UYKU PROBLEMİ: KARABASAN ( 2 . Bölüm)

Standard

geceterörü

İlk seanstan bir ay sonra Pervin Hn, Bağlar Çalışması’na ( NOT: Sadece danışanlara açık olan, regresyon dışında teknikler kullandığım bir grup çalışmasıdır ) katıldı.

 

B

BAĞLAR ÇALIŞMASI:

Bu çalışmada; Pervin Hn’ın annesinin henüz 6 aylık bebekken annesinin kucağında Yugoslavya’dan Türkiye’ye göç ettikleri dönemle ilgili bir çalışma yaptık. Anneanne, Yugoslavya’da iken çok fazla ölüm, tecavüz, bebek katliamı vb olaylara şahit olmuştu. Anneannenin:

-Bütün bunlara şahit olmasının yarattığı şok ve kendisinin hala hayatta kalabilmiş olması sebebiyle derinlerde taşıdığı suçluluk duygusuna

-Kendi vatanlarına-Türkiye’ye göç ettiklerinde yaşadıkları zorluklar karşısında hissettikleri çaresizlik duygusuna

-Yugoslavya’da yaşanan vahşet karşısında Türkiye tarafından yeterince korunamadıklarını hissettikleri için yine derinlerde biriktirdiği öfkesine baktık.

Ve bütün bu olaylar sonuncunda, anneannenin kucağında 6 aylık bebeği ( Pervin Hn’ın annesi )  ile göçmen yasası sayesinde tekrar Türkiye’ye göç etmelerinden yaklaşık 6 ay sonra verem olup ölmesi sonucunda Pervin Hn’ın annesinin , çok erken kaybettiği annesine olan yoğun özlemini gördük.

Pervin Hn’ın anne tarafındaki bu ağır travmatik olayların etkilerinin Pervin Hn’a yansımaları ise aşağıdaki gibi olmuştu:

 

P1.jpg

a) Pervin Hn’ın hayatı boyunca sahip olduğu temizlik ve özellikle düzen takıntısının, Yugoslavya’da kalan, mezarları bile olmayan, öldürüldükleri yerde üst üste, rastgele olarak toplu şekilde gömülmüş olan atalarıyla bağlantılarını olabileceğini gördük. ( Seans sırasında alınan bilgi )

b) Pervin Hn’ın gece uyuyamamasının, Yugoslavya’da her gece baskın bekleyen, her gece ölüm korkusuyla tedirgin yatıp uyuyamayan anne tarafı atalarıyla ilgili olabileceğini gördük.

c)Ve, Pervin Hn’ın annesinin, kendi annesine olan özlemiyle kendini daha yaşarken öldürmüş olmasının Pervin Hn’ın ruhunda yarattığı derin üzüntüyü gördük.

 

g2

27 GÜN SONRA:

Merhaba Eylül Hanım, Nasılsınız? … tarihinde bağlar çalışmasına katılmıştım biliyorsunuz ve orda anneannem ile ilgili bir çalışma yapmıştık. Bağlar çalışmasına katılmama 1 hafta kala uyku sorunum çok şiddetlenmiş hatta 2 kere karabasan gelmişti ve korkudan uyuyamıyordum ama bağlar çalışmasından sonra korkumu attım neredeyse 1 ay olacak gayet misler gibi uyuyorum ve hiç korkmuyorum. Kaderime öfkeliydim o gün öfkemi yenip kaderime razı olmuştum. Çok uzun yıllardır hissetmediğim kadar huzurluyum artık çok sabırlıyım zaten sakin bir yapım var ama daha da sakinleştim kısaca kendimi daha olgunlaşmış hissediyorum. Hayatımda iş ve maddi anlamda bir değişiklik yok, ben bu konuları sorun ederek kendimi çok ciddi mutsuzluğa mahkum ettiğimi ve hayatımı kısır döngüye soktuğumu yeni anladım. Sürekli neden benim başıma geliyor, neden ben diye sorgulardım yaşadıklarımı artık asla yapmıyorum dediğim gibi bu konularda değişiklik yada bir gelişme olmamasına rağmen çok mutluyum sürekli şükrediyorum içimden geliyor maalesef o kadar az şükrediyormuşum ki kendime çok kızdım. Bu farkındalığı yaşamama vesile olduğunuz için çok teşekkür ederim. Gelecek ile ilgili umudumu da yitirmiştim ama artık yeni bir güne uyanacağımı düşünmek bile benim için yeni bir umut kaynağı. Size sormak istediğim bir konu var, dün gece bir rüya gördüm anneannem ile ilgili ama ne yapmam gerekiyor bilmiyorum yanlış anlamayın sizden rüya tabiri istemiyorum. 🙂 Gördüğüm rüya konusunda sizin yol göstermenize ihtiyacım var. Rüya şu şekilde; Dün gece ben bir boyuta yükseldim ama bulutların bile çok üstünde bir yer insanın gözünü alan çok ışıklı bir yerdi ama sis var o yüzden hiçbir şey göremedim sadece çok ince bir perde vardı hafif bir rüzgar vardı ve perde uçuşuyordu arkasında anneannem vardı. Bana üstümde 10 kişi yatıyor hiç rahat değilim dedi. Ben çok üzgün olarak hiçbir şey söyleyemeden yanından ayrıldım ve yeryüzüne indim. Biliyorsunuz anneannem ve dedemin kısaca anne tarafının mezarları belli değil,sahipsiz oldukları içinde üstlerine muhtemelen bir çok kişi gömülmüştür. Bugün aklımdan çıkmadı ve çok üzüldüm. Bana yol gösterebilirseniz çok sevinirim. Sevgilerimle ….”

 

eMail Fotolia 4zu3Kendisine verdiğim cevapta anneannesinin mezarının nerede olduğunu bilip bilmediğini sordum.

Cevabı:Eylül hanım, Anne tarafı tamamen eski Yugoslavya artık parçalandığı için Makedonya oldu. Baba tarafı dedem Yunanistan Gümülcine,annesi ve babası İtalya, babaannemin annesi Kırım’dan göç babası ise Yunanistan Selanik. Anneannemin mezarı Bursa’da mezarlığın ismi biliniyor ama parasızlıktan, öldüğü zaman mezar satın alınamıyor ve zaman geçtikçe öylece kaybolup gidiyor mezarı. Doğru hatırlıyorsunuz göç ettiklerinde annem 6 aylık ve 6 ay sonra anneannem ölüyor, annem ve dayıma ( dayım o zaman 6 yaşında) dedem bakıyor ama o da sonra çalışmaya başlayınca kendi kendilerine bakıyor çocuklar. Annemin anneannesi yaşlı olduğu için bakamamış başka kimsede sahip çıkmamış. Hatta annemin çok küçük yaşta geçirdiği ve ölümden döndüğü 2 kaza var başlarında kimse olmadığı için çocuğun evden çıkmasıyla oluşan. ”

 

Benim cevabım: ” O zaman anneanneyi ismiyle anarak bir dua okuyup sevgi ve ışık gönderin. ( neye inanıyorsanız o şekilde ) ”

 

Cevabı: “ Tamamdır Eylül hanım tüm kardeşler ve annem dahil olmak üzere ismiyle anarak dua okuyup, sevgi ve ışık göndereceğiz.   …………… ………………..”

 

 

1,5 AY SONRA :

” ………… …  Annem bir süredir çok pozitif,sesi çok canlı ve gündüzleri uyumuyormuş ki çok uyuyordu ilaçların etkisi ile. Babam artık akşamları evde çok zaman geçiriyormuş ki o kahveye falan çıkardı şimdi annemle dizi izliyorlar. 🙂 Benden 1 yaş küçük olan kardeşim çok pozitif ve çok huzurlu olduğunu söylüyor ki onun modu çok çabuk düşerdi ve karamsardı hep. Ablam kolunun ağrısı geçtiği için çok mutlu bunu size söylemiştim galiba ve o da düzenlidir, sürekli iş yapar hiç oturmaz bana bir rahatlık geldi artık takmıyorum işleri yapmak istemiyorsam yapmıyorum ( NOT: Pervin Hn’ın kendinde ve bütün kardeşlerinde temizlik ve düzen takıntısı vardı. Onu kastediyor )  diyor. Şimdilik bunlar değişiklikler oldukça mutlaka yazıcam size. Sevgilerimle 

 

Annesindeki değişimlerin ne zaman başladığı ile ilgili sorduğum ek soru üzerine:

Annem regresyon seansımdan sonra daha pozitif davranmaya, bizi telefonla daha çok aramaya ve daha uzun konuşmaya başladı. Eskiden gündüzleri hep uyurdu ve biz bunu aldığı ilaçlara bağlardık. Gündüz uyumama olayını Bağlar çalışmasından 2 gün sonra kardeşim söyledi ve çok şaşırdık. ”

Ş11

 

NOTLAR:

1- İlk seansta Pervin Hn’ın yazdığı konu başlıklarında göreceğiniz üzere, uyku problemini o kadar kanıksamıştı ki en son önceliği ona vermişti. Oysa ki 19-20 yıldır doğru düzgün uyku uyumayan bir insanın hayatında herşeyin yolunda gitmesini bekleyemeyiz. Normal bir insanı bile 3 gün uyutmadığınızda sinir sistemi bozulur, tüm ruh hali etkilenirken, Pervin Hn nerdeyse 20 yıldır kaliteli uyku uyumuyordu. Dolayısı ile ilk geri-bildiriminde hayata bambaşka gözlerle bakmaya başlamasında, uyku sorunun çözülmesine bağlı olarak değişen fiziksel etmenlerin de payı var gibi görünüyor. (  serotonin-melatonin ilişkisi )

 

2-Sevgi, aynı zamanda bir bağlılıktır. Sevdiğimiz bir insan ölünce, bu bir nebze de olsa, bizi de oraya çekebilir. Pervin Hn’ın annesinin durumunda böylesi bir değişiklik-gelişme olmasının sebebi, orada uzun yıllardır yaşanmamış bir yası olmasıydı. Annesinin fotoğrafını bile görmeden büyütülmüş bir çocuğun acısını hala taşımasıydı.

Malesef kültürümüzde, çocuklar üzülmesin diye böylesi olaylar yoksayılır ve ölmüş olan insanların adı bile anılmaz. Bu şekilde ertelediğimiz bir yasın bedelinin genelde daha büyük olduğunu bilsek, herhalde çocukları korumak adına onlara daha çok zarar veren hareketlerde bulunmazdık çünkü ancak yasımızı yaşadığımız zaman, iyileşmeye başlarız.

 

3- Küçükken arkadaşları ve kardeşleri sokakta oyunlar oynarken, Pervin Hn’ın tek başına,  toprakları kazarak bulduğu kemikleri bilinçsizce biriktirmesinin sebebi şimdi biraz daha anlam kazandı sanırım…Muhtemelen kayıp olan atalarını arıyordu.

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

UYKU PROBLEMİ: KARABASAN ( 1 . Bölüm)

Standard

geceterörü

 

İsmine Pervin diyeceğim danışanım, 30’lu yaşlarının sonlarında, evli ve çocuklu bir kadındı. Çocuğu doğduğundan beri ona baktığı için yaklaşık 4 senedir çalışmıyordu.

İlk defa seansa geldiğinde doldurduğu form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” Özgüven;  bolluk-bereket sorunları; uyku problemi ” yazmıştı.

Özgüven Sorunu: İlk seanstaki uzun ön-görüşmemizde küçüklüğünden itibaren diğer kardeşlerinden farklı olduğunu, utangaçlık sebebiyle yaşıtı olan arkadaşlarıyla oynayamadığını, evde ebeveynlerine dahi mesafeli olduğu için ” utangaç, yabani, korkak ” gibi sıfatlarla anıldığını, bugün bile hala bunun etkisinde olduğunu ve çocuğu dışında kimseye sevgisini gösteremediğini ve herkese mesafeli olduğunu belirtti.

Bolluk-bereket sorunları: Eskiden para biriktirebildiğini ama 20’li yaşlarda bir eğitim için yurtdışına çıkıp Türkiye’ye geri döndükten sonra hep bir borç içinde olduğunu; evlendikten sonra ise aynı durumun devam ettiğini belirtti.

Uyku Problemi: 18 Yaşındayken bir gece ailesinin evinde kaldığında bir anda göğüs kafesinin üstünde hissettiği bir ağırlık olarak tarif ettiği ve ilk karabasan olarak tanımladığı durumu yaşarken bağırmak isteyip bağıramamıştı. Olay anında inlediğini, bu sebeple evdeki herkesin uyandığını, kendisinin uyandırıldığı anda ise çok terlemiş ve göğüs kafesinin üzeri nokta nokta kırmızı lekeler olduğunu söyledi.

Geçen yıllar boyunca bu durum devam etmiş, yanında eşi veya çocuğu yatarken bile tekrarlamaya devam etmişti. Yaklaşık 19-20 yıldır her ay mutlaka en az 1 kere tekrarladığını, bazen ayda 5-6 kez bile olabildiğini ve bu sebeple çok tedirgin uyuduğunu ve son 2 aydır uyuyabilmek için ara ara ilaç kullanmaya başladığını söyledi.

 

İlk defa seansa gelen herkese sorduğum soruları da yönelttikten sonra Pervin Hn ile seansa geçtik.

 

seans

 

Seansa başlarken yaptığımız kısa temizlikte yoğun bedensel duyarlılıklar olunca seansımızı eklenti seansı olarak ilerlettik. Bu esnada Pervin Hn da kendisinde 7 eklenti olduğuna dair bilgi verdi.

 

ağaç

1.EKLENTİ: 9 Yaşında iken evlerinin karşısında bulunan yaşlı ağaçla ilgili gördüğü korkunç bir rüya anında çektiği 7 adet eklentiydi. O rüyayı hala her detayıyla hatırlıyordu. Rivayete göre bahsedilen ağaç çok eski bir ağaçtı ve o ağacı kim kesse, o kişinin başına mutlaka birşey geliyordu. O ağaç her kesildiğinde Pervin hn o ağaçla ilgili korkutucu bir rüya görüyor ve korktukça kendine daha çok eklenti çekiyordu.

7 Eklentinin Etkileri:

-Kaygı, korku ve tedirginlik yaratmışlardı.

-Sol ayak topuğunda  ara ara sızlamalara yol açmışlardı. Hatta Pervin hn’ın bu sebeple 20’li yaşlarında ameliyat olmasına rağmen sızlamalar bir türlü geçmemişti.

-Çocukluğundan beri kabızlık, karın bölgesinde şişkinlik ve gaza yol açmışlardı. –

-Kendisini sürekli yorgun hissetmesine, bıraksalar bütün gün uyuyacak kadar fazla uyuma ihtiyacına sebep olmuşlardı.

-Baş ağrıları : Küçüklüğünden beri  haftada en az 1 kere mutlaka baş ağrıları çekmesine ve bazen bu ağrıların şiddetli olarak 3-4 gün sürebilmesinde etkili olmuşlardı.

-Kötü rüyalar, kabuslar görmesine sebep olmuşlardı.

-18 Yaşından itibaren uyku sorunlarının başlamasına ve bir odada tek başına yatamayacak duruma gelmesine sebep olmuşlardı.

-Çocuğu olduktan sonra artan takıntılı düşüncelere; ve zaten olan temizlik-düzen takıntısının artmasına sebep olmuşlardı.

 

kemikler

2.EKLENTİ: Çocukken yaşadıkları bölge, eski bir uygarlığa ait mezarlığın üzerine inşa edilmiş olduğu için Pervin Hn toprağı kazarak kemik parçaları bulduğunu, kardeşleri arasında arkeolojiye meraklı olan tek kişi olduğunu; bulduğu kemiklerden korkmaması için annesinin onlara “ kireç ” dediğini; bu kemik parçalarını ve topraktan bulduğu eski paraları toplayarak oyunlar oynadığını ve sonunda birgün biriktirdiği herşeyin ablası tarafından  o korktukları ağacın içine atıldığını anlattı.

Bu tarihi bölgede gezinirken 7-9 yaş aralığında kendisine 4’ü gezinen enerji olmak üzere toplam 7 adet eklenti çekmişti.

 

pervinBu grubun da üstte belirtilen eklentilere benzer etkileri olduğu için tek tek detaya girmeden 7 dönemine baktık. Bu dönemde çocuklarla oynamayıp tek başına mezarlıkta oynadığını, şehitlerin yattığı söylenen evlerine yakın olan bir tepede bulduğu büyük taşı kazımaya çalıştığını ve bu dönemde merak duygusuyla kendisine bazı eklentileri çektiğini belirtti.

 

Bütün eklentileri gönderdikten sonra, 7-9 yaş aralığına biraz çalıştık. Seansın sonlarında ise anne tarafı atalarıyla alakalı yoğun travma etkisi olduğunu düşündüğüm için meditatif bir çalışmayla seansı noktaladım.

 

g2

1.GÜN:

Merhaba Eylül Hanım, Ense köküm ve başımda çok ağrı oldu hala da ara ara ağrı gelip gidiyor normal zamanlarda hemen ağrı kesiciye sarılabilirdim ama içmedim. Dün gece biraz geç yattım 3-4 saat uyku uyudum ama çok güzel bir uykuydu ve çok güzel rüyalar gördüm fakat ne gördüğümü hatırlayamıyorum sadece sabah çok mutlu uyandım ve ne güzel rüyalar gördüm dediğimi hatırlıyorum. Bugün 16:00’da çok yorgun hissettim ve 1 saat uyudum ama çok zor uyandım, gözümü çok zor açtım ve yataktan sürünerek kalktım diyebilirim. Normalde o bir saat uyku bile gece uykumu etkiler uyuyamazdım ama çok uykum var e-mailinizden sonra uyuyacağım hemen. Sevgilerimle .. ( Email Gönderilme Saati: 23.55- Pervin Hn için erken bir saat ) ”

3.GÜN:

”  Merhaba Eylül Hanım, Annemin teşhisini ve dedemlerin Yugoslavya’da yaşadıklarıyla ilgili bilgi istemiştiniz. Annemin teşhisi Anksiyete Bozukluğu. Kullandığı ilaçların isimleri Silunex, Seroquel ve Abizol. Raporu varmış bu ilaçlar için. Dedemin anlattıkları evlerinin basılması ve ziyafet hazırlatılması, kızlara ve kadınlara tecavüz, evin erkeklerinin kurşuna dizilmesi ve cesetlerinin ailelere teslim edilmemesi,bebeklerin havaya atılarak mızrağın üzerine saplanması ve mallarının gasp edilmesi gibi ağır vahşet içeren olaylar. 1953 yılında İzmire göç ediyorlar orda çiftlik alıyor bir düzen kuruyorlar fakat göçmen yasası çıkmadığı için ülkelerine geri gönderiliyorlar ve İzmir’de tüm malı,mülkü kalıyor. 1956 yılında tekrar Bursa’ya göç ediyorlar ama çoğu akrabamız gelemiyor. İsmet İnönü göçmen yasasını çıkardığı için Türkiye vatandaşı oluyorlar. Annem o zaman 6 aylık zaten 1 yaşındayken anneannem veremden ölüyor ve o zaman ki zihniyetle fotoğraf ve ona ait herşey yakılıyor. Annem hayatı boyunca annesinin fotoğrafını görmemiş. Dil bilmedikleri için çok zorlanmışlar dedem 50’li yaşlarda Türkçeyi öğrenmek ve çöpçülük yaparak evini geçindirmek zorunda kalıyor. Bu kadar detaya ihtiyacınız var mıydı bilmiyorum ama yardımcı olabileceğini düşündüm. Bu arada ilk mailimde size yazmıştım ben 2 dil biliyorum ama konuşma konusunda bir engelim var. İçimden çok güzel konuşuyorum ama dışa vurumda tıkanıklık yaşıyorum. Ablam 6 yıl Amerika’da kaldı konuşma konusunda çok zorlandı ve en küçük kardeşimde kursa gitmesine rağmen konuşma konusunda sorun yaşıyor. Kendi kendime soy ağacımızda hep farklı ülkelerde, farklı diller konuşulduğu için ve Türkiye’de yeni bir dil öğrenmek zorunda kaldıkları için mi bunu yaşıyoruz diye düşündüm hep. O günün heyecanıyla bunu hatırlatmayı unuttum kusura bakmayın. Bağlar çalışması ile ilgili bir boşluk olursa beni dahil etmenizi çok isterim. Sevgilerimle ..…”

 

9.GÜN:

Merhaba Eylül Hanım, 7 gün sonra geribildirim istemiştiniz. Çok yorgun bir hafta geçirdim, ilk 2 gün güzel uyudum ama 3. gece bir kabus gördüm ve açıkçası tüm hafta uyurken yine çok korktum ve çok sık uyanıp bazen uyuyamadım bir kaç gecede sabah ezanını bekledim. Daha önce rüyamda gördüğüm gibi yine çok kuvvetli bir enerji beni olduğum yerden uzağa fırlatıyordu. Ense köküm ve başım seanstan sonra 4. gün itibariyle çok şiddetli ağrıdı mecburen ağrı kesici içtim ama yinede geçiremedim. 3 gün bu şekildeydi son 2 gündür yok. Sezgilerimin güçlendiğini hissediyorum, size ben hiç hissetmem aslında demiştim, rüyalarımda çok net gördüğüm 3 şey birebir gerçekleşti geçtiğimiz hafta yada tesadüf bilmiyorum. 🙂 Seansa geldiğim günün gecesi ablam benim küçükken rüyamda gördüğüm o yaşlı kadını rüyasında görmüş. Ben ona ne bugüne kadar o kadının nasıl biri olduğunu ne de seansla ilgili hiçbir bilgi vermedim hani etkisinde kalacağı bir durum olsa bir nebze anlayacağım. Sabahında bana bir rüya gördüm dedi ve ben size nasıl tarif ettiysem birebir aynı kelimelerle bana tarif etti şok oldum ama anlamlandıramadık. Ablamda boyun fıtığı var özellikle sol kolunda yıllardır çektiği bir ağrı var ama o ağrının 1 haftadır olmadığını söylüyor hatta koluyla hiç yapamadığı hareketleri yaptığını belirtti ama son 4-5 gündür öyle bir ağrı benim sol kolumda var arada şiddetli bir ağrı arada elektrik çarpması şeklinde.

Dün gece kolay uykuya daldım normalde hep biri,birileri var ve bana bakıyor gibi hissederdim ve hep uyanıp odanın her yerine göz gezdirip çok korkardım ama dün gece öyle bir şey hissetmedim. 20 yıldır yaşadığım bir korkunun hemen geçmesini beklemiyorum ama geçeceğini ve bu konuda iyileşeceğime inanıyorum. Son olarak kendimi ifade ederken artık çok daha rahatım, konuşurken daha sakinim ki bazen çok hızlı konuşuyordum, insanlarla daha rahat göz kontağı kurabiliyorum şimdilik bu kadar. Sevgiyle kalın...”

 

Ş11

 

NOTLAR:

1-Pervin Hn, eklenti sayısını  en başta 7 olarak bildirmesine rağmen toplam 14 tane gönderdik. Bu genelde rastladığım bir durumdur. Eklentiler, onları göndermememiz için bazen olduğundan eksik göstermeye çalışırlar . Bu sebeple, genelde söyşenilenden yüksek sayıda eklenti çıktığına çok defa rastladım.

2-Seans sonunda kendime aldığım özel notlarda, uyku ve karabasan sorununun takip edilerek ne şekilde ilerleyeceğimize karar verebileceğimizi, kesinlikle BAĞLAR ÇALIŞMASI’na katılımını gerektiren çok konu başlığının olduğunu ve mutlaka anne eksenli başlanması gerektiğini yazmışım.

3-Pervin Hn’ın anne ve baba tarafı ataları herbiri neredeyse 4  farklı ülkeden göç eden bireylerden oluşuyordu. Hatta bu göç hikayelerinin bir kısmı çok yakın tarihli olup sonraki jenerasyonları etkileyecek seviyede ( savaş ortamı, katliamlar -bebek ölümleri ve tecavüzlere şahit olmak..vb ) büyük travmalardı. Pervin Hn’ın annesinin hayatına kırmızı ve yeşil reçeteyle verilen ilaçlarla devam edebildiğini, neredeyse 30 yıldır ilaç kullanım süresi dolsa bile tekrar tekrar yazdırarak bu ilaçlara bağımlı bir hayat yaşadığını ve sürekli uyumak istediğini belirtmişti. Bu yüzden annesiyle ilgili ek olarak sorduğum birkaç soru üzerine annesinin yaşama çok bağlı olmadığını ve geçmişte kendisine birkaç kere ölmek istediğini resmen ifade ettiğini söyledi.

Açıkça belirtmek gerekirse; bugüne kadar çok fazla göç hikayesi, çok fazla travmatik ebeveyn hikayesi duymuştum ama 4 ayrı ülkeden göç hikayesinin tek bir kişinin sisteminde toplanmış oluşuna ilk kez rastlıyordum. Dolayısıyla, bu çalışma sadece Pervin Hn’ı içermeyecek şekilde ilerlemek zorunda kaldı.

 

( Devam edecek……)

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

ÇOCUK DANIŞAN VAKASI: GECE TERÖRÜ 2. Bölüm

Standard

GT4

Bu vakanın 1. bölümünü şu şekilde bitirmiştim:

Artık annesi bana uyku durumunu bildirmeyi bıraktı. Herhangi bir sorun çıkarsa haberleşeceğiz. Mart ayında hem Mert ile başka bir konuda, hem de annesiyle kendisiyle alakalı  bir konuda çalışacağız.”

İlk seansta Mert ile çalışma yapmak için sadece 1 saatim vardı. Ama o çalışmanın sonuna doğru Mert’in baş bölgesinde ayrı bir enerji algılayıp , bu durum Mert tarafından da teyit edilince mart ayında Mert’i tekrar görmek istemiştim çünkü orada algıladığı söz konusu enerji herşey olabilirdi:

a)Fiziksel bir sorun olup belki taramalarda çıkmayınca gözden kaçmış olabilirdi. ( Ki Mert’e randevu vermeden evvel Mert , olabilecek her türlü ihtimal üzerine konusunda uzman hatta Türkiye’nin en iyi profesör doktorları tarafından epilepsi dahil her türlü tıbbi kontrolden geçirilmişti. )

b)Başka türlü bir eklenti olabilirdi.

c) Bir geçmiş hayat izi olabilirdi.

d) Bu hayatında oluşmuş herhangi bir travma izi olabilirdi.

Gece terörü konusuyla ilgisi olsun olmasın, seansın sonunda kendini gösterdiğine göre benim için önemliydi ve o yüzden 1 ay sonra daha geniş bir vakit ayırararak orada ne olduğuna bakmak istemiştim.

Annesini ise BAĞLAR ÇALIŞMASI’na davet ederek oğlu ile olan bu soruna anne üzerinden bakmak ve çocuğu olumsuz etkileyen başka herhangi bir etki olup olmadığını görmek istemiştim.

İlk seansın ardından işler yolunda gidince ve Mert uyumaya başlayınca artık anne ile hergün email almayacak şekilde, sadece sorun olursa haberleşelim şeklinde anlaştık.

Nitekim seansın üzerinden 16-17 gün geçtikten sonra annesi tekrar yazmaya başladı.

M28 Mart 2016: “Eylul hanim merhaba
Son yazismamizin ardindan yasanan her gecenin ilk bir saatinde aniden uyanip yatagindan telasla kalkiyor . Dün gece korktum dedi.
Bu gece yatagim cok kalabalik olacak, cok sey var dedi ama o cok olan sey ne soyleyemedi .
Uyanmasindan bir kac saniye once ben o tiz sesi duymaya devam ediyorum 😦

Benim cevabım: ” Merhaba…..  .Hn.  Siz yazmayinca ben sadece 1 gün öylesine kalkıp geri yattı sandım. Bir sonraki seansa kadar yine hergün yazarsanız iyi olur. Her gece kalktığında yaptıklarını ve söylediklerini aynı gün yazarsanız unutmamış oluruz. Bu arada siz de Bağlar Çalışması’na gelin, bir de orda bakalım. Böyle bir vakayla daha önce karşılaşmadığım için açıkçası şu aşamada sizi rahatlatacak başka birşey diyemiyorum……..”

NOT: Üstteki yazışma sırasında ben Mersin’deydim ve yine Mert’le ilgili günlük rapor almaya başlamıştım. Bir taraftan da anne ile aşağıdaki şekilde bir planlama yaptık:

19 Mart: BAĞLAR ÇALIŞMASI’na annenin katılımı gerçekleşecek

20 Mart: Anne, Mert ve teyzesi için üst üste konulmuş 3 seans yapılacaktı ( uzak bir yerden geldikleri için hepsini özellikle aynı güne planladık )

M115 Mart 2016:Merhaba Eylul hanim
Son yazismamizin ardindan Mert ilk bir saatte uyansa bile bir sorun yasamadan tekrar uyudu .
Pazar gecesi arkadas gelsin buraya diyerek uyandi ama arkadas kim soylemedi .
Dun gece ise yine uyku bozukluğuna benzeyen bir durum yasadi .
Aniden yataktan firlayarak mutfaga dogru babasini iterek benim yanima geldi sarildi .
Yine kalbi cok hizli atiyordu ve bakislari tuhafti .
Hicbir soruma yanit vermedi .
Yatagina goturdum uyudu.
Onceki surece gore cok daha iyi ve dingin geceler geciriyoruz .benim eskiden atak geçirirken duydugum cinlama sesi bir haftadir yok.
Bu arada baglar calismasina geliyorum .
Sevgiler.

15 Mart 2016:Bu arada Mert geçen seansta gordugu ve cizdigi varlik hakkinda konustu biraz benimle : Hic korkmadim korkulacak ne var ki. Ben sadece arıdan, yilandan bir de hata yapmaktan korkuyorum dedi .
O fransiz seni neden secmis acaba milyarlarca insan arasindan dedigimde ise cok sacma bir sey bu sordugun . Ben seni neden sectiysem milyarlarca insan arasindan o da ondan secmistir dedi 🙂

19 Mart 2016:

Annenin de katıldığı bir grup çalışması yaptık. Çalışmanın etkisini görebilmek için ertesi gün olan bireysel seansları erteleme kararı aldık. Bağlar Çalışması’nı yaptığımız gün Taksim’de İstiklal Caddesi’nde bombanın patladığı gündü. Bu olaylar da kararımızda etkili oldu.

BAĞLAR ÇALIŞMASI’NDA ORTAYA ÇIKAN DURUMLAR:

M3Annenin Bulgaristan’da kalan atalarıyla kopuk olması, Mert’in bu atalara yakınlık duyması: Çalışmada ortaya çıkan şey Bulgaristan’da toplu bir mezar gibi üst üste gömülmüş ölülerin olduğu ve üst üste olmalarının anneyi rahatsız ettiği..( O esnada annenin temsilcisi üst üste duran ölüleri özenle tek tek çekerek simetrik bir şekilde yan yana dizdi. Ve bu esnada şaşkınlıkla izleyen anne ” bizim ailede bütün kadınlarda temizlik, düzen ve simetri hastalığı var ” dedi..

Temizlik ve düzen takıntısının Mert’te de olduğu bilgisini çalışmadan sonra öğrendim. Ayrıca Mert’in ” Bu gece yatağım kalabalık olacak ” sözü benim için biraz anlam kazanmaya başladı.

26 Mart 2016: ( BAĞLAR ÇALIŞMASI’ndan 7 gün sonra )

Eylul hanim merhaba ;
7 gun dolsun istedim 🙂
Mert artik odasinda ve mışıl mışıl uyuyor ( NOT: Atak geçirdiği dönemde annesiyle beraber uyumaya başlamıştı )
Sanirim bitti .
Ancak tekrarlamamasi  icin farkettiginiz o baş bölgesindeki enerji konusu da halledilebilirse  daha da rahatlayacagiz .
Hata yapmaktan korkan aşırı ahlakci ve fazlasiyla analizci bir cocugun günümüz dunyasinda ne kadar mutsuz oldugunu görüyor ve gelecekte hicbir zaman toplum normlariyla uyum saglayamayacagini kendimden biliyorum.
Bu nedenle sizinle devam etmek istiyorum .
Nisan ayi icin uygun bir tarih kararlastirmayi umuyorum
Sevgiler.
Hersey icin tesekkurler...”

A teenage boy sleeping26 Mart’ta benim cevabım: ” Merhaba … hn

Madem Bağlar çalışmasından sonra deliksiz uyuyor,  Mert icin acele etmeyelim. Benim farkettiğim şey uykusundan bağımsız bir konu da olabilir.

Biraz daha bekleyip tekrar haberleşelim. Ancak ihtiyaç olursa Mert’i tekrar alırım. Şu anda hersey yolunda ise biraz daha beklemek daha iyi.

Bu hafta da uyku konusunda haberleselim.

27 Mart 2016: ” Eylul hanim merhaba ;
Mert dun gece yine panik icinde kalkip hizli hareketlerle yurumeye basladi ve beni gorunce ilginc bakislarla gulmeye basladi.
Bir sey olmadi oylesine uyandim diye sinirlenip ayaklarini yere vurdu ki biz bir sey oldu falan demedik .
Bir sure sonra babasina yataktan kalktigimi hatirliyorum sonrasi kopuk
Guldugumu sinirlendigimi hatirlamiyorum demis .
Ruya gibi bisey oldu ama hatirlamiyorum diyor .  “

İlk seanstan sonra Mert’in akşamları atak yaşamasının geçmesine rağmen, BAĞLAR ÇALIŞMASI’nın hemen öncesinde tekrar uyanmaya başlaması üzerine 2.seans tarihimizi kararlaştırdık:

İlk seanstan 42 gün sonra, 2 Nisan’da  Mert’le 2. seeansımızı yaptık.

M5.gif

İKİNCİ SEANS:

Mert’le ilk seansta tanıştıktan sonra karşımda daha küçük bir çocuk beklerken yaşına göre bayağı olgun, zeki ve herşeyi rahatlıkla konuşabildiğim bir delikanlı görünce bu sefer işi riske etmeyip ona bir yetişkin seansı kadar süre ayırdım ve süre elverdiğince birkaç konuya birden bakmak istedim:

İlk Konu: Mert’in sınıfında çok hoşlanmadığı bir arkadaşı vardı ve ilk seansa geldiğinde de ondan rahatsız olduğundan bahsetmişti. O yüzden ilk etapta bu konu üzerine biraz sohbet ettik. Kendisini neden bu kadar rahatsız ettiğini merak ettiğim için biraz detaya da girdik. O esnada anladım ki Mert’i asıl rahatsız eden şey “-miş gibi yapmak ” , yani bu arkadaşından hoşlanmadığı halde onunla sohbet etmek zorunda kalmak ve onu seviyormuş gibi davranmaktı.

M6Bu konuşma sırasında ben karşımda bir yetişkin değil de bir çocuğun oturduğunu bilerek her cümlemi dikkatlice kurmaya çalışırken, Mert o anda öyle kelimeler ve cümleler kullandı ki bu durum beni çok etkiledi. Bugüne kadar sözüm ona çok şey bildiğini sanan bazı yetişkinlere bile anlatmakta zorlandığımız bir konuyu cümle içerisinde kuran bir çocuk oturuyordu karşımda…bana aynalamadan ( psikolojide projeksiyon olarak geçen konudan ) bahsetmeye başladı. Okuldaki  rahatsız olduğu, ismine Hakan diyeceğim bu arkadaşının aslında kendisinde de olabilecek bazı özellikleri yansıtıyor olabileceğinden bahsetti. Ama yine de Hakan ne yapsa ona batıyordu.

Karşımdaki çocuk bu kadar açık ve konuları kavrayışı bu kadar kolay olunca ben de kendisine Hakan ile ilgili birkaç olası şey söyledim. Hakan’ın bazı  davranışlarının ardında yatabilecek bir ihtimalden bahsetmek üzereydim ki Mert hemen onaylayarak atıldı ve söylediğim ihtimali ispatlarcasına örnekler verdi. O andan itibaren Mert’in Hakan’a bakış açısı yavaş yavaş esnemeye başladı…” hiç bu açıdan düşünmemiştim ” dediği an konuyu kapatıp asıl bakmak istediğim şeye yani başındaki kalıntı enerjiye geçtik.

İkinci Konu: Tekrar bir enerji temizliği ile başladık. Ve temizlik baş bölgesine geldiğinde yine aynı yerde, bir önceki seansta hissettiği şekilde bir zonklama oldu, ” başım ağrıyor ” dedi.

Karşımda leb demeden leblebiyi anlayan bir çocuk olunca kinesiyolojiden bol bol faydalandığım bir seans oldu. Böylelikle oradaki enerjinin de bir çeşit eklenti olduğunu kısa sürede anladık.

M7Aldığımız bilgilere göre; bu enerji 2-3 ay önce Mert aşağıda ( evleri 2 katlı ) ders çalışırken yukarıdaki katta babası ile sohbet eden ve şaşkınlıkla karışık ” Bu çocuk çok çabuk öğreniyor ” diyen annesinin istemeden kendisine gönderdiği nazar enerjisinden başka birşey değildi. Mert bu söz üzerine nazar enerjisinin gelip kafasına yerleştiğini ve o günden sonra kendisini olumsuz anlamda etkilediğini, uyku terörü konusunda da olumsuz etkileri olduğunu hatta ders çalışmasını bile etkilediğini söyledi.

Hatırladığına göre annesi o gün onu ders çalıştırmıştı ve Mert konuyu çok hızlı kavrayınca anne bu durumdan çok etkilenip kendi oğluna nazar değdirmişti. ( anne,  sayısal dersler konusunda ileri düzey bilgisi olan bir anne olarak oğlunun o yaşta o konuyu anlamasına şaşırdıysa işin boyutunu düşünün  )

Bu bölümü bitirmeye yakın Mert’te hafif sıkılma belirtileri olarak ayak sallama hareketleri görünce kısa bir mola verme gereği duydum. O arada Mert 2. defa tuvalete gitti. Normalde bu kadar sık gitmediğini de ekledi.

O 5 dakikalık molada Mert’e isterse çalışmayı orada noktalayabileceğimi çünkü asıl bakmak istediğim şeye baktığımı, ama çok uzaktan geldikleri için ve kendisinin ailesiyle uzun bir süre gelmesine gerek kalmaması adına 1 konuya daha bakmakta fayda olduğunu eğer sıkılmadıysa ona da bakabileceğimizi söyledim. Mert de bu önerimi kabul etti.

M9

Üçüncü Konu: Bu sene boyunca ağırlıklı olarak üstün zekalı çocuklarla çalıştığım için bazılarında sıklıkla gözlemlediğim bir konuya bakmak istedim. Sorularımı bu yönde sormaya başladığımda Mert bana tıkır tıkır herşeyi akıcı bir şekilde anlattı. Bu yaşamdan taşıdığı bir olumsuz etki olarak ” İnsanlara biraz ilginç geliyorum. O yüzden çok bulaşmıyorlar. Arkadaşlıklarda çok seçiciyim. ” dedi.

Bu etkileri hızlıca dönüştürüp şifalandırdıktan sonra seansı noktaladık. Sonra da Mert’i almaları için dışarıda bir cafede oturan anne-babasını aradım ve Mert’i yolcu ettim.

12

 

Seanstan 1 Gün Sonra:Merhaba Eylul hanim ;
Mert gayet iyi uyudu .
Ben de biraz tedirgin de olsa beklemeden uyudum 🙂
Gun icinde gayet iyiydi herhangi bir farklilik hissetmedigini soyledi .”

Mert’te yorgunluk, uyku hali gibi tamir fazı semptomları olup olmadığını sordum.

Seanstan 2 Gün Sonra:Mert  gayet iyi 🙂
Seansin ustune sinemaya gidip 3saatlik filmi izleyip gelince de gece 1:30’a kadar uyumayip bizi uyuttu:)
Normalde uykusuna hic dayanamazdi .
Pazar gununu de keyifli gecirdi
Normal uyku saatinde de uyudu 🙂
Sevgiler.”

M10Mert’le seans yaptığım gün anneyle de çalıştığım için onunla şu şekilde konuşmuştuk: Bu sorun yaşanmaya başladığından beri anne ve baba hergün Mert’in odasının olduğu kattaki başka bir odada ışık açık vaziyette Mert’in kalkmasını bekliyorlarmış. O yüzden de Mert her uyandığında o lambaya doğru yürüyormuş. Yani ilk seansın ardından ataklar geçse bile Mert’in bir süre sonra yine uyanmaya devam etmesinin sebebini, yatarken anne-babasının yan odada onun kalkmasını bekleyeceklerini bilerek uyumasının olabileceğini düşündük. Bu yüzden anne de 2. seanstan sonraki ilk hafta Mert’i gözlemlemek için ışığı kapatarak beklemeye başladı..Ondan sonra ise artık beklemeyi kestikleri bir an geldi.

Seanstan 5 Gün Sonra: Hala ışık açıp bekleyip beklemediklerini sordum ve ışığı kapalı tutmaları konusunu hatırlattım.

6. Gün Gelen Cevap: ” :)) Beklemiyoruz . Konu kapandi 🙂  Sevgiler …

8. Gün: Hic uyanmadi Eylul hanim ;
Gayet keyifli bir hafta gecirdi .
Hakan ile iliskisi duzelmis ona karsi sevgi dolu hissettim kendimi bu hafta dedi .
Ve şunu ekledi, calisma disinda Eylul hanimin kurdugu cumleler etkili oldu dedi.
Sinavlari var ama daha rahat benim farkettigim kadariyla .
Bilincaltimin urettigi ne cok sey varmis diyor bazen cok orali olmamaya calisiyoruz :)))  (NOT:  Seans içeriği konusunu sürekli açıp Mert’e hatırlatmamalarını tavsiye etmiştim )
Babasini size mutlaka gonderecek 🙂
Hic vazgecmedi israrindan 🙂
Cok tesekkurler vesile olduklariniz paha bicilemez
Sevgiler ..  

M1115. Gün:”Eylul hanim merhaba ;
Kusura bakmayin cok yogun bir hafta sonuydu hemen yazamadim.
Son yazismamizdan bugune hersey yolunda .
Mert’te farkettigim en onemli degisiklik daha sakin, daha az elestiriyor sistemi ve insanlari:)
Bendeki ofke durumu da azaldi .”

Bu vakayı yayınladığımda seansın üzerinden 24 gün geçmişti. Mert’in gece terörü diye anılan sorununun artık şifalandığını düşünüyorum ve olası bir sorun olursa annesinin bana bilgi vereceğini biliyorum.

Ş11

NOTLAR:

1-ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR: Bu sene çalıştığım çocukların neredeyse %90’ı üstün zekalı çocuklardı. Bu yüzden bu konuda bir dönem bayağı bir araştırma yaptım. Hatta bu çocuklardan bazılarını okullarında ziyaret edip öğretmenleriyle görüştüm. Yaptıkları resimleri inceledim. Bu araştırmalar sırasında  onlara üstün zekalı demekten ziyade özel yetenekli ( gifted or talented ) denmesi aklıma daha çok yattı çünkü onların bu durumu bir çeşit üstünlük değil, bir çeşit farklılık.

Bu araştırmalar ve gözlemler sırasında küçükken yaşadığım, hatta bazılarını hala yaşadığım sorunların onlarda da olduğunu görmem açıkçası bana da iyi geldi. Sanki bu, dünyanın başka bir ucunda bir hemşehrine rastlamak gibiydi. O yüzden onlarla yetişkinlerden çok daha kolay iletişim kurduğumu ve daha iyi anlaştığımı söyleyebilirim. Eğer birgün bir branş seçmek zorunda kalırsam, ben seve seve üstün zekalı çocuklarla çalışmayı tercih ederim. Ama şu da bir gerçek ki onlara yapabileceğim en büyük iyilik aslında kendilerinden ziyade ebeveynleriyle çalışmaya devam etmek çünkü çoğu zaman sorun sanıldığı gibi çocuklarda değil, onların bu farklılıklarını anlayamayan ebeveynlerde veya öğretmenlerinde oluyor.

Bu durumu size en kolay şöyle tarif edebilirim: Henüz tuşlu cep telefonu kullanmayı yeni öğrenen bireylerin arasındaki birkaç kişiye son model dokunmatik cep telefonu veriyorsunuz ve o kişiden o telefonu kendi kendine etkin kullanmasını bekliyorsunuz. Benim ” özel yetenekli çocuklar” için düşüncem bu…ne eğitim sistemimiz ne de ebeveynlerin çoğu bu çocukların hassas sinir sistemlerini ve özel yeteneklerini algılayabilecek durumda değil. Mesela:

a)Siz onların gözünün içine baka baka belki yalan söyleyerek durumunuzu kurtarabileceğinizi sanıyorsunuz, ama bu çocuklar alan okuyabiliyorlar. Sizin yalan söylediğinizi anlamakla kalmayıp size olan güvenini kaybetmesine de yol açıyorsunuz.

b) Siz bu çocukların asla yemedikleri bir şeyi çaktırmadan çorbasının içine karıştırıp ona yuttururum diyorsunuz ama bilmiyorsunuz ki bu çocuklar o çorbanın içine hangi baharattan ne oranda koyduğunuzdan tutun, çorbanın içinde hangi marka süt kullandığınızı bile algılayabiliyorlar.

c) Siz konuşmanıza sevimlilik katmak için kurduğunuz cümleye  ” Ayşeciğim, Aşkım, Canım, Cicim ”  diye başlıyorsunuz ama bu çocuklar sizin kendi içinizde aslında ne kadar sevgisiz olduğunuzu 50 metre uzaktan bile algılayabiliyorlar ve sizin algılayamayacağınız boyuttaki şeyleri konuşmaya gerek bile duymuyorlar.

d) Siz belki çocuğunuzun kalabalıklardan hoşlanmadığını düşünüyorsunuz ama bu çocuklar belki de sadece bazı insanların enerjilerinden hoşlanmadıkları için o anda o ortamdan uzaklaşıyorlar…ya da sadece belli türde seslerden-gürültülerden rahatsız oluyorlar.

e) Siz belki çocuğunuzun gözünün bozuk olduğunu sanıyorsunuzdur ama belki de sadece çocuğunuz aura görüyordur veya farklı boyutları algılıyordur.

…. vs  ….vs…..vs….

2-Benim çalıştığım çocuklar, anne-babaları gayet bilinçli, eğitimli olup çocuklarını özel eğitim veren okullara göndermiş olan ebeveynlerin şanslı çocuklarıydı. Lakin, hepsi bu kadar şanslı olmuyor. Böyle çocuklara sahip ebeveynlerin bazı arayışlarla oluşturdukları grupları takip ettiğim kadarıyla, özel yetenekli olup da durumu anlaşılmamış, ne yapacağını bilmeyen ebeveynlerin ellerinde tabiri caizse telef olmuş, farklı olduğu için sistemin dışına itilmiş çok çocuk var. Ve malesef onlara ihtiyaç duydukları eğitimi verebilecek kapasitede okul ve öğretmen sayısı da yok denecek kadar az. O yüzden devletin bu konuda tamamen burslu ve gerekirse yatılı çok sayıda okullar yapması ve bu çocukları eğitecek kapasitede eğitimcileri ÖZENLE seçmesi gerektiğini düşünüyorum yoksa bir nesil heba olacak. Onlar sanıldığı gibi hiç de az sayıda değiller…her geçen gün artan sayıda gelen, belki Tanrı’nın önden yol açmaları için gönderdiği bir ön sürüm gibiler. Hepsinin içinde parlatılırlarsa ışıldayacak farklı yetenekler gizli .

EBEVEYNLERİ İÇİN KÖTÜ HABER: bu çocuklar ..xbs, ygs..ogs..dms..kpss tarzı bilumum sınavlara girmek için tasarlanmamışlar. Bilakis, bu tarz sınavlarda ortalama zekada bir çocuktan daha başarısız bile olabiliyorlar.

3-Bazen bu çocuklar için çok büyük bir değişim yaratamaz ve mevcut koşullarını değiştiremeyebilirsiniz. Ama biliniz ki bazen bir konuda yalnız olmadığınızı ve sizin gibi insanlar olduğunu bilmek bile bir şifadır ve insana o anda kendini daha iyi ve normal hissettirir.

Örneğin; ilçesindeki tek farklı çocuk olmak belki o çocuk için dünyanın en kötü şeyiyken, o çocuğun bir yaz kampında kendisi ile aynı dili (mecazi ) konuşan çocukların bulunduğu bir yere koyduğunuzda o çocuk artık görür ve bilir ki bu dünyada kendisi gibi insanlar da var ve yalnız değil…Sadece bu bile böyle bir çocuğun yeteneğini kaybetmek yerine topluma geri kazandırabilir.

Yalnız olmadığınızı bilme konusuna kendimden örnek vereyim; geçen sene ismine “misophonia” denilen bir rahatsızlığı ( bana göre hastalık değil sadece sinir sisteminin aşırı duyarlılığı ve tıbben çözümü olmayan bir konu) varlığından haberdar olduğumda hatta Mersin’de benimle aynı şekilde sese karşı aşırı duyarlı bir insanın-bir opera sanatçısının varolduğunu öğrendiğimde çok mutlu olmuştum çünkü artık tek değildim:)  Eğer bir müzisyenseniz, beste yapıyorsanız, veya orkestra şefiyseniz sese aşırı duyarlılık belki işinize yarar ama benim gibi sürekli seyahat eden, farklı sosyal çevrelerde bulunan ve bu seyahatlerde mecburen toplu taşıma araçları kullanan biriyseniz, yol boyunca duyduğunuz cep telefonu mesaj sesleri bile sizin için akıl almaz bir işkence aracına dönüşebilir. Bunda yalnız olmadığınızı bilmek ise kısmen bir rahatlama getirir.

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

ÇOCUK DANIŞAN VAKASI: GECE TERÖRÜ 1. Bölüm

Standard

 

GT4

 

Bildiğiniz üzere İstanbul-Mersin arasında sürekli seyahat ediyorum. O yüzden 1 aylık programım genelde haftalar öncesinden programlanmış oluyor. Bundan yaklaşık 35-40 gün önce, bir gece yarısı tam da şubat ayına dair tüm İstanbul randevu planını tamamlamış bilgisayarımı kapatıp yatmak üzereyken ” ACİL ” başlıklı bir email aldım.

Emailin içinde ismi geçen kişilerden biri daha önce çalıştığım bir danışanımdı. Bu danışanım bana ilk geldiğinde kendisine beni bir psikoloğun önerdiğini ve ” Bu kişiye gözü kapalı gidebilirsin ” dendiğini söylemişti. Bu psikoloğun ismini sorduğumda ise kişiyi tanımıyor olmam beni daha çok etkilemişti. Çünkü ben özellikle iş hayatında beni kişisel olarak tanıyanlardan ziyade, hiç tanımayan kişilerin görüşlerini daha objektif bulduğum için daha çok önemserim. Dolayısıyla hiç tanımadığım bu psikoloğun adını bile bilmediğim için sosyal medya üzerinden kendisine teşekkür etttiğimi hatırlıyorum. İlginç bir konu olunca hem konu, hem de konuyu danışanıma aktaran kişi aklımda kalmıştı.

Bu sefer yazan, psikologun önerisini ileten yakın arkadaşı olan kişiydi:

GT6” Merhaba Eylul Hanım,

…..’a psikolog tavsiyesini ileten kişi ben, ( ismi )… 

Uzun zamandır sizi takip ediyorum . Reiki hocası olmamın yanında uzun yıllardır bilinçaltı çalışmaları konusunda egitimler alıyorum ancak uygulama aşamasına gecmiyorum.

12 yasındaki oglumun surekli yasadıgı dejavular ve ara ara kafasının ıcınde seslerin cokkk yukselmesi sorunlarıyla basetmeye calışıyoruz doktorların soyledıgıne gore onemli bir mesele degil ustun zekalı oldugu tespit edildikten sonra bu sorunların yasanabilecegine benzer orneklerle biz de inandık.
Ancak son 10 gundur her gece kabuslar ve hatta aynı ruyalarla uyanıp uzun sure kendini toparlayamıyor. Herseyın çok hızlandıgını ve buna dayanamadıgını hatırladıgı kadarıyla sonra anlatabiliyor.
Doktor uyku teroru olabilecegini ancak yapılacak birsey olmadıgını soyluyor
Ve ben içsel olarak bu sorunun cozumlenmesinin sizinle mumkun oldugunu hissediyorum 10 gundur uyumayan ve ilk kez caresizlik içinde kalan ben sizden şubat ayında oglum … ….’la çalışmanız konusunda ricada bulunmak ve eger bu mumkun olursa cokkk mutlu bir anne olacagımı belirtmek isterim.
Şimdiden tesekkurler.  
***
Açıkçası, programım doluydu ve yeni birini almam imkansızdı ama İstanbul’da çok yoğun çalıştığım için her 3 günde 1 kendime koyduğum küçük dinlenme molaları vardı. Çocuk seanslarını 1 saatle sınırlı tuttuğum için böylesi acil bir durumda bu çocuğa da dinlenme saatimde seans yapabileceğimi düşünerek anneyle yazışmaya başladım.
İlk soruma aldığım cevap:
Hicbir teshis yok.
Sadece ustun zekalilarin egitim aldigi …… adli merkezdeki pedagog sag ve sol beyin arasinda cok fark oldugunu bunun da bir dengesizlik yaratabilecegini soyledi.
Hicbir ilac ya da teshis yok …
Yasitlariyla iletisim kurmada sorunu olmasa da onlarla vakit gecirmekten sıkılan ve surekli onlara kızan soylenen elestiren bir yapisi var …
Ozellikle yalan uydurma, adaletsizlik, haksizlik gibi cocuklar ya da buyukler arasindaki her turlu davranisi seziyor ve cok sinirleniyor…
Ancak bir teshis ya da tedavi durumu yok .
Gordugu ruyada da tam anlatamasa da hep ayni olan seyler var
Sesler, cok hizli sayi sayma
Cok hizli gecen zaman
Mary hanim otelden cikis yapti diyen biri var, o yalan soyleyerek otelden para aldi diyor…Hersey cok hizli diyor .”
***
GT3Ben İstanbul’a gelmeden evvel her türlü tıbbi kontrolden geçmiş olduğu için kendisine ilk haftasonu randevu verdim. Annesinin doldurduğu formda oğlunun belki epilepsi olabilir şüphesiyle 24 saat boyunca EEG’sinin çekildiği ve hiçbir sorun bulunamadığını yazıyordu. Ayrıca gündüze yansıyan bir sorun yaşamadığı için psikiyatrist de sorun yok demişti. Doktorların söylediği son şey şuydu: “Belki gece terörü olabilir ama bu konuda tıbben yapabileceğimiz birşey yok. “.
Tüm bu bilgiler ışığında ismine Mert diyeceğim danışanımla bir araya geldiğimizde, karşımda küçük bir çocuk beklerken neredeyse boyu benim boyuma yakın 12 yaşında bir delikanlı ile karşılaştım.:) Haliyle iletişim kurmak benim için çok kolay oldu. Küçük çocuklarda kullandığım oyunlara ve türlü numaralara hiç ihtiyaç kalmadı. Tabiki burada danışanın motivasyonu da fark yarattı çünkü bu küçük danışanım her gece yaşadığı bu kabusu çözmek için benimle iyi bir işbirliği yaptı.
GT7Sohbetimiz sırasında bana bu sorunu 1 aydır yaşadığını, neredeyse hergün uyuduktan 2 saat sonra uyandığını , giderek bu sürelerin biraz öne çekildiğini, sebebini bilmediği bir şekilde konuşmaya başladığını , ilk 10 gün boyunca kafasında sayıların çok hızlı bir şekilde döndüğünü, sonraki günler daha farklı şeyler olmaya başladığını ve gördüğü kabusları sabahları hatırlamadığını ekledi. Daha önce annesinden aldığım bilgi ise, bazı geceler bilmediği bir dilde konuştuğu şeklindeydi. Hatta bir gece oğlu anneye ” Yeni Selma’yı istiyoruz diyorlar ” demişti .
***
Eklentiden şüphe ettiğim için seansa enerji temizliği ile başladım. Tahminimizde haklı çıktık. Yalnız bu esnada farkettiğim başka bir durum daha oldu ve o anda başının bir bölümünde daha farklı bir enerji algıladığım için oraya müdahale etmem gerekti. Ancak orayı da temizledikten sonra imgeler netleşti.
Gelmişken kendisiyle doğum travması da çalıştım. Seans sonunda gönderdiğimiz eklentiye dair bir resim çizmesini istedim. Mükemmelliyetçi olduğu için hemen 2 dk’da çizemeyeceğini, uzun süreceğini söyledi. Ben de onu dinlenme molamda araya aldığım ve çizim için extra vaktim olmadığı için akşam eve gidince çizip annesi aracılığıyla bana gönderebileceğini söyledim. Bu şekilde anlaştık ve ayrıldık. ( Altta çizdiği silüet, eklentinin görüntüsü: Yarısı siyah, yarısı beyaz olan ve arkası dönük bir erkek figürü )
IMG-20160221-WA0002
Annesi onu almaya geldiğinde bu konuya bir ekleme yaptı: ” Oğlum çok mükemmelliyetçi. Aslında o yüzden de getirmeyi düşünüyorum size..).” . Ben bunu duyunca hem şaşırdım hem de gülümsedim çünkü ilk defa bir küçük danışanın mükemmelliyetçiliğinden şikayet edildiğini duyuyordum. Ve ne tesadüf ki bu danışanımla ortak bir özelliğimiz vardı: mükemmelliyetçilik…:)
Seans özel bir vaka olduğu için Mert’in annesinden hergün sabah ilk iş bana email atarak o gece oğlunun uyanıp uyanmadığını, nasıl uyuduğunu yazmasını rica ettim.
***
Geri-bildirimler:
-1. Gün: ” Gece uyandı ama atak yaşamadı. ” Ben izin vermedim ” diyerek geri yattı. Herhangi birşey olmadı.”
-2. Gün: “Hic uyanmadi tum gece
Bu duruma benzer geceleri 1 ayda en fazla 4-5 gece ve araliklarla yasadik
Umarim artik saymayi biraktigimiz huzurlu gecelerimiz baslamistir .
Cok tesekkurler ..Sevgiler…”
-3. Gün: ” Merhaba eylul hanim hic aksatmiyoruz calismayi 🙂
Bir geceyi daha biz uyumasak da oglumuz huzurla tamamladi ..
Tekrar tesekkurler . Sevgiler…”
-4. Gün: “ Huzurlu bir gece daha
Cok sukur …
Tesekkurler ,sevgiler.”
-5. Gün: “Bir gece daha huzurlu ve hic bir sorun olmadan gecti .
Cok tesekkurler .Sevgiler .
-6. Gün: ” Eylul hanim merhaba ;
Yasadigimiz bu zorlu deneyimin ilk anindan itibaren butun kalbimle inandim sizinle cozecegimize ..Bugun 6.gece
Oglumun her sabah bu gece de birsey olmadi derken gulen gozleri icin varliginiza minnetttarim …
Sevgiler...”
7 gün takip ettikten sonra durumun tekrarlamadığını görmemize rağmen yine de emin olmak için bir hafta daha gözlemlemek istedim.
-8. Gün: ” Merhaba eylul hanim
Kusura bakmayin bugun bir turlu yazamadim
Gece herhangi bir benzeri problem yasanmadi
Cok ruya gorup cok uyandigi bir geceydi
Yazmam gerekir mi bilmiyorum ama ruyasinda kardesi oldugunu benimle birlikte Ankaraya gidip dondugumuzde babasinin ona “Mert, kardesin öldü özür dilerim ” dedigini gormus
Uyandiginda gozlerinde yas vardi .
Bunun disinda bir danisaninizin paylastiginiz geri bildirimi dikkatimi cekti .
Mert’in de dirseklerinde tam bu surec oncesi cikan sigilimsi buyuk cikintilar vardi
Hic iyilesek gibi degildi .
Bir haftadir kuculduler ..
Tekrar tesekkurler .
Iyi geceler diliyoruz ..”
-9. Gün: “Merhaba eylul hanim;
Bir geceyi daha sakin ve huzurlu gecirdik
Tesekkurler .Sevgiler
-10. Gün
…..
-…..
Artık annesi bana uyku durumunu bildirmeyi bıraktı. Herhangi bir sorun çıkarsa haberleşeceğiz. Mart ayında hem Mert ile başka bir konuda, hem de annesiyle kendisinin talebi üzerine ayrı bir konuda çalışacağız.
 ***
NOTLAR:
GT11-Çocuklarla olan seansları yetişkin seanslarından daha çok önemsediğimi daha önce de yazmıştım. Düşünsenize, bu çocuğun annesi regresyon terapisinden haberdar olmasaydı oğlu için ne yapacaktı? Kabus dolu geceler muhtemelen aylarca veya yıllarca devam edecekti..ve belki ilerde uyku için ilaç bile vermek zorunda kalacağı günler gelecekti.
O yüzden işimi her geçen gün daha çok seviyorum. İnsanların iyileştiklerini görmek-duymak bir tiyatrocunun alkışla beslenmesi gibi birşey. Yani benim için işimin en tatmin edici yanı, insanlardan aldığım geri-bildirimler. Yoksa sonucunu takip edemiyorsam bana göre seans yapmanın hiçbir manası yok.
GT82-GECE TERÖRÜ olabilir denen konu, bu vakada benim için sadece bir eklenti seansıydı. Yalnız dikkat ettiyseniz bu soruna el atmadan evvel konunun öncelikle tıp doktorları tarafından kontrol edilmiş ve her türlü tetkik yapılmış olduğundan ve tıbbi bir çaresi olmadığından emin oldum. O yüzden her benzer sorun olduğunda lütfen genelleme yapmayınız ve ilk etapta bir tıp doktoruna başvurunuz.
” Eklenti ” konusu çok daha geniş çaplı bir konu olduğundan burada çok detaya girmeyeceğim ama sadece şu kısa tanımlamayı kullanabiliriz: Bizim enerji alanımızda bulunan ama bize ait olmayan enerjilere EKLENTİ diyoruz. ( bakınız: Sıkça Sorulan Sorular bölümü )
Bu vakada çocuk danışan tarafından çizilen bir eklenti silüeti mevcut idi. Aldığımız bilgiler doğrultusunda bu eklenti, Fransa’da intihar ederek ölmüş birinin enerjisinden başka birşey değildi. Neden bu çocuğu seçmiş derseniz, seansta kendime not ettiğim bilgi şu: Mert 1 ay önce çok üzüldüğü travmatik bir olay yaşamış. O sırada eş-zamanlı olarak okulda da haksızlık olarak gördüğü başka bir duruma şahit olmuş. Bu iki travma üst üste geldiğinde ve Mert’te tetiklenen duygu Fransa’da ölen kişinin duygusuyla aynı frekanslarda olduğunda Mert bu enerjiyi doğrudan kendisine çekmişti. Seans sırasında bu enerjiyi ait olduğu yere gönderdikten sonra Mert’in annesini de bu tür durumlardan korunma yollarıyla ilgili kısaca bilgilendirdim.
Mert’in yaşadığı travmatik vaka üzerine kendisiyle biraz sohbet edip etkilenme durumuna baktım. Eğer ihtiyaç duyarsak ilerde çalışacağız ama şimdilik kendisi konuyu zaten halletmiş gibi görünüyor.
3-Burada bahsettiğim eklenti konusunu anlamakta zorlanıyorsanız şöyle düşünün: nasıl ki bağışıklık sisteminiz düştüğünde vücudunuz daha kolay hastalanıyorsa, ciddi bir travma yaşadığınızda hissettiğiniz yoğun duygularla ( öfke, çeşitli korkular…vb ) , kendinize birtakım olumsuz enerjileri çekebiliyorsunuz.
Eminim ilk defa duyanlara saçma gelecektir ama durum tamamı ile bundan ibaret. Ben sonuçla ilgilendiğim için gerisi sadece teferruat. Ama emin olabilirsiniz ki böyle bir şeyi 15-20 sene önce duysam ben de inanmakta zorluk çeker hatta sizin delirdiğinizi düşünürdüm..:)) O yüzden yaptığım işe baktığımda zaman zaman kendi kendime şöyle espriler yaparım: BİR ANALİTİĞİN HAZİN SONU ( ya da ANALİTİK PLAZA İNSANININ HAZİN SONU ) ismiyle belki bir gün kısa hayat hikayemi yazarım size. Hiç gerçekçi değil diye küçükken bilim-kurgu bile izlemeyen ve gözüyle görüp algılamadığı hiçbir şeye inanmayan birinden bu aşamaya nasıl geldiğimi belki birgün size de anlatırım.
O gün gelene kadar kendinize iyi bakın..:))
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan