BENİM HİKAYEM-1. Bölüm( Troid Sorunu)

Standard

E1.jpg

Bugüne kadar hep danışanlardan örnekler verdim. Bu seferlik kendi vakalarımdan birini paylaşayım.

Bundan 2 sene önce, Mersin’de olduğum dönemde hayatımda ilk defa bir sene içinde hızlıca 8-10 kg aldığım bir dönem oldu. Geçmişte spor yapan biri olarak bunu spor ve diyet eşliğinde verebileceğimi düşünerek uzun aradan sonra tekrar spora başladım ve aynı zamanda sıkı bir diyet uyguladım. Normal şartlarda, haftada 4-5 gün ağır idman yapmasam bile ( ki 4 dk’lık bir tabata’dan sonra salondan dili dışarda çıkan insanları düşünürsek, bunun gibi bir sporu kalabalık bir grupla 50 dk boyunca yaptıktan sonra üstüne 50 dk da eğimli yürüyüş yaptığınızı hesaba katın ) sadece bu diyet ile bile bayağı kilo vermem beklenirken, 1 aylık sürenin sonucunda yapılan ölçümlerde kilomda hiçbir değişiklik olmamıştı ama bedenimde bazı bölgelerde sıkılaşma olmuştu. Sonuç oldukça şaşırtıcı olmakla birlikte ilk ay için normal olabileceğini düşünerek 1 ay daha devam ettim.

Bu süreç devam ederken, aynı zamanda ayda 1 kere İstanbul seyahatlerim olduğu için yaklaşık 10 gün spor yapamadığım bir dönem oldu. Bu vesileyle belimde başlayan esneklik kaybı ve ağrının sporla bir ilgisinin olmadığını anlamış oldum. Mersin’e döner dönmez spor hocama danıştığımda bel fıtığının genelde o bölgeden başladığını ve bir doktora görünmem gerektiğini söyledi.

 

E2Doktor, MR neticesinde L4-L5 arasında orta düzeyi biraz geçmiş bir fıtık bulunduğunu, ameliyatlık durumda olmadığını, tedavi uygulayacağını söyledi. Bu bahsedilen tedavi ise sadece ağrı kesici ve kas gevşeticilerden ibaretti ve artık ömür boyu hareketlerime dikkat etmem gerekiyordu. Geçici hastalıkları pek önemsemezdim fakat bana anlatıldığı şekliyle fıtık o bölgenin hiçbir zaman eski haline dönemeyeceği, sporu bırakmam gerektiği şeklinde olunca hastaneden çıkarken bilinçaltımdaki DJ çoktan George Michael”ın şarkısının “ I’m never gonna dance again.…..”  bölümünü bozuk plak gibi tekrar tekrar çalmaya başlamıştı… Geri dönüşü olmayan bir durum olması ve tüm hayatımı etkileyecek olması dolayısıyla bayağı üzülmüştüm.

Bu arada aile geçmişi ve genetik miras konusu pek aklıma gelmemişti. Ne yaparsam yapayım kilonun değişmemesi, metabolizma hızının durma noktasına gelmesi ilk etapta herhangi bir hastalık çağrışımı yapmamıştı. Fakat troid bezleriyle ilgili ciddi sorun yaşamış olan ablamın uyarısıyla troidime baktırmak üzere bir doktora gitmeye karar verdim. Çıkan sonuçlara göre troid bezim çok az çalışıyordu yani tıbben ” hipotroid ” denilen hastalık teşhisi konulmuş oldu. Doktorum 6 haftalık bir tedavi sonucunda tekrar test yapıp sonuçları görerek ilacın dozaj durumuna karar vereceğini söyledi.

 

E4.jpg

Çoğunuzun bildiği üzere, troid bezi çok az çalıştığında bu bezin salgıladığı hormonlar dışardan bir takım haplarla takviye olarak alınıyor. Ve bu hap hergün sabah uyanır uyanmaz ve kahvaltıdan 20 dakika önce alınması gereken bir ilaç olduğu için her gece yatarken yanıma hapımı ve suyumu koyarak güne öyle başlıyordum.

Hayatım boyunca hiçbir dönemde kronik bir hastalığa bağlı düzenli ilaç kullanmadığım için sabah ilk iş güne ilaçla başlamak psikolojime pek iyi gelmemişti. Belki bu hastalığı ömür boyu yaşayanlar için şımarıklık gibi gelecek ama kendimi sanki yaşlanmış gibi hissetmeye başlamıştım.

Hem arkadaşlarım içinde çok doktor olduğu için hem de her tıbbi sorunda danıştığım doktor kuzenim olduğu için biraz etraflıca araştırmaya karar verdim. Araştırırken de o dönemde bana seansa gelen doktor bir danışanımdan bu hastalığın ne kadar yaygın olduğunu, neredeyse hergün kendisine gelen her 3 kişiden birinde troid sorunu olduğunu ve kendisinde bile son haftalarda troid problemi başladığını öğrendim. “ Acaba yediğimiz, içtiğimiz şeylere birşeyler mi karıştırılıyor ki bende bile oldu bu sorun ” dediğinde bayağı şaşırmıştım.

İnternette yaptığım araştırmalarda genelde bu sorunun tek çaresinin ömür boyu ilaç kullanımı olduğu yazıyordu. Bu ise benim kabullenebileceğim bir durum değildi. Dolayısıyla hastalığın ardındaki etmenler eğer psikolojik bazlıysa bunu benim bedenim bir nedenden ötürü oluşturduysa, bu sorunun altında yatan etmenleri bulup dönüştürebilirsem, bedenimin bu sorunu çözebileceğine inanarak çözüm arayışına girdim.

Terzi kendi söküğünü dikemez ” sözü bizim mesleğimizde de geçerli olduğundan, herhangi bir danışana uyguladığım kalitede bir seansı kendi kendime uygulayamayacağım için hemen bir meslektaşımdan randevu aldım.

İlacı kullanmaya başlayalı daha 1 ay olmuştu ki kullanım devam ederken bu meslektaşımla hipotroid odaklı bir seans yaptık. Ortaya, o güne kadar hem eğitim dönemimde hem de sonrasınra çok seans almama rağmen o güne kadar henüz ortaya çıkmamış olan bir bilgi çıktı.

E5.jpgBilinçaltından çıkan bu hikaye benden önce 7 aylık bebekken zehirli ishal nedeniyle kaybedilen ablamla alakalı bir konuydu. ( Benzer konuyla seansa gelen kişileri yönlendirmemek adına, burada açığa çıkan bilgilerin ne olduğuna girmeyeceğim ).

Sonuçta ortaya çıkan bilginin doğruluğunu test edebilmek imkansızdı. Ama o günden sonra benim troid bezim tekrar düzenli çalışma sürecine girmiş olacak ki aradan birkaç gün geçtikten sonra dışardan takviye olarak aldığım ilaç bende yavaş yavaş yan etki yapmaya başladı. Kalp çarpıntısı, yoğun halsizlik, sıcak basması, huzursuzluk nedeniyle yataktan kalkamadığım bir gün olunca yine doktor olan kuzenimi aradım. Ona doktorumun Mersin’de olması sebebiyle ancak 1 hafta sonra kontrole gidebileceğimi ama hali hazırda ne yapmam gerektiğini sordum. O da ilacın dozajını yarı yarıya düşürerek bir an evvel tekrar gidip test yaptırmam gerektiğini söyledi.

 

E6.jpg1 Hafta içinde Mersin’deki ilk gittiğim doktoruma tekrar gittiğimde yapılan yeni testlerde bütün troid değerleri normal seviyede çıktı. Doktorum buna pek inanmak istemedi çünkü o ömür boyu ilaç kullanmam gerekeceğini düşünüyordu. O yüzden 6 hafta sonra tekrar test yaptırmam gerektiğini belirtti. İkinci 6 hafta sonunda yine gittiğimde troid değerlerim yine normal seviyede çıktı.

Bu seanstan sonraki 1 sene içinde yeme-içmemde ve günlük rutinimde hiçbir değişiklik olmamasına ve hatta sporu bırakmış olmama rağmen 9 kilo kendiliğinden gitti. Öncesindeki dönemde vücudumda çok ödem vardı. O şişkinlikler de indi. Bu sene ise sağlıklı beslenmek adına bir profesyonelden destek almaya başladım. Yaklaşık 3 aydır her hafta olan çalışma programıma göre bana 3 ana ve 1-2 ara öğünden oluşan bir liste veriliyor. Bu liste sayesinde eskiden yediğimden daha fazla yemek yediğimi söyleyebilirim. Böylece troid bezimin az çalıştığı dönemden kalma vücutta extra stoklanmış yağlardan da bir 7 kilo kilo daha gitti ve ben 10 sene önceki kiloma tekrar dönmüş oldum. Metabolizma yaşım da 8 yaş aşağı indi.

 

Bu sene yeni beslenme şekline geçmeden önce yaptırdığım tüm testlerde ise troid değerlerim yine normal seviyede çıktığı için hala sağlıklı şekilde çalışıyor olması sebebiyle son yıllarda oluşan extra yağlanmalar kendiliğinden gitmeye başladı.

Şu anda 53 kiloyum ve artık bu sınırda kalmaya devam ediyorum. 2 Sene önce troid sorunumundan habersiz yaptığım spor, haftada 4-5 gün 50 dakika boyunca grupla yaptığım ağır idman üstüne 50 dk eğimli yürüyüş veya bisikletti. Beraberinde diyet uygulamama rağmen kilo 1 gram bile değişmediği gibi bacaklar Roberto Carlos olup belimi fıtık etmem yanıma kar kalmıştı. ( Neyse ki fıtık sorunundan da tesadüfen tanıştığım bir yöntemle kısa sürede kurtulmuştum. O ise ayrı bir hikaye konusu  )

E3Son 3 aydır yaptığım yoğun bir spor yok. Arada yürüyüş yapamazsam evde max. 10-15 dk’lık tabata tarzında bir spor yapıyorum. Ek olarak hergün aynı saatlerde yiyecek şekilde çok sağlıklı besleniyorum. Dışarda bir etkinlik olmadığı müddetçe bütün yemeklerimi kendim pişiriyorum. Hiç aç kalmadan ve arada canımın çektiği birşeyi listede olmasa bile az da olsa yiyerek programı bozduğum halde hala yağdan kilo vermeye devam ediyorum. Dolayısıyla kilo vermek için ilk yapılması gereken önce, sistemin düzenli çalışıp çalışmadığını kontrol etmek diyebilirim. Sistem sağlıklı çalıştığı zaman illa ki düzenli bir beslenme programı ile hiç zorluk çekmeden bütün kilolarınızdan kurtulabiliyorsunuz.

 

Ş11

NOTLAR:

1-Bu sağlık sorununu yaşadıktan sonraki dönemde psiko-biyoloji eğitimi aldığımda troid sorunlarının ardında çok fazla sayıda etmen olduğunu gördüm. Benim örneğimdeki soruna sebep olan konuyu bu sebeple belirtmedim çünkü bu sefer aynı hikayeye sahip olan herkes aynı sonucu alacağını düşünebilir. Bu altta yatan sebepler bazen topluca tek kişide bulunabilir, bazen sadece bir travma konuyu tetikler, bazen de genetik miras devrededir. Dolayısıyla her sorunda bu bu yüzdendir, şu şu yüzdendir, çalışmıyorsa sebebi budur gibi genelleme yapmamak gerekir.

2-Kısa süre içinde hızlıca kilo alma eğilimine girdiğinizde ilk gideceğiniz yer bir spor salonu değil de bir tıp doktoru olursa benim durumuma düşmemiş olursunuz. İlk önce bedeninizde herşeyin tıkıt tıkır çalışıp çalışmadığını, hormonlarınızda bir dengesizlik olup olmadığını kontrol ettirmelisiniz. Ondan sonra size uyan bir beslenme programı uygulayan profesyonellerden destek alabilirsiniz.

3-Bu vakada benim için tek seansın yeterli olmasının sebebi, benim hala ara ara kendi üzerimde çalışıyor olmamdır. Terapiye ihtiyaç duyduğumda başvurduğum, farklı alanlarda çalışan birçok terapistim var. Eğer hayatımda ilk defa terapi alsaydım, belki de tek seans yeterli olmayacak ve sebepleri araştırıp çalışmaya devam etmek gerekecekti.

4-Kısa sürede sayıya yönelik hedefi olan ağır kilolu kişilere bunun bir süreç gerektirdiğini baştan açıklarım. Nasıl ki 50 kiloyu 1 ayda almadıysanız, kendinize de biraz zaman vermeniz gerekir. O yüzden dış görüntü veya sayı odaklı kişileri genelde almamaya çalışırım. Fakat, şunu da belirtmeliyim ki, seanslarda hiçbir zaman kilo odaklı çalışmadığımız halde, sorunlarını hallettikçe kilolarından da özgürleşen çok danışana rastladım. Eğer kilolarınız tıbbi sorunlara dayanmıyorsa, siz ruhsal açıdan hafifledikçe bedeniniz de bu duruma tepkisiz kalmıyor.

Bir diğer önemli detay ki bunu psiko-biyoloji eğitiminde de duymuştum: siz o kilolarla savaştığınızda hep aktif stres fazında kaldığınız için sonunda kazanan kilolar oluyor. Ama kilolu halinizle bile barış içindeyseniz ve kendinizi her halinizle kabul edip seviyorsanız, kilolar artık onları takıntı haline getirmediğiniz zaman hizmetini tamamlayıp kendiliğinden size veda edebiliyorlar. Yeter ki siz onların neye hizmet ettiğini görüp kabul etmeye açık olun.

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

 

 

 

 

BİR PSİKOLOG HİKAYESİ-1.Bölüm

Standard

p1

İsmine Şengül diyeceğim danışanımla yazışırken kendisinin psikolog olduğunu baştan belirtmişti fakat adını ve soyadını ancak seansa gelmeden 1 gece önce google’da aratana kadar Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde akademisyenlik yapmış ve bayağı tanınan bir psikolog olduğunu bilmiyordum.

p3Kendisiyle ilk seans için bir araya geldiğimizde karşımda biraz yüksek egolu ve belki de sırf metodu merak ettiği için gelen birini beklerken çok cici, çok mütevazi ama mesleki anlamda tükenmişlik sendromunun dibini görmüş bir psikolog gördüm. Şengül hn 40’lı yaşlarının başında, evli, çocuklu ve mesleki anlamda çok başarılı biriydi fakat bu burn-out sendromu ( tükenmişlik sendromu ) sebebiyle artık nefes almakta zorlandığını belirtmişti.

Kendisiyle yaptığımız ön görüşmenin daha başlarında özellikle belli bir konuda konuşurken ağlaması  dikkatimi çekmişti ve daha o anda eklenti çalışmamız gerekeceğini hissetmiştim.

P2.jpgKendisinin migren, hipotroid, bir çeşit alerji, tıbben sebebi bulunamayan ağrılar ve lenf bezlerinde şişmeyi içeren birçok fiziksel rahatsızlıkları vardı. Ve bazı seslere karşı duyarlılığı vardı.

İlk seansları kısa bir eklenti temizliği ile başlattığım için bu esnada kendisinin de 3 tane eklenti algılamasıyla beraber önerim üzerine ilk gün eklenti seansı yaptık.

1.Eklenti: Doğduğu andan beri taşıdığı, kendisinin evin oğlan çocuğu gibi olmasına, bacaklarının zayıf ve kaslarının kısa kalmasına, kulağında çınlama hissetmesine ve bağırsaklarında sorun yaşamasına sebep olan bir eklentiydi. Bu eklentiyle vedalaşırken yoğun katarsis yaşadı.

2.Eklenti: Yine anne karnında aldığı bir eklentiydi ama bu eklentinin türü farklıydı. Yengesi tarafından annesine, çocuğu olmaması ve mutsuz olması amacıyla 3 kere yapılan ve büyü içeren enerjilerdi. Bu eklenti türleri ise hayatında ileri adım atmasını, para biriktirmesini engellemiş; baş ağrılarına yol açmıştı. Özellikle baş, boyun, kürek kemiklerinin arkasında ve belinde gezinen ağrılara yol açmıştı.

P4.jpg3.Eklenti: Şengül hn 27-28 yaşında şu anki eşiyle ilk tanıştığı gün o anda eşinin yanında bulunan ve eşinden hoşlanan bir kız arkadaşı varmış. Şengül Hn eşiyle çıkmaya başladığında bu kız arkadaş tarafından çiftin ayrılmaları için bir çeşit büyü yaptırdığını algıladı. Bu büyünün etkisi ise Şengül Hn’ı yavaşlatmış, öfkeli biri yapmış ve hatta o anda gördüğü sahneye göre evlendikten 6 ay sonra eşiyle bir tartışma sırasında ona birşey fırlatmasına sebep olmuştu. Bunun üzerine eşinin o sahnede kendisine ” seni artık tanıyamıyorum. sanki içine birşey kaçtı ”  dediğini de hatırladı.

Bütün bu eklentileri temizledikten sonra Şengül Hn ile seansımızı noktaladık.Ben herzamanki gibi bu büyü meselelerine şaşırmıştım. Ama son 1 senedir o kadar çok rastlıyorum ki bu konuya; bugüne kadar danışanlarım arasında kendisine annesi tarafından evlenmemesi için büyü yapıldığını, çünkü evlenirse annesinin kızının kendisine bakmayacağını düşündüğünü söyleyen danışanım bile oldu. Hatta evde annesi tarafından yapılmış somut şeyler de bulmuştu. Bir anne bile evladına bunu yapabiliyorsa , düşünün ki sıradan bir insan size neler yapmaz. Bu noktada eklentileri kendimize çekme sebeplerimize çalışmak büyük önem kazanıyor.

12

1.GÜN:

Seanstan çıktığım an okunan Ezan sesi güzel geldi. normalde öfkelendirir beni veya aşırı hüzünlendirir.

“Eve gitmek istiyorum” diyen bir ses vardı içimde çok uzun zamandır. Özellikle sıkıntılı olduğum zamanlarda çıkardı. Şimdi izleyip göreceğiz gitti mi gitmedi mi.

Dünden beri Sanki arkamda beni koruyan kollayan bir ışık var.

Eşim akşam 5 sularında çok ağır grip oldu. Bunca yıldır birlikteyiz ilk defa böyle hasta oldu. Bir şeylerin dengelerini mi bozdum diye suçlu hissettim ama hayra yormaya çalışıyorum.

Küçük kızım da daha hafif ateşlendi aniden.

Oğlum çok şefkat doluydu birlikte çok kikirdedik.

Eşim: iyi ki seninle evlenmişim dedi ona iyi baktığım için 😊

AYNI GÜN İÇİNDE EK BİLGİ:

Sabah yazdığım maile bir iki ek yapmak istedim.
Eşim hasta olduğu, onu hastaneye götürdüğüm ve sonra da işe gittiğim için kendimi dinlemeye pek fırsatım olmadı. Ama bugün baş ağrım var, biraz depresifim ve acaba yanlış mı yaptım türünden garip bir suçluluk duygusu hakim.
Uykum var çok- ama zaten gece kızımın ateşine ve eşime bakmak için iki saatte bir kalktım. İlginç olan bir şey daha var; işimizi kuralı 9-10 sene oluyor, ilk defa bugün gelirimizi nasıl arttırırız diye konuştuk ortağımla 😳 ”

E12

7. GÜN:

” Eylül Hanım merhaba,

Öncelikle sizinle tanışma fırsatı bulduğum ve tüm süreç boyunca sürdürdüğünüz profesyonel tavır için çok teşekkür ederim.

Benim için oldukça etkileyici bir deneyim oldu. Hızlıca, geçtiğimiz bir hafta boyunca olan gözlemlerimi paylaşıyorum (İlk dikkat ettiklerimi yazmıştım zaten)

*Seanstan sonraki 3 gün içinde eşim grip oldu, ardından kızım grip oldu . Ben de cumadan bu yana hem evi çeviriyor, hem 3’üne bakıyorum. Sanki eskiye göre hem fiziksel hem duygusal olarak çok daha güçlüyüm. Hallediverdim tüm işleri..

*Dünden beri bende de hafif ateş, kırıklık, baş dönmesi var. Ama sanırım ayakta atlatmaya çalıştığım bir grip bu. Zira ateşi derece göstermiyor ama ben hissediyorum.

*Bugün de – mutfakta yemek yaparken  içimden bir ses eşimle ilgili birşey söyledi, ve sezgisel olarak bu bilgi 2 kere geldi. Ben de bunu hissettiğimi eşime belirttiğimde eşim çok şaşırdı çünkü bilgi doğru çıktı. Garip ama farkındalık ve tahmin (?) düzeyim farklılaştı sanki.

*Daha dayanıklı ve enerjik hissediyorum (bu son kırıklığa rağmen).

Sanırım şimdilik böyle..

Fark ettikçe yazacağım size tekrar..

Sevgilerimle

8

NOTLAR:

1-Alanımızda bulunan ama bize ait olmayan her enerjiye eklenti diyoruz. Büyü, onlarca eklenti türünden sadece bir tanesi. Başka çok fazla eklenti türleri var.

2- Benim gibi, geçmişte nazara bile inanmayan biriyseniz, bu anlattıklarım size saçma gelecektir ama bana gelen danışan portfoyünün çoğunlukla analitik ve bilimsel bakış açısına sahip insanlar olduğunu hesaba katarsak, bu insanların bu bilgileri uydurma şansı yok gibi geliyor. Buna ek olarak, ben bana ne anlattıklarından ziyade, ne oranda iyileşme sağladıklarıyla ilgilendiğim için bilinçaltından çıkan hikayeler uydurma bile olsa eğer sonuçta iyileşme sağlıyorsa ve yöntem kişiye zarar vermiyorsa; benim için herşey ok’dir.

3-Daha önce facebook sayfamda da defalarca yazmıştım ama tekrarlayayım. Fal bakılan kafelerden, muska yazan hocalardan, sizi okuyup üflediğini söyleyen kişilerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Bir derdiniz varsa Allah ile aranıza başka kimseyi sokmayın. Bir tanrıya inanıyorsanız dua edin. İnanmıyorsanız, kendinize iyi gelecek şeyler yapın.

Eklenti konusu vücudumuzdaki bir mikrop veya virüs gibidir.Eğer sizin titreşiminiz yüksek olursa onlar sizi çok fazla etkileyemezler. Ama bağışıklığımız düştüğünde nasıl ki hastalıklara kolay yakalanıyorsak, eklentiler de bizim travma yaşadığımız ve olumsuz duygular içinde olduğumuz zamanlarda bize daha fazla gelirler veya zaten bizde var iseler, bizi daha da olumsuz etkilemeye başlarlar.

Bu bahsettiğim konu çok uzun ve mantığını çizerek anlattığımda daha kolay algılanan bir mevzu. Öyle klişe kişisel gelişimci cümleleriyle  atlatamayacağınız kadar da derin bir mevzu. Yani hayata pozitif bakarak, -mış gibi yaparak onlardan kurtulamazsanız. Vakti zamanıyla size gelmişse gelmiştir. Onun orada enerji alanınızda duruyor olması, cep telefonunuzda bulunan  ve şarjınızı çabuk bitiren gereksiz bir program gibidir ve sizin o programdan habersiz olmanız onun sizi etkiliyor olduğu gerçeğini değiştirmez.

Bu gereksiz programın sayısı çok fazla olduğunda , sizin elinizi kolunuz kaldıramayacak hale getirebileceklerini ve hatta tıbben sebebi bulunamayan ağrılar yaratabileceklerini de bilmenizi isterim.

NOT: Şengül Hn ile 2. seansımızın özetini ise 2. bölümde yazacağım.

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan