SABRİ’NİN HİKAYESİ ( 2. Bölüm )

Standard

Birinci bölümde bahsettiğim şekilde bir rehberlik aldıktan sonra çalışmamıza başladığımızda, Rana Hn’ın baba sisteminden birşey taşıdığını farkettik . Burada enteresan bir şekilde konu Sabri isimleri üzerinden ilerledi. Rana Hn’ın kendinden önce doğup 3 yaşındayken ölen abisi Sabri’ydi ve aynı isim kendisine verilmişti. Baba sisteminden üst kuşaktan bir dedenin adı da Sabri’ydi.

Sabri Dede’nin babası savaş döneminde Arnavutluk’taki ilk eşi vefat ettikten sonra ilk göç ettiği Yunanistan’da evlenip çocuk sahibi olmuş, daha sonra onları terk ederek Bulgaristan’a göç etmişti. Bulgaristan’da tekrar evlenip çocuk sahibi olmuş, sonra onları da terk ederek Türkiye’ye göç etmişti. Sabri Dede böyle bir babanın Türkiye’de doğan ilk çocuğuydu. Sabri Dede’nin sisteminden gelen ağır etkileri içeren detaylı bir çalışma yaptık.

Çalışmadan bir gün sonra: ” Merhaba Eylül hanım , Dünkü çalışmada dedemin şeker hastalığı ve benim gece kalkıp yemem üzerine çözülmeler olmuştu. Dün gece ilk defa gece kalkıp tatlı yemedim .  “

Kendisine verdiğim cevapta, normalde bu kadar hızlı bir gelişme beklemediğimi ama güzel bir gelişme olduğunu, bunun sadece o güne has bir durum olup olmadığını anlamak için bir süre daha gözlemleyip bilgi vermesini rica ettim.

2 HAFTA SONRA: ” Yıllardır her gece uyanıp tatlı, çikolata yerdim. Bağlar Çalışması’ndan sonraki geceden bu yana hiç kalkıp tatlı yemedim.

8 AY SONRA: ( Vakanın yazım aşamasında sorduğumda )

” …. Hala geceleri kalkıp tatlı yemiyorum. Takıntılı düşüncelerim çok azaldı.

NOTLAR:

1-Bu çalışmada gördüğünüz gibi, biz aslında Rana Hn’ın yıllardır kalkıp geceleri tatlı, çikolatalı ürünler yediğini bilmiyorduk. Hayatının ilk 5 yılında adının Sabri Can olduğunu ve annesinin kendisine hala bu isimle hitap ettiğini de bilmiyorduk. Dolayısıyla bu konu başlığını seçerek bir araya gelmemiştik ancak sistem öylesine eş-zamanlılıklar yarattı ki, aslında bize ” siz bu konu için bir araya gelmediniz ama Sabri’ye dikkat edin ” dedi. Aldığımız sonuca göre yorum yaparsak; Rana hn şeker hastası değildi fakat her gece tatlıya saldırması ile Sabri Dede’nin şeker hastalığının sebepleri arasında bir bağlantı vardı .

SABRİ

2-Bağlar Çalışması’ndan sonra farkettim ki bizim bahçedeki kedi Sabri ile Rana Hn fiziksel olarak da benziyorlardı. İkisi de sarışın, aynı tonlarda yeşil gözlere sahipti. Kedi Sabri, diğer sokak kedilerine göre daha narin , güzel bir hayvandı ve havalar ilk soğuk yaptığında hastalanıp aksırıp tıksırmaya ve nefes almakta zorlanmaya başlayınca ona bir klube yapıp içine polar mont serdim. Neyse ki özel bakımla kendini toparladı. Bu vakayı yazarken notlarda görüp hatırladım ki Rana Hn da astım nedeniyle nefes alma problemi yaşayıp sprey kullanıyordu.

3- Rana Hn ile bir seans daha çalıştık. Orada konu başlığı farklı olup Sabri ile ilgisi olmadığı için muhtemelen burada yer almayacak. Bu vakanın yazılma nedeni; bazen seçtiğimiz konular dışında konular çıkabileceği ve eş-zamanlılık konusuna farklı bir örnek teşkil etmesiydi.

Vakayı yazmama izin verdiği ve taslak metinleri hızlı onayladığı için Rana Hn’a tekrar teşekkür ederim.🙏

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

UYKU PROBLEMİ: KARABASAN ( 2 . Bölüm)

Standard

geceterörü

İlk seanstan bir ay sonra Pervin Hn, Bağlar Çalışması’na ( NOT: Sadece danışanlara açık olan, regresyon dışında teknikler kullandığım bir grup çalışmasıdır ) katıldı.

 

B

BAĞLAR ÇALIŞMASI:

Bu çalışmada; Pervin Hn’ın annesinin henüz 6 aylık bebekken annesinin kucağında Yugoslavya’dan Türkiye’ye göç ettikleri dönemle ilgili bir çalışma yaptık. Anneanne, Yugoslavya’da iken çok fazla ölüm, tecavüz, bebek katliamı vb olaylara şahit olmuştu. Anneannenin:

-Bütün bunlara şahit olmasının yarattığı şok ve kendisinin hala hayatta kalabilmiş olması sebebiyle derinlerde taşıdığı suçluluk duygusuna

-Kendi vatanlarına-Türkiye’ye göç ettiklerinde yaşadıkları zorluklar karşısında hissettikleri çaresizlik duygusuna

-Yugoslavya’da yaşanan vahşet karşısında Türkiye tarafından yeterince korunamadıklarını hissettikleri için yine derinlerde biriktirdiği öfkesine baktık.

Ve bütün bu olaylar sonuncunda, anneannenin kucağında 6 aylık bebeği ( Pervin Hn’ın annesi )  ile göçmen yasası sayesinde tekrar Türkiye’ye göç etmelerinden yaklaşık 6 ay sonra verem olup ölmesi sonucunda Pervin Hn’ın annesinin , çok erken kaybettiği annesine olan yoğun özlemini gördük.

Pervin Hn’ın anne tarafındaki bu ağır travmatik olayların etkilerinin Pervin Hn’a yansımaları ise aşağıdaki gibi olmuştu:

 

P1.jpg

a) Pervin Hn’ın hayatı boyunca sahip olduğu temizlik ve özellikle düzen takıntısının, Yugoslavya’da kalan, mezarları bile olmayan, öldürüldükleri yerde üst üste, rastgele olarak toplu şekilde gömülmüş olan atalarıyla bağlantılarını olabileceğini gördük. ( Seans sırasında alınan bilgi )

b) Pervin Hn’ın gece uyuyamamasının, Yugoslavya’da her gece baskın bekleyen, her gece ölüm korkusuyla tedirgin yatıp uyuyamayan anne tarafı atalarıyla ilgili olabileceğini gördük.

c)Ve, Pervin Hn’ın annesinin, kendi annesine olan özlemiyle kendini daha yaşarken öldürmüş olmasının Pervin Hn’ın ruhunda yarattığı derin üzüntüyü gördük.

 

g2

27 GÜN SONRA:

Merhaba Eylül Hanım, Nasılsınız? … tarihinde bağlar çalışmasına katılmıştım biliyorsunuz ve orda anneannem ile ilgili bir çalışma yapmıştık. Bağlar çalışmasına katılmama 1 hafta kala uyku sorunum çok şiddetlenmiş hatta 2 kere karabasan gelmişti ve korkudan uyuyamıyordum ama bağlar çalışmasından sonra korkumu attım neredeyse 1 ay olacak gayet misler gibi uyuyorum ve hiç korkmuyorum. Kaderime öfkeliydim o gün öfkemi yenip kaderime razı olmuştum. Çok uzun yıllardır hissetmediğim kadar huzurluyum artık çok sabırlıyım zaten sakin bir yapım var ama daha da sakinleştim kısaca kendimi daha olgunlaşmış hissediyorum. Hayatımda iş ve maddi anlamda bir değişiklik yok, ben bu konuları sorun ederek kendimi çok ciddi mutsuzluğa mahkum ettiğimi ve hayatımı kısır döngüye soktuğumu yeni anladım. Sürekli neden benim başıma geliyor, neden ben diye sorgulardım yaşadıklarımı artık asla yapmıyorum dediğim gibi bu konularda değişiklik yada bir gelişme olmamasına rağmen çok mutluyum sürekli şükrediyorum içimden geliyor maalesef o kadar az şükrediyormuşum ki kendime çok kızdım. Bu farkındalığı yaşamama vesile olduğunuz için çok teşekkür ederim. Gelecek ile ilgili umudumu da yitirmiştim ama artık yeni bir güne uyanacağımı düşünmek bile benim için yeni bir umut kaynağı. Size sormak istediğim bir konu var, dün gece bir rüya gördüm anneannem ile ilgili ama ne yapmam gerekiyor bilmiyorum yanlış anlamayın sizden rüya tabiri istemiyorum. 🙂 Gördüğüm rüya konusunda sizin yol göstermenize ihtiyacım var. Rüya şu şekilde; Dün gece ben bir boyuta yükseldim ama bulutların bile çok üstünde bir yer insanın gözünü alan çok ışıklı bir yerdi ama sis var o yüzden hiçbir şey göremedim sadece çok ince bir perde vardı hafif bir rüzgar vardı ve perde uçuşuyordu arkasında anneannem vardı. Bana üstümde 10 kişi yatıyor hiç rahat değilim dedi. Ben çok üzgün olarak hiçbir şey söyleyemeden yanından ayrıldım ve yeryüzüne indim. Biliyorsunuz anneannem ve dedemin kısaca anne tarafının mezarları belli değil,sahipsiz oldukları içinde üstlerine muhtemelen bir çok kişi gömülmüştür. Bugün aklımdan çıkmadı ve çok üzüldüm. Bana yol gösterebilirseniz çok sevinirim. Sevgilerimle ….”

 

eMail Fotolia 4zu3Kendisine verdiğim cevapta anneannesinin mezarının nerede olduğunu bilip bilmediğini sordum.

Cevabı:Eylül hanım, Anne tarafı tamamen eski Yugoslavya artık parçalandığı için Makedonya oldu. Baba tarafı dedem Yunanistan Gümülcine,annesi ve babası İtalya, babaannemin annesi Kırım’dan göç babası ise Yunanistan Selanik. Anneannemin mezarı Bursa’da mezarlığın ismi biliniyor ama parasızlıktan, öldüğü zaman mezar satın alınamıyor ve zaman geçtikçe öylece kaybolup gidiyor mezarı. Doğru hatırlıyorsunuz göç ettiklerinde annem 6 aylık ve 6 ay sonra anneannem ölüyor, annem ve dayıma ( dayım o zaman 6 yaşında) dedem bakıyor ama o da sonra çalışmaya başlayınca kendi kendilerine bakıyor çocuklar. Annemin anneannesi yaşlı olduğu için bakamamış başka kimsede sahip çıkmamış. Hatta annemin çok küçük yaşta geçirdiği ve ölümden döndüğü 2 kaza var başlarında kimse olmadığı için çocuğun evden çıkmasıyla oluşan. ”

 

Benim cevabım: ” O zaman anneanneyi ismiyle anarak bir dua okuyup sevgi ve ışık gönderin. ( neye inanıyorsanız o şekilde ) ”

 

Cevabı: “ Tamamdır Eylül hanım tüm kardeşler ve annem dahil olmak üzere ismiyle anarak dua okuyup, sevgi ve ışık göndereceğiz.   …………… ………………..”

 

 

1,5 AY SONRA :

” ………… …  Annem bir süredir çok pozitif,sesi çok canlı ve gündüzleri uyumuyormuş ki çok uyuyordu ilaçların etkisi ile. Babam artık akşamları evde çok zaman geçiriyormuş ki o kahveye falan çıkardı şimdi annemle dizi izliyorlar. 🙂 Benden 1 yaş küçük olan kardeşim çok pozitif ve çok huzurlu olduğunu söylüyor ki onun modu çok çabuk düşerdi ve karamsardı hep. Ablam kolunun ağrısı geçtiği için çok mutlu bunu size söylemiştim galiba ve o da düzenlidir, sürekli iş yapar hiç oturmaz bana bir rahatlık geldi artık takmıyorum işleri yapmak istemiyorsam yapmıyorum ( NOT: Pervin Hn’ın kendinde ve bütün kardeşlerinde temizlik ve düzen takıntısı vardı. Onu kastediyor )  diyor. Şimdilik bunlar değişiklikler oldukça mutlaka yazıcam size. Sevgilerimle 

 

Annesindeki değişimlerin ne zaman başladığı ile ilgili sorduğum ek soru üzerine:

Annem regresyon seansımdan sonra daha pozitif davranmaya, bizi telefonla daha çok aramaya ve daha uzun konuşmaya başladı. Eskiden gündüzleri hep uyurdu ve biz bunu aldığı ilaçlara bağlardık. Gündüz uyumama olayını Bağlar çalışmasından 2 gün sonra kardeşim söyledi ve çok şaşırdık. ”

Ş11

 

NOTLAR:

1- İlk seansta Pervin Hn’ın yazdığı konu başlıklarında göreceğiniz üzere, uyku problemini o kadar kanıksamıştı ki en son önceliği ona vermişti. Oysa ki 19-20 yıldır doğru düzgün uyku uyumayan bir insanın hayatında herşeyin yolunda gitmesini bekleyemeyiz. Normal bir insanı bile 3 gün uyutmadığınızda sinir sistemi bozulur, tüm ruh hali etkilenirken, Pervin Hn nerdeyse 20 yıldır kaliteli uyku uyumuyordu. Dolayısı ile ilk geri-bildiriminde hayata bambaşka gözlerle bakmaya başlamasında, uyku sorunun çözülmesine bağlı olarak değişen fiziksel etmenlerin de payı var gibi görünüyor. (  serotonin-melatonin ilişkisi )

 

2-Sevgi, aynı zamanda bir bağlılıktır. Sevdiğimiz bir insan ölünce, bu bir nebze de olsa, bizi de oraya çekebilir. Pervin Hn’ın annesinin durumunda böylesi bir değişiklik-gelişme olmasının sebebi, orada uzun yıllardır yaşanmamış bir yası olmasıydı. Annesinin fotoğrafını bile görmeden büyütülmüş bir çocuğun acısını hala taşımasıydı.

Malesef kültürümüzde, çocuklar üzülmesin diye böylesi olaylar yoksayılır ve ölmüş olan insanların adı bile anılmaz. Bu şekilde ertelediğimiz bir yasın bedelinin genelde daha büyük olduğunu bilsek, herhalde çocukları korumak adına onlara daha çok zarar veren hareketlerde bulunmazdık çünkü ancak yasımızı yaşadığımız zaman, iyileşmeye başlarız.

 

3- Küçükken arkadaşları ve kardeşleri sokakta oyunlar oynarken, Pervin Hn’ın tek başına,  toprakları kazarak bulduğu kemikleri bilinçsizce biriktirmesinin sebebi şimdi biraz daha anlam kazandı sanırım…Muhtemelen kayıp olan atalarını arıyordu.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

UYKU PROBLEMİ: KARABASAN ( 1 . Bölüm)

Standard

geceterörü

 

İsmine Pervin diyeceğim danışanım, 30’lu yaşlarının sonlarında, evli ve çocuklu bir kadındı. Çocuğu doğduğundan beri ona baktığı için yaklaşık 4 senedir çalışmıyordu.

İlk defa seansa geldiğinde doldurduğu form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” Özgüven;  bolluk-bereket sorunları; uyku problemi ” yazmıştı.

Özgüven Sorunu: İlk seanstaki uzun ön-görüşmemizde küçüklüğünden itibaren diğer kardeşlerinden farklı olduğunu, utangaçlık sebebiyle yaşıtı olan arkadaşlarıyla oynayamadığını, evde ebeveynlerine dahi mesafeli olduğu için ” utangaç, yabani, korkak ” gibi sıfatlarla anıldığını, bugün bile hala bunun etkisinde olduğunu ve çocuğu dışında kimseye sevgisini gösteremediğini ve herkese mesafeli olduğunu belirtti.

Bolluk-bereket sorunları: Eskiden para biriktirebildiğini ama 20’li yaşlarda bir eğitim için yurtdışına çıkıp Türkiye’ye geri döndükten sonra hep bir borç içinde olduğunu; evlendikten sonra ise aynı durumun devam ettiğini belirtti.

Uyku Problemi: 18 Yaşındayken bir gece ailesinin evinde kaldığında bir anda göğüs kafesinin üstünde hissettiği bir ağırlık olarak tarif ettiği ve ilk karabasan olarak tanımladığı durumu yaşarken bağırmak isteyip bağıramamıştı. Olay anında inlediğini, bu sebeple evdeki herkesin uyandığını, kendisinin uyandırıldığı anda ise çok terlemiş ve göğüs kafesinin üzeri nokta nokta kırmızı lekeler olduğunu söyledi.

Geçen yıllar boyunca bu durum devam etmiş, yanında eşi veya çocuğu yatarken bile tekrarlamaya devam etmişti. Yaklaşık 19-20 yıldır her ay mutlaka en az 1 kere tekrarladığını, bazen ayda 5-6 kez bile olabildiğini ve bu sebeple çok tedirgin uyuduğunu ve son 2 aydır uyuyabilmek için ara ara ilaç kullanmaya başladığını söyledi.

 

İlk defa seansa gelen herkese sorduğum soruları da yönelttikten sonra Pervin Hn ile seansa geçtik.

 

seans

 

Seansa başlarken yaptığımız kısa temizlikte yoğun bedensel duyarlılıklar olunca seansımızı eklenti seansı olarak ilerlettik. Bu esnada Pervin Hn da kendisinde 7 eklenti olduğuna dair bilgi verdi.

 

ağaç

1.EKLENTİ: 9 Yaşında iken evlerinin karşısında bulunan yaşlı ağaçla ilgili gördüğü korkunç bir rüya anında çektiği 7 adet eklentiydi. O rüyayı hala her detayıyla hatırlıyordu. Rivayete göre bahsedilen ağaç çok eski bir ağaçtı ve o ağacı kim kesse, o kişinin başına mutlaka birşey geliyordu. O ağaç her kesildiğinde Pervin hn o ağaçla ilgili korkutucu bir rüya görüyor ve korktukça kendine daha çok eklenti çekiyordu.

7 Eklentinin Etkileri:

-Kaygı, korku ve tedirginlik yaratmışlardı.

-Sol ayak topuğunda  ara ara sızlamalara yol açmışlardı. Hatta Pervin hn’ın bu sebeple 20’li yaşlarında ameliyat olmasına rağmen sızlamalar bir türlü geçmemişti.

-Çocukluğundan beri kabızlık, karın bölgesinde şişkinlik ve gaza yol açmışlardı. –

-Kendisini sürekli yorgun hissetmesine, bıraksalar bütün gün uyuyacak kadar fazla uyuma ihtiyacına sebep olmuşlardı.

-Baş ağrıları : Küçüklüğünden beri  haftada en az 1 kere mutlaka baş ağrıları çekmesine ve bazen bu ağrıların şiddetli olarak 3-4 gün sürebilmesinde etkili olmuşlardı.

-Kötü rüyalar, kabuslar görmesine sebep olmuşlardı.

-18 Yaşından itibaren uyku sorunlarının başlamasına ve bir odada tek başına yatamayacak duruma gelmesine sebep olmuşlardı.

-Çocuğu olduktan sonra artan takıntılı düşüncelere; ve zaten olan temizlik-düzen takıntısının artmasına sebep olmuşlardı.

 

kemikler

2.EKLENTİ: Çocukken yaşadıkları bölge, eski bir uygarlığa ait mezarlığın üzerine inşa edilmiş olduğu için Pervin Hn toprağı kazarak kemik parçaları bulduğunu, kardeşleri arasında arkeolojiye meraklı olan tek kişi olduğunu; bulduğu kemiklerden korkmaması için annesinin onlara “ kireç ” dediğini; bu kemik parçalarını ve topraktan bulduğu eski paraları toplayarak oyunlar oynadığını ve sonunda birgün biriktirdiği herşeyin ablası tarafından  o korktukları ağacın içine atıldığını anlattı.

Bu tarihi bölgede gezinirken 7-9 yaş aralığında kendisine 4’ü gezinen enerji olmak üzere toplam 7 adet eklenti çekmişti.

 

pervinBu grubun da üstte belirtilen eklentilere benzer etkileri olduğu için tek tek detaya girmeden 7 dönemine baktık. Bu dönemde çocuklarla oynamayıp tek başına mezarlıkta oynadığını, şehitlerin yattığı söylenen evlerine yakın olan bir tepede bulduğu büyük taşı kazımaya çalıştığını ve bu dönemde merak duygusuyla kendisine bazı eklentileri çektiğini belirtti.

 

Bütün eklentileri gönderdikten sonra, 7-9 yaş aralığına biraz çalıştık. Seansın sonlarında ise anne tarafı atalarıyla alakalı yoğun travma etkisi olduğunu düşündüğüm için meditatif bir çalışmayla seansı noktaladım.

 

g2

1.GÜN:

Merhaba Eylül Hanım, Ense köküm ve başımda çok ağrı oldu hala da ara ara ağrı gelip gidiyor normal zamanlarda hemen ağrı kesiciye sarılabilirdim ama içmedim. Dün gece biraz geç yattım 3-4 saat uyku uyudum ama çok güzel bir uykuydu ve çok güzel rüyalar gördüm fakat ne gördüğümü hatırlayamıyorum sadece sabah çok mutlu uyandım ve ne güzel rüyalar gördüm dediğimi hatırlıyorum. Bugün 16:00’da çok yorgun hissettim ve 1 saat uyudum ama çok zor uyandım, gözümü çok zor açtım ve yataktan sürünerek kalktım diyebilirim. Normalde o bir saat uyku bile gece uykumu etkiler uyuyamazdım ama çok uykum var e-mailinizden sonra uyuyacağım hemen. Sevgilerimle .. ( Email Gönderilme Saati: 23.55- Pervin Hn için erken bir saat ) ”

3.GÜN:

”  Merhaba Eylül Hanım, Annemin teşhisini ve dedemlerin Yugoslavya’da yaşadıklarıyla ilgili bilgi istemiştiniz. Annemin teşhisi Anksiyete Bozukluğu. Kullandığı ilaçların isimleri Silunex, Seroquel ve Abizol. Raporu varmış bu ilaçlar için. Dedemin anlattıkları evlerinin basılması ve ziyafet hazırlatılması, kızlara ve kadınlara tecavüz, evin erkeklerinin kurşuna dizilmesi ve cesetlerinin ailelere teslim edilmemesi,bebeklerin havaya atılarak mızrağın üzerine saplanması ve mallarının gasp edilmesi gibi ağır vahşet içeren olaylar. 1953 yılında İzmire göç ediyorlar orda çiftlik alıyor bir düzen kuruyorlar fakat göçmen yasası çıkmadığı için ülkelerine geri gönderiliyorlar ve İzmir’de tüm malı,mülkü kalıyor. 1956 yılında tekrar Bursa’ya göç ediyorlar ama çoğu akrabamız gelemiyor. İsmet İnönü göçmen yasasını çıkardığı için Türkiye vatandaşı oluyorlar. Annem o zaman 6 aylık zaten 1 yaşındayken anneannem veremden ölüyor ve o zaman ki zihniyetle fotoğraf ve ona ait herşey yakılıyor. Annem hayatı boyunca annesinin fotoğrafını görmemiş. Dil bilmedikleri için çok zorlanmışlar dedem 50’li yaşlarda Türkçeyi öğrenmek ve çöpçülük yaparak evini geçindirmek zorunda kalıyor. Bu kadar detaya ihtiyacınız var mıydı bilmiyorum ama yardımcı olabileceğini düşündüm. Bu arada ilk mailimde size yazmıştım ben 2 dil biliyorum ama konuşma konusunda bir engelim var. İçimden çok güzel konuşuyorum ama dışa vurumda tıkanıklık yaşıyorum. Ablam 6 yıl Amerika’da kaldı konuşma konusunda çok zorlandı ve en küçük kardeşimde kursa gitmesine rağmen konuşma konusunda sorun yaşıyor. Kendi kendime soy ağacımızda hep farklı ülkelerde, farklı diller konuşulduğu için ve Türkiye’de yeni bir dil öğrenmek zorunda kaldıkları için mi bunu yaşıyoruz diye düşündüm hep. O günün heyecanıyla bunu hatırlatmayı unuttum kusura bakmayın. Bağlar çalışması ile ilgili bir boşluk olursa beni dahil etmenizi çok isterim. Sevgilerimle ..…”

 

9.GÜN:

Merhaba Eylül Hanım, 7 gün sonra geribildirim istemiştiniz. Çok yorgun bir hafta geçirdim, ilk 2 gün güzel uyudum ama 3. gece bir kabus gördüm ve açıkçası tüm hafta uyurken yine çok korktum ve çok sık uyanıp bazen uyuyamadım bir kaç gecede sabah ezanını bekledim. Daha önce rüyamda gördüğüm gibi yine çok kuvvetli bir enerji beni olduğum yerden uzağa fırlatıyordu. Ense köküm ve başım seanstan sonra 4. gün itibariyle çok şiddetli ağrıdı mecburen ağrı kesici içtim ama yinede geçiremedim. 3 gün bu şekildeydi son 2 gündür yok. Sezgilerimin güçlendiğini hissediyorum, size ben hiç hissetmem aslında demiştim, rüyalarımda çok net gördüğüm 3 şey birebir gerçekleşti geçtiğimiz hafta yada tesadüf bilmiyorum. 🙂 Seansa geldiğim günün gecesi ablam benim küçükken rüyamda gördüğüm o yaşlı kadını rüyasında görmüş. Ben ona ne bugüne kadar o kadının nasıl biri olduğunu ne de seansla ilgili hiçbir bilgi vermedim hani etkisinde kalacağı bir durum olsa bir nebze anlayacağım. Sabahında bana bir rüya gördüm dedi ve ben size nasıl tarif ettiysem birebir aynı kelimelerle bana tarif etti şok oldum ama anlamlandıramadık. Ablamda boyun fıtığı var özellikle sol kolunda yıllardır çektiği bir ağrı var ama o ağrının 1 haftadır olmadığını söylüyor hatta koluyla hiç yapamadığı hareketleri yaptığını belirtti ama son 4-5 gündür öyle bir ağrı benim sol kolumda var arada şiddetli bir ağrı arada elektrik çarpması şeklinde.

Dün gece kolay uykuya daldım normalde hep biri,birileri var ve bana bakıyor gibi hissederdim ve hep uyanıp odanın her yerine göz gezdirip çok korkardım ama dün gece öyle bir şey hissetmedim. 20 yıldır yaşadığım bir korkunun hemen geçmesini beklemiyorum ama geçeceğini ve bu konuda iyileşeceğime inanıyorum. Son olarak kendimi ifade ederken artık çok daha rahatım, konuşurken daha sakinim ki bazen çok hızlı konuşuyordum, insanlarla daha rahat göz kontağı kurabiliyorum şimdilik bu kadar. Sevgiyle kalın...”

 

Ş11

 

NOTLAR:

1-Pervin Hn, eklenti sayısını  en başta 7 olarak bildirmesine rağmen toplam 14 tane gönderdik. Bu genelde rastladığım bir durumdur. Eklentiler, onları göndermememiz için bazen olduğundan eksik göstermeye çalışırlar . Bu sebeple, genelde söyşenilenden yüksek sayıda eklenti çıktığına çok defa rastladım.

2-Seans sonunda kendime aldığım özel notlarda, uyku ve karabasan sorununun takip edilerek ne şekilde ilerleyeceğimize karar verebileceğimizi, kesinlikle BAĞLAR ÇALIŞMASI’na katılımını gerektiren çok konu başlığının olduğunu ve mutlaka anne eksenli başlanması gerektiğini yazmışım.

3-Pervin Hn’ın anne ve baba tarafı ataları herbiri neredeyse 4  farklı ülkeden göç eden bireylerden oluşuyordu. Hatta bu göç hikayelerinin bir kısmı çok yakın tarihli olup sonraki jenerasyonları etkileyecek seviyede ( savaş ortamı, katliamlar -bebek ölümleri ve tecavüzlere şahit olmak..vb ) büyük travmalardı. Pervin Hn’ın annesinin hayatına kırmızı ve yeşil reçeteyle verilen ilaçlarla devam edebildiğini, neredeyse 30 yıldır ilaç kullanım süresi dolsa bile tekrar tekrar yazdırarak bu ilaçlara bağımlı bir hayat yaşadığını ve sürekli uyumak istediğini belirtmişti. Bu yüzden annesiyle ilgili ek olarak sorduğum birkaç soru üzerine annesinin yaşama çok bağlı olmadığını ve geçmişte kendisine birkaç kere ölmek istediğini resmen ifade ettiğini söyledi.

Açıkça belirtmek gerekirse; bugüne kadar çok fazla göç hikayesi, çok fazla travmatik ebeveyn hikayesi duymuştum ama 4 ayrı ülkeden göç hikayesinin tek bir kişinin sisteminde toplanmış oluşuna ilk kez rastlıyordum. Dolayısıyla, bu çalışma sadece Pervin Hn’ı içermeyecek şekilde ilerlemek zorunda kaldı.

 

( Devam edecek……)

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

BİR ERKEK DANIŞAN HİKAYESİ: ” İşlerim Bir Türlü Yolunda Gitmiyor…”

Standard

G2

İsmine Gökhan diyeceğim danışanım 40’lı yaşlarının ortalarında, evli ve çocuklu bir danışandı. Kendisi ile şu ana kadar sadece ekim 2017’de tek bir seans yapabildik.

Gökhan bey o sırada işsizdi ve çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” İşlerimin bir türlü yolunda gitmemesi ” yazmıştı. Ön-görüşmemiz sırasında konuştuğumuz detaylardan farkettik ki Gökhan bey her 2 senede bir en az 3-5 ay süreyle de olsa mutlaka işsiz kalıyordu. Yaptığı hiçbir iş, girdiği hiçbir yeni iş kolunda işler yolunda gitmiyordu ve hep dış koşullar sebebiyle sonlanıyordu.

Öğretmen bir babanın oğluydu ve küçüklüğü maddi sıkıntılar içinde geçmişti. Kendisi de bu alanda eğitim almış olmasına rağmen sırf küçüklüğündeki gibi maddi zorluk çekmemek için öğretmenlik yapmak yerine, yurtdışına giderek hem çalışmış hem de master yapmıştı. Yurtdışında bulunduğu süreçte çalıştığı işten iyi paralar kazanmış ve Türkiye’de iki ev sahibi olmuştu. Gelgelelim, evlenip Türkiye’ye dönünce işler hiç de umduğu gibi ilerlememişti.

G3Başvurduğu sektörde yöneticilik vasıflarında iş ararken kendisine garsonluk teklifi geliyordu. Bu sebeple farklı sektörlerde sıfırdan başlayarak çalışmaya başlamıştı. Bazı işlerin parası azdı, bazıları süreye bağlı proje işiydi ve 2 sene dolduğunda otomatik olarak işsiz kalıyordu. Sonunda arkadaşlarıyla kendi şirketini kurmuştu fakat bu işte de para kazanamamışlardı. Hatta 7 ay hiç iş yapamadıkları dönemler bile olmuştu. Sonunda bu işi de kapatmak zorunda kalarak kurumsal bir şirkette satış departmanına girmişti fakat tam 2 seneyi doldurmak üzereyken bu işinden çıkartılmıştı.

Bana seansa geldiğinde 3 aydır çalışmıyordu. Ön-görüşmemiz sırasında ” Başvurular yapıyorum. Görüşmeler de yapıyorum ama dönüş bile olmuyor ” dedi.

İlk defa seansa gelen herkese sorduğum sorulardan sonra seansa başladık.

Yoğun bir eklenti algılamadığı için ilk seansta ana karnı ve 0-6 yaş dönemine bakmaya karar verdim.

Gökhan bey, normal doğumla, 9 aydan 1-2 hafta önce ve kolaylıkla doğduğunu hatta ebe gelene kadar doğduğunu belirttikten sonra seansımıza geçtik.

 

seans

Anne karnındaki dönemi keşfederken Gökhan bey 4 aylık olduğu bir sahnede çok donuk olduğunu, annesine ait bir eklentinin olduğunu ama algılayamadığını belirtti.

Başka herhangi bir sahne keşfedemediğimiz için doğum travmasına bakmak istedim.

Doğum anında görmediği, bilmediği bir yere gidiyor olmanın verdiği yoğun korku vardı. O esnada annesinin korktuğunu hissettiği için daha da korktuğunu belirtti. Bu bölümdeki başka bazı detaylardan dolayı kendime ” anneyle bağlantısında kopukluk var ” diye özel bir not almışım.

Babasıyla olan kısma baktığımızda ise pek bir sorun görünmüyordu. Babaya, annesine olduğundan daha çok yakınlık duyuyordu ve onu görünce mutlu oluyordu.

Her ne kadar 0-6 yaş arası travmalarına bakmak istediysem de Gökhan bey hiçbir erken dönem anısına geçiş yapamadı. Bu sebeple ana karnı dönemini dönüştürmeye başladık. Fazla anıya değinemediğimiz için extra zamanım vardı. Bu zamanı Gökhan bey’e başka türlü nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle kullanmak istedim.

G4

Bu bölümde anne-babasını ve atalarını içeren bir çalışma yaptık. Bunun sebebi ; Gökhan bey’in hem annesinin hem babasının tarafında ayrı bölgelerden göç hikayelerinin olmasıydı. Özellikle anne tarafının Yunanistan’dan göçleri çok yakın tarihliydi ve buraya detaya girmeyeceğim bazı travmatik detaylar içermekteydi.

Anneanne annesini doğurmadan önce en az 3 tane düşük yapmış ve kendi hayatındaki travmatik olaylar sebebiyle Gökhan bey’in annesiyle çocukken pek ilgilenememişti. Bu noktada Gökhan bey, kendisinin de küçükken benzer kaderi yaşayarak annesi tarafından değil de daha çok ablası tarafından bakıldığını ekleyince, bu bölümde daha çok anne tarafına ağırlık verdim.

Gökhan bey’in seans içinde donuk olması, bazı anlara geçiş yapamaması yakın tarihli ve travmatik göç hikayesi olan çoğu danışanda rastladığım bir etki olduğundan, bunun onunla ilgili birşey olmadığını biliyordum. Bu sebeple seanstan sonra Gökhan bey’e ilk fırsatta Bağlar Çalışması’na katılmasını tavsiye ettim. ( NOT: Bağlar Çalışması, regresyon dışında teknikler kullandığım, daha çok aile veya atalardan gelen travmatik etkilere çalıştığım bir grup çalışmasıdır. ) Gökhan bey 3 aydır işsiz olduğu gerekçesiyle yakın zamanda bu çalışmaya katılamayacağını ama ilerde katılmaya çalışacağını belirtti.

 

g2

1.GÜN:

” Eylül Hanım Merhaba,

Şu an için basit bir halsizlik dışında gayet iyi hissediyorum. Düşünce olarak biraz rahatlama oldu.
Bunların dışında iş için 2 yerden haber bekliyordum ve bu sabah ikisinden de maalesef olumsuz yanıt aldım ve biraz üzüldüm.
Fakat genel olarak iyiyim.
Teşekkürler

8.GÜN:

” Merhaba Eylül Hanım,

Bir hafta sonunda fiziksel olarak herşey gayet iyi.
Bu hafta içinde iş olarak CV im bir çok şirkete gitti. Daha olumlu hissediyorum.
Hatta ilk defa annem bize destek olmak için biraz para göndermiş.* Daha önce yaptığı birşey değildi.
Umarim işlerimiz en kısa zamanda yoluna girer.
Selamlar 
***
Bu son geri-bildirimden sonra Gökhan bey’den herhangi bir haber alamadım. Danışanlar yazmadığı müddetçe gelişmelerden haberim olmadığı için de, ben ilk zamanlar kendi kafamda ” Herhalde kaliteli bir trans geçiş olmadığı için Gökhan bey’in beklediği gibi bir çalışma olmadı ya da hayatında hemen olumlu birşeyler olmasını bekliyordu ve hemen olmayınca devam etmek istemedi..” gibi düşündüm ve Bağlar Çalışması tavsiyemi bir daha hatırlatmadım.
1 YIL SONRA: 
İlk defa randevu almak için yazan bir kişi bana emailinde kendisinin Gökhan bey’in referansıyla yazdığını, onun referansının kendisi için çok kıymetli olduğunu belirtince açıkçası şaşırdım çünkü seanstan sonra 1 yıl geçip hiç haber almayınca çalışma konumuzla ilgili hiçbir gelişme olmadı sanmıştım. Dolayısıyla bu vakayı biraz geri-bildirimlerin önemine dikkat çekmek için de paylaşmak istedim. Danışanlara her zaman seans sonunda ” Çalışma konumuzla ilgili olarak hayatınızda önemli birşey olursa bana yazabilirseniz iyi olur çünkü ben sizi ancak geri-bildirimleriniz sayesinde takip edebilirim. ” derim fakat genelde unutulur.
Referans verdiğine göre Gökhan bey’de olumlu birtakım şeyler olmuş olmalıydı diye merak ederek ben de Gökhan bey’e emaille gelişmeleri sordum. İlk aldığım cevap:

Eylül Hanım Merhaba,

Evet (X  kişisi)’ne sizi tavsiye ettim.
Hatırlayabilirseniz daha çok işimle ilgili size gelmiştim.
Şu an yaklaşık 1 senedir çalışıyorum. Farklı bir sektörde iş hayatıma devam ediyorum. İşlerimin yavaş yavaş yoluna girdiğini düşünüyorum.  
Ayrıca eşim de, bende olumlu değişikliklerin olduğunu söylüyor. Özellikle kendisine karşı.
Bildirim yapmadığım için kusura bakmayın. Bu konu çok aklıma gelmedi.
Yazdığınız için teşekkür ederim.”
***
Bu cevap üzerine eşinin farkettiği değişimleri sorarak eğer izin verirse vaka olarak yazmak istediğimi belirttim. Aldığım cevap:

Eylül Hanım Günaydın,

İlginiz için teşekkür ediyorum.
Öncelikle bloğunuzda isim vermeden paylaşabilirsiniz. Benim için bir sakıncası yok.
Seanstan tam 1 ay sonra iş buldum. Üstelik şimdiki patronum olan kişi benimle çok çalışmak istedi. İlk görüşmeden sonra ısrarla arayıp hemen işe başlamamı istedi ki bu iş benim için farklı bir sektör.
Şu anda kazancım çok olmasa da düzenli çalışıyorum ve borçlarımı bitiriyorum. Daha önce kendi işimi yapmak istedim ama bir türlü olmamıştı.
Kendime daha fazla güvendiğimi hissediyorum. Bu sektörde başarılı olduğumu düşünüyorum ve yakın gelecekte daha iyi olacağını biliyorum.
Eşim bendeki değişiklikleri sık sık söylüyor aslında. 
Onu daha iyi anladığımı söylüyor, önceden sanki benim gözümde bir perde varmış ve o perde kalkmış gibi diyor.
Daha önce bir konu üzerinde konuşup ortak hemfikir olmak zordu fakat şimdi oturup ortak kararlar alabiliyoruz, önceden benim dinler gibi göründüğümü aslında dinlemeyip kendi bildiğimi okuduğumu söylüyor.
Ayrıca bana söylediği, hayatımın kontrolünün şimdi daha çok kendi kontrolümde gördüğü. Önceden kontrolsüz bir şekilde oradan oraya savrulduğumu düşünüyormuş.
Şimdi iş konusunda ve gelecek konusunda kafamın daha net olduğunu söylüyor.
Eylül Hanım şimdilik hatırladığım bu kadar. 
Çok teşekkürler  “
Ş11
NOTLAR:
1-“Hatta ilk defa annem bize destek olmak için biraz para göndermiş.”*:  Bu gelişme benim içim çok manidar çünkü seansın son bölümünde yaptığımız özel çalışmada özellikle anne ve anne üst kuşaklara odaklı bir çalışma yapmıştık. Seansın üzerinden 1 hafta geçtikten sonra o güne kadar hiç maddi destekte bulunmamış olan annesinin kendiliğinden para yardımı yapması, yaptığımız çalışmaların aslında sadece çalıştığımız bireyleri etkilemediğini gösteriyor. Biz kendi içimizde değiştiğimiz zaman çevremizin tepkilerinde değişim olabiliyor.
2- Neden anne, göç, ataların anavatanı konularını önemsediğime gelince; anneyle bağlanma şeklimiz yaşamla bağlanma şeklimizi, ikili ilişkilerimizi, alma-verme dengemizi, parayla ilişkimizi ..vb konuları etkiler.
Eğer annemiz daha önceden yaşadığı bir travma nedeniyle üzgünse ve biz küçükken bizimle bizim istediğimiz şekilde ilgilenememiş ise, bu annenizin sizi hiç sevmediği anlamına gelmez. Sadece o anda sizin istediğiniz şekilde sevememiştir.
Annemle bağlanma şeklimde sorun varsa, büyük olasılıkla ikili ilişkimde sorunlar yaşarım. Gökhan bey’in eşiyle olan iletişiminde olan iyileşme bu alanda da şifalanma olduğunu gösteriyor.
Bu şekilde çok detay ve örnek verebilirim ama bu vakadaki en önemli ayrıntıya aşağıda değineceğim.
3-Gökhan bey’in annesi Yunanistan’da doğmuş ve yaklaşık 2 yaşındayken bütün evlerini, mallarını, tarlalarını orada bırakarak zorunlu olarak Türkiye’ye gelmişler. Bir yerden göç etmek zorunda kalmak ve üstüne üstlük bütün mallarını orada bırakıp başka bir ülkede herşeye sıfırdan başlamak zorunda kalmak, Gökhan bey’in annesi ve ailesi için zorlu bir durum ve ciddi bir travma.
İkinci önemli ayrıntı; Yunanistan’da doğan bir çocuk anavatanı olarak Yunanistan’ı görür. Oradan zorunlu olarak başka bir yere ( kendi ülkesi olsa bile ) gittiğinde bir uyum sorunu yaşar, hatta kendi ülkesinde dışlanabilir.
Şimdi gelelim en önemli detaya: Gökhan bey her 2 sene dolmaya yakın hep dış faktörler tarafından işinden oluyor, ya iflas ya kovulma ya da projesi sonlanıyordu. Aslında Gökhan bey, sadece annesinin ve annesinin ailesinin travmasını tekrar ediyor. Yurtdşındayken iyi kazanırken evlenip Türkiye’ye yerleştikten sonra çok çalışmasına rağmen para kazanamaması bile bir nevi atalarının travmasının tekrarı gibi sanki.
5
Malesef sadece kendi travmalarımızın etkisi altında değiliz. Ebeveynlerimiz çok travmatikse, onların halledemediği bazı işleri tekrar edip duruyoruz. Ta ki farkedip çözümleyene kadar. Freud’un ” tekrarlama güdüsü ” veya ” yineleme takıntısı” olarak tanımladığına benzer şekilde, bilindışımızdaki çözülememiş şeyleri bu sefer hatasız olarak gerçekleştirmek üzere tekrar edip duruyoruz. Bu noktada, çözümlenmemiş bu işlerin de farkında değilsek, Jung’un dediği gibi bütün bu olan bitenlere ” kader ” deyip geçiyoruz.
Bu yüzden hayatımızdaki döngülerin, tekrar eden sorunların farkında olmakla işe başlayabiliriz…Bu vesileyle Gökhan bey’i tebrik ediyorum ve yazmama izin verdiği için teşekkür ediyorum. Kaliteli bir trans geçişten daha önemli olan, her zaman açık bir kalple seansa gelmektir.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan