündüğümden ve bunu dile getirebildiğimden, sonra da çok mutlu uyandım.
Normal şartlarda hiç böyle bir teklifi yapabilecek cesaretim yok biliyorsun. onun da zaten kabul edeceğini de hiç sanmam.
paylaşmak istedim.
Bu arada Tolga ( eşi ) bugün bana benim öfkelenmelerimin epeydir azaldığını fark ettiğini ve bu nedenle bizim daha az kavga ettiğimizi söyledi.
Öpüyorum seni, ve iyi ki karşıma çıktın yeniden

NOT: Derya’nın annesiyle yıllar öncesinden bir tanışıklığımız vardı ama onlar 13 sene Amerika’da kaldıkları için uzun süre görüşememiştik.

 

 

X32. Gün: 

“.. ..bu arada hala midem bulanıyor, bir de sesler çok yüksek gelmeye başladı, normalde çok yüksek sesle müzik dinlerim, şimdi kısma ihtiyacı hissediyorum sürekli.”**

NOT: İlginç olan şu ki, normalde kendi regresyon terapisi seanslarından sonra istediğim halde düzenli geri-bildirimde bulunmayan anne, bu son çalışmadan sonra daha sık ve düzenli bilgi vermeye başlamıştı ..))

 

 

 

 

 

Ş11NOTLAR:

1-*: Küçük çocuğunuz sizin sarılmanızdan veya öpmenizden ( abartmadığınız müddetçe ) rahatsız oluyorsa ve yukarıdaki örnekte olduğu gibi ” Ağzın kokuyor ” gibi gerçekte olmayan birşey algılıyorsa, çocuğunuzla aranızda sağlıklı bir bağlanma şekli olmama ihtimali yüksektir.

2-**: Tamir fazı dönemi içinde bu tarz durumlar olabilir. Bunun için genelde şu benzetmeyi kullanırım: bilgisayarınızda arka planda birtakım işlemler yapılırken bilgisayarın yavaşlaması gibidir. Normalde yüksek sesle müzik dinleyen birinin, bilinçaltının tozlu raflarında birtakım düzenlemeler yapılırken etraftaki uyaranlardan geçici bir süre için rahatsız olması gayet normal ve sağlıklı bir durumdur. O yüzden seans sonrasında en azından ilk günlerde kişilerin dinlenmeye ve içe dönmeye özen göstermelerini eğer bedenlerinin ihtiyacı varsa daha çok uyumaya ve dinlenmeye özen göstermelerini öneririz. Eklenti seansları bunun biraz haricindedir. Eklenti seanslarının sonrasındaki günlerde pek yorgunluk olmadığı gibi tam tersi olarak zamanla enerjide artış olmasını bekleriz. Çok ağır vakalarda bu tamir fazı süresi biraz daha uzun sürebilir.

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

 

 

ÇOCUK DANIŞAN VAKASI: UYKU SORUNU

Standard

D5.JPG

İsmine Derya diyeceğim 6 yaşındaki minik danışanımla çalışmaya başlamamız biraz dolaylı yoldan ve plansız oldu. Aylar önce annesi ile çalışmaya başlamıştık..fakat çalışmamızın ana konularından biri annenin kızına karşı olan ani çıkışları ve hemen akabinde geçen öfkesinin üzerine düşen pişmanlık duyguları olmaya başlayınca kızıyla çalışmamız kaçınılmaz oldu.

 

D2Derya, Amerika’da doğup 3-4 yaşına kadar orada yaşadıktan sonra ailesinin İstanbul’a göçüyle adaptasyon sorunu yaşamış bir çocuk. Aile dizimciler bilirler, bir insanın annesi kadar anavatanı olarak gördüğü ülke de önemlidir. Herşey mutlu-mesut ilerlerken bir anda bambaşka bir ülkeye göç etmek bizim yaşlarımızdaki yetişkinleri bile bocalatırken, haliyle bu minik danışan da bu durumdan psikolojik olarak bayağı etkilenmişti. Hala Amerika’yı özlediğini ve orada olmak istediğini zaman zaman söylediğini annesinden bildiğim için annesini geçtiğimiz aylarda ismine BAĞLAR dediğim ve regresyon dışında farklı bir teknik kullandığım çalışmaya davet ederek kızıyla olan bu sorununa bakmaya başlamak istemiştim.

 

D6

Lakin annenin kendi soyağacında Kafkaslar’a kadar uzanan, kadınların genelde pek konuşturulmadığı hatta gelinin kayınbabasının yanında konuşmasının bile yasak olduğu Çerkezler’e dayandığını ve hala bu ezilen ve susturulan kadınların öfkesini taşıdığını gördüm. Dolayısı ile çocuğuyla ilgili olan kısma henüz gelemedik.

 

D4Anne ile çalışmalarımız devam ederken kızı Derya’nın geceleri uyku sorunu olduğundan bahsetmişti. Neredeyse her gece uyanıp korkuyor ve anne-babasının yatağına gelerek onlarla uyumak istediğini söylüyordu. Bunu anneden aylardır duymama rağmen organize olup bir araya gelmemiz ancak geçtiğimiz şubat ayında oldu.

Derya ile çalışmaya başladığımızda ilk etapta biraz sohbet ettim. Bu arada kendisinin evde sürekli değişen yatılı bakıcılardan dolayı sorun yaşadığını da gözlemlemiştim. İlk uzun süreli bakıcıya alıştıktan sonra bu bakıcının ülkesine gitmek zorunda kalması sebebiyle zor vedalaşmış ve o günden sonra gelen her yeni bakıcıya tepkili davranmaya başlamıştı.

 

D11Sohbet sırasında resim de yaptırdığım için yeteri kadar bilgi alabilmiştim. Bu sırada kendisinin elini sürekli meşgul etme ihtiyacı , ya konuştuklarımızı yazması ya da not alması dikkatimi çekti. En sevdiklerim başlıklı bir liste yaparken beni kendisinin bile önüne koyması ise daha da bir dikkatimi çekti.( danışanın gerçek ismini gizlemek için o bölümü bantladım ) .Halbuki bundan bir yıl önce Derya ile farklı bir sosyal ortamda bir araya gelip bayağı sohbet edip oyun bile oynamış olmamıza rağmen beni bu görüşmede ilk bir araya geldiğimizde hatırlayamamıştı. Travmatize olmuş kişilerde unutkanlık olması, geçmişe dair bilgilerin hatırlanmaması bilinen bir durumdur ama bu kadar olmasını beklemiyordum. O yüzden uzun vadeli ve gözlem içeren, anneyle de ayrı çalışmayı gerektiren bir sürecin ilk seansında küçük danışanımı fazla zorlamak istemedim.(küçük çocuklarla olan görüşmelerin süresini max 1 saatle sınırlı tutuyorum.) Derya’nın ” en sevdiklerim ” başlıklı listesi  yanda. Bu listede anne-babadan sonra gördüğünüz kedi, Derya’nın kedi alerjisi ortaya çıkınca  bu sene evden uzaklaştırılmıştı ve onun için ayrı bir mutsuzluk kaynağıydı. Köpeği ise Amerika’dan ilk döndüklerinde almışlardı. Alırken köpeğin sorumluluğu ve bakımı konusunda annesi  bir anlaşma yaparak almışlardı. Fakat annesinin iş yoğunluğu, Derya’nın ise kakadan midesi bulanınca köpeği biraz büyüyünce geri almak üzere iade etmişlerdi.

 

D9Bağ kurduğu herkesin ondan uzaklaşıyor olması onu yeterince travmatize etmiş gibi görünse de bu benim için buzdağının sadece görünen kısmıydı. Daha ileri noktalara bakmadan evvel ilk seansta bir enerji temizliği ile başlayıp uyku sorunun bir eklenti kaynaklı olup olmama ihtimaline bakmak istedim. Çünkü Derya’nın odasının belli bir noktasından korkması ve geceleri o bölgeye bakamaması, babasının kızını uyutmak için gittiği ve yanında uyuyakaldığı bir gece odadaki aynı bölgenin babayı da rahatsız etmesi ve ” orada durmak istemedim, daraldım” demesi şüphelerimi eklenti olma ihtimaline çevirmişti.

 

Eklenti temizliği yaptıktan sonra işlem sırasında gördüğü şeyleri bana çizmesini istediğimde, Derya bana aşağıdaki resmi çizdi. Buradan da göreceğiniz üzere 2 farklı eklenti var . Çocukların kafalarını karıştırmamak için eklentinin türüne, ne zaman geldiğine gibi konulara hiç girmediğimiz ve temizliği bile bir oyun adı altında yaptığımız için bunların ne olduğuna dair kesin bilgi veremiyorum sizlere. Ama annesiyle de çalıştığım için bir tahminim var. Zaman içerisinde anne kanalıyla netleştirirsek belki ilerde sizlerle de paylaşırım.( anne izin verirse )

D10

 

GERİ-BİLDİRİMLER:

Seanstan sonraki gece Derya daha derin uyudu ve gece pek uyanmadı.

Seanstan 6 gün sonra annesinden aldığım email: ” Derya iki gece benimle yukarıda uyumak istedi,burası daha rahat hemen uyuyabiliyorum ve korkmuyorum dedi, sabaha kadar da uyudu, 

D7sonraki gece babası yatırdı onda da çabuk uymuş, cumartesi gecesi zaten yolda uyuyakaldı. Artık gece uyanmaları kalmadı dediğim gece pazar sabahı kabus görerek uyandı, 5 te kendi yatağında, alof diye bir çizgi film karakteri kardan adam var çok sevimli. onun bir gözünün önde bir gözünün de arkada olduğunu görmüş, sonra Derya ve iki arkadaşının daha gözleri öyle olmuş, çok korkmuş, sonra ben yanına indim birlikte uyuduk.
dün akşam da bu akşam da çabuk uyuyakaldı. 
yalnız dikkatimi çeken, çok asabi tepkiler vermeye başladı, çok sinirli. tersliyor, bağırarak tersliyor. beni hem çok sevip sarılıyor hem de bana tahammülü yok gibi. 
bir de seansın ertesi günü, herşeye ağlıyordu. 
fakat bununla birlikte daha mutlu görüyorum sanki onu genel anlamda.
şimdilik gelişmeler bunlar, 
sevgiler
Bunun üzerine annesine tamir fazında ağlama olmasının normal olduğunu, uzun süre telafi eden ve herşeye susan yetişkin seanslarında bile seans sonrasında öfke patlamaları ve ağlamalar olabilirken çocuklarda da hafif dozlu şeyler olabileceğini ve normal olduğunu, çalışmaya devam etmemiz gerektiğini söyledim. Kızına karşı uygulaması için birkaç özel tavsiyede bulundum.
Annesinden önemli her gelişme ve değişikliği, sık idrara çıkmasının gece uyanmalarının sebebi olup olmadığını takip edebilmem için idrara çıkışlarını gözlemlemesini ve düzenli olarak rapor etmesini rica etmiştim fakat yoğun iş hayatı nedeniyle bu günlük geri-bildirimleri alamadım. Ancak arada telefonla aldığım bilgiler oldu:
Seanstan 16 gün sonra: ” Evet, sık idrara çıkması geçti. Mucize gibi. Ama hatırlamıyor hala. Mesela sabah konuştuklarımızı hatırlamıyor.
Aslında her gece tuvalet için uyanmaya başladı. Eskiden korktuğu için uyanırdı şimdi ise kendi başına tuvalete gitmek istemediği için beni çağırıyor. Ayrıca çıplak olduğunda çok utanıyor.

Geri-bildirimleri düzenli almakta sıkıntı çektiğim için bazı detayları ancak soru-cevapla anlayabildiğim bugünlerde anneden hem kendi tarafında ( anne, anneanne, babaanne..vb ), hem de çocuğun baba tarafında taciz, tecavüz vakalarını araştırmasını rica ettim. Annesi ise bu konuların ailede pek konuşulmadığını ama araştıracağını söyledi.

Bunun üzerine kendisini “BAĞLAR ” ismini verdiğim grup çalışmasına davet ettim.

 

D3Seanstan 25 gün sonra: ” Bu arada son bir geri bildirim daha:

Dün jimnastikten dönerken bana dedi ki:
-Anne ben neyi düşünüp üzülüyorum biliyor musun, seninle bir gün kurabiye yapıyorduk ve senin parmağın dolaba sıkışmıştı, canın çok acımıştı ve acıdan kıvranmıştın, işte ben çok üzülüyorum buna hatırlayınca…
Ayrıca önceki günde daha Amerika’da yaşadığımız dönemlerdeki bir anısını  hatırladı, ve çok özlediğini oraları oradaki evimizi ve yaptıklarımızı yineledi. 
Bana karşı çok merhametli olmakla birlikte yine bana ve bakıcıya karşı öfke patlamalarına devam ediyor.
Uykuları ve sık idrara çıkması da düzenli .

 

 

Ş11

NOTLAR:

1-Çocuklar, bugüne kadar çoğumuzun sandığı gibi beyaz bir kağıt olarak doğmuyorlar. Onlar hem anne hem de babalarının genleri aracılığıyla aktarılan travmaların etkisini taşıyarak doğuyorlar. ( tıpkı genetik hastalıklar gibi ). Çocuk, anne karnındayken annesinin yaşadığı bütün travmalardan da etkileniyor. Bugüne kadar yaptığım seanslarda eşine yüzlerce kez rastladım. Hele ki anne bir çocuğu doğurmayı istememişse, kürtaj düşünmüşse, sonradan vazgeçmiş olsa bile çocuk tüm bunların izini ruhunda taşıyabiliyor. En önemlisi ise; sorunlu doğumlarda, erken doğumlardan sonra anneden ayrı kalan, küvözde günlerini, haftalarını  geçiren çocukların bu süreçten etkilenmemiş olmaları şu ana kadar yaptığım seanslara dayanarak konuşursam imkansız gibi birşey. Bunun çok yeni bir örneğini daha geçen ay kendisi uzman bir doktor olan danışanım aracılığıyla yaşadık. Daha ilk seansımızda küvözde geçirdği döneme bakarak başlamıştık. Bir sonraki hafta içerisinde o güne kadar ilaçla bile iyileşmeyen tüm cilt lezyonları iyileşmeye başladı. Keşke ilk halinin fotoğrafını çekseydim diye pişmanlık duysam da zamanla bu vakayı biraz daha gözlemleyerek sizlerle de ” KÜVÖZDE KALMANIN PSİKOLOJİK ETKİLERİ ” teması altında paylaşmayı düşünüyorum.

 

D82- Benim çok önem verdiğim ve bazen danışanlara çizerek anlattığım bir konu :  “TRAVMA”.

Büyük bir travma esnasında, bu acıya katlanamayan-dayanamayan bir parçamız olur ve bu parçamız o anda daha fazla acı çekmemek için bedenden ayrışır. Bu ayrışmaya şamanlar ” RUHUN KAYIP PARÇASI ” derler. Günümüzde psikiyatristler ise buna ” DİSOSİASYON ” gibi bir tabir kullanıyorlar. Bu kelimeyi, kişiliğin bölünmesi-ayrışması, kişinin kendi kendine yabancılaşması gibi düşünebilirsiniz. ( Çok daha detaylı bir kavram ama burada oldukça basit bir şekilde mantığını anlattığım için çok fazla jargona girmeden ve doktorculuk oynamadan anlatmaya çalışıyorum ).

Bu vakada hem annenin hem de çocuğun bazı olayları hatırlamama, çok kısa süre önce gerçekleşmiş şeyleri bile bazen hatırlamama gibi durumları var. Sadece çocukta değil, annede de farklı alanlarda da olsa benzer semptomlar gözlemledim. Bu unutkanlık durumu, yukarıda bahsettiğim ayrışmalarda çok sık rastlanan bir durum. Bu sebeple o travma anında ayrışan parçayı geri getirmeden sorunu çözemeyiz.

Bunu neye dayanarak söylüyorum? Yıllarca psikiyatriste gidip bazı ilaçlar kullanıp hiçbir iyileşme sağlayamayınca son çare olarak bir de şunu deneyelim diye seansa gelen danışanlara dayanarak söylüyorum. Bugüne kadar hiçbir vakada, ilaç kullandığı için ruhunun kayıp parçasını geri döndürmüş birine rastlamadım. Alınan ilaç genelde, kişinin o travma sebebiyle ayrışan parçasının yoksunluğundan kaynaklanan boşluk veya acıyı hissetmesini engellemeye yönelik oluyor. (LÜTFEN, genelleme yapmayınız ve gerçekten ilaç kullanımının zorunlu ve faydalı olduğu ciddi psikiyatrik rahatsızlıkları bu yazımdan muaf tutunuz. Çünkü regresyon terapistleri olarak o tarz durumlarda zaten çalışma yapmıyoruz. ). Kalıcı iyileşme ise ancak o giden parçayı geri getirmekle oluyor.

Dolayısıyla, regresyon terapisinin özelliği hep sorunun oluştuğu ana yani kaynağa gitmek olduğu için genelde hep bir travma anına gidiyoruz. Bu yüzden bu işin oldukça dikkatli, özenli bir şekilde ve eğitimli kişilerce yapılması gerekiyor. Yani 2 günlük kişisel gelişim seminerlerine katılarak yapılabilecek bir iş değil.

 

( Devam edecek….  )

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

DİSLEKTİK ÖZELLİKLERİ OLAN BİR ÇOCUK DANIŞAN VAKASI

Standard

D1

10 Yaşındaki küçük danışanım İpek’le ayaküstü olarak ilk tanıştığımızda onu diğerlerinden ayıran derin bakışları dikkatimi çekmişti. İnsanın içine nüfus eder gibi bakan o delici bakışlar sırasında sanki benim içimi okuyormuş gibi hissetmiştim.

Tanışmamızdan 1 hafta sonra annesi ile ilk seansa geldiklerinde yaşı yeterince büyük olduğu için onu seansa yalnız olarak aldım. Annesi ise o esnada seansı yaptığımız binaya yakın bir kafede oturarak bizi bekledi.

 

D9Seanstan önce annesinden aldığım bilgilendirme mesajında şöyle yazıyordu:

Merhabalar,

Normal zamanından 10 gün geç dünyaya geldi. Normal doğum istedik fakat sancım gelmediği için suni sancı verilip 11 saat sancı çektikten sonra rahim açılmadığı ve çocuğun nabız atışları düşüp bende sancıya çok dayanamayınca sezaryanla doğum yapmak durumunda kaldım. 1 gün yoğun  bakımda kaldık ilk büyük tuvaletini yapamadı bağırsaklarından şüphe ettiler sonrasında bir sorun çıkmadı yaptı. Fakat tuvalet sorunumuz 3 ay sürdü ve sürekli dışarıdan yardımla yapmak durumunda kaldı. Bebeklik döneminde çok hastalanan bir çocuktu neredeyse her hafta acile kaldırmak durumunda kaldık şu anda sağlık açısından bir sorunumuz kalmadı ama kendisi sağlığında birazcık bir sıkıntı hissetse hemen doktara gidelim diyerek zorlar. Gece yalnız yatmakla ilgili korkuları var. Çok fazla inatçı ve yapmak istediği şeylerde çok takıntılı. Dislektik bir durumu var farkındalığı yüksek bir çocuk daha önce başka bir okulda okuyordu bu yüzden aşırı öz güven kaybı ve benlik algısı kötüydü tiklerimiz vardı geçen seneden bu yana üstün zekalılar okulunda şu anda akademik anlamda iyi durumda benlik algı olarak da iyi durumda. “

 

Annesinin seans öncesinde doldurduğu formda ise alttaki bölüm dikkatimi çekmişti.

Varsa şu sıralardaki fiziksel veya psikolojik problemleriniz: Karın ağrısı ve mide bulantısı

Bu çalışmaya geliş sebebiniz                                                : Kaygı, Motivasyon Eksikliği, Benlik Algısı

 

D10İpek’le yaptığımız çalışma sırasında önce biraz ön-görüşme amaçlı sohbet ettik, sonra resimli bir oyun oynadık Ardından enerji temizliği ile devam ettik.

Enerji temizliği sırasında eklenti olarak algılanabilecek bir renk ve şekilden bahsetti. Eklentiyi gönderdikten sonra söylediği birşey ise beni biraz şaşırttı. Bir ara sarı renkli üçgen* gördüğünü ve herşey temizlendikten sonra üçgenin de yok olduğunu söyledi.

 

İGözlerini açar açmaz ise , sadece bir an için beni açık mavi** olarak gördüğünü belirtti. Tüm bunları kendim için bir kenara not aldım ve ilerde tekrar bir araya gelirsek anne kanalıyla da izlemeye karar verdim.

İpek’le aile, okul, arkadaşlarıyla sorunlarını içeren özel sohbetimizden sonra doğum travmasına çalıştık.

 

 

D8Seanstan 1 hafta sonra annesiyle emailleştiğimizde:

Merhabalar Eylül hanım,

Bizde oldukça olumlu oldu İpek’i daha huzurlu ve sakin görüyorum. Uykusu eskiye göre daha verimli. Stresli tavırları oluyordu, onlar biraz azaldı gibi görüyorum.
Bundan sonraki süreç böyle giderse oldukça iyi:)) Sevgiler  “
Aynı dönemde, İpek’in annesi ile telefonda görüştüğümüzde çok daha farklı konulardaki gelişmelerden bahsetmişti. O yüzden kendisinden 2 satır da olsa bunları yazmasını rica ettiğimde şöyle yazmıştı:
D6” İpek sürekli benimle inatlaşma yaşıyordu. Dışarı birlikte dolaşmaya gittiğimiz zaman bir şeye takıp mızmızlanarak eve dönüyorduk fakat size geldiğimizden itibaren bu tür davranışlarında azalma oldu. 2 Gündür anne kız keyifli dışarıya çıkıyoruz. Bana anne seninle gezmeyi çok seviyorum diye söyledi:))
Sevgiler     “
D4Aldığım bu haberlere sevindim ama uzun vadede merak ettiğim bir-iki konu daha var. Karın ağrısı konusunda İpek ile aramızda bir uzlaşıya varmıştık. ( anlaşma içeriğimiz SIR olduğu için içeriğini yazmayacağım) O konuyu da uzun vadede takip ederek dosyama not alacağım.
Bu arada, İpek’in annesi son derece bilinçli ve yeniliklere açık biri olduğu için 2. seansı kendisiyle yapma önerimi kabul etti. Bu vesileyle bazı konulara anne üzerinden bakarak hem İpek’e hem de ailesine katkı sağlayabileceğimize inanıyorum.
                                                   *********************************
NOTLAR:
1-*: Regresyon Terapisi uygularken başka teknikleri karıştırmadan uygularım. Ama dikkatimi çeken farklı bir durum olursa, başka bir zaman değerlendirmek üzere kendime özel notlar alırım.  Eklenti temizliği bölümünde İpek’in sarı renkli üçgen görmesi bende başka bir konuya çağrışım yaptığı için yanına ” soru işareti ” koyarak kendime özel not almıştım.
D10ALTIN ÜÇGEN ( GOLDEN TRIANGLE ) ENERJİSİ: Ucu Mısır’daki İsis’e kadar dayanan ve enerji temizliğinde kullanılan özel bir enerjidir. Reiki benzeri şifa teknikleriyle ilgilenen veya uğraşan kişiler mutlaka altın üçgeni duymuşlardır. Bir regresyon terapi seansı içinde böyle bir teknik kullanmadığımız halde eklenti temizliği sırasında  İpek’in gözlerini kapattığında buna benzer birşey görmesi benim dikkatimi çekti. Ancak zamanla İpek’in görüntülerle-renklerle ilişkisini gözlemleme şansım olursa benim için anlam kazanabilecek bu ayrıntıyı bugüne kadar bir geri-bildirim olarak annesiyle paylaşmamıştım. Yalnız bugün vaka yazısının son taslağını annesi ile paylaşırken sorduğum sorular üzerine öğrendim ki İpek’e bugüne kadar hiçbir zaman tam olarak disleksi tanısı konulamamış. Sadece şöyle söylenmiş: ” Çocuğunuz tam disleksi değil ama kendisi üstün potansiyelli bir çocuk olduğundan bu durum onda farklı bir şekilde kendini gösteriyor “.
D5
Geçmişte birçok testten geçmiş bir çocuk olduğu için bu bilginin çok sağlam kaynaklar tarafından ailesine verildiğini biliyorum. Diğer taraftan, bu yazıyı yazma aşamasında disleksinin erken dönem ve ilköğretim dönem özellikleriyle ilgili annesine sorduğum diğer sorulara aldığım cevaplar da hayli ilginçti. Kızında bugüne kadar görsel konularla ilgili hiçbir sorun farkedilmediği gibi yaşıtlarının üzerinde resimler yapıyor ve görsel olarak kendini ifade etmede çok başarılı. Ek bilgi olarak geçmişte yapılan testlerde diskalkuli ve disgrafiye de rastlanılmamış.
Tüm bu bilgiler ışığında sadece tek bir örneğe bakarak bu çocuğun duru-görü özelliği vardır demeden evvel annesinden işbirliği talep ettim. Bir süre daha gözlemleyerek durumu daha bilinçli olarak takip edeceğiz.
Bu konu benim açımdan neden önemli ? Çünkü eğer çocukta duru-görü özelliği varsa, bu durumda gece korkularıyla alakalı extra çalışma yapmamız gerekebileceği anlamına geliyor.
İ
2-**Temizliğin hemen ardından gözlerini ilk açtığında beni bir anlığına açık mavi olarak görmesi  ve sarı üçgenle bu konunun üst üste zikredilmesi dikkatimi bu konuya daha da kabarttı. İpek’in bende gördüğü rengin o esnadaki aura rengim olabileceğini düşünerek kendim için bir ” soru işareti ” daha koyarak not aldım.
D113-ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR: Malesef ülkemizde onları anlayabilecek, onlara özel program uygulayabilecek yeterli sayıda okul ve yetişmiş öğretmen yok. O yüzden bu çocuklar bazen yanlış tanı kurbanı olabiliyorlar. En üzücüsü ise çoğunun hiperaktivite sebebiyle ilaçla uyuşturulmaları.
Ebeveynlerin oluşturdukları bazı özel grupları takip ettiğim kadarıyla bu tarz üstün zekalı çocukları olan aileler, sorunlarının cevaplarını bulmada veya ne yapabilecekleri konusunda yetkili mercilere ulaşmada o kadar çaresiz kalmışlar ki “üstün zekalı çocuğun mu var, derdin var ” düşüncesindeler. Bir çocuğun üstün zekalı olması sebebiyle yaşayabileceği sıkıntılara ise burada hiç girmeyeceğim çünkü çok çok uzun sürer. Ama emin olabilirsiniz ki bundan sonra bu konuda çok daha fazla yazı yazacağım.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

 

 

 

 

ÇOCUK DANIŞAN VAKASI: KARDEŞ KISKANÇLIĞI

Standard
T1
İsmine Tolga diyeceğim küçük danışanım 7 yaşında, anne-babasının evliliklerinin 9. yılında tam da çocuk sahibi olmaktan ümidi kesmişken olan ilk çocuğu olmasının dışında anne tarafından da hem ilk torun hem de erkek evladı olmayan dedenin hayallerinin gerçekleşmesi şeklinde dünyaya gelince bayağı el bebek gül bebek büyümüş genç bir adam:)
Seans öncesinde annesinden talep ettiğim bilgilendirme mesajı aşağıdaki gibiydi:
Mutlu bir çocukluk geçirdi. Çok gezdi, çok gördü. Et yemeyi sevmediği için pedagoga gittik. Pedagog çok aklı başında zeki bir çocuk deyip “neden et yemiyorsun” dediğinde “annem güzel yapamıyor “dedi. Eve gidince pedagoga söz verdiği gibi köfte yaptırıp yedi. Bronşiolit geçirdi. Bol hava aldı. Hastalıktan kurtulmadı. Geniz eti ve bademciğini aldırdıktan sonra hasta olmadı. 
 T3Şubat 2013 tarihinde sürpriz kızım dünyaya geldi.  Oğlumun sakinliği kayboldu. Toz alerjisi ve kedi alerjisi teşhisi kondu. Şu anda kedi alerjisi kayboldu ama toz alerjisi devam ettiği için Deloday, singular ve burun spreyi kullanıyor. 
    Oğlumun gittikçe çoğalan bir siniri var. Bağırıyor, kardeşine vuruyor. kardeş kıskançlığı diyerek 2 yıldır sakin olmaya çalışıyorum ama artık olmuyor. Ayrıca başarı odaklı bir çocuk. Eğlenmekten çok, birşey öğrendim mi, başardım mı? diye bakıyor. Ben ise daha mutlu bir birey olmasını istiyorum. Sinirlenince gözü kimseyi görmüyor.
    Kardeşi doğduktan 6 ay sonra fotoğraf makinasını alıp en az 50 defa “annem beni sevmiyor” diyerek doldurup bana hediye etti. İlgi istiyor deyip ilgilendik.
   T4 Arkadaşları, öğretmeni ve arkadaşlarının aileleri onu görev adamı olarak görüyorlar. Görevi ver, düşünme diyorlar. Çocukluğunu yaşamıyor sanki. Bir gün kalktı ” piyano öğrenmek istiyorum” dedi. 2-3 hafta bekledikten sonra yazdırdık. 2. yılında ve hala devam ediyor. 160-200 parçalı yapboz yapar. Legolarla çok farklı araçlar yapar. “Bilgi almıyorsam, birşey öğrenmiyorsam gitmeye gerek yok “lafı Tolga’nın. Şu anda satranç ve zeka oyunlarına ilgi duyuyor. İlerde zaman makinası yapan bir icatçı olmayı düşünüyor. Sınıfta 2 dostu var. 
    Birşeyi unutmuşum. Oğlum biraz takıntılı.  Okuldaki dolabı bile düzenli. Her eşyasının yeri var ve o düzende gidiyor. Yemek yerken her farklı yemekte tabak değiştiriyordu. Şimdi ise kalkıp tabağı çalkalayıp yiyor. Yemekleri karıştırmaz, ayrı ayrı yer. Benim yazacaklarım bitmez. Sadece benim için her şekilde harika oğlumun daha mutlu olmasını istiyorum. Sevgiler..
Ebeveynlere doldurttuğum formda bulunan ÇALIŞMAYA GELİŞ SEBEBİNİZ bölümüne gayet bilinçli olan ve kendisi de bildiğim kadarıyla 2 üniversite mezunu olup 3. üniversiteyi okuyan bir eğitmen olan annenin yazdığı şu cevap çok hoşuma gitti: “Oğlum için geldim. Oğlum mutlu olsun istiyorum. “ .  Neden hoşuma gitti? Çünkü Türkiye’de genelde ebeveynler çocuklarının mutlu olmasından ziyade, daha çok ders çalışmaları, okulda daha başarılı olmaları, çevreyle daha uyumlu olmaları…vb şeylerle ilgilenme eğilimindedirler. İlk defa sadece çocuğunun mutlu olmasını isteyen bir anne gelmişti çünkü yukarıda okuduğunuz üzere çocuk zaten tam bir görev adamı ve herşeyde başarılıydı.)
Formda ayrıca geçmişte kendisine depresyon tanısı konulduğu ama şu anda ilaç kullanmadığı, sadece toz alerjisi için ilaç kullanıldığı yazıyordu.
T5Çocuklarla uyguladığımız teknikler yetişkinlerden tamamen farklı olduğundan Tolga ile seansımız yaklaşık 1 saat sürdü. 1 Saat içinde sohbet ve oyun adı altında en az 3 teknik kullandım.
Resim çizdiğimiz bölümde çok güzel bir roket çizdi ama aynı sayfaya eklenti varlığından şüphe edebileceğim bir şekil de yaptı ki bu beni hiç şaşırtmadı. Ardından kısa bir eklenti temizliği yaptık. Tolga gördüğü renk ve şekillerle de eklentinin varlığını ve sonra da tamamen gittiğini teyit etti.
Resim yaparken aralarda bolca sohbet ettik. Burada kardeş konusuna birkaç cümleden fazla yer vermedim ve o konuda yönlendirme yapmadım.
Bunun dışında en önemsediğim bölüm olan “doğum travması “na baktım. Doğum travmasına çalışırken de son aşamada annesini oyuna dahil ettim.
T6Çalışmayı bu şekilde tamamladıktan sonra akşama doğru başka bir seanstan çıktığımda annesinin Tolga’nın seansından 6 saat sonra göndermiş olduğu sms’i görünce mutlu oldum.
Sms’te şöyle yazıyordu: “ Bugün çok güzel bir gün deyip durdu. Uçak müzesine gittik, eğlendi. Eve geldik biraz önce. Kardeşimi sevmiyorum ama iyi ki var. Yoksa oyun arkadaşım olmazdı cümlesini kurdu. İnanamadığım için yazdım. Müsait olduğunuzda çaldırırsanız sizi ararım. Teşekkürler. “
Anne ile telefonda görüştüğümüzde bana neden bu kadar şaşırdıklarını açıkladı:  ” Bugüne kadar kardeşine 5 dk bile dayanamazdı. Eve geldiğinde onunla 1 saat oynamasına çok şaşırdık. “
Seanstan sonra bir süre bekleyip Tolga’nın aynı şekilde devam edip etmediğini görmek istediğim için en az 10 gün daha beklemek istedim. 10 gün sonra annesinden aldığım geri-bildirim emaili:
T7” Merhaba, Tolga’nın hayatında seanstan sonra birçok şey oldu. Okuldan geldiğinde ufak bir konu bulup enerjimi tüketen oğlum, artık sakin bir şekilde olayları anlatıyor. Kardeşi kapıyı açtığında giiit diye bağıran oğlum, çantasını hemen bırakıp”merhaba deyip onu kucağına alıp döndürüyor. Kardeşini odasının kapısında bile görmeye tahammülü olmayan oğlum, ‘Kardeşim, şimdi bir oyun oynuyorum. Bitince sana gösteririm olur mu?’ diyerek kırmadan gönderiyor. Yakın bir arkadaşımın yaşıt çocukları var. Kızıma vurulduğunda hiç umursamayan ve arkadaşı ve arkadaşının kardeşiyle oyun oynamaya devam eden oğlum, şimdi kardeşine vurulduğunda hemen gelip neren ağrıdı diyerek kardeşini sakinleştirmeye çalışıyor. Hatta hiç dokundurmadığı oyuncaklarını getirip oyun oynamasına izin veriyor. Vuran kişiye kızıyor. Size sadece Mutlu olmasını istiyorum demiştim ya.. Artık daha huzurlu ve mutlu olduğunu düşünüyorum. Olayları daha çok paylaşıyor, sinirlenince aşırı bağırması azaldı. Bazen sadece size sarılmak istedim diyerek sarılıyor. Ben büyüdüm deyip kucağıma çok gelmeyen oğlum, kucağıma atlıyor. Bir de eşim ‘ Pelin yoksa sen mi terapi aldın? Çok sakinsin’ diyor. Aklıma geldikçe farklılıkları sizinle paylaşırım. Herşey için teşekkürler. Bir de düzen durumu vardı. Odasının düzeninden, kurallarından sıkıldığımız oğlum galiba bir hafta boyunca odasını toplamadı. Oyuncaklarını bir güzel dağıttı. Daha sonra düzene girdi. Ama eskisi kadar takıntılı bir düzen durumu yok.
NOTLAR:
1) ÇOCUKLARLA REGRESYON: Çocuklarla regresyon terapisi yapmak için önce regresyon terapisi eğitimi almalı, ondan sonra ileri bir teknik olan çocuklarla regresyon terapisi eğitimini tamamlamalısınız. Çocuklarla regresyonda uygulanan teknikler, yetişkin seanslarında kullandığımız tekniklerle aynı değildir. Çoğu zaman dışardan izlediğinizde sadece sohbet ediyor veya oyun oynuyor gibi görünürüz ama her o esnada her söylediğimiz kelimenin ve her oynadığımız oyunun mutlaka bir amacı vardır.
2) Çocuklarla regresyon terapisi seansları bir yetişkin seansına nazaran çok daha kısa sürer çünkü bir çocuğu o odada 1 saatten fazla tutamazsınız. O yüzden çok hızlı ve yaratıcı olmanız gerekir. En önemlisi ise bir çocukla nasıl iletişim kuracağınızı bilmeniz gerekir. Dünyanın en bilgili ve en iyi terapisti bile olsanız, eğer karşınızdaki çocuk sizin enerjinizden hoşlanmazsa, ağzınızla kuş tutsanız o gün o seansı yapmanız mümkün olmaz. Dolayısıyla kısa ve kolay gibi görünse de yetişkinlerle çalışmaktan çok daha zorlayıcıdır.
T2Mesela; bir yetişkin bir yerden referansla size gelebilir, tek amacı sizle çalışıp sorununu çözmektir…sizinle kimyasının uyuşması olmazsa olmaz bir şart değildir. Ama bir çocuk sözkonusuysa, çocuğun en son umrunda olan şey referans veya sorununu çözme isteğidir. O yüzden çocuklarla seansta kimya uyuşması çok çok daha önemlidir.
3) Çocuklarla regresyon terapisi hata affetmez. Bir yetişkinle seansınızın üzerinden 2 gün geçse ve aklınıza yeni birşey gelse, o kişiyi tekrar çağırıp seansa rütuş yapabilirsiniz. O konuya gerekirse ilerde bir daha, bir daha bakabilirsiniz. Ama bir çocuğu bazen sadece 1 kere görme şansınız olur. Aynı travmatik olayı çocukla tekrar ve tekrar konuşamazsınız. Hele ki bu geçmiş yaşam kaynaklı, bilinçaltının tozlu çekmecelerinde duran travmatik bir konuysa ve eğer o açılan çekmece nasıl düzenleyip kapatacağınızı bilmiyorsanız, bu işe kesinlikle el atmamalısınız. Ayrıca her vaka, regresyona uygundur diye birşey yoktur. Hangi konunun haddiniz olup olmadığını yetişkinlerde 1 kere düşünüyorsanız , çocuklar söz konusu olduğuna en az 5 kere düşünmeniz gerekir.
T94) Çocuklarla regresyon seanslarından önce anne-babanın işbirliği yapıp yapmayacağını mutlaka sorarım. Eğer çocuğu getirip bunu düzelt ( fix it ! ) mantığındalarsa genellikle benim için o seans gerçekleşmez. Bazen ebeveynlerden sadece birinin bile direnç göstermesi, çocuğun iyileşmesi önünde bir engel yaratabilir çünkü her zaman olmasa da çocuklar çoğunlukla ebeveynlerinin bir sorununa aynalık yapmaktadırlar. Eğer ebeveynlerden bir tanesinin o sorunla yüzleşme cesareti yoksa, işimiz çok daha zorlaşır.
Bu arada, çocukla başladığım ama 2. seanstan sonra ebeveynlerle çalışmak istediğim seansların oranı oldukça fazladır. Emin olabilirsiniz ki ebeveynleri kendi sorunlarını çözmüş ve mutlu olan çocukların ilerlemeleri çok daha hızlı olmaktadır.
T10Bunun haricinde, çocukların sadece ebeveynlerin değil de bazen daha üst kuşakların yüklerini taşıdığını da hesaba katarsanız ( ki travmaların DNA’lar aracılığıyla kuşaklar arası aktarıldığı artık bilimsel bir gerçektir ), bu konuya çok boyutlu bir bakış açısının gerektiğini daha iyi anlarsınız.
5) Yukarıdaki vakada, annenin çocuğunu henüz seansa getirmeden önce kendisinden talep ettiğim bilgilendirme mesajını okurken eklentiden şüphe etmiştim. Çocuğun yetişkin tavırlarından, normal bir çocuk gibi davranmaya başlaması ve bazı takıntılarının geçmesi de zaten bu sorunların eklenti kaynaklı olduğunu doğruluyor.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan