KAFA KARIŞIKLIĞI: DELİLİĞE GİDEN YOLUN İLK DURAĞI

Standard

İsmine Jale diyeceğim danışanım 30’lu yaşlarında çalışan bir kadın. Kendisi ile uyku sorunu üzerine çalıştık. Açıkçası bu seans öncesinde kendisinin doldurduğu formda ve verdiği bilgiler arasında geçmişte bir depresyon atlattığı ve buna bağlı olarak o dönemde ilaç kullandığı bilgisi vardı ama çok geçmişte kalmış olduğunu söylediği bu durumun ne kadar ciddi olduğunu benle ancak seansın üzerinden 1 ay geçtikten sonra paylaştı. Ben de basit gibi görünen bir uyku sorununun altından neler neler çıkabileceği konusunda bir örnek olması açısından sizlerle bu kompleks vakayı paylaşmak istedim.

 

1.Geçmiş Hayat:

U1Jale hn, seansa başlar başlamaz geçiş yaptığı ilk sahnede kendini samanlık gibi bir yerde yatan ve elleri-kolları bağlanmış olan 30 yaşlarında bir erkek olarak algıladı. Üzerinde beyaz kıyafetler olup, orada  yalnız hissettiğini söylerken çok korkuyordu ve ” Bana deli diyorlar galiba..” diye ekliyordu. Orada uzun bir süre geçirdiği için kız kardeşi ara ara ona yemek getiriyordu ve kız kardeşinin geldiği anları ” Beni çok seviyor..sanki her geldiğinde bana ışık getiriyor o..” diye duygulanarak tarif ediyordu. Bu sahneden sonra kendisinin akıl sağlığının yerinde olmadığını algıladı.

Neden o samanlıkta ve elleri-kolları bağlı olduğunu anlamaya çalışırken, 16-17 yaşlarındayken köydeki komşu kızını samanlıkta köşeye sıkıştırarak kıyafetiyle sürtünmeye çalıştığını ve bunu yaparken bile çok utandığını hatırladı. Komşularının kızı ağlayarak uzaklaşırken kendisinin de onu üzdüğü için ağladığını ama neden böyle bir şey yaptığını bir türlü anlayamadığını söyledi. Bu davranışı sergilerken kendisine engel olamadığından hareketle kendini cezalandırarak o samanlığa kapattığını ve bu kararı verdiğinde akıl sağlığının yerinde olmasına rağmen ilerleyen dönemde bozulduğunu ekliyordu.

U5Annesinden kendisini bağlamasını istemiş, annesi de üzülerek de ağlayarak da olsa oğlunun bu isteğini yerine getirmişti.

Tüm bu keşfettiğimiz sahneler, danışanın cinsel bölgesinde hissettiği çok güçlü ve aktif bir enerjinin varlığını hissetmesi ve o bölgedeki enerjinin kendisine ait olmayıp yabancı bir enerji olduğunu belirtmesi üzerine anlam kazandı.

O anda, bu seanstan çok kısa bir süre önce katıldığım bir ileri teknikler eğitiminde Hans TenDam’dan öğrendiğim bir tekniği hatırladım ve biraz da risk alarak denemeye karar verdim. Oradan sonrası Alejandro González Iñárritu filmleri tadında…benim için de öğretici, farklı bir seans oldu.

 

 

U42.Geçmiş Hayat:

İtalya…

Yaşı 40’a yakın ama olduğundan daha yaşlı görünen, şişman, orta boylu, kalın kaşlarını çatarak bakan güçlü bir savaşçı. Güçlü görünmesine güçlü ama bir taraftan da çok öfkeli görünüyor.

Başında bulunduğu ordu savaşı kaybettiğinden bu yana kendini ağır bir şekilde eleştiriyor. Öfkesi öyle büyük ki ancak bir zafer onu değerli hissettirebilirdi… ama olmuyor. O günden bu yana kendini müthiş derecede değersiz hissediyor.

 

F8Kesişme Anı:

Bu iki hayatın kesiştiği yer bedende cinsel organları da içeren bölgesi… Kişileştirme ( personification ) yaparak bu iki hayatı kesiştirdik ama burada asıl önemli nokta…buraya nasıl geldik diye sorabilirsiniz. Bu geçmiş hayatta rahatsız edilen, aklen dengesiz olan alt kimliğin danışanın şimdiki hayatında yeniden uyarılmasıyla  bizim hikayemiz başladı. Ne zaman mı? Buyrun dinleyin:

Biz daha tanışmazdan evvel…vakitlerden bir vakit, zamanlardan bir zaman;  Türkiye’de…genç bir kız yaşarmış..mış..mış..

 

3-Şimdiki Hayat:

 

F9Sene 2006. Jale hn, bu hayattındaki 2. erkek arkadaşım dediği genç bir erkekle 3 hafta boyunca çıkıyor. Erkek arkadaşının başka bir kız arkadaşı olduğundan haberdar olmasına rağmen bu konuyu fazla önemsemeyerek çıkmaya başlıyor ama ilişki kısa sürüp 3 haftada noktalandıktan yaklaşık 3-5 ay sonra yaptığı bu hareketin ahlaken doğru bir hareket olmadığını düşünmeye başlıyor. Sonrasında kendini suçlamaya başlıyor…Film bir kere geri sarmaya başlayınca artık gerisi çorap söküğü gibi geliyor.

Bu sefer ilk erkek arkadaşıyla yaşadıklarını hatırlıyor. İlk defa cinselliği keşfettiği ilk erkek arkadaşıyla yaşadıklarından da suçluluk duymaya başlıyor…derken susmayan zihni uykusuz gecelerini ve uykusuz geceleri ise depresyona girmesini … ve sonunda hepsi birbirini tetikleyerek durumun daha da ağırlaşmasını sağlıyor.

Bu süreci bana seansı gerçekleştirdikten 1 ay sonra, kendisine geri-bildirim sorduğumda açıklaması ise enteresandı:

Eylül Hn, bu yaptığımız seansın benim üzerimdeki etkisi o kadar geniş çaplı oldu ki anlatamam size. Sanki bugüne kadar olan hayatımdaki eksik olan tüm parçalar birleşmiş gibi oldu. Şimdi anlıyorum neden bu kadar basit birşeyin beni o dönemde bu kadar ağır etkilediğini.. Depresyona girdiğim o dönemde, bana çok küçük yaşta yapılan bir tacizi hatırlamıştım. O uykusuz günlerimde ya taciz içerikli rüyalar ya da ölmüş olan yakınlarımın ölümlerini hatırladığım kabuslar görüyordum. Zihnim artık karman çorman olmuştu…böyle giderse delireceğimi düşünüyordum. En son psikiyatriste gittiğimde ona ” Ya intihar edeceğim, ya da delireceğim. ” dedim. Bunun üzerine intihar eğilimim olduğu için  ..X… Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir süre tutuldum. Ondan sonraki süreçte doktorun verdiği …. isimli ilacı 1 yıl boyunca kullandım. Uykularım düzelmeye başlayınca, ben de düzelmeye başladım ve böylece 1 yıl sonra ilaca son verilmiş oldu. Aslına bakarsanız uykum hiçbir zaman tamamen düzelmedi ama en azından böyle idare edebiliyordum.”

 

Ben bu hikayeyi seanstan 1 ay sonra paylaşmış olmasından dolayı biraz şaşkın ve düşünceli kendisine şöyle dedim:

Jale hn, doldurduğunuz formda yıllar önce böyle bir ilaç kullandığınızı ve depresyon tanısı konduğunu biliyordum ama bu kadar zorlu bir süreçten geçtiğinizi bilmiyordum. Bu bilgiyi seans öncesinde konu hakkında konuşurken değil de seanstan 1 ay sonra artık uyku sorunu düzeldikten sonra paylaşmanız benim açımdan biraz ilginç oldu. Açıkça söylemeliyim ki , siz bana ilk geldiğinizde böyle bir sorunu yeni atlatmış olsaydınız ve ben sizi tanımıyor olsaydım, muhtemelen intihar eğiliminizin devam edebilme ihtimalini düşünerek size randevu vermezdim. Böyle bir riske asla girmezdim.

Diğer taraftan, seans sonrası bile olsa bunu paylaştığınız ilk kişi olmak bana güvendiğinizi, hızlı gelişme göstermeniz ise seanslar arasındaki bağlantıları ne kadar hızlı kurabildiğinizi göstermesi açısından olumlu. Bugünden itibaren uyku durumunuzu takip edip bana bildirirseniz sevinirim.    ……    …..  O konuştuğumuz diğer konuya da arayı çok açmadan bakarsak  iyi olur.

 

U7GERİ-BİLDİRİMLER:

1-Artık sabah kalktığımda dinlenmiş olarak kalkıyorum.

2-Yatış saatim öncekiyle aynı olmasına rağmen artık daha erken ve kendiliğimden uyanıyorum. Önceden 12’ye kadar uyumuş olsam bile uykumu alamazdım. Şimdi ise 10’da kalkarsam ” aaa çok uyumuşum ” diyorum.

 

 

NOTLAR:

1-Bir insanın kafasında entegrasyon tam değilse, bedende de birşey entegre olmamış demektir. Bu entegre olmamış yer, bedeninizde belli bir bölge veya organ olabilir. Ör: Mesela bedenizde hep aynı bölgede sorun yaşamak..sürekli sol kolun kırılması ..vücutta belli bir bölgenin diğer organlara göre daha zayıf veya soğuk olması ..vb..gibi.

Bizim vakamızda ise bedenin bir bölgesinde farklı bir enerji vardı. Kafa karışıklığını yaratan şey, o yabancı enerjiydi. O yüzden bu hayatları dönüştürüp entegre ettikten sonra, danışanın o bölgesinde hissettiği yoğun enerji de dengeli bir hal almaya başladı. 

2-Hatırlarsanız üstteki geçmiş hayat karakterlerinin ikisinin de ortak bir özelliği vardı: ÖFKE. Öfke bir enerjidir ve bedende kalırsa bir yere gitmek zorundadır. Peki nereye gider bu öfke?.. Bedende en zayıf yeriniz neresiyse oraya gider. Kafaya giderse, deli eder. Bedene giderse, ileri aşamada kanser bile edebilir.

3-Kafa karışıklığı, deliliğe giden yolun ilk durağı demiştik. Eğer danışan geçmiş bir hayatında delilikten çekmişse ve de özellikle delirmiş vaziyette ölmüşse, bu dengesiz alt kişilik kolaylıkla yeniden uyarılabilir. Bu uyarılmaya yol açan şey çoğu zaman bir travmadır. Uyur vaziyette olan büyük bir travmanın etkileri sonradan basit gibi görünen küçük bir olayla yeniden uyarılması çok rastlanan ama malesef pek anlaşılmayan bir durumdur.

Bu vakada danışanın şimdiki hayatında yaşadığı ve bana çok sonradan anlattığı örnek de böyle bir örnek. Malesef bu tarz durumlarda sorunun kaynağına bakmak yerine ya ilaç alıp ya da tabiri caizse iki tek atıp kendimizi uyuşturarak uyutma eğilimindeyiz. Danışan da , öyle kötü bir dönem geçirdikten sonra şu anda kalitesiz de olsa uyumaya başlayınca, buna razı olduğu bir dönem geçirmiş. Kendisiyle bir seans daha çalışıp onu olumsuz etkileyen diğer konularına da bakmaya başlayınca tamamlayıcı bir etki yaratmış olmalı ki şu anda kendisi eskisine nazaran gayet kaliteli bir uyku çekiyor…Bana da ” İyi uykular, Jale Hn ..) ” demek düşüyor.

4- Vakada kapak resmi olarak kullandığım fotoğraf, 2010 yılında yaptığım ve OSB üzerine karışık teknik kullandığım bir çalışmama aittir. Çalışmanın adı “HASSSTASIYIM ” olup, sizlerin de tahmin edeceğiniz üzere Sevgili Ayhan SİCİMOĞLU’ndan esinlenilmiştir. .)

 

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

KİLO SORUNU ( 3. Bölüm )

Standard

h

İrem Hn ile ilk 2 seansımızı 15 gün ara ile yapmıştık ve bu seans özetlerini daha önce sizlerle paylaşmıştım.

3. Seans için tekrar bir araya geldiğimizde kendisine o aradaki süreçte olan gelişmeleri sordum. Seans öncesi aldığım geri-bildirimler şöyleydi:

a) Anneye olan öfkem seanslardan önce çok daha yoğundu. Şu anda azalma olsa da öfkem devam ediyor. Mesela şu anda aynı evde konuşmuyoruz.

b) Baba ile iletişimim kopuk. Onun eve maddi katkısının az olduğunu düşünüyorum. Evin ihtiyaçlarını annemin maaş kartıyla ben hallediyorum. Babam ise parasını harcamayıp biriktiriyor. Benim maaş ise borçlarıma gidiyor.

 

m

c) Bu süreçte 3 kg verdim. Spor salonuna yazıldım ama haziran ortası gibi başlayacağım. Biraz protein ağırlıklı beslenmeye çalışıyorum ama herhangi bir diyet listesi uygulamıyorum. Eğer canım tatlı isterse bile sadece tadımlık da olsa yiyorum.

Aldığım notlara göre İrem Hn’ın kendi görüntüsü-kilosu, spor kararı ve uyguladığı beslenme düzeni ile ilgili herhangi bir sorun görünmüyordu ama İrem Hn’ın en baştan beri farkettiğim ve mutlaka bakılması gereken konuları arasında gördüğüm ebeveynlere öfke ve kibir konuları vardı. Bu konuyu çözümleyemediğimiz müddetçe kendisi çok istese de ebeveynlerinden asla özgürleşemeyecekti ve onlarla yaşamaya devam etmek durumunda kalacaktı. Başka bir konusu olan para sorunu yaşaması bile bununla bağlantılı gibi görünüyordu. Kendini öyle bir borç altına sokmuştu ki 40 lı yaşlarda olmasına rağmen hala onlarla yaşamaya mecbur kalacağı bir hayat yaratmıştı..aslında hem tek başına yaşayabilmesine olanak sağlayacak bir işi, hem de part-time olarak yaptığı bir ek-işi olmasına rağmen, sürekli bir kısır döngü şeklinde devam eden para sorunu yaşıyordu.

 

yAslında 3. seans randevusunu konuşma aşamasında niyetimizi ilişkiler konusuna giriş yapmak olarak belirlemiştik çünkü şimdiki hayatında hep sorunlu ilişkiler yaşamış ve çok kısa süren sorunlu bir evlilik yaşamıştı. Ama ön-görüşmemizin sonunda vardığım kanaat, (regresyon terapisi dışında extra olarak aldığım başka bir psikoterapi yöntemine göre ), danışanım İrem Hn’ın annesine saygısı yoktu. O yüzden kendine bu tarz, asla bir araya gelme ihtimali olmayan türden ilişki modellerini çekiyordu. Ayrıca henüz görüşmemizin başında bile anne ile öfke problemi olduğundan bahsetmişti. O yüzden bu 3. çalışmamızda annesi ile olan bağlanma şekline bakmaya karar verdim ve bu konuda farklı bir psikoterapi yöntemi kullanmayı tercih ettim. Dolayısı ile bu 3. seansı bir regresyon terapi seansı olarak değil de bu seanslardan bağımsız olarak arada kullanılmış farklı bir metot olarak okumanızda fayda var.

 

Yaptığımız çalışma, danışanın annesi ile olan ilişkisini bilinçaltında nasıl algıladığını gösteren bir çalışmaydı:

a) Tahmin ettiğim üzere, danışanın annesi ile güvenli bir şekilde kurulmuş bir bağlantısı yoktu. Ölmüş olan ve ağır bir kader yaşamış olan anneanne ile anne arasındaki kopukluk, burada anne ile danışan arasında da bir şekilde tekrarlıyordu. Çocukların anneanneye öfkeli olmalarında ise başka dinamikler etkiliydi. Bu bölüme bakıp danışanın annesi ile ilk defa bağlantı kurmasını sağladık. Anneannenin D. Anadolu’daki ezilmiş kadın atalarına kadar giden kapsamlı bir çalışma oldu.

zb) Bunun dışında tamamen alan sayesinde keşfettiğimiz ve danışanın da seans içerisinde doğruladığı başka bir durum daha tespit ettik. İrem Hn’ın annesi, şu anki eşiyle yani İrem hn’ın babasıyla evlenmeden önce gençliğinde başka birini sevmişti ve onunla evlenmek istemişti. Fakat ailesi onun daha eğitimli ve iyi bir işi olan kişi ile yani İrem Hn’ın şu anki babası ile evlendirmişlerdi. Terapi sırasında bu ilişkinin tamamlanmamış bir ilişki olduğunu, eski sevgilinin hala orada takılı kaldığını, İrem Hn’ın ise sistemdeki bu durumdan etkilendiğini farkettik. Bu bölüm üzerinde de bir çalışma yaptıktan sonra seansımızı sonlandırdık.

 

Seanstan sonra İrem Hn oldukça rahatlamış ve hafiflemiş görünüyordu. Hatta eve gittiğimde kendisinden aşağıdaki mesajı aldım:

”  Eylül hanım iyi akşamlar. Bu çalışma çok iyi geldi. İyi ki buna karar verdiniz, çok etkilendim. Özellikle anneannemin ağrılarını bildiğiniz sahneden çok etkilendim. Benim için doğru insan olduğunuzu biliyordum. Bir kere daha anladım. Kendimi çok yorgun ama huzurlu hissediyorum. Tekrar teşekkür ederim herşey için. Sizinle gidebileceğim son noktaya kadar gitmek istiyorum. Karanlık hiç nokta kalmasın istiyorum. Bir sonraki seansı sabırsızlıkla bekliyeceğim. Sevgiler.  ….Evren bilinmezlerle dolu. Hergün yeni birşey öğrenmek çok etkileyici. İyi akşamlar.  ”

Birkaç gün sonra haberleştiğimizde ise dayısı ile beraber anneannesinin mezarını ziyaret etmeye gittiklerini söyledi. Sesi mutlu geliyordu. Yaptığımız seanstan sonra böyle bir ziyaret planması ve bunun için yaklaşık 100 km yol yapması çok manidardı.

vSeanstan yaklaşık birkaç hafta sonra haberleştiğimizde uykusuzluk sorununun geçtiğini, önceki dönemlere göre daha rahat uyuduğunu, seanstan sonraki dönemde annesi ile tekrar konuşmaya başladıkları belirti. Fakat İstanbul’da olduğum bir dönemde kendisinden aldığım emaile göre bu sefer baba ile çatışmışlardı . Artık tek başına yaşamak istiyordu fakat bunu gerçekleştirebilecek finansmana şu anda sahip değildi ama bir taraftan da ruhu baba ile olan sessiz çatışmayı da gün yüzüne çıkararak çözmesi gerektiğini gösteriyordu.

Gördüğünüz gibi, bu çalışmadan sonra yavaş yavaş bolluk-bereket konusuna da giriş yapmış bulunuyoruz. Bunu etkileyen tek bir faktör yok ama danışanımla beraber önümüze çıkan ve iç içe geçmiş her sorunu dönüştürerek ilerleme kararı verdiğimiz için bir süre daha kendisi ile çalışmaya devam edeceğiz gibi görünüyor. Ortalama ayda bir kere çalışarak süreç içerisinde durumu gözlemleyebilmemize imkan verecek şekilde süre bırakarak yolumuza devam ediyoruz.

Kendisi ile bu hafta 4. seansımızı yapmaya karar verdik. O seansta çalışılacak konuya, seans öncesi aldığım geri-bildirimlere göre karar vereceğiz. Bu arada danışan gizliliği diye bir kural olmasaydı her seans öncesinde kendisinin fotoğraflarını çeker ve kişinin değişen enerjisinin görünümünü zamanla nasıl değiştirdiğini sizlere de göstermek isterdim ama maalesef etik kurallar gereği böyle birşey yapmamız mümkün değil.

Bu arada geçen hafta kendisi ile karşılaştığımızda yeni birkaç şey daha farkettiğini söyledi ki bunlar benim için çok önemli detaylardı:

1-İrem Hn, annesiyle olan bağlantısına baktığımız bu seanstan sonraki hafta içerisinde vücudunda yoğun ısı artışı olduğunu* ve birkaç gün boyunca iştahının çok arttığını** ama sonra normale döndüğünü belirti.

2-Artık anneannesi aklına geldiğinde kalbinin sıkışmadığını, kendini çok daha rahat ve huzurlu hissettiğini söyledi. Eskiden anneannesine karşı kendini hem borçlu hem de suçlu hissediyordu. Sebebini daha önceki vakalardan birinde tesadüfen keşfedip dönüştürmüştük.

 

j

NOTLAR:

1-Bu blogta regresyon terapisi üzerine yazdığım için onun dışında kullandığım yöntem olursa, çok detaya girmeden sadece neye baktığımızı aktarıyorum. Dolayısı ile bu bölümü okurken bunu gözönünde bulundurmanızı rica ederim. Regresyon Terapisi ile de anne ile bağlanma şeklimize bakabiliriz , hatta anne dışında birçok kişi ile aynı anda karşılaşabiliriz. Ama ben burada bizzat enerjinin içinde olarak anneye özel bir çalışma yapmayı tercih ettim.

2-Tamamlanmamış eski ilişkiler konusu, ilerdeki ilişkileri de etkileyen önemli bir konudur. Bunun ne kadar önemli olduğunu bilseydiniz, kapıyı çarpıp gitmeden önce iki kere daha düşünürdünüz. Son zamanlarda bu tarz seanslara sık sık denk geliyorum.

Yaşadığınız olaylar sırasında sizin kendinizi suçlu veya suçsuz hissetmeniz önemlidir. Ama ilahi bir vicdan mekanizması vardır ki o sizin kendinizi nasıl hissettiğinizden daha da önemlidir. Kimisi buna ilahi adalet gibi isimler takar ama ” kollektif vicdan” demek daha doğru olur. Neyi, niçin yaptığınızı bilmeden yaparsınız, kendi bilincinizin dışında bir güç tarafından yönetilirsiniz. Çünkü sistem kişilere herzaman eşit yaklaşır ve denge ister.

3-Bu yaşamınızda anne veya babaya duyduğunuz öfke negatif duygularınız sadece bu yaşamla bağlantılı değildir. Bazen bakarsınız ki kişinin bu yaşamda anne-babası ile görünürde bariz bir sorunu yoktur, mantıklı bir gerekçesi yoktur ama taraflardan biri bazen bastırılmış bir öfkeye sahip olabilir. Bunun nedenine baktığınızda, kaynağını bambaşka bir yaşamda bulabilirsiniz. Eğer kaynağa gidip sebebi görüp kabul etmezseniz, dönüştürmezseniz belki de ömrünüz bu bastırılmış öfkenin sebebini anlamadan gelir ve geçer.

Örnek vermek gerekirse; normalde anne-babaya çok düşkün gibi görünmeyen çok bağımsız yaradılışlı bir insan, sırf başka bir hayatta ebeveynleriyle kalan eksik bir parçayı tamamlamak için 40’lı-50’li yaşlardan sonra bile olsa ailesinin yanına dönmeyi ve başka yaşamda eksik kalmış olan o zamanı tamamlamayı seçebilir. Ruh, eksik kalan şeyi herzaman tamamlamayı seçer. Ama insan zihni deneyimin içindeyken bu davranışın bilinçaltındaki sebebini asla bilemeyeceği için, genelde kendine uygun zemin yaratmak adına ailesinin yanına dönmek zorunda kalacağı olayları yaratmayı seçer ve derinlerde kalan gerçek sebebin farkında olmayabilir.

Buradan şunu çıkarmayalım; her 40 yaşından sonra ailesinin yanına dönen kişi başka yaşamda eksik kalan birşeyi tamamlamaya çalışıyor diye genelleme yapamayız. Burada sadece bir örnek veriyorum ve herzaman dediğim gibi her vakanın kendi içerisinde çok özel olduğunun altını çizmek istiyorum.

4-* : İrem Hn’ın sonradan farkedip bana aktardığı geri-bildirimlerin benzerini, daha önce anne ile bağlanma şeklini içeren şekilde regresyon terapisi yaptığım danışanlardan da duyduğum olmuştu. Bildiğiniz gibi seanstan sonraki tamir fazı döneminde herkesin tepkisi farklı şekilde olabiliyor. Anne ile olan bağlanma konularında ilk günlerde iştah artışı olabilmekte çünkü şifalanma sırasında vücudunuz daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu ise özellikle karbonhidratlı veya şekerli şeylere geçici bir aşerme şeklinde olabiliyor. Geçici bir etki olduğu için bu konuda çok fazla panik yapmaya gerek yok.

5-**: Burada İrem Hn açısından oldukça önemli bir geri-bildirim daha var. Kendisi ile yaptığımız 2 .seansta şimdiki hayat regresyonu çalışmıştık. Doğum sahnesinde ( o kadar iyi hatırlıyorum ki ) çok üşümüştü. O kadar çok üşümüştü ki ben Mersin gibi bir yerde, üstünde battaniye olmasına rağmen ısıtıcı birşey açmak zorunda kalmıştım. O sahnedeki üşümesini gördükten sonra “ Kışın mı doğdunuz? ” diye sormuştum. ” Evet ” demişti. Buradaki üşüme sadece kışın doğmasıyla bağlantılı değildi. Anne ile bebek arasındaki mesafeyi de anlatıyordu. Annesinin kucağında olan ve annesinin sevgisini-sıcaklığını hisseden bir bebek hiçbir zaman o kadar çok üşümez. Kısacası buradaki üşüme sadece fiziksel bir üşüme değildi.

Bu detayı göz önünde bulundurduğumuzda, İrem Hn’ın bu seanstan sonraki hafta çok ısındığını hissetmesi şifalanma süreci ile bağlantılı. Mersin’de yaşadığı için haliyle biraz terlediği bir hafta olmuştu ama önemli olan annesi ile olan bağının şifalanmasıydı. Nitekim annesi ile de konuşmaya başlamaları da yine aynı haftaya denk düşmüştü.

Şimdilik bu kadar. Bir sonraki vakada görüşmek üzere…

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan