AİLEDEN DIŞLANMA İLE İLGİLİ BİR VAKA ( 2. Bölüm )

Standard

M1

Meltem Hn ile ilk seanstan 53 gün sonra bir araya geldiğimizde seansa başlamadan önce kendisine bu süre içinde farkettiği değişimleri sordum. Aldığım bilgiler:

1-Kafamda sürekli dönüp  duran düşünceler durdu. O kadar çok babamdan bahsediyormuşum ki bir arkadaşım ” Aaa..senin baban ölmüş müydü ki ? ” dedi. Ben de şaşırdım.

2-Fiziksel olarak göğsümün sol tarafında kalp civarında sıkışma olurdu. Bazen hergün bazense 2 günde 1 olurdu. Bu konuda doktorlara gittim, her türlü tetkik yapılmıştı ve birşey çıkmıyordu. Bu seanstan sonra geçti. Babam ölür ölmez başlayan bu ağrılar artık yok.

3-Genel olarak hayatıma bir huzur geldi. Eşime ve çocuklara karşı daha sakinim.

 

seans

 

Yine eklenti seansı şeklinde başladı. Şimdiki hayat regresyonu ile ilerledi.

 

EKLENTİ:

Yıllar önce düşükle kaybettiği bir bebekle alakalı bir eklentiydi. Bu eklentisi onda kaybetme korkusu yaratmıştı. Bu korkusu ondan sonra olan çocuklarına fazlasıyla yansıtıyordu.

***

Seansa daha sonra annesi, babası ve kardeşleriyle yaşadığı sorunlar ve özellikle reddedilme duygusu ile devam ettik.

Özellikle annesinin kız çocuk olarak doğurduğu için kayınvalidesi ve akrabaları tarafından soyu devam ettiremeyeceği sebebiyle ezilmesi sebebiyle Meltem Hn’ın bebeklikten itibaren hissettiği duygular üzerine çalıştık. Bol katarsisli geçen aile bölümünden sonra kendime aşağıdaki şekilde not almışım:

-İlerde 0-6 yaş çalışılmalı

-Bağlar Çalışması’na katılabilir

-Kendini ifade etme sorununa ilerde bakılmalı

g2

 

2.GÜN:

” Eylül hanım merhaba.Dün akşam yazamadım. Seans sonrası halsizlikten eve zor geldim.Hemen yattım.Ertesi gün başağrısı ve halsizlik çok yoğundu. Bağırsaklarımda sorun olup olmadığını sordunuz ya..Dün bütün gece bağırsak hareketlerim o kadar yoğundu ki sabaha kadar gaz sorunu yaşadım.Bir balon gibiydim…İçim şişmiş sanki.Boşaldı..Sabah rahat kalktım..Sevgiyle kalın. .”

 

8.GÜN:

” Merhaba Eylül hanım.Size söylemeyi unuttuğum bir şey vardı.Geceleri çoğunlukta ama gün içinde de çenemi sıkma sorunum vardı yıllardır.Ve oğlum da da  geceleri diş gıcırdatma ..Benim  çenemde rahatlama oldu.Oğlumunda gıcırdattığını duymuyorum 1 haftadır.Devam eden halsizlik var..Dinginlik var.Hayatımıza evde hiç istememe rağmen bir kedi girdi.Oğlumun peşine takılıp gelmiş.Oğlum sahiplendi onu  babanım ben senin diyor.Dikkatimi çeken bir durum olduğu için paylaşmak istedim.Sevgiyle kalın...”

 

2 AY SONRA:

” Merhaba Eylül hanım…Size yazmak istediğim bazı konular var..Size söylemeyi unuttuğum çenemi her daim sıkma durumum vardı..Özellikle uykuda aynı şekilde oğlumda da diş gıcırdatma durumu vardı.İkinci seansta ki eklenti düşük yaptığım dönemle ilgiliydi hatırlarsanız..ve ertesi günden itibaren çenemde rahatlama başladı..Yaz tatilini çok rahat geçirdim oğlumunda diş gıcırdatması tamamen geçti. Şöyle bir olay yaşadım ilginç olduğu için paylaşıyorum hiç bir şekilde yorumlayamadım..2 günlüğüne …( farklı bir şehir)’ ya gittiğimizin ilk akşamı  birbirine uzak ve farklı üç mekanda  ..X.X’ın ( ilk seansta bahsedilen, eskiden ünlü bir şarkı yazarı ) şarkısı çalıyordu (……….) Bu nasıl bir tesadüftür diye şaşırdım..Ve uzun süredir çok rahatım diye size yazmayı planlarken bayramın 1.günü sabahına dişlerimi sıkarak uyandım ve devam ediyor..Oğlumda diş gıcırdatma tamamen geçti..Ben de bu arada çok daha dengeli ve huzurluyum..Bağlar çalışmasında görüşmek dileğimle. .Sevgiler..

***

Bu seanstan yaklaşık 2,5 ay sonra Meltem Hn Bağlar Çalışması adını verdiğim ve farklı bir teknik kullandığım grup çalışmasına katıldı.

 

B3.jpg

 

BAĞLAR ÇALIŞMASI

Bu çalışma sırasında Meltem Hn’ın bir kayıp ikizinin olduğunu keşfettik ve bu doğrultuda bir çalışma yaptık.

Bağlar Çalışması’ndan yaklaşık 1 yıl sonra 2017 ekimde yaptığımız 3. seansta yaklaşık 1 yılı içeren geri-bildirimlerini alarak seansa başladım. Danışanın bu 1 yıllık gözlemlerini ve geri-bildirimlerini bir sonraki bölümde okuyabileceksiniz.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

AİLEDEN DIŞLANMA İLE İLGİLİ BİR VAKA ( 1. Bölüm )

Standard

M1

İsmine Meltem diyeceğim danışanımla ilk defa mayıs 2016’da çalışmaya başladık. Bana bir arkadaşının tavsiyesi ile gelen Meltem Hn 40’lı yaşların ortalarında bir sağlık çalışanı idi.

Seansa geldiğinde doldurduğu form üzerindeki çalışmaya geliş sebebi bölümüne ” Kabul edilmeme, suçluluk duygusu, kaybetme korkusu ” yazmıştı.

seans

İLK SEANS :

Ön görüşme bölümünde ” reddedilme duygusu” konusunu seçmişti. Annesi erkek çocuk beklerken kız çocuk olarak doğduğu için annesinin kendisini emzirmek istememesiyle başlayan ve daha sonrasında hastalıklarla geçen çocukluğundan bahsettikten sonra ailesinin onaylamadığı bir evlilik yaptığını ekledi. Bu evliliği yaptığı andan itibaren ise ailesi tarafından dışlanmıştı. Asıl, babası bu evliliği kabul etmiyor sanırken aslında annesinin kararı olduğunu çok sonradan öğrenmişti. Ailesi 4 sene boyunca onu arayıp sormamıştı ama sonra eşiyle beraber ailesini ziyarete gitmişti. Annesiyle karşılaştığında annesinin korkudan bayılması ise onda ayrı bir travma konusu olmuştu. Babasının ” eşinle değil yalnız gel ” demesi üzerine bir müddet ailesini tek başına ziyaret etmeye başlamıştı.

Çocukları olduktan sonra ailesini çocularla ziyaret etmeye başlamış ve babasını ise eşiyle hiç tanıştırma fırsatı bile olmadan kaybetmişti.

Bana geldiği sıralarda ailesiyle hala kopuk olduğunu, kendisi aramazsa annesinin hiç aramadığını, kardeşleriyle de görüşemediğini belirtti. Babasını kaybettiği dönemde ise annesi diğer kardeşinden ve Meltem Hn’dan vekalet alarak ve bunun bazı prosedürler için olduğunu belirterek aileden kalan bir taşınmazı erkek kardeşinin üstüne geçirmişti.

Ailesi tarafından maddi anlamda haksızlığa uğrama konusu sadece bununla sınırlı kalmamıştı. Meltem Hn,  çoğunluğunu kendisinin ödediği memleketlerindeki evini ailesi artık onu orada görmek istemediği için ” satıp parasını sana yollarım ” diyen babasına devretmişti. Lakin babası bu gayrımenkulü satmaya kıyamayıp karısının üzerine geçirmişti.

Ailesiyle zaten kopuk olan iletişimi maddi anlamda hakkını aramaya kalktığında tamamen sıfırlanmıştı. Ancak annesini aradığında annesi telefona çıkıyordu fakat iletişimleri bunun ilerisine geçemiyordu.

Bundan 10 sene kadar önce ailede tek iletişim kurabildiği kişi olarak gördüğü babası vücudundaki bir kitleyi ona gösterdiğinde kendisi de bir sağlık çalışanı olduğu için hastalığın ne olduğunu hemen anlayıp çok üzülmüştü. Daha hastalığın hangi evrede olduğunun tetkikleri devam ederken babasını başka bir sebeple aniden kaybetmişti.

Eşiyle ve çocuklarıyla sorunsuz giden bir hayatı olmasına rağmen küçüklüğünden beri kendisini dışlanmış , tabir-i caizse ailenin kara koyunu gibi hissettiği için hep bir tarafı eksik kalmıştı. Hayatını hep bu hüzünle yaşıyordu.

Seansa reddedilme duygusunun kaynağını araştırmak üzere başlamaya niyet etmiştik fakat henüz seansın hemen başında eklentileri kendilerini belli edince mecburen eklenti seansına çevirmek zorunda kaldık.

1.EKLENTİ:

Babasıyla alakalı bir eklenti modeliydi. Bu eklentisini gönderirken yoğun katarsis yaşadı.

2. EKLENTİ:

Sağlık çalışanı olarak mesleğe yeni başladığı dönemlerde hastanede yatmakta olan bir kanser hastasıyla yakın bir bağ kurmuştu. Bu kadın, Türkiye’de bir dönem mihenk taşı olmuş çok eski ve ünlü bir şarkının söz yazarıydı. Hastasıyla öyle yakınlaşmışlardı ki bazen uygulanan tedavi sonrasında hastayı evine bıraktığı oluyordu.

Bir dönem sonra, yaşlı kadının hastalığının son aşamalarında olduğunu bildiği için araya biraz mesafe koymak istemişti ve kendisini arayıp evine davet ettiğinde onu ziyarete gitmemişti. Bu durum onda biraz suçluluk duygusu yarattığı için o dönemde çektiği eklenti türü de bu duygusuyla ilgiliydi.

Bu eklentisi onda nefes darlığına sebep olmuştu.

 

3. EKLENTİ:

Yine hastanede kaptığı bir eklentiydi. O dönemde hastanede stajerdi ve henüz profesyonel davranamadığı bir dönemdi. Aşırı anaçlık ve merhamet duygusuyla çektiği bir eklenti modeliydi.

Bu eklentisi vücudunun sağ tarafında dönem dönem uyuşukluk hissetmesine ve ayrıca kaybetme korkusuna sebep olmuştu.

 

4. EKLENTİ:

Çalıştığı hastanede iken çektiği 2 adet eklentiydi. Bu eklentiler ise yine o dönemde gözü önünde çok genç yaşta ölen iki askerin ölümüne aşırı derecede üzülmesi nedeniyle ona gelmişlerdi ve onda bacak ağrılarına yol açmışlardı.

 

Seansı noktaladığımızda, en çok dikkatimi çeken konu neredeyse tüm eklentilerini aşırı anaçlık ile çekmiş olduğu idi. Herkese ebeveynlik yapmaya çalışıyordu. İşi gereği çok fazla ölüme şahit olması nedeniyle bir türlü bu kişilerle/konularla vedalaşamamıştı.

 

g2

 

1.GÜN:

” Eylül hanım iyi akşamlar.Dün gece bacaklarım çok sızladı.Sabah uyandığımda halsiz ve yorgundum.Gün boyu biraz halsiz yorgun ve hafiflemiş bir haldeydim.Zaman zaman derin derin esnedim her esnemeden sonra çok rahatladım. Önceki günlere göre daha rahat nefes aldığımı hissettim. Yine önceki günlerde kafamın içinde yaşadığım bir sürü konuşmanın da bittiğini farkettim.Babam saksıların dibindeki yabani otları bile yolmazdı yeşillik ve canlı diye.Ben de çiçeklerime zarar verse de yabani otları temizleyemezdim. Biraz önce bütün saksılardaki yabani otları temizledim. Size sonsuz teşekkürler..Size gelebilmeme vesile olanlara da sonsuz teşekkürler….”

 

8.GÜN:

Merhaba Eylül hanım..İlk hafta biraz yorgun halsiz ama bir o kadar da huzurlu ve sakin geçti..Kafamdaki sessizliğin ne kadar büyük bir lüks olduğunu farkettim. 4 Gün öğleye kadar derin esnemelerim devam etti.Daha rahat nefes aldığımı farkettim.Zaman zaman kalbim sıkışırdı çok kapsamlı kontrollerden geçtim hiç bir şey çıkmamıştı.Bu hafta hiç sıkışmadı.Babam çok kitap alır okumak ister ama bitiremezdi .Ben de yıllardır aynı durumdayım.Dün okuduğum kitabı bitirdim.Önce oğlum sonra kızım ateşlendi bu yüzden yazamadım ama hep aklımdaydınız. Bazı ayrıntıları da kafamda toparladım isterseniz sonra onları da yazabilirim size…Sonsuz teşekkürler. .”

 

22.GÜN:

” Eylül hanım insanın kafasının içinin sessiz kalması ne demek bilir misiniz? Işte ben doyasıya bunu yaşıyorum.Biraz ayrıntı paylaşmak istedim.Küçüklüğümde babam beni çok sevsin diye hep etrafında dolanırdım severdi de…Aramızdaki bağ başkaydı.Evde onu en iyi anlayanın ben olduğumu düşünürdüm..Çok ciddi bir kalp ameliyatı oldu ve yoğun bakımdan çıkamadı.Günlerce yoğun bakımın önünde bekledim günde bir kere yanına alıyorlardı bilinci açıktı ve ona “nolur beni bırakma “diye yalvarıyordum. Babamı gömdüğümüz gece bir rüya gördüm (o kadar gerçekti ki  hiç rüya gibi değildi) evin telefonu çaldı , açtım babam “merak etme ben çok iyiyim evdekilere de söyle”dedi söyledim……O günkü çalışmamıza kadar hep yorgun…hep olumsuz duygularla dolu..kalp çarpıntısı olan…ara ara nefes almakta zorlanan bir tablo içindeydim.Daha ilk haftadan bu tablodan eser kalmadı.Söylediğiniz çalışmaları yapıyorum ve çok iyi geliyor.Sabahları çok zor kalkıyordum şimdi zorlanmıyorum.Diğer eklentilerle ilgili de şunu söylemek isterim:ara ara hep aklıma gelirlerdi ve yakınlarıma  anlatırdım..ama .X.X..( eskiden ünlü bir şarkı sözü yazarı )’ı çok sık anlatırdım şarkısını oğlum 2 günde bir açardı…bundan dolayı biraz fazla tepki verdim…Huzurluyum sakinim sürekli yorgunluğum yok…Sonsuz Teşekürler...”

 

 

F18

 

NOTLAR:

1-Ülkemizde aşırı anaç olmak iyi birşey sanılır ama aşırı anaçlık bazen çok fazla eklenti çekme sebebi olabilir. Hele ki sürekli yardıma ve şefkate ihtiyacı olan insanlarla çalışıyorsanız ya da hastane gibi ortamlarda çalışıyorsanız…

2-Aşırı anaçlık, çocukluğunda ebeveyninden almamış veya alamamış bazı çocukların yaşamlarının ilerleyen aşamasında kendilerini daha değerli hissetmek için geliştirdikleri davranış modellerinden biri. Sürekli vererek değerli hissetmeye çalışmak, nihayetinde alma-verme dengenizi bozar ve aslında hayatınızın her alanını etkileyen bir takım problemlere yol açabilir. ( ikili ilişkiler, para..vb )

 

 

( Devam edecek….)

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan