BİR ÇOCUK DANIŞAN VAKASI

Standard

Bu haftaki vakayı paylaşıp paylaşmamakla ilgili uzun zamandır düşünüyordum. Sonunda minik danışanımın annesinin de onayını alarak paylaşmaya karar verdim çünkü burada altını defalarca çizmek istediğim birkaç önemli husus var .

 

2

Bu vakadaki danışanım 10 yaşında, zeki ve hiperaktif bir çocuk. Kendisi ile karşılaşmamızdan evvel annesi ile aramızda birbirimizi  bu hayatta daha önce hiç görmemiş olmamıza rağmen geçen öyle ilginç bir şifalanma deneyimi var ki benim de çok şaşırdığım bir durumdur. O yüzden bu temasın tesadüfen olmadığını ve bu çocukla mutlaka çalışmam gerektiğini hissetmiştim. Olay akabinde anneden gelen e-posta aşağıdaki gibi, olayın gelişimin kronolojik olarak anlaşılması için aşağıya ekliyorum:

 

 

 

1Merhaba. Doğduğundan beri farklı olduğunu düşündüğüm 10 yaşında bir oğlum var. Baska boyutlardaki varlıkları gördüğünü düşünüyorum. Şu ana kadar sadece annem ve kız kardeşim ile paylaştığım bir konuydu. Bu durumu son 1 yıldır azalmasına rağmen hala arada yaşıyor. Birden tedirginleşiyor ve sanki, arkasında biri varmış gibi arkasına bakıyor. Bebeklikten itibaren de uykularından ağlayarak uyanan bir çocuktu. Hiç uyumak istemiyordu. Üç yaşına kadar düzelir diye bekledik. Daha sonra da psikolog, nörolog, psikiyatrist hepsini denedik. Verdikleri ilaçlarla uyku sorununu bir nebze çözebildik.
İlkokuldan beridir devam ettiğimiz çocuk nöroloğu, bunun asperger sendromunun bir türü olabileceğini ve bu sendromun belirtilerinin her çocukta farklı şekilde ortaya çıkabileceğini söyledi.
Bugüne kadar bu konuyla alakalı yapmadığım araştırma kalmadı. En sonunda ablam aracılığıyla sizinle irtibata geçtim. Ablam sizinle yazışırken merak edip fotoğrafınıza baktığımda içimde sanki bir şeyler kırıldı ve birden ağlamaya başladım.
Ertesi gün sizle ben yazışmaya başladığımda da bedenimin içi alev alev yanıyordu. Sanki bütün organlarım harekete geçti. Ardından büyük bir hafiflik ve aydınlık hissettim. Artık renkler daha parlak görünüyordu. O anda gidip aynaya bakma ihtiyacı hissettim. Aynaya baktığımda bir an için kendi gözlerimin içinde sizin gözlerinizi gördüm, daha sonra da kendi yüzümü algılamaya başladım.
Bu arada ablam farklı bir şehirde yaşadığı için onun bile bilgisi yoktu ama uzun zamandır gözümde bir sorun vardı. Nasıl anlatılır bilemiyorum . Aynada kendi yüzümü tam olarak algılayamıyordum. Sanki başkasının yüzü gibiydi. Kendi yüzümün kıvrımlarını algılayamıyor ve onu 2 boyutlu gibi görüyordum. Başımı da olduğundan çok daha büyük ve ağır hissediyordum. Eski resimlerime baktığımda aynada gördüğüm bu kişi ben değilim diyordum ama kimseye anlatamıyordum. Bu konuyla ilgili olarak daha önce çok doktora gittim ama herhangi bir şey bulunamadı. En sonunda; üç çocuğum olduğu için yorgunluktan ifademin değiştiğine kanaat getirdim. Artık yaş 35 oldu yüzüm de değişmeli gibi düşüncelerle durumu geçiştirdim….ta ki dün bu deneyimi yaşayana kadar.
Dün akşam resmen kendime kavuştum. Teşekkür ederim.

E-postanın yazılış tarihi: 9 ağustos 2014.

10

Bu e-postadan yaklaşık bir ay sonra farklı bir şehirde yaşayan çocuk danışanım ve ebeveynleriyle biraraya geldik. Amaç aile ile tanışmak ve o esnada çocukla da bire-bir seans yapabilmekti. Hakkımda bölümünde de yazdığım gibi, çocuklarla regresyon yapmak için ayrı bir eğitim almak gerekiyor. Formatı çok farklı ve kısa olan bu seans türünde çocukla sohbet ederek ve birçok farklı teknik içeren oyunlar oynayarak bakmam gereken konulara bakabiliyorum. Öğrenmem gereken detayları öğrenip yapmam gerekenleri de o esnada yapabilmek için max 1 saat vaktim var. Çocukları 1 saatten fazla tutma şansımız olmadığı için eklenti temizliği, şifa gibi tüm konular da bu süre içinde bitiyor.

Sonuç; tipik bir dünyadışı vakası. Onun dışında ailesinin şüphelendiği gibi başka türden bir eklentiye rastlamadım. Çocuk danışanım seans boyunca bende gayet uyumlu, etkili iletişim kuran, zeki ve esprili bir izlenim çizdi. Evde zaman zaman yaşanan ve onun diğerleri tarafından farklı bulunan birkaç özelliğinin olması keşfettiğimiz dünya dışı etki sebebiyle bana göre çok normal bir durumdu. Seanstan sonraki süreç içerisinde ebeveynlerine, onun zamanla daha çok uyum göstereceğini, kendisine bu süreçte biraz daha anlayışlı olmaları gerektiğini söyledim. Durumu takip edeceğimi ve herhangi önemli bir gelişme olduğunda bana mutlaka bilgi vermelerini de rica ettim.

11Ayrıca anne veya babanın en az birinin, mümkünse babanın katılacağı farklı bir seans türü yapmak istediğimi, bunun çocuğun durumundan bağımsız olarak mutlaka bakılması gereken bir konu olduğunu , kısmen de baba-çocuk ilişkisinde etkili olduğundan şüphelendiğimi belirttim. Anne bu tarz konulara çok açıktı ama baba henüz hazır değil gibi görünüyordu. Babanın evlilik yapmadan evvel geçmişte yaşadığı çok ciddi birkaç travması vardı. Benim kendi şahsi görüşüm, baba bu konuyla yüzleşmedikçe hayat bunu kendisine çeşitli senaryolarla hatırlatacak şekilde tekrar karşısına çıkacabilecekti.

Şu ana kadar hala baba ile biraraya gelip çalışmış değiliz ama düzenli olarak anneden bilgi alıyor ve durumu takip ediyorum.

 

13Seanstan 1-2 hafta sonra haberleştiğimizde oğullarının gece korkularının azalmaya başladığını belirttiler.

Seanstan yaklaşık 2 ay sonra haberleştiğimizde anne şöyle yazmıştı:  “Senin söylediğin gibi seanstan sonra yavaş yavaş değişim başladı.artık kendini daha iyi ifade ediyor.sanki gözünden bir perde kalkmış gibi. tesekkürler ”

9

 

Seanstan 4 ay sonra haberleştiğimizde annesi ”  Eskiye göre daha iyi. Öfke patlamaları olmuyor. Ciddi anlamda en çok değişen şey de gece korkularının sona ermesi.Babası ile olan ilişkisinde de eskiye göre daha olgun davranmaya başladı.  ” demişti.

 

Çocuklarla olan regresyon seanslarında yetişkinlerle olduğu gibi seansları uzun sürece yayma ve çocukla defalarca çalışma şansımız olmuyor. Asıl yapılması gereken en önemli olan şey ebeveynlerle terapistin işbirliği içerisinde olması hatta ihtiyaç varsa ebeveynlerle mutlaka çalışılması .

5

 

Bu vakada, küçük danışanımın enerjisini spora akıtabileceği faaliyetlere yönlendirilmesini tavsiye ettiğimde annesi bana oğlunun çok iyi bir yüzücü olduğunu, havuzun bir ucundan diğer ucuna dipten, hiç nefes almadan gidebildiğini söylemişti ve ” zaten ayak uçları palet gibi..sanki deniz canlısı ” diye de eklemişti.

 

4

Yüzmeyi, denizden çıktığında kumda oluşan ayak izlerini, kar yağdığında kara basan ilk kişi olmayı ve doğada vakit geçirdiğinde daha mutlu ve dingin olduğunu öğrendim. Bu da beni extra olarak mutlu etti. Çünkü günümüzde malesef büyük şehirlerdeki çocuklarımızın doğada vakit geçirme gibi bir lüksleri olmuyor. Onun yerine farklı olan ve anlaşılamayan her çocuğa tıbben bir tanı koymaya ve onları uyuşturacak ilaçlara boğmaya meyilliyiz.

 

Dilerim bir gün ebeveynleriyle de çalışma imkanı yakalarız ve ilerde daha da olumlu gelişmelerini kaydettiğim bir vaka olur ve sizlerle tekrar paylaşırım.

 

NOTLAR:

1-Bu vaka Asperger Sendromu ile ilgili bir değerlendirme yazısı değildir. Kendisine kesin tanı konulamayınca, belki Asperger Sendromu’nun bir türü olabilir diye etiketlenen farklı bir çocukla yapılan seansın geri-bildirimleri üzerinedir.

2-Bu vakada danışanın ailesi, uyku ve konsantrasyon için doktorun önerdiği düşük dozlu ilacı çocukları üzerinde kullanmaya devam etmişlerdir ve tarafımca da aksi yönde birşey bildirilmemiştir. Seans daha önceki tedavilere ek fayda sağlamak amacıyla yapılmıştır .

3-Anne ile hiç tanışmıyorken ve hatta telefonda bile konuşmazdan evvel, onun e-postadaki belirttiği görme durumunun düzelmesi ile ilgili durum, yüksek ihtimalle kendisinin algılarını bozan bir eklenti ile bağlantılıydı. Olay esnasında ben yaklaşık 1000 km uzakta başka bir şehirde idim ve aynı anda enerjisel bir kusma hissi hissettim. O anda birilerine birşey olduğunu hissettim ama kim olduğunu anlayamadım. Bu durum sizlerde yüksek bir beklenti yaratmasın çünkü buradaki şifalanma örneği regresyon seansından tamamen bağımsız, çok uçuk bir örnek. Ama bir taraftan da kişilerin şifalanmaya çok hazır ve istekli olduklarında şifalanmanın her şekilde gerçekleşebildiğini göstermesi açısından güzel bir örnek. Şifayı yaratan her zaman alan kişidir yani danışandır. Bizler buna sadece aracı oluruz.

 

SON SÖZ:  Bu vesile ile, çocukları sorunlu olduğu için doktor, psikolog, psikiyatrist, danışman ..vb her türlü çareyi arayan ebeveynlere bu konularda maksimum verimi alabilmeleri açısından Prof. Dr. Franz Ruppert’in aşağıdaki sözünü hatırlatmak istiyorum:

” Davranışları bozuk ” çocukları, semptomları ortadan kalksın diye terapist ya da doktorlara götürme işi eğer anne babalar kendi durumlarına bakmaya hazır değilse başarısızlığa mahkumdur. Bir çocuğun ” davranış bozuklukları” ebeveynlerinin ruhsal ve duygusal donanımlarının aynasıdır ve çocuğa genelde en çok yardım edecek şey, ebeveynlerin bu aynaya bakmaya hazır olmaları ve kendilerinin ruhsal ve duygusal durumlarını daha iyi kavramalarıdır.  “

 

Sevgilerimle…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s