TEKRARLAYAN LOHUSA DEPRESYONU HAKKINDA BİR VAKA ( 1.Bölüm )

Standard

L2

İsmine Gönül Hanım diyeceğim danışanım 30’lu yaşlarının ortalarında, çalışan, evli ve çocuklu bir kadındı. Kendisi ile 2019’un eylül ayında ilk defa bir araya geldiğimizde doldurduğu form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” Lohusa depresyonu tekrarlaması ” yazmıştı.

Yaptığımız ilk ön görüşmede aldığım bazı bilgiler:

-3 Yıl önce kanama vb sağlık sorunları sebebiyle sorunlu geçen bir hamilelik sonrasında sezaryenle doğum yaptığı

-Doğum sırasında ek olarak miyomlarının alındığı için ameliyatın çok daha uzun sürmesi ve ağrılarının da daha yoğun olması sebebiyle ilk günleri çok zor geçirdiği

-Rahimdeki extra dikişler sebebiyle hastaneden eve çıktıktan sonraki süreçte bebeğini kucağına alamadığı, buna ek olarak göğüslerinde yaralar çıkması sebebiyle bebeği emzirirken çektiği acı sebebiyle bebeğiyle bağ kuramadığı için kendini garip hissettiği

-Tüm bunların üstüne başlayan lohusa depresyonu ile elini kolunu kaldıramayacak duruma gelmesi ; kafasında dönüp duran takıntılı düşünceler  sebebiyle gittiği psikologu tarafından psikiyatriste yönlendirilerek ilaç+ terapiye başlandığı

-İyileşince terapilerin sonlandırılmasına rağmen bir süre daha ilaç kullanımına devam edildiği dönemde durumun önce 4-5 gün, 3 ay sonra tekrar 4-5 gün ve 4 ay sonra tekrar birkaç gün olmak üzere nüksettiğini ve sonra 1 yıl boyunca tekrarlamadığını

 

L1-En son ataktan 1 yıl sonra bebeği 2 yaşına yaklaşırken sevdiği bir akrabasını kaybedince durumun tekrar nüksedip iyice ağırlaşarak ilerlediğini ve ek olarak artık haftasonlarında hafif hafif anksiyete de yaşamaya başladığı ; ” Şimdi napacağım, bu çocukla nasıl bütün gün vakit geçireceğim ” tarzı endişeli düşüncelerin iyice tavan yapmasının ardından kötüleşerek tekrar psikoloğuna gittiğini ve yine aynı şekilde psikiyatriste yönlendirildiği

-Psikiyatristi tarafından tekrar ilaç tedavisi uygulandıktan sonra hala terapiye devam ettiğini ve en son teşhisinin OKB+ depresyon + anksiyete olarak revize edildiği şeklindeydi.

 

Ailesi ve hayatıyla ilgili detaylı sorularımdan sonra seansa geçtik. Bu sorularım sırasında edindiğim izlenim lohusa depresyonu dışında oldukça fazla konu başlığımız olacağı şeklindeydi.

 

seans

 

Gönül hn, henüz seansın ilk dakikalarında iken 30’un üzerinde eklenti algılayınca seansa eklenti temizliği ile başlamak zorunda kaldık.

 

L3

1.EKLENTİ: 6 Yıldır kendisinde bulunan, bel fıtığı nedeniyle evde yatmak zorunda kaldığı bir dönemde çektiği bir eklentiydi.

Etkileri: Baş dönmesi ve baş ağrısı, gözünü kapattığı anlarda baş dönmesi, her pazar sabahı kötü bir modda uyanmasına sebep olmuştu. Yorgunluk ve ağırlık yaratmıştı.

 

2.EKLENTİ: 10 Yıldır kendisinde bulunan

a) Başarısızlık korkusu ile çektiği 7 gezinen enerji

Etkileri: Heyecanlı olmasına, işte rezil olma korkusuna sebep olmuşlardı. Karında gaz ve şişkinlik ile ara ara mide spazmlarıyla ilişkili sorunlar yaratmışlardı. Sürekli olarak işte panik olmasına ve her yaptığı şeyden şüphe duymasına ve hata yapmaktan korkmasına sebep olmuşlardı.

L4b) Eski müdürüne öfke ile çektiği 38 gezinen enerji

Etkileri: Sol bacağında özellikle stresli olduğu zamanlarda olan ağrılara, sindirim sorununa, kabızlığa, daha çok karbonhidrat ağırlıklı ve şekerli şeyler yeme isteğine yol açmışlardı. Müşterilere karşı daha tahammülsüz olmasına ve işini sevmemeye başlamasında etkili olmuşlardı. Aceleci olmasına, altlarına karşı daha despot olmasına, zaman konusunda panik olmasına yol açmış, saç diplerinde kaşıntı ve pullanmaya sebep olmuşlardı. İşyerinde panik olduğunda elinin-ayağının boşalır gibi hissetmesine, geceleri uykuya dalamamasına ve uyuyamamasına sebep olmuşlardı.

 

Tüm bu eklentileri çekme sebepleri üzerinde çalıştıktan sonra hepsini göndererek seansı noktaladık.

 

 

Bu seanstan sonra kendime aldığım özel notlarda:

-İlerde tekrar eklentisi çıkabilir. Geri-bildirime göre karar ver.

-Yaşadığı sorun anneannesinin travmasıyla başlıyor gibi görünüyor. Bundan sonraki süreçte Bağlar Çalışması ile ilerle

-Annesinden kendi doğumu oldukça travmatik. Doğum travmasına mutlaka bireysel çalış.

-Baba ile ilgili bir sır paylaştı. ( Özel bilgi içerdiği için burada sansür uyguladım ). Bu konuyla ilgili detay öğrenecek.

 

g2

 

1.GÜN:  ” Eylül hanım , dün akşam eve geldim çocuğumu babası yeni yatırıyordu bende özlediğim için yatağıma aldım beraber uyumak için.ben uykuya dalamadım biraz daldım uyandım baya bi uyuyamadım sonra biraz daha dalmışım sabaha kadar bölük pörçük uyudum ilk yattığımda sol bacağım ve sol kolum inanılmaz ağrıdı, sancıdı baya uzun süre .çocuğum yanımda çok ağlayarak bi kabus gördü ve uyandıramadın onu dualar okudum sarıldım baya sonra kabustan kalkabildi alakası var mıdır bilemiyorum.sabah biraz yorgun uyandım evden çıktım bütün gün baya hafiflemiş gibiydim uzun zamandır olmadığım kadar enerjiktim .
Dünkü ön görüşmede verdiğim bilgilerde düzeltmem gereken yerler var baya yanlış biliyormuşum.
Ananem …………………………………………………………………
………………………………………….Babamın anneme itiraf ettiği ……………….olayı vardı. …………………………………………

Birde benim doğumumda doktor anneme size söylediğim gibi benim için öldü diyor annem demeyin diyor sonra ağzımı burnumu falan açıyolar temizliyolar benden ses çıkıyor hemşireler yaşıyor diyor ama kuvöze alıyolar annem çektiği acıyla şoka giriyor titreme falan kendini kaybediyor ,sonrasını hatırlamıyo odasında uyanıyor 12 saat sonra falan tüm ameliyathanedeki üstüyle kanlı falan odasına bırakmışlar bizimkilere çok yoruldu sakın ellemeyin demişler ben 12 saat sonra falan anneme emdirilmek için getirilmişim.

L5

10.GÜN:Eylül Hanım,
Size gelmemin ertesi günü başlayan rahatlama ve enerjimin artması durumu artarak devam etti, hayata bağlandım tekrardan ,yaşam enerjim geri geldi sanki.Çocuğumla ilgili düşünceler bitti gibi ona bağlandım tekrardan ,depresyon ve anksiyeteden birşey kalmadı gibi ama Bağlar çalışmasıyla iyice derinlere inmek istiyorum.Sadece devam eden olumsuz etki uykuya dalamama devam ediyor 1 saatten fazla yatakta dolanıyorum,ayrıca uzun zamandır diyet yapamayan ben nefsime hakim olabiliyorum hem de çok sıkı bir şekilde. Teşekkürler..

 

 

Bu ilk seansımızdan yaklaşık 35 gün sonra Bağlar Çalışması için Gönül Hn ile tekrar bir araya geldik.  Bu çalışma ile ilgili detaylar ve NOTLAR bölümü, vakanın ikinci bölümünde yer alacaktır.

 

( Devam edecek…. )

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

ÇOCUK DANIŞAN HİKAYESİ: Dikkat Eksikliği, Uyum Problemi, Öfke, Yeme Problemi ( 1.Bölüm )

Standard

K2

İsmine Kayra diyeceğim küçük danışanımla bu bölümde hiç karşılaşmadık. Annesi benim eski danışanlarımdan biri olduğu için annesinin şifalanma yolculuğu sırasında oğlu Kayra’nın bazı sorunlarından dolaylı yoldan haberdar olmuştum.

Sonunda oğlunun sorunları gündem olarak ön plana geçince ve annesi bu sorunların çoğunun kendi küçüklüğünde yaşadığı sorunlara benzediğini farkedince, ilk seans için önce annesiyle biraraya geldik.

Anne tarafından doldurulan form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne aynen başlıktaki gibi :” Dikkat eksikliği; Uyum problemi; Öfke; Yeme Problemi ” yazılmıştı.

Bu seans anne ile birlikte çoğunluğu çocuğu hakkında çok sayıda sorularımdan oluşan uzun bir ön-görüşme şeklinde geçti.

 

Konular:

1-Dikkat Eksikliği: Seansımızdan 2 hafta önce Kayra’ya bir psikiyatritst tarafından dikkat eksikliği teşhisi konmuştu.

K12-Öfke : Okulda öfkesini kontrol edemeyerek öfkelenince sınıfı terkettiği bilgisi verilmişti.

3-Uyum Problemi: Okula yeni başladığı için kural ve sınır konulmasından hoşlanmayan bir çocuk olarak uyum sorunu yaşıyordu.

4-Yeme Problemi: Sadece belli türdeki şeyleri yiyordu: çıtır tavuk, patates kızartması, pizza ve hamsi.

Annesi bu esnada, kendisinin de ilkokula başladığı ilk dönemde sınıfın arka tarafındaki boşluklarda gezindiğinden, kendi kendine oyunlar oynadığından bahsetti. Ancak okulda 2. dönem sırasında sırada oturmaya başlamıştı. Eşi yani Kayra’nın babası ise ilkokula başladığında annesinden ayrılmakta zorluk çektiği için annesi 2 ay boyunca oğluna okulda eşlik etmişti.

Kayra’nın ana karnı dönemiyle ilgili, hatta hamilelikten önce anne-babasının yaşadıkları süreçle ilgili birçok soru sorduktan sonra seansı noktaladık.

Bu bölümde öğrendiğim bilgiler arasında:

K5-Annenin ilk 3 ay hiçbirşey yiyemediği, zorla yese bile sürekli kustuğu ve bu süreyi sadece bisküvi ile geçirdiği

-Anne 3 aylık hamile iken babayla bir gün arabada büyük bir tartışma yaşadıklarında kendisini doğru ifade edemediği için sinirden üstündeki kıyafeti yırttığı ve konu çocukla ilgili olmadığı halde ” İstemiyorsan bu çocuğu aldıralım ” diyerek blöf yaptığı

-Anne Kayra’ya 3 aylık hamile iken; bulantıları geçince işyerinde bir arkadaşının ” Ablamda da aynı şeyler olmuştu. Çok bulantısı oluyordu. Bulantıları geçtiğinde çocuk karnında ölmüştü. ” demesi üzerine yoğun korku yaşayarak hemen doktoruna gittiği ama herhangi bir soruna rastlanmadığı

-4-5 ve 6. aylarda evde birden fazla düştüğü ama düştüğü anlarda karnındaki bebeğini koruduğu

-4-6 Aylar arasında eşinin yoğun olup bir işi yetiştirmesi gerektiği için sabahlara kadar çalışması sebebiyle annenin kendisini çok yalnız ve çaresiz hissettiği

-7-8-9. Aylarda; bebeğin cinsiyetini sakladığı. Hamileliğin başından itibaren babanın da annenin de kız çocuk istediği ama bunun dile getirilmediği ve sonunda 8. aya gelindiğinde cinsiyetinin erkek olduğunun öğrenilmesi

-8. ve 9. Aylarda annenin ” Acaba bebeğim neye benzeyecek, canavar gibi birşey mi olacak ” şeklinde endişeleri

-Hamilelik süresinin 40 haftayı 3 gün geçtikten sonra bebeğin hala kanala inmemesi üzerine doktorun önerisiyle sezaryene karar verildiği

-Doğduktan 3 gün sonra kuvözde kalarak fototerapi uygulandığı

-Bebek 3 aylık olduğunda genel kontrollerde bebekte ” Utangaç Testis ” sendromu olduğunun ortaya çıktığı, doktorun ” Kurcalamayın, kendi kendine geçer ” dediğini ve Kayra 3-4 yaşına geldiğinde sorunun kendiliğinden geçtiği

-Bebek 3 aylıkken bronşit nedeniyle hastanede 3 gün kalındığı

-Kayra 9 aylık olduğunda annesi işe başladığı dönemde annenin çok kaygılı olduğu, bu dönemden itibaren anneanne tarafından bakıldığı; 9 aylık olana kadar ek gıdaya geçişte çok iştahlı bir çocuk iken 9. aydan itibaren yemeyi reddetmeye başlamadığı gibi bilgiler var.

v9

Psiko-biyoloji metodundan faydalanarak anneye evde direkt olarak kendisinin uygulamaya başlaması için birtakım ödevler verdim. Bu ödevleri gerçekleştirirken hergün hangi konuyla ilgili olanı yaptığını kısa kısa not etmesini ve takıldığı bir yer olursa bana emaille sormasını tavsiye ettim.

Bu şekilde koordineli olarak 10 gün kadar çalıştıktan sonra doğum travması ve kuvöz konusunda beden terapi uygulayabilmem için bana getirmesini tavsiye ettim.

Kayra ile çalıştığım bu 2. seansı, vaka yazısının ikinci bölümünde paylaşacağım.

 

a2

 

GERİ-BİLDİRİM:

SEANS TARİHİNDEN 17 GÜN SONRA:

Eylül hanım iyi günler

Dün oğlumun öğretmeni aradı. Çok iyi memnunum Kayra’dan dedi. Eskiden sınıftan çıkıp giderdi artık gitmiyor dedi. Dikkati %100 arttı dedi. Size de bilgi vermek istedim.  “
Bu bilgi üzerine evde nasıl davrandığını sorduğumda:
Evde de daha iyi. 2 gündür sanki daha sakin. Bana oğlum de anne diyor. Birde bebekliğini anlatmamız istiyor. Sizin söylediğiniz gibi o değişir mi bu değişir mi diye düşünmeden ana odaklanıp akışa bırakıyorum. Cumartesi için randevu oluşturacak mıyız? “
Anneye verdiğim ödevler ana karnı dönemini içeriyordu. Doğum sezaryen ve üzerine kuvöz deneyimi olduğu için bu kısma beden terapi yapmak üzere ilk seanstan 23 gün sonra Kayra ve annesi ile bir araya gelmek üzere sözleştik.
NOT: Diğer geri-bildirimler vaka yazısının ikinci bölümünde belirtilecektir.
( …..devam edecek )
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

AKADEMİK STRES; SIKILMIŞLIK HİSSİ; GÜVEN PROBLEMİ ( 3. Bölüm )

Standard

B1

İkinci seanstan bir ay sonra Beste Hn ile tekrar biraraya geldik. Seansa başlamadan evvel aldığım extra bilgiler ve geri-bildirimler:

1-Sırt ağrılarım hala var, devam ediyor.

2-Unutkanlık, dalgınlık ve kafa karışıklığı %50 azaldı.

3-Öfkem %50 azaldı, daha rahatım.

4-Değersizlik duygusu ve izole olma hali %30 azaldı.

B55-Şişkinlik ve gaz: Tamamen geçti. Regl dönemini de daha rahat atlattım. Önceden regl dönemlerinde daha duygusal ve histerik oluyordum. Tepkilerim abartılı oluyordu. Bu ay daha dengeli ve rahat atlattım. Hiç gerginlik yaşamadım.

 

6-Sağ diz kapağımda bu ay ağrı olmadı. Zaten çok sık olmuyordu.

7-Çok uyuma ve sabah sinirli uyanma: %70 azaldı. Artık çok uyusam bile öfkeyle uyanmıyorum. Sabah alarmına eskiden çok sinirlenirdim. O geçti ve bu durum beni bayağı mutlu ediyor.

8-Tembellikte %50 azalma var. Ayrıca genelde odaklanma sorunum vardı ve devam ediyor.

9-( Konuşurken sürekli saçıyla oynaması dikkatimi çekince sordum ). Gerildiğim zaman saçımla oynarım. Konuştuğum kişi çok yakınım biri değilse de oynarım. İşte yapmamaya dikkat ediyorum.

10-Gözlerim miyop ve 2,75 derece. Şu anda lens kullanıyorum.

11-Erteleme alışkanlığım var. Beni geren, stres yapan işleri son ana bırakabiliyorum.

 

seans

 

Doğum şekli ile ilgili bazı sorular sorduktan sonra seansa başladık. 9 Aylıkken sezaryenle doğmuştu. Doğumdan sonra 1 gün kuvözde kalmıştı.

Ana karnındaki bazı önemli anları keşfederken bir eklenti algıladı. Bu eklentisi, annesinin kendisinden önce yaptığı bir düşükle ilgiliydi.

Ana karnındayken anne-babası arasındaki gerilimli iletişimden olumsuz etkilenmişti. Babasının annesini azarladığı ve annesinin susmayı tercih ettiği anlarda ise bedeninin sol tarafında ağrı ve sızı hissetti.

Sezaryen anını onun cümleleriyle paylaşıyorum:

Beyaz bir oda var…annem yatıyor. Karnını yarmışlar, kanlı…

Sarsılıyormuş gibi hissediyorum. Vücudum üşüyor, titriyorum. Annem baygın. Sızlama hissediyorum kollarımda ve bedenimde. Yer çekiliyormuş ve sallanıyormuş gibi hissediyorum.

Doktor ayaklarımdan ters tutuyor beni. Sıcak bir yerden soğuk bir yere geçtiğim için mutsuzum. Geri dönmek istiyorum. Orası sıcak ve daha rahat…daha küçük ve güvenli bir yer.

Doktor hemşirenin kucağına veriyor. O da kuvöz gibi birşeye koyup beni onunla başka odaya götürüyor. Şaşkınım çünkü başka yerdeyim ve burası sapsarı bir yer. Işık sarı ve çok ışık var. Rahatsız oluyorum. Çok fazla bebek var, çook fazla ışık var ve annemi geri istiyorum. 

 

kuvöz

Anneme üzülüyorum orda baygın yattığı için. Kuvözde kapana kısılmış gibi hissediyorum. Babamın yanında da hep böyle kapana kısılmış gibi hissederim.

Birkaç saat kuvözde kalıyorum. Sonra annemin yanına götürüyorlar. Annem çok yorgun, baygın. Zor ayılıyor ve kalkmakta zorlanıyor. Kafasını zor kaldırıyor. Beni zor tutuyor ve yorgun bakıyor. Kendimi kötü hissediyorum. Ona zarar verdiğimi düşündüğüm için suçluluk duygum var.

Annem duygulanıp ağlıyor. Mutlu aslında ama yorgun. Bir de korkuyor artık 2 çocuğu olduğu için başedememekten ve bize sahip çıkamamaktan korkuyor.

…………………..Annemi 5 saat sonra daha diri görüyorum .       …………………………..            

***

 

Hastane odasında bir tane eklenti algıladı. Bu eklenti o anda şokta olduğu için ona eklenmişti.

Doğduktan sonraki dönem içindeki olumsuz algıladığı anlara çalıştıktan sonra 3 yaşına kadar gelebildik.

B4.jpg3 Yaş: Babasının apartman görevlisine bağırdığı bir sahnede çok korkuyor ve kendisine de bağırmasından çekiniyordu.

Ana rahmi dönemi, doğum travması ve 0-3 yaş arasındaki olayların üzerindeki etkilerini dönüştürmeye çalıştık. Bu esnada doğum anına yoğun olarak beden terapi uyguladık. Ana karnından aldığı 3 ve doğduğu gün hastane ortamında çektiği 1 eklentisini gönderdik.

Ana Karnındaki Eklentilerinden İkisinin Etkileri: Yetersizlik, başarısızlık duygusu, özgüvensizlik, değersizlik ve dışlanmışlık duygularına sebep olmuşlardı. Ayrıca yorgunluk ve baş ağrılarının da eklenti etkisi olduğunu ekledi.

Aileye, arkadaşlarına, çalıştığı şirkete aidiyetsizlik duygusu olduğunu ve hayatı boyunca kendini hiçbir yere ait hissedemediğini, bunun da eklenti kaynaklı olduğunu belirtti.

Ana Karnındaki Eklentilerden Bir Tanesinin Etkileri: Küçük bir çocuk gibi hissetme, yaptığı işi başaramama korkusu ve sol alt bacakta 2-3 ayda 1 tekrarlayan ağrılar.

Doğduğu Gün Hastanede Gelen Eklentinin Etkisi: Kararsızlık, şaşkınlık, korku, karar verme ve hata yapma korkusu

Seanstan sonra kendime aldığım özel notlarda: ” Çok faydalanacağını düşündüğüm verimli bir seans oldu. 3 Yaş Sonrası ağır bir travması yoksa, BAĞLAR ÇALIŞMASI ( Sadece danışanlara açık olan ve farklı bir metot kullandığım grup çalışması ) ile ilerlenerek anne ile bağlanma şekline bakmakta fayda var. ” yazmışım.

Tavsiyem üzerine Beste Hn, bu seanstan 40 gün sonra BAĞLAR isimli grup çalışmasına katıldı.

g2

1.GÜN:

” Eylül Hanım Merhaba,

Dün seanstan çıktıktan sonra elime bir bitki çayı alıp sahilde yürüdüm biraz. Sonrasında eve hiç gitmek istemediğimi fark ettim. Enerjim önceki seans sonrasındaki halime göre oldukça yüksekti. Fiziksel olarak hiç de yorgun hissetmiyordum.Sadece kollarım ağrıyordu. Önceden, bugün Kadıköy’de buluşabileceğimizi konuştuğumuz bir arkadaşımı arayıp buluşmak isterse yakınlarda olduğumu ve Kadıköy’e gelebileceğimi söyledim. Yürüyüş sonrası, arkadaşımla buluşup yemek yedik. Sonrasında Moda sahilinde yürüdük. Bu arada enerjim oldukça çabuk tükendi. Eve dönerken oldukça yorgundum.
Sağ kolumdaki ağrı bugün hala devam ediyor. Sol kolum iyi durumda. Onun dışında vücudumun başka bir bölgesinde de ağrı yok.
Bugün 11:00’da bir iş görüşmem vardı. Sabah uyanmakta biraz zorlandım. Yataktan pek çıkmak istemedim yine. 9:15 gibi yataktan alarm zoruyla kalktım.
Farklı departmanlardan 3 yöneticinin ve 2 de çalışanın olduğu toplam 5 kişilik bir mülakata girdim. Oldukça özgüvenli ve konuşkandım. Mülakat süresince sesim hiçbir şekilde titremedi. Mülakatın uzunluğundan muhtemelen çıkışta beyin olarak çok yorgun hissettim fakat yine de evime gidip yatmak istemedim. Canım dışarıda kalmak istedi. Önce bir AVM’de yemek yedim sonrasında da İstiklal’de bir işimi halletmeye gittim.
Sonrasında eve gelip bir film izledim. Filmin sonlarına doğru oldukça uykuluydum. Şuanda da biraz uykulu ve yorgun hissediyorum. Onun dışında da söylediğim gibi sağ kolum ağrılı. Psikolojik olarak da normal hissediyorum.
Seans sonrasında yaşadıklarım bu şekilde.
Teşekkürler,”
15 GÜN SONRA:

” Merhaba Eylül Hanım,

Arka arkaya çok fazla iş görüşmesi yaptım.Sonrasında kısa bir süre içinde de görüşme yaptığım bankalardan birinden iş teklifi aldım. Birkaç gün sonra da teklifi kabul ettim.  Bu süreçte kafam çok dolu ve stresliydi. Size yazmayı unuttum ve sonrasında hatırladığımda da hep ihmal edip erteledim. Erteleme huyum hala kendini gösteriyor anlayacağınız 🙂
Seansı izleyen günler içerisinde sağ kolumdaki ağrı da yok oldu gitti. Arada bir belirgin sırt ağrısı hissediyorum. Belki de işte oturuş pozisyonumdan ya da yatağımdan kaynaklıdır… Emin olamıyorum bu konuda. Seanslarda hiç sırtımda yoğunluk hissetmedim daha önce aslında ama bu konu beni düşündürüyor. Sırtım dışında başka bir ağrım yok.
Bunun dışında seansın üzerinden 2 hafta geçmiş olmasına rağmen özgüven konusunda kendimi daha güçlü hissediyorum. Başka bir iyi haberim de bu ay da regl dönemimi duygusal anlamda oldukça rahat atlattım. Daha önceki eklenti seansında regl döneminde fazla hassasiyet göstermemden yakınmıştım.
Bir başka konuda, insan ilişkileri konusunda kendimi daha rahat ve özgüvenli hissediyorum. Daha önceden oldukça nadir görüştüğüm bir arkadaşımla daha sık görüşür olduk ve samimi sayılacak sohbetler ediyoruz. Önceleri insanlarla samimi olmak beni korkutur ve gererdi fakat şu an daha sık görüşmeye başladığım arkadaşımla paylaşımda bulunmak bana keyif veriyor, kendimi anlatmaktan ve zarar görmekten korkmuyorum. Dışarıda insanlarla vakit geçirmeye ve hafta sonları için plan yapmaya özen gösteriyorum. Evde oturmak canımı sıkıyor.   
………………..                  …………………………………           
1 AY SONRA:

” Merhaba Eylül Hanım,

Mayısta yaptığımız seanstan sonra ilk geri bildirim mailimde de anlattığım gelişmelere benzer gelişmeler devam etti.
Öncelikle geçtiğimiz çarşamba günü diploma törenim vardı. Annem ve babam tören için yaşadıkları şehirden İstanbul’a geldiler. Diploma alacağım günü annem,babam ve ablamla gayet neşeli ve mutlu geçirdim. Normalde ailecek katıldığımız etkinliklerden çok sıkılır ve gergin olurum. Geçen yıl da okulun kep atma törenine katılmıştık ailecek. Orada oldukça gergin ve huzursuzdum, anın tadını pek çıkaramamıştım fakat bu yıl diploma törenimin her anı çok keyifli geçti. Sosyal olarak da hala daha aktifim iş çıkışları arkadaşlarımla görüşmeye devam ediyorum ve keyif alıyorum.
Bir başka iyi gelişme de daha önce de söylediğim gibi regl dönemim yine daha rahat geçti. Karın ağrısı dışında bir psikolojik gerginlik hissetmedim.
Ayrıca hala sabahları daha huzurlu uyanıyorum ve geçen gece evimde kalan bir arkadaşım sabah kalktığımızda ” sabahları baya huzurlu uyanıyorsun sen” gibi bir yorum yaptı. Bu da benim için pozitif bir gelişmeydi 🙂 Buna ek olarak geçen gece sabahları işe giderken uyanmak için kurduğum alarmımı kurmayı unutmuşum. Buna rağmen sabah kendiliğimden, alarmsız  uyandım ve işe vaktinde gittim.
Bir de odaklanma konusunda da küçük bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Elimdeki işe eskisine göre %20 daha iyi odaklanıyorum.
Bunun dışında sırt ağrılarım hafifledi.Sanırım iş yerinde oturduğum sandalyenin rahatsızlığından kaynaklanıyor. Bir hafta önce sandalyemi değiştirdim ve daha rahat bir pozisyonda oturuyorum. Şuan daha az ağrı hissediyorum. Evdeki yatağımda çok rahat sayılmaz. Bunun da sebep olabileceğini düşünüyorum. Durumu biraz daha takip edeceğim.
Bunların dışında fark ettiğim spesifik bir olay olmadı. Durum bu şekilde 🙂 Yarın görüşmek üzere
Teşekkürler,”
70 GÜN SONRA : ( Vakanın 2. bölümünü kontrol edip teyit etmesini istediğimde )

Vaka yazısını okudum, değiştirmek istediğim bir yeri yok. Bu şekilde yayınlayabilirsiniz. Kendimle ilgili gelişmeler konusuna gelince bazı değişiklikler fark ettim.

Öncelikle 1 ay kadar önce oldukça pozitif bir olay yaşadım. Temmuzdaki Bağlar çalışmasına gelmeden önceki 2-3 gün önce tek başıma üniversitenin açık yüzme havuzuna gitmiştim. Amacım biraz kafa dinleyip kitap okumaktı. Bir şezlonga yerleşip güneş kremimi sürdükten sonra kitabımı okumaya başladım. Yarım saat kadar sonra kafamı kaldırıp etrafa bakarken 2016’da size geldiğim ilk seansta bahsettiğim, sevgilisi olup hayatıma giren adamın havuzun diğer tarafında görüş alınımda olduğunu fark ettim. Normalde onunla bir yerlerde karşılaşmak bana eskiden yaşattıklarını hatırlatır ve kötü hissederdim. O günse hiçbir şey hissetmedim ve kitabımı okumaya devam ettim. Havuza girip çıkması, kalkıp başka bir yerlere yürümesi hiç ilgimi çekmedi ve kaçamak bakış atma ihtiyacı bile hissetmedim.  Son derece huzurlu bir şekilde vakit geçirdim. Sanki beni o kadar aşağılayıp kötü muamele yapan kişi o değildi. Bütün öfkem yerini sakinliğe ve daha güçlü bir özgüven hissine bırakmıştı. Mayıs ayında yaptığımız çalışmanın yararını gördüm yani.
Başka bir konu da fark ettiğiniz gibi hala odaklanmamı gerektirecek bazı konuları erteliyorum. Erteleme huyum eskisi kadar değil, yüzde 30 kadar azaldı diyebilirim fakat yine de önemli şeyleri erteleyebiliyorum, sizi durumumdan bilgilendirmek gibi…
3 haftadır teklifini kabul ettiğim şirketin eğitim sürecindeyim. Her gün benim gibi yeni mezun, işe yeni başlayacak adaylarla beraber eğitim görüyoruz. Dolayısıyla her gün dershane gibi tanımlayabileceğim bir ortamın içindeyim. Burada insanlarla oldukça çabuk kaynaştım. Oldukça özgüvenli ve girişkenim, bir yandan da biraz temkinliyim insanları iyi tanımadan her şeyimi ayrıntılı anlatmamaya çalışıyorum. Eğitimdeki insanlarla vakit geçirmeyi seviyorum ve kalıcı arkadaşlıklar edinmeye çalışıyorum.
Bunun dışında daha önce size sırt ağrımdan bahsetmiştim. Eski işimdeki sandalyemin rahatsızlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Oradan ayrıldıktan sonra sırt ağrılarım geçti. Spor sonrası ağrısı dışında şuan bir sırt ağrım yok.
Temmuzdaki Bağlar çalışmasında anne ile olan ilişkime bakmıştık. Sonrasında anneme olan bakış açım bir parça değişti. Bağlar çalışması annemin “anne” benim de “çocuk” olduğum konusunda bana farkındalık sağladı. 
…………         ………………………….          …………………………………………
Teşekkürler, “
Ş11
NOTLAR:
1- Vakanın bu 3. bölümünde doğum anını detaylı verdim. Amacım normal doğum veya sezaryen yönteminden herhangi biri diğerinden daha iyidir veya daha kötüdür şeklinde bir yorum yapmak veya insanları yönledirmek değil, sadece bir bebeğin gözünden durumu yorumsuz olarak aktarmak.
Bazen normal bir doğum, sezaryenden daha travmatik olabilir veyahut da sezaryenle doğum o anda hem bebeğin hem sizin sağlığınız için tek seçeneğiniz olabilir. Buna ancak doktorunuzun önerisiyle siz karar verebilirsiniz.
Günümüzde ” keşkesiz doğum ” konusunda uzman olan doktorlar var ve sezaryenle doğum da dahil olarak doğum anını en keşkesiz şekilde geçirebilmeniz için size uygun şartlar için çalışıp, ülkede yaygınlaşması için çalışmalar yapmaktadırlar.
***
2-Doğum travması, her ana karnı dönemine baktığım danışanla çalıştığım bir konudur. Sezaryen veya normal doğum olup olmaması tek başına bir kriter değildir. Yaptığım seanslarda, gayet kolay ve normal doğum ile doğduğu ve hemen annesine kavuştuğu halde, sezaryenle doğumdan daha travmatik geçiren danışanlara da rastlarım. Bu sebeple, doğum şekline gelene kadar bir sürü kriter üzerinde çalışırım.
Örneğin; annenin hamileliğini nasıl geçirdiği, annenin hamileliği sırasında herhangi büyük bir travma ( sevdiği bir insanı kaybetmek, kaza, dayak , bir önceki bebeğini kaybetmesi ve/veya bebeğini kaybetme korkusu…vb ) yaşayıp yaşamadığı bile bebek üzerinde etkili olduğundan önemli detaylardır.
Bu, en başta size kötü bir haber gibi görünse de iyi tarafı şudur ki; bunları keşfettiğimiz ve bildiğimiz zaman, bu etkiyi nispeten dönüştürme şansımız her zaman vardır.
***
3-Anneyle bağlanma şeklimiz üzerinde neden bu kadar durduğuma gelince; birçok kişi gündelik yaşantısına annesiyle olan bağlanma şeklinin hiçbir etkisi olmadığını düşünür ve önemsemez ama mesele sadece annenizle ilişkiniz değildir. Anne ile bağlanma şekliniz;  ilerde yaşamla ilişkiniz, ikili ilişkileriniz ve hatta bazı durumlarda parayla bile ilişkiniz dahil olmak üzere birçok konuda sizi etkileyebilir.
***
Prof. Dr. Franz RUPPERT’in bir kitabından alıntı:

Anne ve çocuk arasında güvenli ve destekleyici bir bağ kurma açısından uygun olmayan koşullar; prematüre doğum, küvöze konma, makina ve ekipman kullanımı, ilaç, narkoz, yeni doğanın anneden erken ayrılması, anne ve bebek arasında çok az fiziksel temas olması, emzirmeden kaçınma olabilir.
Anne ve çocuk için doğum deneyimi, korku ve acı ile damgalanmışsa, sıkıntılı ve kaygılı çocuk, daha sonradan annenin yoğun bakımına rağmen güvensiz ve yalnız hissedecektir. Bu ilk ilişkinin belirleyici izi, yakınlık ve güvende olmayla ilgili yanıt bulamayan bir ihtiyaç olabilir ve bu da daha ilerde çocuğun tüm ilişkilerine aktarılabilir.  

Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

 

BİR DOĞUM TRAVMASI HİKAYESİ-1. Bölüm

Standard

M6

 

19-20 Yaşlarındaki Melike’nin akrabalarından birkaçı daha önce danışanım oldukları için kendisi de seansa gelmeye karar vermişti. Seans için bir araya geldiğimizde doldurduğu form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” kaygı; korku ” yazmıştı.

M1Melike’ye 5 yaşında disleksi tanısı konulmuştu. Ön görüşmemiz sırasında ne tip durumlarda kaygıları ve korkuları olduğunu sorduğumda kendisinden aşağıdaki bilgileri aldım:

-Yakın çevresindeki insanlar ; özellikle anne ve babasıyla ilgili konularda ( ..X Kişi… şu konuyu öğrense acaba üzülür mü?, acaba teyzem anneme kırıldı mı? …vb ) kaygılanıyordu.

-Kaygılandığı anlarda midesine ağrı giriyordu. Mide sorunuyla ilgili daha önceden doktora gitmişti fakat yapılan tetkiklerde midesiyle ilgili hiçbir sorun çıkmamıştı.

-Midesine ağrı girdiği zaman bulantı da eşlik ediyordu ve stresli olduğu anlarda yemek de yiyemiyordu. Hatta bazen tüm gün yemek yemediği oluyordu.

 

M3.jpg

 

Annesinden aldığım bilgiler doğrultusunda: 

Melike, 8 aylıkken sezaryenle doğmuştu. Doğduktan sonraki dönemde 2 hafta kadar kuvözde kalmıştı. Bebekliği boyunca da sık sık havale geçirmişti.

 

Kendisine 5 yaşında disleksi ( özel öğrenme güçlüğü ) tanısı konulunca konusunda uzman bir eğitmenden 7. sınıfa kadar özel ders almıştı.

Annesinin hamileliği boyunca sürekli kanamaları olmuştu ve düşük riski vardı. Doğuma 3-4 haftalık bir süre kaldığında anne hastalanmış ve ateşlenmişti. Yüksek ateşin bebeğin kalbine zarar verebileceği, kalp ritminde zayıflık yaratabileceği şüphesiyle doktoru tarafından muayene edilirken annesinin suyu gelmişti. Muayene sırasında gerçekleşen bu durum üzerine bebeğe zarar gelmemesi anne hemen doğuma alınmış, doğum normal yollardan gerçekleşmeyince ise sezaryen ile gerçekleşmişti.

 

M5Melike, doğumdan hemen sonra 12 gün küvözde kalmış, annesiyle beraber taburcu edilip eve gönderildikten sonra evde hiç uyanmayınca tekrar hastaneye götürülmüş ve bu sefer de 14 gün daha küvözde kalmıştı. Bu 14 gün süre içinde sık sık havale geçirdiği bilgisi doktor tarafından annesine verilmişti.

0-5 Yaş Arası: Akranlarından birazcık geri kalması ve zor yemek yemesi dışında başka bir sorun farkedilmemişti.

 

 

ŞU ANDA DEVAM EDEN MEVCUT SORUNLARINI SORDUĞUMDA ALDIĞIM CEVAPLAR:

1-Baş Ağrısı: Haftada 2-3 kere başımın bir yanı ( şakaklardan birinin çevresinde ) zonklar. Genelde uyuyunca kendiliğinden geçer. Bu yıllardır olan bir sorun. Bu konuyla ilgili doktora da gitmiştim fakat MR çekilip bakıldığında herhangi birşey çıkmadı.

2-Ellerde Titreme: Çocukluktan beri var. Mesela evde misafir varken çay götürürsem, ellerim heyecandan titriyor, yanaklarım kızarıyor. Biraz utanıyorum. Bu durumdan çok rahatsız oluyorum çünkü utanmamam gerekn yerde bile utanıyorum..mesela misafir yakın bir akrabaysa bile oluyor.

3-Aşırı Kaygı: Mesela bugün seansımı beklerken sabahtan beri aynı kafede saatlerce oturduk. ( BENİM NOTUM: Seansa uzak bir şehirden gelmişlerdi. İlk seansa Melike’nin kuzenini, sonra kendisini aldığım için annesiyle birlikte dışarda bir kafede 3-4 saat beklemek durumunda kaldılar. ) Bu kafedeki adamlar-garsonlar acaba bize birşey derler mi diye kaygılandım. Annem “ burası kafe, birşey olmaz ” dediği halde ben yine de taktım.

4-Stres Durumu : İnsanların içine girmek istiyorum ama diyelim ki birinin doğumgünü var. 1 Hafta önceden davet edildiğimde hemen kafama takıyorum. Acaba nasıl geçecek diye düşünüyorum.

 

seans

 

Seansa başladığımızda öncelikle kısa bir eklenti temizliği yapıp ciddi birşeye rastlamazsam direkt ana karnı dönemine bakmayı düşünüyordum ki Melike direkt olarak bedeninde yoğun duyarlılıklar hissetmeye başladı. Sanki koltuk sallanıyor gibi titremeler ve dönme oluyor dediği anda kısa bir metotla bunun doğum travması olduğundan emin olduktan sonra hemen doğum anına regresyon yaptık.

Doğum sırasında annesinin hissettiği panik duygusunu sahiplenmişti ve bedeninde yoğun izler taşıyordu. Bu sebeple yoğun olarak beden terapi uyguladığımız ve özellikle de küvözde kaldığı döneme de baktığımız bir seans oldu. Annesinin yoğun ateşle doktora gittiği andan itibaren gerçekleşen her bir olay travma üstüne travma yarattığı için annesiyle sağlıklı bir bağlanma gerçekleşememişti. Bu sebeple doğduktan sonraki küvöz döneminin etkisini de dönüştürmeye ve annesiyle sağlıklı bir bağ kurabilmesine çalıştık.

Beden üzerinde çok çalıştığımız bir seans oldu.

 

 

12

 

1.GÜN:

” Merhaba Eylül hanım,

İlk akşam ağlama isteği geldi ağladim
Sonra kendimde bi rahatlık hissediyorum
 anneme karşi iyi hissediyorum
Sizi çok seviyorum
1 HAFTA SONRA:

” Merhaba Eylül hanım

Bu haftam çok güzel geçti kendimi çok iyi hissediyorum bu hafta hiç başim midem ağrimadi kafama hiç birşey takmadım .Anneme sinir olmuyorum aramız gayet iyi çok mutluyum. Çok rahatlamiş hissediyorum. Sevgiler
2 HAFTA SONRA:

” Eylül hanım merhaba

Bu hafta çok rahatladım kendimi çok iyi hissediyorum kaygı ve korkularım geçti dişarda daha rahatım ellerimin titremesi geçti baş ve mide ağrılarım geçti. Teşekkür ederim
Sevgiler

23 GÜN SONRA:

” Merhaba Eylül hanım

Herşey yolunda ara sıra kafama birşeyler takılıyor ama eskisi kadar değil. Baş ve mide ağrilarım geçti. Elim eskisi kadar çok titremiyor .Sevgiler 
26 GÜN SONRA : ( Annesine gözlemlerini sorduğumda )

Özellikle öfke nöbetleri geçti. Daha sakin, kaygı durumu çok farketti.

Ellerindeki titreme çok azaldı. Çok teşekkür ederiz. ….. …………….”
Ş11
NOTLAR:
1- Bu seans,  bebek ana karnında iken annenin yaşadıklarının, doğum sırasında yaşanılanların ve üstüne 2 farklı kuvöz döneminin bebek üzerindeki etkilerini çok net göstermesi açısından önemliydi. Travma üstüne travma yaşanması ile etkiler katlanmıştı ve biz ilk seansta bunlardan sadece birkaçına bakabilmiştik. Bu sebeple bir kere beden üzerinde çalışmanın tüm sorunları için yeterli olmayacağını bilerek bir süre daha gözlemlemek isterken Melike’nin daha ilk ayında kaydettiği değişimler beklediğimin çok üstünde oldu. Bu da başka sorunları açısından da bize umut verdi.
2-Ana karnındaki bebekler, annelerinin duygu-düşüncelerinden etkilenirler ve hatta bazılarını sahiplenirler. Bu sebeple anne adaylarına tavsiyem; sadece bebeğiniz doğduktan sonra olanlar değil, o sizin karnınızdayken olanlar bile önemli olduğu için bebeğinizle henüz ana karnındayken bağ kurmaya başlamanız önemlidir. ( Özellikle de sorun anlarında )
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan