GEÇMİŞİN İZLERİ ( 1. Bölüm )

Standard

İkinci olarak paylaşmak istediğim vaka, iki seans çalıştığım bir tıp doktoru danışanıma ait. Normal şartlarda danışanlarıma ait isim, şehir, yaş, meslek gibi bilgileri kesinlikle bildirmiyorum fakat bu çalışmada meslek bildirmemin bir anlamı var. Onu da yazıyı okuyunca anlayacaksınız, çünkü verdiğim örneğin anlamlı olabilmesi için meslek bildirmek zorundayım.

Bu vakadaki danışanım olan Burçin hn ile ilk karşılaşmamızdan evvel, kardeşi Burcu hn ile çalışmıştık. Ondan sonraki süreçte, bir gün Burcu hn bana teyzesinde son bir hafta içerisinde daha önce hiç olmayan bazı semptomlarla karşılaştıklarından bahsetmişti. Teyzesinin nöroloğa götürüldüğünü ama doktorun ” yüksek tansiyona bağlı olarak böyle semptomlar görülebilir, psikiyatriye götürmenize gerek yok ” dediğini söylemişti. Teyzesi ile ilgili durumla ilgili benim fikrimi sorduğunda sadece teyzesinin yaşadığı durumun sebebinin herhangi bir EKLENTİ* kaynaklı olup olmadığına bakabileceğimi , yaşanılan durumun sebebi eklenti ise bu konuda yardımcı olabileceğimi ama eklenti değil ise yapabileceğim pek bir şey olmadığını söyledim.

teyzeTeyzesi ile daha ilk karşılaştığım anda durumunun normal olmadığı belliydi ve böyle bir kişinin normal bulunarak eve gönderilmesi şaşırtıcıydı.
Tahmin edebileceğiniz gibi seans kesinlikle normal bir regresyon seansı gibi geçmedi çünkü psikiyatriste gitmeyi gerektiren durumlarda asla regresyon danışmanlığı yapmıyoruz.

Neyse ki teyze benimle iletişim kurabildi ve neden insanlarla iletişimi kestiğini, korkularını …ve kimselerle paylaşmadığı bazı geçmiş olumsuz hikayelerini dinleyebildim. Seans sonunda teyzeyi bana getiren yakınlarına 24 saat beklemelerini, izlemelerini, eğer ertesi gün teyze ona bildirdiğim saatte kendiliğinden hatırlayıp beni aramaz ise hemen psikiyatriste götürmelerini tavsiye ettim.
Şüphelendiğim bir rahatsızlık ismi vardı ama doktor olmadığım ve teşhis koyma yetkim bulunmadığı için kişilere herhangi bir şey bildirmedim. Nitekim, ertesi gün teyze bildirdiğim saatte beni aramayınca ailesi tarafından hemen psikiyatriste götürüldü. Psikiyatrist tarafından rahatsızlığına teşhis konuldu ve ilaç kullanımına başlandı. İlaç kullanımından üç gün sonra teyzemiz bana verdiği sözü hatırlayarak , üç gün sonra da olsa kendisine söylediğim saatte beni aradı. İlaçların işe yaradığını görmek açısından sevindirici bir gelişmeydi..
***

evlilikBurçin hn’ın ilk seansı böyle bir deneyimden biraz zaman geçtikten sonra gerçekleşti. Kendisi doktordu ve uzun süredir devam eden mutsuzluğunun kaynağı olan evliliğindeki problemleriyle ilgili psikolog bir arkadaşıyla bir süre çalışmıştı. Yeni çözüm arayışları içerisindeyken kardeşinden ve teyzesinin deneyiminden dolayı regresyon terapisi yöntemini duymuş ve merak etmişti.

İlk çalışmamızda ilişki sorunlarıyla ilgili konuştuk ve kendisine sorduğum bazı sorulara verdiği cevaplar üzerine eklentiden* şüphe ettik. Zaten anlattığı örneklerden bir tanesi bariz bir eklentiye işaret ediyordu.

Bunun üzerine seansa eklenti taraması yaparak başlamaya ve sonucuna göre seansı eklenti seansına çevirmeye karar verdik. İlk taramada ikiden fazla eklenti tespit ettik.

recm2
Bir tanesi çok güçlü bir geçmiş yaşam anısıydı.

Burçin hn Ortadoğu’da recm edilerek öldürüldüğü bir geçmiş hayat hikayesi hatırlamıştı…

O yaşamında asıl sevdiği genç adamla yan yana görülmeleri bile recm kararı çıkmasına sebep oluyordu.

Zayıf ve güçsüz bir karaktere sahip olan sevgilisi onu kurtarmayı denemiyor ve ortamdan kaçarak kendisini yalnız bırakıyordu.

recm
Recm edildiği sahnede bacakları dizlerinin üst bölümüne kadar kuma gömülmüştü ve o sahnede taşlanarak ölüyordu.
Seans sonunda o hayatı ve üzerindeki etkilerini dönüştürdük, bedenindeki izlerini şifalandırdık. Ayrıca eşini ve kendi yaşamını etkileyen diğer eklentiyi de temizledik. Seans bitiminde yaptığımız kısa değerlendirmeden sonra aşağıya indiğimizde  bana bacaklarındaki izleri gösterdi.

Seans sırasında üşümemesi için üzerinde ince bir pike olduğundan fark etmemiştim ama dizlerinin altında evdeki kedi tarafından yapılmış tırnak izleri vardı. Tam olarak da recm sahnesinde kum içinde kalan bölüme denk geliyordu.

kedi.jpgSeanstan bir gün sonra Burçin Hn ile görüştüğümde, kedinin artık kendisini tırmalamayı bıraktığını hatta o gece ayak ucunda uyuduğunu söyledi.

Seanstan bir hafta sonra, eşinin işlerinin açıldığını ve bolluk-bereketlerinde artış farkettiğini ( seansta tespit ettiğimiz eklentilerden biri hem kocasını hem de kendini etkileyen bir eklenti olduğundan bu sonuç anlamlıydı ), eşinin bile kedideki bu davranış değişikliğinden dolayı terapiden etkilendiğini hatta belki denemek istediğini söyledi.

Kendisi ile dört ay boyunca haberleşmedik ve tekrar çalışmadık. Ta ki ikinci seansa kadar. Bu da ikinci bölümümüzün konusu olsun…)

NOT-1: Eklenti*: Enerji alanımızda olan ve bize ait olmayan enerjilere eklenti denir. Daha sonra bu konuda detaylı bir yazı yazacağım.

NOT-2: Kediler, eklentileri algılayabilen, bizim göremediğimiz bazı enerjileri görebilen özel hayvanlardır. Bu örneğimizde danışan bu bilgiyi bilmemesine rağmen, verdiği geri-bildirimlerle kedilerin bu özelliklerini teyit etmiş oldu.

NOT-3: Burçin Hn’ın bilinçaltından çıkan recm hikayesi ile ilgili konuyu ister bir geçmiş yaşam olarak kabul edin, ister kolektif bilinçaltı deyin, ya da Burçin Hn çok güzel uydurmuş diyebilirsiniz. Burada önemli olan, hikayede geçen detaylar ile bu hayatında yaşadığı bazı fiziksel ve ruhsal sorunların gösterdiği paralelliklerdir.

                                                                             ( DEVAM EDECEK….)

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

REDDETTİĞİNİ TAŞIMAK…

Standard

İlk paylaşacağım vaka, bir şimdiki hayat regresyonu:

 

momBana arkadaşının tavsiyesiyle gelen danışanım Gizem hn, 30 lu yaşlarında evli, çalışan ve çocuklu bir bayandı. İlk etapta doldurduğu formda çalışmaya geliş sebebi olarak ” tahammülsüzlük, asabiyet, aşırı detaycılık ve kuralcılık ” olarak yazmıştı. Yaptığımız kısa ön görüşmede, bu davranış kalıplarının özellikle 4 yaşındaki kızı ile olan ilişkisi sırasında ön plana çıktığını ve kendisini çok rahatsız ettiğini söyledi. Anlattığına göre danışanın annesi de çok katı kuralları olan, oldukça titiz bir anneydi. Anne-baba ilişkilerinde tartışmalar eksik olmuyordu..ve danışanım bir sahnede kendisini anne-baba tartışmasını ağlayarak dinleyen bir çocuk olarak anlatıyordu. Annesinin annelik rol modeli onun modern bakış açısıyla örtüşmüyor, bazen kızına karşı kendisini, annesinin küçükken kendisine yaklaştığı tarzda yaklaşırken bulduğunda bu duruma çok kızıyor fakat değiştirmekte de oldukça zorlanıyordu. Regresyon terapisini daha önce deneyimlemiş bir arkadaşının tavsiyesiyle gelmişti ve kendisine yardımcı olup olamayacağımı merak ediyordu.

Bu öngörüşmeden sonra hemen seansa geçtik. Seansın nasıl ilerleyeceğini anlatmış olmama rağmen kendisinde biraz da olsa endişe olduğunu ve bunun transa geçişini engellediğini fark ettim. Bu yüzden seansa ara verip kısa bir sohbet yaptık..henüz bu sohbetimiz sırasında bile tamamen annesinden devraldığı bir düşünce kalıbını keşfettik ve not aldık. Birkaç dakikalık sohbetten sonra tekrar seansa koyulduk.

İlk geçiş yaptığımız sahne, danışanın anne karnında olduğu sahneydi. Henüz ben kendisine komut bile vermeden ilk olarak o sahneye geçiş yapmıştı. Anne karnında ve doğum anında  “duygusuz, bebek gibi değil de bir yetişkin gibi hissediyorum ” demişti. Annesinin hamileliği sırasında endişe, stres gibi bazı duygularını kendi hisleri gibi sahiplenmişti. Özellikle bir sahnede annesini karnı burnunda olmasına rağmen öfkeyle evi temizlerken görmüştü. O sahnede anne babaya kızgındı ve söylenerek de olsa evi temizliyordu.

 

Diğer keşfettiğimiz sahnelerin birinde annesinin kendisine zorla tuvalete alıştırmaya çalıştığı önemli bir sahne vardı.Yeni bir eve taşınılmıştı ve tuvalet alaturkaydı. Henüz 4 yaşında olduğu için ilk defa karşılaştığı bu tuvalet modelinden korkmuştu, tuvaletin deliğine düşeceğini sanarak ağlıyordu. Annesi ise danışanın başında dikilmiş, onu tuvalete doğru şekilde oturması ve buna alışması gerektiğini konusunda hem zorluyor hem de azarlıyordu. Bu sahnede küçük çocuk kendi zihninde ” Annem bana bağırıyor, demek ki beni yeterince sevmiyor. Annem beni anlamıyor bir türlü “ gibi kayıtlar yapmıştı.

Başka bir sahnede evde oyun oynadığı bir sırada yine annesinin ev dağılacak, salon kirlenecek tarzı yaklaşımından dolayı bir anda sonlanan bir oyun ve küçük çocukta yarattığı hayal kırıklığı vardı. Onun çocuk beyninde bu sefer ” annem niye bu kadar ciddi? annem beni anlamıyor.” şeklinde bir kayıt oluşmuştu.

 

mom2Yine, keşfettiğimiz farklı bir sahnede ise annesinin yemeğini zamanında yemediği için soğuması sebebiyle kendisine kızdığı bir an vardı. Anneannesi kendisine daha ılımlı davrandığı için iştahının açıldığını fark etmişti, ama annesi onu zorladığında veya bağırdığında iştahı kapanıyordu. Burada da kafasından geçen düşünce “keşke annem de anneannem gibi olsa ” idi.

Bütün sahneleri keşfettikten sonra ana rahmine ilk düştüğü andan itibaren hepsini dönüştürdük. Bu sefer doğduğu anda kendisini duygusuz bir yetişkin gibi değil de, gerçekten küçük bir bebek gibi hissetti.

Bu dönüştürme bölümü esnasında aslında kendisinin de annesine sevgisini gösteremediğini farketti ve katarsis yaşadı. O andan itibaren annesine anlayış geliştirmeye başladı.

İçsel çocuk çalışmasına  geçtiğimizde ilerde hangi yaş dönemlerine bakılması gerektiğine dair not aldık ve bir kere daha çalışmak üzere sözleştik.

Rehberi ile biraraya geldiği bölümde rehberi ona ” Sen aslında mutlu bir çocukluk geçirdin, bundan sonra da mutlu olmayı hakkediyorsun. Mutluluğun kaynağını dışarda arama, içine bak. Sevgiye dön, sevgi en büyük güçtür, sevgi herşeyi çözer. ” dedi.

Seans bitiminde, çocukluk anılarını anlatırken başının sağ tarafında biraz ağrı olduğunu ama seans bittiğinde öyle bir ağrının kalmadığını, iyi hissettiğini söyledi.

Bir gün sonra konuştuğumuzda, seanstan sonra gayet iyi hissettiğini sadece ilk gün hafif bir uyku hali ve yorgunluk olduğunu söyledi.

8 gün sonra konuştuğumuzda gayet iyi olduğunu, işte biraz yoğunluk yaşadığını ama evde kızına karşı çok daha toleranslı ve esnek davranmaya başladığını fark ettiğini söyledi.

4.jpg

 

İşte böyle sevgili günlük…Bazen hem nedenini hem de sonucunu biliriz  ama bazı davranış kalıplarımızı dönüştürmekte zorlanabiliriz. ANA KARNINDAN İTİBAREN İLKOKULA BAŞLAYANA KADAR GEÇEN SÜREDE BİLİNÇALTIMIZDA KAYIT ETTİĞİMİZ ŞEYLER O KADAR GÜÇLÜ OLABİLİRLER Kİ BAZEN KAYNAĞINA GİDİP BAKMAK EN KESTİRME DÖNÜŞTÜRME METODU OLABİLİR.

KISSADAN HİSSE: SAYIN ANNELER VE BABALAR, MİNİK YAVRULARINIZI ÇOK SEVDİĞİNİZ İÇİN VE ONLARIN İYİLİKLERİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ İÇİN ONLARA YEMEK KONUSUNDA BASKI UYGULUYORSANIZ, LÜTFEN YOL YAKINKEN GERİ DÖNÜNÜZ!  BUGÜNE KADAR EVDE YEMEK VARKEN AÇ KALAN BİR ÇOCUK ASLA DUYMADIM AMA SEVİLMEDİĞİNİ HİSSETTİĞİ İÇİN İŞTAHI KAPANAN ÇOK ÇOCUK DUYDUM. TEKRAR EDİYORUM: SEVİLMEDİĞİ İÇİN DEĞİL, SEVİLMEDİĞİNİ HİSSETTİĞİ İÇİN …

 

 

 

OTİZMLE İLGİLİ BİR YURTDIŞI VAKASI

Standard

İsmine Daniel diyeceğim, 3 yaşındaki erkek çocuğu, eskiden annesiyle çalıştığım yurtdışında yaşayan bir danışanımın oğluydu.  2 yaş civarındayken kendisine 2. seviye otizm teşhisi konmuştu. Göz teması kurmuyor, konuşmuyor, bazı şeylerden korkuyor, öfkelendiği zaman odasına gidip karanlıkta oturuyordu.

Konu hakkında 2 metot önerdim:

1) Anne veya baba sisteminden gelen herhangi bir etki olup olmadığını anlamak için Bağlar Çalışması

2) Annesi ile uzun bir online ön-görüşme yaparak, annesi tarafından evde uygulanmak üzere psiko-biyoloji tekniği.

BAĞLAR ÇALIŞMASI: Baba sisteminden gelen bir etki gözlemlediğimiz bu ilk çalışma sonunda Daniel’ın 4 yaşından sonra konuşmaya başlayabileceğini belirtmişim.

ANNE ÜZERİNDEN UYGULANAN PSİKO-BİYOLOJİ METODU: İkinci aşamada önce anne ile uzun bir ön-görüşme yaparak çok soru sordum ve evde uygulanmak üzere bazı ödevler verdim. Günlük uygulanması gereken bu ödevler bitene kadar günlük emaillerle takip ettim.

Aradan 1 yıl geçtikten sonra , anneden aldığım mesajla Daniel’ın gerçekten de 4 yaşından sonra konuşmaya başladığını, başlangıç noktasına göre bayağı aşama katettiğini öğrendim:

” Merhaba Eylul,
……
2022 de baglar calismasi icin sana yazdigim emailin uzerine yaziyorum. Sana ilk olarak oglum Daniel’ın durumunu o zaman yazmistim. Kendisi  3 yasina gelmesine ragmen agzindan bir kelime bile cikmiyordu.
Ogluma otizim teshisini Mart 2022 de koymuslardi. O zaman 2 yasini biraz gecmis olan oglum , ne goz temasi kuruyor ne de ses cikarıyordu. Doktorlar 2.seviye otizim teshisi koydular. (5 seviye var)
Doktorlar teshis koymadan once duymadigini zannetmistik. Duyma, gorme ,fizyoterapist kontrolu ve beyinde tumor olmasi ihtimaline karsi MR ve ayrintili beyin taramasi (mrs) bile cektirdik. Sonuclar temiz cikti .
Eylul 2022 de devlet destekli iletisim yuvasina basladi. Yuva ogretmenleri ve 9 arkadasi ile birlikte ilerleme gosterdi. Isaret ve jestlerle derdini anlatabiliyordu. Ancak konusma kesinlikle ilerlemedi. Agis kaslarini gelistiricek egzersizlerden tut bu konuda uzmanlasmis konusma terapistleri de oglumla calisti. Ancak isaretler ile iletisimi ilerlese bile konusma konsunda ilerleme olmadigi icin kimse onun durumu hakkinda tam bir bilgi veremiyodu. Yuva ogretmenleri cok iyi derdini anlattigini ancak konusamadigi icin egitimlerde ne ogrendigini kestiremiyordu.

Sana bu konuyu actigim donemde esim de senden danismanlik aldi. Onun seansinda babannesinden kaynaklanan bir durum oldugunu soylemistin.   …….  …   Ancak biz bu seansa kadar onun ayni zamanda konusamadigini bilmiyorduk. Yasadiklari ve Yemen’den goc ettigi sirada yasadigi kayiplar onda buyuk etki yaratmis. Çalışma sonlarına doğru sen de Daniel’ın 4 yasindan sonra konusmaya baslayacagini soylemistin. Biz de o gunu merakla beklemeye basladik.
Ekim 2023 te oglum 4 yasina basti. Tabiki bu donemde iletisim ve konusma terapileri de yuvada devam etti. Hatta beyin fizyoterapisi olarak da tanimlayabilecegim “nerofeedback” tedavisi bile uyguladik.

Ekim 2023 tarihinden sonra sakir sakir konusamasa da yine de agzindan yavasca kelimeler dokulmeye basladi.
Bu arada sunu da eklemem gerekiyor. Biz oglumla tedavisi geregi sadece bu ülkede konuşulan dili konusmaya ozen gosteriyoruz. Cunku ozellikle egitim surecinde biri Türkçe olan 2 farklı dil konusup kafa karistirmamak gerektigini egitmenler bize bildirmisti.
2024 sene basindan itibaren ise birden acildigini gorduk. Daha 5 yasina basmadan bir cok kelimeyi telaffuz etmesini ogrendi.

Eylul 2024 de yeni yuva sinifina basladiginda onu hic tanimayan egitmenler ve yuva ogretmenleri ile calismaya basladi. 2 ay icerisinde her gun yuva ogretmeninden saskin ama heyecanli telefonlar almaya basladik.

Kelimeler disinda fiilleri kullanmayi yavas yavas ogrendigini , arkadaslariyla iletisim kurarak oyun oynamaya basladigini bana sevincle bildirdi. daha once ne kadar ogrenme kapasitesi oldugunu anlayamadiklarini ancak gelismesini sevincle karsiladiklarini belirttiler.
konusma konusunda kendine guveni geldikce de insanlarla iletisimi daha da artti. hala cok akici konusamasa da kendi derdini anlatmaktan cekinmeyen, kendine guvenen bir cocuk haline geldigini yazmaktan gurur duyuyorum 🙂   “

SABRİ’NİN HİKAYESİ ( 2. Bölüm )

Standard

Birinci bölümde bahsettiğim şekilde bir rehberlik aldıktan sonra çalışmamıza başladığımızda, Rana Hn’ın baba sisteminden birşey taşıdığını farkettik . Burada enteresan bir şekilde konu Sabri isimleri üzerinden ilerledi. Rana Hn’ın kendinden önce doğup 3 yaşındayken ölen abisi Sabri’ydi ve aynı isim kendisine verilmişti. Baba sisteminden üst kuşaktan bir dedenin adı da Sabri’ydi.

Sabri Dede’nin babası savaş döneminde Arnavutluk’taki ilk eşi vefat ettikten sonra ilk göç ettiği Yunanistan’da evlenip çocuk sahibi olmuş, daha sonra onları terk ederek Bulgaristan’a göç etmişti. Bulgaristan’da tekrar evlenip çocuk sahibi olmuş, sonra onları da terk ederek Türkiye’ye göç etmişti. Sabri Dede böyle bir babanın Türkiye’de doğan ilk çocuğuydu. Sabri Dede’nin sisteminden gelen ağır etkileri içeren detaylı bir çalışma yaptık.

Çalışmadan bir gün sonra: ” Merhaba Eylül hanım , Dünkü çalışmada dedemin şeker hastalığı ve benim gece kalkıp yemem üzerine çözülmeler olmuştu. Dün gece ilk defa gece kalkıp tatlı yemedim .  “

Kendisine verdiğim cevapta, normalde bu kadar hızlı bir gelişme beklemediğimi ama güzel bir gelişme olduğunu, bunun sadece o güne has bir durum olup olmadığını anlamak için bir süre daha gözlemleyip bilgi vermesini rica ettim.

2 HAFTA SONRA: ” Yıllardır her gece uyanıp tatlı, çikolata yerdim. Bağlar Çalışması’ndan sonraki geceden bu yana hiç kalkıp tatlı yemedim.

8 AY SONRA: ( Vakanın yazım aşamasında sorduğumda )

” …. Hala geceleri kalkıp tatlı yemiyorum. Takıntılı düşüncelerim çok azaldı.

NOTLAR:

1-Bu çalışmada gördüğünüz gibi, biz aslında Rana Hn’ın yıllardır kalkıp geceleri tatlı, çikolatalı ürünler yediğini bilmiyorduk. Hayatının ilk 5 yılında adının Sabri Can olduğunu ve annesinin kendisine hala bu isimle hitap ettiğini de bilmiyorduk. Dolayısıyla bu konu başlığını seçerek bir araya gelmemiştik ancak sistem öylesine eş-zamanlılıklar yarattı ki, aslında bize ” siz bu konu için bir araya gelmediniz ama Sabri’ye dikkat edin ” dedi. Aldığımız sonuca göre yorum yaparsak; Rana hn şeker hastası değildi fakat her gece tatlıya saldırması ile Sabri Dede’nin şeker hastalığının sebepleri arasında bir bağlantı vardı .

SABRİ

2-Bağlar Çalışması’ndan sonra farkettim ki bizim bahçedeki kedi Sabri ile Rana Hn fiziksel olarak da benziyorlardı. İkisi de sarışın, aynı tonlarda yeşil gözlere sahipti. Kedi Sabri, diğer sokak kedilerine göre daha narin , güzel bir hayvandı ve havalar ilk soğuk yaptığında hastalanıp aksırıp tıksırmaya ve nefes almakta zorlanmaya başlayınca ona bir klube yapıp içine polar mont serdim. Neyse ki özel bakımla kendini toparladı. Bu vakayı yazarken notlarda görüp hatırladım ki Rana Hn da astım nedeniyle nefes alma problemi yaşayıp sprey kullanıyordu.

3- Rana Hn ile bir seans daha çalıştık. Orada konu başlığı farklı olup Sabri ile ilgisi olmadığı için muhtemelen burada yer almayacak. Bu vakanın yazılma nedeni; bazen seçtiğimiz konular dışında konular çıkabileceği ve eş-zamanlılık konusuna farklı bir örnek teşkil etmesiydi.

Vakayı yazmama izin verdiği ve taslak metinleri hızlı onayladığı için Rana Hn’a tekrar teşekkür ederim.🙏

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

SABRİ’NİN HİKAYESİ ( 1. Bölüm )

Standard

İsmine Rana diyeceğim danışanım 40 yaşlarında, evlenmiş-boşanmış, 1 çocuğu olan ve çalışan bir kadındı. Kendisi ile temmuz 2021’de yaptığımız online ön-görüşme öncesinde doldurduğu formda çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” Değersizlik duygusu; sevmeyi bilmiyorum ve bu insan ilişkilerimi etkiliyor ” yazmıştı.

Değersizlik duygusu: Son yıllarda daha çok farkında olsa da aslında çocukluktan beri yaşadığı bir duygu olduğunu, ailede herhangi bir karar alınırken kendisine fikrinin hiç sorulmadığını belirtti. İkili ilişkilerde her ilgi gösterene karşılık verme ve daha sonra olmadığında sürekli o kişiyi düşünerek saplantı haline getirme ve bu durumdan zorlukla kurtulabildiğini ekledi.

Sevmeyi bilmeme konusu: İlişkilerde herhangi bir şeyi sorun olarak görmediğini ama insanların kusurlu yanlarını görerek onları sürekli düzeltmeye çalıştığını söyledi.

Online ön-görüşmelerde tüm hayatını ilgilendiren çok fazla soru sorduğum için bütün detaylara burada yer vermiyorum. Bazı önemli detaylar:

-küçükken ortaokul dönemine kadar çok sık fiziksel şiddet yaşadığını, şu anda ise annesinin sözleriyle dövdüğünü, küçüklükten beri tartışmalı bir iletişimlerinin olduğu

-köken ailede kendisinden önce doğup çocukken ölen bir abisi olduğu

-eşinden boşanma aşaması dahil fiziksel şiddet yaşadığı

-anne ve baba tarafında farklı ülkelerden göç hikayeleri olduğu

-çocukluğundan bu yana takıntı bozukluğu olduğunu ( titizlik , temizlik ve bazı şeyleri defalarca kontrol etme ) ama psikiyatristin OKB boyutunda olmadığını belirttiği

– geçmişinde anksiyete bozukluğu nedeniyle ilaç tedavisi uygulandığı

Kendime aldığım özel notlarda:

  1. İlk seansta eklenti çalış ( ön-görüşmede öğrendiğim bazı detaylar nedeniyle )
  2. Bağlar Çalışması’na uyan çok konu başlığı var. Yazın yüz yüze yapmaya başlayacağımız ilk çalışmaya katılabilir
  3. Küçükken ailede, evlendiğinde ise eşlerden fiziksel şiddet olduğu için ilerde beden terapi ağırlıklı bakmak gerekebilir yazmışım.

BAĞLAR ÇALIŞMASI: 2021 Ağustos başında yaptığımız yüz yüze Bağlar Çalışması’nda sıra Rana Hn’a geldiğinde ben kendisiyle konuşmaya başlamadan önce bir anda bahçeye 1 ay önce gelen minik kediyi hatırladım ” Aa, bugün gelmemiş. Bir önceki Bağlar’dan bir-iki gün önce yaklaşık 2 aylık minicik bir kedi gelmişti. Annesi tarafından terkedilmiş veya annesini kaybetmişti…hem çok küçüktü hem de o kadar sesli ağlıyordu ki bahçede aradık ama saklandığı için bulamadık. Adını da Sabri koymuştum…aslında bir hikayesi var Sabri’nin. ” dediğim anda Rana Hn şaşkın şaşkın bana bakarak ” Sabri benim adım dedi.

-Nasıl yani ? ( benim yüzüm ondan daha şaşkın oldu çünkü benim üniversiteden tanıdığım bir arkadaşımın çocukluk arkadaşıydı ve adı Rana olarak geçiyordu .)

-Adım Sabri benim

Sessizlik …. ( mavi ekran 😀 )

– Senin adın Rana değil miydi ?

– Bana önce Sabri Can ismi koyulmuş. Ben ilkokula başlayacağım zaman değiştirmişler. Benden önce doğup ölen abimin canı bende yaşasın diye annem bana hala Sabri Can der.

Asistanlar bu eş-zamanlılık karşısında şok vaziyette izliyorlardı. Normalde Bağlar Çalışmalarında konuşma yasağı vardır. Sadece çalışma öncesinde konu başlığıyla ilgili konuşuruz ve ben de üst üste yapacağımız çalışmaları yetiştirmek için arada hiç geyik muhabbetine girmeden direkt konuya girerim.

Ancak sıra Rana’ya geldiğinde aniden kalkıp balkondan bahçeye bakıp üstüne Sabri’nin hikayesini anlatmam ilginçti. Aslında bu bir çeşit rehberlikti. Eğer kediden bahsetmesem, Rana’nın hayatını bu kadar etkilemiş olan bu durumdan haberdar olmayacaktım.

NOT: Sabri’nin küçüklük hallerinden bir foto sağda. Şimdi kocaman delikanlı oldu. Vaka fotosu ise gizlilik kuralları gereği her zaman temsili resimlerden seçiliyor ve vakanın ilk taslak metni yazılıp danışan onayından geçtikten sonra ekleniyor.

( Devam edecek….. )

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

KORKUDAN YALNIZ YATAMAMA HAKKINDA BİR VAKA ( 2. Bölüm )

Standard

Temmuz 2021’deki ilk Bağlar Çalışması’ndan sonra Tülin Hn ile ara ara haberleştik. Uyku durumunun eskiye nazaran çok daha iyi olmasına rağmen, çocukluğundan beri süregelen korkularının az da olsa devam ettiğini bildirdi. Küçükken tuvalete gittiğinde kapı önünde birini beklettiğini, şu anda ise korkuları sebebiyle meditasyon yapamadığını ekledi.

Ben de trans geçiş kalitesi istediğim boyutta olmadığı için regresyon yerine Bağlar Çalışması ile korkunun aile sisteminden gelen bir etkisi olup olmadığına bakabileceğimizi belirttim.

2021’in ekim sonunda Bağlar Çalışması için tekrar bir araya geldik.

Bu çalışmada babasının babasını çok küçükken kaybetmesi dışında, temsilci olarak kullandığımız kişilerin katkısıyla, dedenin o dönemde gerçekleşen Türk-Ermeni çatışmaları sırasında işkence içeren bir şekilde öldüğünü ve babanın bu şoku taşıdığını keşfettik. Çocukluğundan beri devam eden yalnız kalmaktan korku duymasının ve eşi evdeyken bile tek başına başka odada uyuyamamasının bu konuyla ilişkisi vardı.

23 GÜN SONRA:

” Selam Eylül hanım doktordan geldik. Son çekilen ped raporunu okudu çok sevindi, gidişat çok iyi dedi. Ben de hemen size haber vermek istedim. Teşekkürler.

Bir yıl oldu mu diye sordu. 25 mart ilk seans deyince tabii kısa zamanda çok iyi dedi. sevgiler. “

2 AY SONRA: Tülin hanımın sağlık durumunu da merak ettiğim için ped sonuçları, doktor yorumu ile beraber uyku sorunundaki son durumunu içeren bir telefon konuşması gerçekleştirdik.

Buradan aldığım bilgilere göre, doktorunun uyguladığı tedavi ile en başta 9 cm civarında olan tümör ilkinde yaklaşık 1/3’e , diğer uygulamada tekrar 1/3’e inerek bayağı küçülmüştü ve artık çok rahat nefes alıyordu.

Benim ilgilendiğim uyku sorunu ve korkularıyla ilgili durum ise : eskiden evde eşi varken bile başka odada uyuyamayan bir kişiyken ” Şu anda şehirdışındaki yazlığımızda tek başıma kalıp korkmadan uyuyabilirim ” boyutuna gelmişti. Yatarken ışığı kapatarak uyuyabiliyordu. Bu durum basit bir uyku sorunundan ziyade hastalığının tedavi süreciyle melatonin ilişkisi açısından çok önemliydi. Bu açıdan onun adına çok mutlu oldum.

NOTLAR:

1-Birinci bölümde geçen ” reiki seansı adı altında* “: Eskiden bu tarz bir duruma bir kere daha rastladığım için bu notu özellikle ekliyorum. Bazen reiki veya bio-enerji kelimelerini bilinçli kullanarak insanların suistimal edildiklerine ve reiki adı altında reikiyle ilgisi olmayan başka tarz karanlık enerjiler gönderildiğine eklenti seansında denk geldim. Reiki öğrenmek ve kendi kendinize uygulamak ayrı bir şeydir, reiki gönderiyor diye gücünüzü birine teslim etmek ayrı bir şeydir. Lütfen bu konuda dikkatli olunuz.

2– Daha önce uyku konusunda farklı sorunları içeren birçok vaka yazmama rağmen, bu vakayı yazmak için seçmemin özel bir nedeni vardı.

a) ilk defa bu yaş grubunda bir çalışma yapmış olmam

b) hastalığını seçerek gelseydi kabul edemeyeceğim bir danışanı, uyku sorunu dolayısıyla kabul etmem ve tek regresyon + 2 Bağlar ile neredeyse 70 yıldır yalnız yatamayan, deliksiz uyku uyuyamayan birinin artık korkmadan uyuyabilmesine şahit olmamın danışanın özel durumu nedeniyle beni extra mutlu etmesi.

3– Bazen konu başlıkları aynı olabilir ama kişilere uyguladığım teknikler değişebilir. Bu vakada istediğim kalitede bir trans geçiş sağlanamamıştı ama konu, trans geçiş gerektirmeyen bir teknik olan Bağlar Çalışması ile sonuca ulaştı. Bu sebeple email göndererek ” kaç seans çalışmamız lazım? ” diye soran kişilere hiçbir zaman önden cevap veremem. Ben ancak kişi ve durumlar benim araştırma yapmama uygunsa sürece dahil oluyorum ve süreç içerisinde geri-bildirimlerle gözlem yaparak ilerliyorum. Dolayısıyla kaç seans olduğu baştan belli olmuyor.

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

KORKUDAN YALNIZ YATAMAMA HAKKINDA BİR VAKA ( 1.Bölüm )

Standard

İsmine Tülin diyeceğim danışanım 70 yaşında, evli, emekli bir kadındı. Kendisinden danışanım olan kızı sayesinde haberdar oldum. Normalde çalışma yapmadığım bir yaş aralığı olması ve ayrıca danışanın akciğer ca olması sebebiyle tıbbi konularda çalışma yapmadığım için neden gelmek istediğini biraz sorguladım. Yaşı sebebiyle trans geçiş zorluğu olabileceği konusunda önden uyarımı yaparak kendisini gece yalnız uyuyamama konusuna bakmak için kabul ettim.

Haziran 2021’de yaptığımız ön-görüşmede doldurduğu formda çalışmaya geliş sebebiniz kısmına “ Gece yalnız yatamama ve korkma, korkuyla sıçrayarak uyanma; gece eşim başka odadayken meditasyon yaparken çaat diye ses duyunca korkma ” yazmıştı.

Tüm hayatıyla ilgili soru-cevaplardan oluşan ön-görüşmemizde :

-kendisine ocak 2021’de akciğer ca teşhisi konduğunu ve ilk teşhiste 9 cm’lik bir tümör tespit edildiğini

-kemoterapiye ek olarak Türkiye’de 1 yıldır uygulanan immune therapy tedavisi aldığını

-50 yaşındayken ilk kalp krizini geçirdiğini ve o sırada doktor olan eşi tarafından da teyit edilmiş şekilde diğer tarafa gidip geri geldiğini, o esnada ölmüş babasının elini tutup beraber yeşilliklerin içinde yürüdüklerini , bunun çok güzel bir duygu olduğunu ve bu sebeple ölümden korkmadığını

-geçmişinde kaygı bozukluğu teşhisi ile tedavi gördüğünü

-hipotroid nedeniyle ilaç kullandığını

-kızı bebekken çalışmak zorunda olduğundan dolayı bebeği yalnız bıraktığı için çok vicdan azabı çektiğini ( kızı danışanım olduğu için konuyu biliyorum : Ebeveynler sağlık çalışanları ve tayin oldukları yerde bebeğe bakacak bir tanıdıkları yokmuş. O dönemlerde doğum izni çok kısaymış ve anne işe dönmek durumunda kalmış. Annenin işine gittiği saatlerde bir süre için baba muayenehanenin üst katındaki bebeği ağlarsa duyabilecek şekilde telefon ahizesini açık bırakarak durumu idare etmiş. )

-yaşadığı bazı olaylar sebebiyle eklentiden şüphe ettiğini öğrendim.

Ön görüşme sonunda kendime aldığım özel notlarda:

1-Yaşı sebebiyle online seans tercih etmediği için gerekli önlemleri alarak yüz yüze seans yapacağız.

2-İlk etapta eklenti araştırılmalı. ( anlattığı detaylar nedeniyle )

3-Bir sonraki aşamada Bağlar Çalışması ile devam edilerek hastalığın varsa aile sistemiyle bağlantılı sebebi araştırılabilir.

Ön-görüşmemizden sonra tedavisinde yeni kürünü alıp sonra şehirdışındaki yazlığına gittiği için hemen seans planlamadık. İlk dönüşünde tarih olarak denk gelen Bağlar Çalışması’na katıldı.

BAĞLAR ÇALIŞMASI: Temmuz 2021’de katıldığı bu grup çalışmasında hastalığın aile sisteminden gelen bir etkisi olup olmadığını araştırdık. Köken ailede çok küçük bebekken ölen ve sistemde unutulmuş abisini içeren bir çalışma yaptık.

Ön-görüşmemizden yaklaşık 2 ay sonra ilk seans için bir araya geldik. Eklenti taramasında 50’nin üzerinde eklenti algıladığı için hemen seansa başladık.

1.EKLENTİ: 10 Yıldır kendisinde bulunan ve başkası tarafından gönderilen bir eklenti grubuydu. Bunun kendisine reiki seansı adı altında* gönderildiğini algıladı.

Etkileri: Gece yatarken korkularının artmasına; baş ağrılarının başlamasına ve her gün ilaç almak zorunda kalmasına; omuzlar, dizlerde gezinen ağrılara , yürürken çabuk yorulmasına, çabuk sinirlenmesine; yorgunluğa ve ağırlığa yol açmışlardı.

40 civarı eklenti gönderdik. Bilgi almakta zorlandığım bir seans olduğu için küçüklüğünden bu yana devam eden karanlık korkusuyla ilgili biraz daha detay alarak seansı noktaladık. Çocukluğunda eğlence olarak ruh çağırma modası varmış. Kadınlar ve çocuklar bir evde toplanıp ruh çağırırlarken o sessizlik anında işten gelen babası kapıyı tıklatınca bayağı korkmuş. Tuvalete giderken yalnız gidemez ve kapı önünde mutlaka birisini bekletirmiş. Dolayısıyla küçüklüğünden beri bu korkulara sahipmiş.

Bilgi almakta zorlandığımız bir seans olduğu için kendisine Bağlar Çalışması ile devam etmeyi önerdim. Ayrıca kendime aldığım özel notlarda, çok eklentisinin olduğunu ve takip ederek tekrar bakmak gerekebileceğini yazmışım.

YAKLAŞIK 2 AY SONRA:

” İyi akşamlar Eylül hanım bende bayağı güzel gelişmeler oldu. Erken yatarsam ışık yakmadan uyuyabiliyorum, sağlık durumum çok şükür iyi sayılır. Yarın tedavim var. Bugün doktora gittim gayet iyisin moralin de iyi, sen böyle olursan çok iyi dedi. Bağlar Çalışmasına en kısa zamanda katılmak istiyorum. Sevgiler “

NOT: Diğer geri-bildirimler ve notlar vakanın ikinci bölümünde yer alacaktır.

( Devam edecek… )

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

BENİM HİKAYEM-2 ( Misofonya-3.Bölüm )

Standard

NE, NEDEN TETİKLENMİŞTİ? DOĞUMUM SIRASINDA BİRŞEY Mİ OLMUŞTU?

Bu tarz bedeni içeren çalışmalarda, neyin ne zaman tetiklendiği veya neden olduğu üzerine konuşulup analiz edilmez ve yorumlar yapılmaz. Ancak size fikir vermesi açısından bazı bilgiler ekleyeceğim.

Anne karnı döneminden sonra dünyaya doğumumuz ( şartlarına bağlı olarak az veya çok ) zaten bir travmadır. Kendimizi güvende hissedip çoğunlukla uyuyarak geçirdiğimiz bir dönemden ilk ayrılıştır. Bu bizim yaşamla bağlanma şeklimizi etkileyen en önemli konulardan biridir. Benim artık uyuyamadığım ve kendimi güvende hissetmediğim bir dönemde, doğum travmamın tetiklenmesi bu açıdan anlamlı.

Bu seansta doğum travmamın tetiklenmesine en başta şaşırmıştım çünkü regresyon eğitimi sırasında bizler ana karnı ve 0-6 yaş dönemlerimize doğum travmasını içerecek şekilde bakmıştık. Hatta aradan birkaç yıl geçtikten sonra bana üst üste çok sayıda kayıp ikiz sendromu vakası geldiği zaman o konuyu yabancı kaynaklar dahil o kadar araştırdığımda, bazı semptomları küçükken benim de yaşadığımı farkedince, acaba bende de bilinmeyen bir kayıp ikiz sendromu hikayesi var mı diye bir meslektaşımla sadece o döneme yönelik tekrar baktığımızda gerçekten böyle bir hikaye bulmuştuk.

Benden önce doğan ve bebekken ölen ablamı biliyordum ancak kayıp ikizim olduğu hiç kimse tarafından bilinmiyordu. O yüzden hem yıllar önce gittiğim ilk aile diziminde 1 tane fazla çocuk sayısı çıktığını ( kafadan sallıyor herhalde diye geçiştirmiştim ), sonra aile dizimi eğitimlerine başladığımda bir modülde Svagito’nun yaptığı kısa seansta yine 1 tane fazla çocuk görünmesi gibi detayları hatırlayınca kafamda parçalar birleşmişti.

Bütün bunları üst üste koyduğumuzda:

-ölen bebekten sonra benim çok istenerek yapılan bir bebek olmam

-annemin hamileliği sırasında kötü birşey yaşamaması

-normal doğumla doğup anneyle direkt ten tene temas kurmuş olmam

-çevre tarafından sevilen, el üstünde tutulan bir bebeklik geçirmiş olmam HİÇBİR ŞEYİN ETKİSİNİ NÖTRALİZE ETMİYOR.

Çünkü:

-Ana karnındaki süreyi, yaklaşık 1 yıl önce doktora görürdüğü bebeği eve dönerken kucağında ölen travmatik bir annenin karnında geçirdim yani ben anne rahmine düştüğümde olayın üstünden henüz 7,5-8 ay geçtiği için benim proje amacım annemin yas dönemine denk geliyor . Bu annenin henüz tamamlanmamış yas süreci, donukluğu ister istemez ana karnında başlayan bağlanma şeklimizi etkilemiş olabilir.

-Üstüne bir de ana karnında gerçekleşen kayıp ikiz sendromu etkisini eklersek sadece bu ikisi bile bir çocuğun dünyaya geliş anını ve anneyle o ilk temasını etkileyebilir. ( Bu yorumu bugüne kadar yaptığım çok sayıda ana karnı ve doğumu içeren regresyon çalışmalarında edindiğim izlenimlere göre yaptım. )

Kısacası; çok istenerek yapılmış ve güzel bir çocukluk geçirmiş olmama rağmen o ilk an tetiklendiği için o ana tekrar baktık. Travma çalışırken bunun bir soğan kabuğu gibi katman katman yapılardan oluştuğunu ve bazen hiç ummadığınız basit bir konunun bardağınızı taşıran son damla olabileceğini hesaba katmak gerekir.

Regresyon çalışmalarında da böyledir. Bir geçmiş hayat anısına çalışılmış olması, 3 yıl sonra başka bir konu için gittiğinizde aynı geçmiş hayatın başka bir yönü ile karşılaşmayacağınız anlamına gelmez. Bu sefer farklı bir yönden farklı bir etkiye bakmanız gerekebilir.

ŞU AN MİSOFONYAM NE DURUMDA? HALA SES DUYARLILIĞIM VAR MI?

2. Bölümde bahsettiğim gibi, bu seanstan bir süre sonra farklı bir yere taşındım. Orada ses duyarlılığım sıfırlandı mı? Hayır tabii ki. Ses izolasyonu çok iyi değildi ama asla bu tarzda uykumu, hayatımı etkileyecek tarzda şeyler yaşamadım.

Şu anda son 2 yıldır yaşadığım yerde ise yan taraftaki köşkten gelen köpek, kedi, kaz, ördek, hatta bir ara pandemideki kapanma döneminde duyduğum horoz sesleri beni hiç rahatsız etmediği gibi, köyde yaşıyor hissi verdiği için yüzümü gülümseten detaylar oldu. Bahçede geceleri gördüğüm kirpiler, kuş sesleri, kelebekler ve arılar görmek de mutlu ediyor. Ama sanmayın ki kırsaldayım… ana caddeye 1 paralel sokakta oturuyorum ve bazen gerçekten gürültülü olabiliyor.

Mesela geçtiğimiz aylarda sokağımızdaki, caddelerdeki tüm yağmur boruları değişti… yol delme makineleri günlerce çalıştı. O dönemde uykusuz olduğum birkaç sabah sese aldırmadan kestirebildiğime şahit oldum. Önceden bu asla mümkün değildi.

Yine altını çizmek isterim ki, her türlü sese karşı duyarsız biri olmadım. Beni sakız çiğneyip patlatan ve höpürdeterek çay-çorba içen 10 kişi ile aynı odaya kapatsanız, ” Aa, çok güzel patlatıyorsunuz, hüpletiyorsunuz.. lütfen devam edin ” demem. Burada önemli nokta şu: sizde bir şeyler değişince DIŞ DÜNYA DA DEĞİŞİYOR. Bu vakayı bu kadar uzun yazmamın sebebi de budur. İçerde bir şeyler değişince, sizin dış dünyada karşılaştığınız durumlar ya değişiyor ya da artık sizi daha az etkiler duruma geliyor.

KARMA ASTROLOJİSİ İLE İLGİLENENLER İÇİN EK NOTLAR:

1-Karma astrolojisinde GAD ( güney ay düğümü ), son 7-9 yaşamı ifade eder. Ben 2013’ten beri aldığım regresyon seanslarında bunlardan çok daha geçmişte olabileceklerle de karşılaştım. Genelde bir sorun üzerine baktığım bu geçmiş yaşamların çoğunda erkeğim. GAD ‘ım da eril; savaşçı, asker, liderlerde bulunup dik başlılığıyla ve cesaretiyle tanınan bir burç. Bu hayatımdaki tüm kişisel gezegenlerim dişil, edilgen burçlarda iken GAD’ın 1.evde yer alması kişiliğimi arka planda çalışan bir program gibi etkiliyordu.

2-Normal şartlarda GAD ile alakalı konular 33 yaşına kadar bizi daha çok etkisi altında tutar. 33 Yaşından sonra ise KAD ( kuzey ay düğümü ) kendisini daha çok belli etmeye başlar. Regresyon çalışmalarından sonra beklediğimiz şey de GAD bağlantılı hayatların dönüştürülmesinden sonra artık etkisini yitirmesi ve kişinin hayat planında olması gereken yöne ( KAD’a ) doğru gitmesini kolaylaştırmasıdır.

Ancak bende şöyle bir durum gerçekleşti ki ancak karma astrolojisi eğitiminden sonra sebebini daha iyi anlayabildim: Natal haritamda güneş, merkür ve venüs kavuşumu olan bir insanken ikincil ilerletilmiş haritamda ( secondary progress ) güneşim ve merkürüm GAD’ımın olduğu burca geçiyor ve bu 3’lü orada resmen halay çekiyorlar. MC’de yani meslek, kariyer, iş hayatımızı yöneten 10. evdeki Anteres isimli sabit yıldıza falan hiç girmiyorum ama onu da hesaba katarsak; .Bu benim, meslek hayatımın ilk yıllarında bu GAD’ın etkisi ile yine çok idealist bir asker gibi olmamı açıklıyor. 2016’da kiraladığım ve benim misofonyamın ortaya çıkmasına vesile olan o mekanı kiralarken orayı bir karargah olarak kullanma kafasındaydım. Yapacak çok iş, anlatacak çok konu ve belki de dünyada düzeltilecek çok mesele vardı. (😀). Herşey, sadece kendimizi geliştirmek için aldığımız ve eğitim boyunca kendimiz üzerinde çalıştığımız regresyon ileri teknikler eğitimlerinden sonra yavaş yavaş değişmeye başladı. Karma astrolojisi ise açıklama kısmında son noktayı koydu.

3- Bazen başımıza gelen şeyleri o anda kötü bir şey olarak algılarız veya bunu bir çeşit kendini sabote etme ( self-sabotage ) olarak görme eğiliminde olabiliriz. Ancak büyük resme baktığımız zaman, belki zaman , belki şartlar , belki de gittiğimiz yön o anda doğru değildir. Ruh ( spiritüel astrolojide RA: Tanrısal Öz ), bu enkarnasyonda KAD’a gidebilmek için o sırada başka bir yola gitmesi-başka deneyim alanı kazanması gerektiğini bilir ve bazen hayat sizi bu farklı deneyim alanlarına yönlendirmek için o anda ısrar ettiğiniz yolunuza engeller döşeyebilir. Bu da muhtemelen en hassas olduğunuz konu veya kişiler tarafından olacaktır.

Misofonya bir sonuçtur. Ama asıl önemli olan soru şudur: Neyden rahatsız oldun veya oluyorsun ki sinir sisteminin böyle tepki verebileceği şartlar oluşturuyorsun? Doğru yerde misin , doğru işi mi yapıyorsun, doğru insanla mı birliktesin? Seni ne besler? Bu hayata gelirken deneyimlemeyi seçtiğin yaşam alanın üzerinde misin yoksa hala GAD kafasında mısın?

Ve yazının sonlarına gelmekteyken bilinçaltımdaki DJ uzun zamandır duymadığım aşağıdaki şarkıyı çalmaya başladı. Bir hanım kız GAD’ına sesleniyor: ))) ( İngilizce bilmeyenler için özellikle Türkçe alt yazılı video linkini ekledim. )

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

BENİM HİKAYEM-2 ( Misofonya-2.Bölüm )

Standard

Süreç devam ederken, o dönemde regresyonla ilgili ileri teknikleri içeren bir eğitime katıldım. Bu tarz eğitimlerde genelde bir teknik olur ve bizler eğitim sonunda bu tekniği içerecek şekilde kendi üzerimizde çalışırız. Aradan uzun zaman geçtiği için seçtiğim konudan emin değilim ancak orada birbiriyle bağlantılı olarak keşfettiğimiz geçmiş yaşam anılarından birinden çok etkilendiğimi net hatırlıyorum.

Komutan olduğum bir geçmiş yaşamda, savaşla ilgili hatalı bir kararımdan dolayı çok sayıda askerim ölüyor. Kan gölüne dönmüş o meydanı gezerken hepsinin ölümünden kendimi sorumlu tutuyorum ve yoğun suçluluk duygusuyla başedemeyip ölmek istiyorum. Ordan sonra kendimce kurduğum bağlantılar arasında şu var: bir daha kitleleri içeren veya etkileyebileyecek her türlü durumdan/karardan imtina etmeye çalışıyor olabilirim.

NE ALAKA DEDİĞİNİZİ DUYAR GİBİYİM.. ☺

Şöyle ki; ben bu daireyi kiraladığımda orası bir nevi benim karargahım gibi olacaktı. Orayla ilgili çok fazla planım vardı. Salonda videolar çekip bir program hazırlayacaktım. Kışın ise o arka tarafa bakan sessiz odaların birinde kamp kurup ilk kitabımı yazacaktım. Bütün bu sesler nedeniyle bırakın planlarımı gerçekleştirmeyi, uyumak için bile orada kalamaz oldum. Ve bu ses konusu benim en hassas noktam olduğu için, tam daha geniş kitlelere ulaşacak bir işe girişeceğim zaman kendimi bir şekilde sabote ettiğimi düşünüyorum. ( İlerleyen dönemde karşılaştığım başka bir geçmiş yaşam anısı ( yine bir komutan alt kimlik ) son 1 senedir karma astrolojisi ile desteklenen bilgiler sayesinde bunu daha iyi anladım ama uzatmamak adına bu detaylara girmiyorum. )

O eğitimden sonraki dönemde yeni bir daire bakmaya başladım. Anadolu Yakasında nereye baksam hemen yanıbaşında devam etmekte olan veya yeni başlayan bir inşaat vardı. Sonunda bir tane güzel yer bulup kaparo verdim ama bu sefer de emlakçı-ev sahibi kanadında başka sorun çıktı ve kaparom iade edildi. Bunun üzerine motivasyonum tamamen sıfırlandı ve artık daire bakmayı da bırakıp kendimi tamamen akışa teslim ettim.

Tam o sırada yıllardır devam ettiğim aile dizimi eğitimi modüllerinden biri denk geldi. Ve ben orada ilk defa parmak kaldırıp çalışma yapmak istedim. Hocamın yanına oturup konu olarak ses duyarlılığımdan bahsettiğimde üstüne çok fazla konuşmamız gerekmedi çünkü bedenim zaten herşeyi anlatmaya başlamıştı. Bu sebeple bana aile dizimi uygulamayıp bedenimle çalıştı yani aslında travma çalıştık.

Görünüşe göre bu sorunlar taa doğum travmama kadar tetiklemişti. Bir çok arkadaşımızın fiziki desteğini alarak, doğum travmam çalışıldı. Bedenen çok zorlandığımı ve çok fazla öfkenin açığa çıktığını hatırlıyorum. Hatta çalışma sonunda bana ” Hala birazcık var…sonra buna kendin tekrar bakabilirsin ” dediğini not almışım. Değerlendirme bölümünde ise bana ” Kendine huzurlu/sakin bir yer bulabilirsin. Dünyada böyle yerler de var ” dediğinde kaşlarımı kaldırarak ; ” İstanbul’da mı? ” diye cevap vermiştim gülümseyerek. Açıkçası pek inandırıcı gelmemişti yakın çevrede öyle bir yer bulabilmek.

VE SONRA YENİ BİR YERE TAŞINDIM

Eğitimden döndükten yaklaşık 2 ay sonra yine bir gün Beşiktaş’a kardeşimin yanına geçiyordum ki yolda emlakçım aradı: “Eylül hn size kışın gösterdiğim bahçe katı bir ev vardı, biraz pahalıydı. Oranın sahibi yurtdışından kısa bir süreliğine buraya geldi. Eğer siz tutarsanız, fiyatı da indirecekler ” dedi. İndirdikleri fiyat bile benim o anki oturduğum dairenin fiyatından daha yüksekti. Ben de artık bu konuda o kadar bıkkındım ki tüm arayışımı durdurduğum bir dönemde gelen teklif karşısında içimden şöyle düşündüm: ” Ya bugüne kadar hep birileri bana teklif sundu, kabul edip kaparo ödediğimde bile bu iş olmadı. Bir kere de ben karşı teklif yapayım bakalım ” dedim ve nasıl olsa kabul edilmez sanarak akşam emlakçımı arayıp ” Şu anki oturduğum daire ile aynı fiyata indirsinler, hemen yarın taşınayım ” dedim. Ve teklifimin kabul edildiğini ertesi gün şaşırarak öğrendim.

Eee, söz ağızdan bir kere çıkar… mecburen hemen taşınma işlemlerine başladım. Burası :

-sahilde 5+1, neredeyse 2 daire büyüklüğünde ve girişteki salonla mutfağın olduğu bölümden diğer bölüme geçmek için bile araya çelik kapı konulmuş

– belli ki benden önce oturan kişi feng shui biliyormuş ( bazı aksesuarlar sebebiyle anladım )bir önceki kiracı tarafından bir sürü mutfak eşyası ile dolabın içinde dev bir şişe şampanya bırakılmış

-şömineli kocaman bir salonu olan

-önünde ve arkasında bahçesi olan, balkonundan arka bahçeye inilebilen, otopark sorunu olmayan

-apartman görevlisinin günde 2 kere servise çıkıp marketten ihtiyaçlarımızı aldığı ve çok iyi, babacan bir insan olduğu için her türlü tamirat-tadilat işlerimizde yardımcı olduğu

-ve sadece 2 sokak mesafede olan bir yerdi.

Normalde hem ses olur diye hem de güvenlik gerekçesiyle hiçbir zaman bahçe katında yaşamayı düşünmemiştim ancak burası her tarafı demirli, bahçe duvarlarının üstüne dikenli teller çekilmiş, son derece güvenli bir yerdi. Kedim Kalben’le ( #kalbenkisakuyruk ) işte burada karşılaştık.

Sonuç itibariyle, hocamın sözleri aklıma geldi. İstanbul’da da olsa böyle yerler vardır, bulabilirsin demişti ama ben inanmamıştım. Aramam bile gerekmedi, emlakçım sayesinde ev beni buldu. Bina yaşça benden büyüktü, dolayısıyla iyi bir ses izolasyonu yoktu tabiki ama sabah 6’lara kadar bass sesleriyle titreyen bir binadan sonra herşey mükemmele yakın sayılırdı. Hatta burası eskiden yazlık olarak yapıldığı için kendimi ilk etapta yazlığa taşınmış gibi hissetmiştim. Bahçede en sevdiğim ağaçlar vardı: palmiyeler, limon, yenidünya, çam vb. Bir ara soldaki apartmanın bahçesinden horoz sesleri de duyar gibi olduğumda artık gülmeye başlayıp hocamın kulağını çok çınlattım. 😀

Bir sonraki bölümde:

-ne niye tetiklendi ? neden doğum travması, doğumum esnasında bir şey mi olmuştu ?

-şu anda misofonyam ne durumda, hala ses duyarlılığım var mı?

-peki şimdi nasıl bir yerde yaşıyorum?

gibi soruların cevaplarını bulabileceğiniz şekilde notlar içerecek.

Ayrıca benim kendi kendime bulduğum başka sebepler ile de destekleyeceğim bu tablonun dışında, astroloji bilenler için birazcık farklı bir dil kullanarak ek açıklamalar yapacağım. Bunların hepsine bir bütün olarak baktığınızda neden aynı sorunlara her zaman aynı tekniği kullanmadığımı da anlamış olacaksınız.

( DEVAM EDECEK … )

Eylül Erdoğan

BENİM HİKAYEM-2 ( Misofonya-1.Bölüm )

Standard

Kendimi bildim bileli çok sesli sakız çiğnenip patlatılmasından veya sesli yeme-içme seslerinden hoşlanmasam da bu benim hayatımı çok etkileyen boyutta bir şey değildi ve bunu bir rahatsızlık olarak görmüyordum. Yatarken kolundaki saatin sesini bile duyan ve bu yüzden kol saatini çıkararak yatan bir babam olduğu için ben de genetik olarak sese hassas olduğumu düşünürdüm. Bunun haricinde nerdeyse 20’lü yaşların sonuna kadar hayatımı hiç etkilemeyecek şekilde normal bir yaşantım oldu.

MİSOFONYA ETKİLERİ İLK NE ZAMAN DİKKATİMİ ÇEKTİ?

30’lu yaşların başlarında katıldığım yatılı bir eğitimde, aynı odayı paylaştığım arkadaşımın horlaması sebebiyle sabaha kadar uyuyamayabileceğim ilk olarak orada dikkatimi çekti. Normalde yoğun bir eğitim programında fiziksel olarak da yorgun olduğum bir günde bile en ufak seste uyuyamadığımı farketmemin dışında extra bir konu başlığı olarak aynı alanı paylaştığım kişilerin enerji bedenlerinde olan biteni ( ağrı-sızı vb ) hissettiğimin ilk belirgin sinyalleri o zaman ortaya çıkmaya başladı. Aşırı empatlık veya duyarlılık olarak tanımlayabileceğim bu durum ayrı bir başlık ve benim hayatımı son yıllarda fazlasıyla etkileyen çok uzun bir konu olduğu için karışmaması adına buna burada yer vermeyeceğim. Sadece , şimdilik şu soru işaretini ortaya bırakıyorum: ” Acaba aşırı duyarlılık sebebiyle mi ben bu sesleri sıradan insanların algıladığından daha fazla duyuyorum? Sistemim herşeyi fazla algıladığı için mi yüksek sese reaksiyon veriyor? ” …

MİSOFONYA DİYE BİRŞEY VARMIŞ…

Yukarıdaki yazdıklarım dışında, 2014 yılından itibaren İstanbul-Mersin arasında çok sık seyahat etmeye başladığımda farkettim ki; havaalanında uçak beklerken veya havaalanına gidiş-dönüş için Adana-Mersin arası servis kullanırken insanların cep telefonlarının mesaj bildirim uyarısı son seste iken yol boyunca yazışmalarından, yüksek sesle konuşmalarından veya bazen sesli video izlemelerinden aşırı derecede rahatsız olmaya başladım. Sakız çiğneme sesine artık ani ve mekanik sesler de eklenmişti. Derken, o sırada facebook arkadaş listemde bulunan bir opera sanatçısının ” MİSOFONYA ” ile ilgili paylaştığı bir haberle herşey anlam kazanmaya başladı. O haberi okuduğumda dünyada bu tarzda ses duyarlılığı olan kişilerin sayısının hiç de az olmadığını ve bunun bir isminin olduğunu hatta haberi paylaşan opera sanatçısının da benimle aynı sorundan muzdarip olduğunu görmem bana iyi geldi. Yazıda bunun tıbben tam olarak nedeninin ve tedavisinin olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen, sadece yazıyı okumak bile şifa gibi geldi çünkü o güne kadar ne yakın çevremde böyle biriyle karşılaşmadığım için ne de sorunun ne olduğunu bilmediğim için insan ister istemez böyle ortamlarda kendini bazen arıza gibi hissediyor… :))

TABİ BUNLAR HİÇBİR ŞEYMİŞ…

Anadolu Yakası’na taşınmam: 2015-2016 arasında her ay İstanbul-Mersin arası bavulla seyahat ederken buna bir de spor yaparken belimi sakatlayıp fıtık olmak eklenince artık 20 kg’luk bavulu taşımak sorun olmaya başladı. Bu sebeple İstanbul’a geldiğimde kalacağım bir yer tutmaya karar verdim. Bu süreçte Anadolu Yakası’nda oturan iki arkadaşımla yenilen bir yemekten sonra akşam orda kalınca, sabah kalktığımda hissettiğim sakinlik-dinginlik hoşuma gitti. Yıllarca Avrupa Yakası’nda yaşamış biri olarak bu sessizlikte adalara bakarak kahve içme keyfi ile bir anda lokasyon olarak o bölgede bir daire tutmaya karar verdim.

Aradan bir süre geçtikten sonra tam da istediğim lokasyonda, fotoğraflarından çok güzel olduğunu düşündüğüm bir yer bulduğumda Mersin’de bayram tatilindeydim. Ben dönene kadar daire başkası tarafından tutulabilir düşüncesiyle hemen arkadaşımdan gidip bakmasını rica ederek özellikle sessiz bir yer olup olmadığına mutlaka dikkat etmesini söyledim. Sağolsun, evi gidip gördü ve evin çok güzel olup özellikle arka sokağa bakan 3 odanın çok sessiz sakin olacağını, sadece salonun caddeye baktığını belirtti. Ben mekan sahibi ile buluştuğumda da tek sorum sessiz bir yer olup olmadığı idi…Mekan sahibi da sessiz olduğunu, sadece yan binanın altında küçük, müzikli bir yer olduğunu ama öyle çok işlek bir yer olmadığını belirtti. Ben de dedim ki müzik gece 12-1’de bitiyorsa bile sorun değil. Ben zaten 1’den önce yatmıyorum. Hatta güzel müzik yapıyorlarsa arada seans çıkışı arkadaşlarla uğrarız belki diyerek espri bile yaptım. O sırada tarihler Merkür Stationary pozisyonunu ( Merkür’ün retro hareketinden sonra düz harekete geçmeden önce es verdiği gün ) gösteriyordu. Güya uyanık olduğum için mekan sahibine ” Ben burayı tutacağım, ama kontrat tarihini 4 gün sonra ( Merkür düz harekete geçmiş olacağı için ) hem de aybaşına denk geliyor..o tarih yapabilir miyiz? ” dedim ve tabiki kabul edildi.

Ekimde tuttum, kasım sonunda taşınıp yavaş yavaş eşyalarını tamamlarken arada hala Mersin’e geliş gidişlerim sürüyordu. Meğerse o müzik yapılan kıytırık mekan ekimde kısmen kapalıymış. Yazlıkçıların dönmesi ve havaların soğumasına müteakip ufak ufak bas sesleri gelmeye başladı. Artık aralık ayına geldiğimizde ” Demişler ki öldü, söyleyin onlara kral geri döndü ” moduna geçtiler. O hiç beklemeyeceğiniz uyduruk mekan, her akşam 22 de müzik yapmaya başladı. Girişte güncel veya eski Türkçe Pop müzikle başlayan repertuar artık gece 1’den sonra kafaların güzel olmasıyla beraber birden elektro bağlama eşliğinde ” Ankara’nın Bağları “na dönüşüyor ve bazen gecede 3 kere çaldığı oluyordu. Düşünün ki ben yan binanın ters tarafındaki ve 2 kat yukarıdaki daireydim ama banyomla yatak odam ( o arka sokağa bakan sessiz oda diye anılan yer ) yan binanın duvarı ile bitişik olduğu için banyoya gittiğimde halay çekilecek kıvamda oluyor, yatak odamda uyumaya kalksam sanki Flash Tv’de stüdyosunda canlı müzik programı devam ederken uyumaya çalışıyor gibi oluyordum.

Sonuç itibariyle en sessiz oda konumuna düşen ve gürültülü olmasıyla tanınan caddeye bakan salonda uyumaya başladım. Kaç kere gece yarısı veya sabah 6’da belediyenin Beyaz Masa’sıyla mesajlaştığımı, konuştuğumu hatırlamıyorum. Bu sebeple işim 21’de bitince apar topar Avrupa Yakası’ndaki kardeşime gidip orda uyuduğum günler oldu.

Öyle bir mekandan sabah 6-7’lere kadar müzik yapmasını normalde beklemezsiniz ama müşteri gelmese bile yapıyorlardı. Haliyle sabah toplantıları-görüşmeleri o sene iptal oldu. Ses limitlerini aştıkları için ceza yediklerinde aslında müzik yapma ruhsatlarının bile olmadığı ortaya çıktı ama buralarla ilgili yorum yapmak istemiyorum çünkü konumuz bu değil.

Ayda 1 hafta Mersin’e gittiğimde bol uyku stoğu yaparak ve arada başka yerlerde kalarak geçici olarak konuyu çözmeye çalıştım. Bu arada apartmanda üst kattaki yeni evli çiftten kadın olanın benle aynı durumda olduğunu öğrendim. Yatakta kaç kere uyuyamadığı için sinirden ağladığını ama hiçbir şekilde çözüm üretemediklerini öğrendim.

Şimdi size burada bir Misofonyalı hakkındaki en önemli bilgiyi veriyorum:

-Sadece bir sakız çiğneme sesi veya ani matkap sesleri gibi sesler sizin için standart bir ses iken, bir misofonyalıyı saliselik bir zamanda, istemsiz ve kontrol edilemez bir şekilde tüm cinlerini tepesine çıkartabilir. O an yanında çok sevdiği bir insan olsa bile şapurdatarak yemek yiyorsa, ışık hızıyla başka odaya geçebilir. Burada mantık aramayacaksınız, aman şu kadarcık sesten de rahatsız olunur mu demeyeceksiniz çünkü o kişinin sinir sistemi o anda alarm vererek savaş ya da kaç moduna geçiyor. Keyfi olarak verilen veya kontrol edilebilen bir tepki değil.

Normal bir insan 3 gün uyumasa sinirleri bozulurken, aylarca sabah 3-4 saatlik bölük pörçük uykuyla ne hale gelebileceğini bir düşünün. Bu adamlarla hiç muhatap olmadım ama sonunda bu mafyavari adamlara hukuksal yollarla kafa tutacak bir aslan parçasına dönüştüm. Hiç unutmam, ilk zaferi elde ettiğimde, milli maçta gol atmışım gibi apt’da karşılıklı sarıldığımız komşum olmuştu:))

Süreç , başıma birşey gelebilir düşüncesiyle ailemin o mekanı boşaltmamı istemesiyle devam ederken o arada katıldığım bir regresyon ileri teknik eğitiminde seans aldım. Bu seansta konu olarak ne seçtiğimi net olarak hatırlamıyorum ama sonrasında şöyle bir bağlantı kurarak çıktım: Karmik bir nedenden ötürü, tamamen kendimi sabote ediyordum çünkü ses benim hassas noktamdı. Bu karmik konunun ne olduğu, kendimi sabote etmemle ne gibi bir bağlantısı olduğu ve bu konunun nasıl ses rahatsızlığına bağlandığına 2. bölümde çok kısaca değineceğim.

NOT: Bu kadar uzun girizgah yapmamın sebebi ; aslında dışarıda olan şeylerin bir şekilde bizim içimizdekilerle bağlantısının olduğunun anlaşılması için hikayenin gelişimi ve geldiği boyutun anlaşılması içindi. Yoksa benim eskiden misofonyaya bakışım tamamen caps sitelerinde dönen yandaki yazı gibiydi.😉

” Bende misofonya vardı. 2 Seans aldım, geçti arkadaşlar. ” desem… muhtemelen 2 seans alınınca geçen bir rahatsızlık sanılacak ve bunu bir paket program gibi düşünme eğiliminde olacaksınız ama işin aslı öyle değil. Sorunların yansıması bazen aynı olabilir ama kişileri tetikleyen hikayeler, dolayısıyla çözüm yolları çok çok farklı olabilirler.

( DEVAM EDECEK…. )

Eylül Erdoğan

BİR BONUS FAYDA HİKAYESİ: ” KİVİ ALERJİSİ ” ( 2. Bölüm )

Standard

Bir önceki bölümde bahsettiğim seanstan yaklaşık 2,5 ay sonra Şermin Hn ile daha önce yarım kalan ana karnı ve 0-6 yaş dönemi için tekrar bir araya geldik.

SEANS:

Ana karnı ve 0-6 yaş dönemini dönüştürmeye çalıştığımız bir seans yaptık. Bu esnada daha önceden keşfettiğimiz sahnelere ek olarak Şermin hn, 2 yaşındayken annesi mutfakta olduğu bir sırada yüzünün üstünden minik bir farenin geçip gittiğini algıladı.

3.GÜN:

Günaydın Eylül Hanım,
İlk defa bi çalışmadan dağılmamış bir şekilde çıkmışım ilk farkında olduğum şey buydu ve çok enteresandır ilk defa banyo yapma zorunluluğu hissetmedim kendimde. Banyo yapmadım. Biraz yemeğe saldırdım, abur cubur yedim.

İlk gecem yoğun uyuyarak geçti. 11 saat uyumuşumdur. Gece, wc ye 1 kere gittim.
Cumartesi günü, kendimi daha rahat, dingin ve enerjik hissettim. Hem evi temizledim, hem spor yapıp hem de yemek yaptım. Bunların hepsini yapmam normalde ben. Günüm sakin ve rahat geçti genel olarak. Arkadaşım da “Enerjin değişmiş, canlanmışsın resmen” dedi. Ben de gerçekten öyle hissetim. 
Çok teşekkür ederim desteğiniz için.Sevgiler
,”

Kendisine verdiğim yanıtın içinde banyo yapma konusuyla ilgili detay sordum. ( Önceden nasıl olduğu, eve girer girmez her zaman banyo yapıp yapmadığı vb )

Verdiği yanıt:

Merhaba Eylül Hanım,
Evet, eğer bi seans almışsam (örn: aile dizimi, reiki, bireysel vb) eve geldiğim gibi banyoya atardım kendimi. Hemen arınayım, temizleneyim derdim. Bu sefer oyle olmadı. Eve girdim, üstümü değiştirip yemek yedim
.  ……………. ………..”

Ara dönemde Şermin hn’ın iş ve sağlığıyla ilgili birkaç gelişme içeren email daha aldım. Kimliğini gizlemek amaçlı burada sansür uygulamayı karşılıklı olarak uygun gördük.

1 AY SONRA:

Eylül Hanım merhaba,
Biraz önce kivi yedim ve alerjim %80-90 civarında azalmış. Daha önceden kaşınma hissi çok fazla olurdu fakat bugünkü denememde oldukça azaldığını gözlemledim. %100 kaybolma olur mu bilmiyorum fakat gözlemleyeceğim.
Bu arada gece wc için kalkmalarım* bitti gibi. 
Çalıştığım şirkette…. …………….( sansür uygulanmıştır ………..
.”

NOTLAR:

1- gece wc için kalkmalarım*: Geceleri sık sık wc’ye kalkma konusunun ana karnı ve 0-6 yaş seansından sonra geçmesi konunun yüksek ihtimalle annesinin travması ile bağlantılı olduğunu hissettirdi. Bir önceki bölümde bahsettiğim üzere annesi çok küçük yaşta kendinden çok büyük biri ile evlendirilmişti. Yaşı çok küçük olduğu için ancak birkaç sene sonra Şermin Hn’a hamile kaldığında resmi nikah kıyılabilmişti. Bu süreci çocuk bedenine tecavüz gibi hisseden annesinin travmasına karşılık Şermin hn’ın bedeni biyolojik olarak böyle bir şey geliştirmiş olabilir. Psiko-biyolojik bir bilgi olarak, insanlar da alan sorunu/çatışması yaşadıklarında tıpkı hayvanların çişle alanlarını belirlemeye çalışmaları gibi bu şekilde bir biyolojik çözüm oluşturabilirler. Bedenini/ özel alanını koruyamayan annesi gibi çocuk da geceleri sık idrara çıkmayı bu konuya içgüdüsel bir çözüm olarak bulmuş olabilir özellikle de proje amaç dönemini ve sansürlediğimiz kısımları dahil ederek düşündüğümde oldukça anlam kazanıyor . Bu konuya farklı açıdan verilebilecek en iyi örnek ülkemizde yaygın rastlanan balayı sistitidir. Balayı sistitinin temelinde yatan bilinçdışındaki çatışma da çoğunlukla alan çatışmasıdır.

2- Oldukça hassas bir konu olduğu için, Şermin Hn’ın bilinçdışındaki çağrışımın ne olduğu, neden bedenen tepki verdiği gibi konuların detaylarına-sebeplerine burada yer vermedik. Ancak, her kivi alerjisi olan kişi için aynı durumun söz konusu olmayabileceğini ve bu konuda genel-geçer kural geliştirilmemesi gerektiğini burada özellikle eklemek isterim. Bazı alerjiler kişinin bire-bir kendisinin yaşadığı bir durum iken bazı alerjiler ise tamamen aile sisteminden gelen bir öyküye dayanabilir. O yüzden her durum ve sebep kişiye özeldir. Bu sebeple motamot kurallar geliştirip herkese aynı şeyi uygulamak bazen, bazı kişilerde çözüm getirmeyebilir…

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

BİR BONUS FAYDA HİKAYESİ: ” KİVİ ALERJİSİ ” ( 1. Bölüm )

Standard

İsmine Şermin diyeceğim danışanım 30’lu yaşlarının başında, bekar ve çalışan bir kadındı. Kendisiyle 2020 yılında çalışmaya başladığımızda ana konumuz iş hayatıyla ilgili sorunlardı. Ancak seanslarda ilerlerken başka alanlarda da geri-bildirimler aldığım için hem alerji hem de psiko-biyoloji konusuna örnek olması açısından bu vakayı paylaşıyorum.

2. SEANS: Bu seansta ana karnı ve 0-6 yaş dönemine bakmaya niyet ederek bir araya gelmiştik. Ana karnı dönemini keşfederken annesinin çocuk denecek yaşta kendinden çok büyük yaşta biriyle zorla evlendirildiğini, yaşı küçük olduğu için birkaç sene sonra Şermin hn’a hamile kalınca resmi nikah yapıldığını ve bir çocuk gelin olarak bu dönemi bir nevi tecavüz hisleriyle geçirdiğini öğrendim.

Hamilelik sürecini yalnız, desteksiz ve korkularla geçiren annenin doğumu da oldukça zor geçince apar topar sezaryene alınıyordu.

Doğumdan sonra 0-3 yaş dönemine dair önemli bir anıyı keşfediyorduk ki Şermin hn kendiliğinden başka bir anıyı hatırladı.

Buradan sonra Şermin Hn ergenlik döneminde geçen ve taciz içeren birkaç anıyı daha hatırladı ve bu sebeple seansın akışı mecburen değiştirmek zorunda kaldık. Bu taciz anlarını daha önce hiçbir yerde kimseyle konuşamadığını belirttiği ve olumsuz etkilendiğini gördüğüm için bu konuya öncelik verip beden terapi ağırlıklı ilerledik. Ana karnı ve 0-6 yaş dönüştürme konusunu ise başka bir zamana bıraktık.

Bu seanstan sonra kendime aldığım özel notlarda:

-Kg bağlantısı

-Sık idrara çıkma

-Yaşam enerjisi düşüklüğü ve

-Kivi alerjisinin bu konularla bağlantısı olduğunu düşünüyorum.

-Ana karnı dönemini keşifte kaldığımız için, bir sonraki seansta mutlaka ana karnından başlayarak ilerle.

NOT: Geri-bildirim ve NOTLAR bölümleri vakanın ikinci bölümünde yer alacaktır.

İLİŞKİLER HAKKINDA BİR VAKA: ( 3. Bölüm: Bağlar )

Standard

Beste hn ile ağustos 2020’de 5. seansımızı yaptıktan yaklaşık 2 ay sonra Bağlar Çalışması için bir araya geldik.

BAĞLAR ÇALIŞMASI:

Burada çalıştığımız konu: Takıntılar

Bu grup çalışmasında Beste Hn’ın takıntılarının aile sistemiyle bağlantısını araştırdığımızda ortaya çıkan bilgi: Babasının Beste hn’ın annesiyle evlenmeden önce gençliğinde, Beste hn ile hemen hemen aynı yaşta yaşadığı bir travma ve bu travmanın sır olarak kalmasıyla ilgili bir konuydu. Bu sırlar, babasının mesleğiyle alakalı olduğu için detayları ailede hiçkimse tarafından bilinmiyordu. Mesleği ile ilgili yaşadığı sürtüşme sonucu kendi içinde yaşadığı bilişsel çelişki*, bir çeşit kafa karışıklığı yarattığından işin ucu yurtdışına tayinini istemeye kadar uzanmıştı. O yaşlarda oldukça idealist, vatansever ve işini severek yapan bir genç adamın ülkesini terk etmesine kadar varacak derecede önemli konunun ne olduğu bizim çalışmamız için önemli değildi. Ebeveynlerin yaşadığı ve halledilmemiş, sır olarak kalmış büyük travmalar, bazen o aileye doğan çocuklardan birini etkileyebileceği için biz sadece bu konunun etkisi üzerine bir çalışma yaptık.

26 GÜN SONRA:

Eylül hanım, 
Son Bağlar da yaptığımız çalışmada bu durum senin para akışını etkiler demiştiniz. Bağlar çalışmasından sonra 3 farklı şirket beni arayıp iş için görüşmek istediklerini söyledi. Birini 3 hafta önce reddettim verdikleri teklifi az bulduğum için fakat yine de kendi maaşımın üzerinde bir teklifti. Şuanda da 2 yer ile görüşüyorum yine iş için. Maaş anlamında iyi bir teklif vermeleri halinde 2 şirketten biri ile anlaşacağım. Anlayacağınız kariyerimde bir takım gelişmeler yaşanmaya başlandı
Sevgiler
 “

48 GÜN SONRA : ( vakayı yazarken son geri-bildirimini sorduğumda )

Eylül Hanım Merhaba,
Size daha önce bahsettiğim iş tekliflerinden birini kabul ettim. Maaşımda güzel bir artış oldu. Son gelişmeler bu şekilde 🙂
Sevgiler

NOTLAR:

1-Bilişsel Çelişki Kuramı: Leon Festinger tarafından 1957’de ortaya atılmış bir sosyal psikoloji kuramıdır. Bu kurama göre kişiler tutumları ve davranışları arasında bir tutarlılık olmalıdır. Kişinin, birbiri ile tutarsız iki veya daha fazla bilişinin ortaya çıkardığı psikolojik gerginlik-huzursuzluk haline bilişsel çelişki denir. Festinger’e göre kişiler tutum, davranış ve inançları arasında bir uyum-tutarlılık arar ve bu gerginliği azaltmaya çabalar.

İnsanların böylesi bir durumda gerginlikle baş edebilmek için değiştirebilecekleri yegane şey tutumlarını değiştirmektir. Böylece gerginlik ve huzursuzluğu azaltabilirler. Ayrıca kişiler, söz konusu tutumla davranış arasındaki çelişkiyi, kendilerini bu hareketi yapmaya zorlayan duruma, kişiye veya ortama yükleyerek gerginliklerinden kurtulmaya çalışabilirler.

2-Yukarıdaki vakada, Beste Hn’ın babasının yaşadığı çelişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için farklı bir örnek vereceğim.

Herhangi bir ülkede asker, polis, istihbarat birimleri ve tüm bunların bağlı olduğu kurumlar arasında şöyle bir durum olduğunu düşünelim. Bir birim için makbul kabul edilen bir durum , başka bir birim için makbul olarak görünmeyebilir. Bu ise birimlerin yetki alanında bir takım çelişkiler yaratabilir. Bu bilişsel çelişkide kişi, baskı altında tutum değil ama belki davranışını değiştirmek zorunda kalabilir ancak bu o kişinin iç dünyasında yaşadığı huzursuzluğun %100 olarak giderildiği anlamına gelmez.

3- Ebeveynlerimizin çözümlenememiş travmaları, biz o sırada hayatta olmasak bile bir şekilde hayatımızı etkileyebilir. Bu vakada Bağlar Çalışması’ndaki sır konusuna çalıştıktan sonra Beste Hn’dan babasının yurtdışına gittiğinde kendisiyle aynı yaşta olup olup olmadığını öğrenmesini istedim. Gelen cevapta babasının aynı yaşta yurtdışında gittiğini öğrendik.

Vakayı yazmama izin verdiği için Beste Hn’a teşekkür ediyorum.

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

İLİŞKİLER HAKKINDA BİR VAKA: ( 2. Bölüm: Stalklamak )

Standard

4. Seanstan yaklaşık 2 yıl sonra mayıs ayında Covid 19 salgını devam ederken Beste Hn’dan email aldım. Haziran 2020’de normalleşme süreci içinde yüz yüze seanslara başlarsam tekrar çalışmak istediğini bildirdi:

Konu: “Bir süredir odağımı toplamakta zorlanıyorum. Sürekli aklımda olan kendisine karşı duygularım olan biri var. Kendisi ile iletişim halinde değiliz fakat aklımdan çıkarmakta ve günlük işlerime odaklanmakta zorlanıyorum. Bu kişi ile kendi içimde kurduğum bağın üzerine çalışmak istiyorum aslında. “

Kendisi ile 5. seans için ağustos 2020’de bir araya gelebildik.
Yaptığımız ön-görüşmede:

-ilk işinden 2019 başında ayrıldığını-işten ayrılma sebebinin orada çalışırken hoşlandığı biri ile ilgili olduğu, bu kişi ile karşılıklı birbirlerinden hoşlandıklarını ve flörtleştiklerini sanırken bir gün bu adamın çalıştıkları işyerinde neredeyse takılmadığı kadın kalmadığını ve aynı zamanda uzun süreli devam eden bir ilişkisinin de olduğunu öğrendiğini

-bunları öğrendikten kısa süre sonra istifa ettiğini ve başka bir işe girdiğini

-aradan geçen 1,5 yıla rağmen hala bu adamı düşünüp adamı, takıldığı kadınlar dahil olmak üzere stalkladığını ( sosyal medyada sürekli ve gizlice takip etmek anlamında kullanılan kelime ) ve artık bu durumdan rahatsızlık duyduğunu öğrendim.

Beste Hn bu sebeple 6-7 ay önce bir psikiyatriste gittiğini ve kendisine depresyon teşhisi ile birlikte adını burada yazmayacağım 2 psikosomatik ilaç verildiğini ekledi. Bu ilaçları hala kullandığını ve 1 ay sonra kontrole gideceğini, her gittiğinde anksiyete testi yapıldığı için anksiyete seviyesinin düşüşe geçmesine rağmen stalklama isteğinin hala ilk günkü oranda devam ettiğini belirtti.
Bu arada Beste hn’ın babasıyla ilgili geçmişten bildiğim bir konu açıldı ve bazı sorularımın cevabını bilmediği için araştırmasını rica ettim.

Bazı eklentiler kişilerde takıntılı düşünceleri artırabildiği için seansı kısa eklenti temizliği ile başlattım. Bu esnada Beste Hn 4 ve üzerinde eklenti algıladığından seansa eklenti temizliği ile başladık.


1.EKLENTİ : 2 Yıldır kendisinde bulunan, stalkladığı kişiye ( burada adına Yalın diyeceğimiz kişi ) öfke ile çektiği 2 adet gezinen enerji idi.
Etkileri: Sırt ağrısı, bel ağrısı ile öfke ve bedende gerginlik yaratmışlardı. Kendisini korkak hissederek hedeflerinden uzaklaşmasına, başarısızlık korkusuna sebep olmuşlardı. Ayrıca özellikle bacak ve boyun bölgesinde kaşıntılara yol açmışlardı. Algılarında bozukluğa ve takıntılı düşüncelere sebep olmuşlardı. Tembellik, işte yapması gerekenleri erteleme gibi etkileri olmuştu. Daha alıngan ve depresif hissettiği için hayatında ilk defa psikiyatriste giderek ilaç kullanmasına yol açmışlardı.

Gözlerinde ışığa hassasiyet gelişmesine, ışıktan rahatsız olmasına, sigarayı artırmasına ve sürekli Yalın’ı düşünerek stalklamasına hatta bazen Yalın’ın da aslında kendisinden hoşlandığını düşünmesine sebep olmuşlardı. Sol kolunda ağrılar ve güçsüzlük de oluşmuştu.
Bu bölümde Yalın’a olan öfkesi üzerinden giderek, adına “ Bir İlişkiyi Tamamlamak ” dediğim çalışmayı uyguladık.
Burada kendime aldığım özel notlarda Beste Hn’ın kendini ifade etmekte zorlandığını ve eskiden tanıdığım haline göre algılarının biraz bozulduğunu ve hala eklentilerinin olabileceğini eklemişim.


2.EKLENTİ:
1,5 Yıl önce Yalın’la bağlantılı biri tarafından kendisine gönderilmiş olan bir eklenti türüydü.
Etkileri: Tembellik ve korku yaratmışlar; öfkesini daha da artırmışlardı. Kendisini ifade etme sorununa, ensede ve başında ağrılara yol açmışlardı. Kabızlık sebebiyle hemoroid başlangıcı atlattığını da ekledi.
Bu eklentiyi çekme sebepleri arasında Yalın’a ve kendine duyduğu öfke vardı. Bu sebeple biraz devam niteliğinde bir çalışma oldu.


KENDİME ALDIĞIM ÖZEL NOTLAR:
-Beste Hn’ı uzun süredir tanıyorum. ( Ailesinden başka kişilerle de çalıştığım için ebeveynlerine kadar bilgim var. ) Hiçbir seansta bu kadar zor bilgi aldığımı hatırlamıyorum. Algılarındaki bozulma dikkatimi çekti.

-Seans arasında babasıyla ilgili aramızda kısa bir konuşma geçmişti. Babasının gençliğinde yurtdışında olduğu o döneme dair yaş aralığı, orda önemli birşey yaşayıp yaşamadığı vb her türlü önemli detayın önemli olabileceğini belirttim.

-Bu seansın etkisini takip ederek eğer Beste Hn’dan gelecek bilgiyi önemli görürsem, bu konuya etki edip etmediğini görmek için Bağlar Çalışması yapılabilir. Takip ederek karar ver.


2.GÜN SONRA:
Eylül hanım,
Terapi sırasında vücudumda olusan kaşıntılar geçti. Eski işyerinde tanıştığım adama olan öfkem oldukça zayıfladı. Kendimi iyi hissediyorum. 2 gündür de hiç İnstagram hesabına girmedim.
Durum bu şekilde


43 GÜN SONRA:
Eylül hanım merhaba,
Birebir yaptığımız eklenti temizliği seansından sonra bahsettiğim adamı stalklamayı cok büyük oranda bıraktım. Hatta bazen aklıma gelse de yüzünü görmek istemediğim hissine kapılıp instagram hesabına girmiyorum. Hayatım oldukça huzurlu ve sakin gidiyor. Sabahları pozitif uyanıyorum ve geceleri de huzurlu bir şekilde uykuya dalıyorum. 
Bağlar çalışmamızı da heycan bekliyorum.
Sevgiler
,”

NOT: Bu seanstan yaklaşık 2 ay sonra Beste Hn’la Bağlar Çalışması’nda bir araya geldik. Buradaki çalışmayı ve yorumlarımı içeren notlar bölümünü bir sonraki bölümde yazacağım.

( Devam edecek……)

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

İLİŞKİLER HAKKINDA BİR VAKA (1. Bölüm: Ebeveynlerin Etkisi )

Standard

Kendisiyle ilk defa 2016 yılında üniversite öğrencisi iken çalıştığım ve konularını geçmişte vaka yazısı olarak yazdığım Beste Hn ile ilgili geçmiş hikayeleri aşağıdaki yazılarda bulabilirsiniz:

/https://regresyongunlugu.com/tag/akademik-stres/ ( 3 bölüm halinde )

Beste Hn ile 4. seansımızı 2018 yılında ekim başında yapmıştık.

Bu çalışmaya geldiğinde aldığım geri-bildirimler:

1-Eylül ayındaki Bağlar Çalışması’na katılmıştım. Aslında babamla ilişkime bakmak istemiştim ama konu anneme bağlanmıştı. Annemin kendi annesiyle olan bağlanma şeklinin benim annemle bağlanmamı etkilediği ortaya çıkmıştı. İlişkimizde henüz çok büyük değişim farketmedim ama o çalışmadan sonra anneme karşı anlayış geliştirdim, empati duyabiliyorum.

2-Mayıs 2018’deki son regresyon çalışmasından sonra daha çok su içmeye başladım.* Eskiden hiç aklıma gelmezdi.

3-Bir whatsapp grubum vardı. 5 kişilik üniversite arkadaşlarıydık. Bir gün buluşma planı yapıp gruba attım. Kimseden cevap alamayınca da gruptan çıktım. Eskiden olsa hatayı kendimde arar ve üzülürdüm. Şu anda kötü hissetmiyorum.

4-İşe gireli 2 ay oldu. İşten memnunum. ..X.. Firmasının genel müdürlüğünde pazarlama ve satış departmanındayım.

Seçtiği Konu: Fiziksel veya duygusal olarak etkilendiğim bir erkek olduğunda, onu görünce geriliyorum. Göz göze gelmemeye çalışıyorum uzak duruyorum. Şu anda hoşlandığım biri var işyerinde. Ama sevgilisi varmış. O yüzden uzak duruyorum. Kontrolü kaybetme korkum var. Kontrolü kaybedersem, kendimi küçük düşürürüm. Bir önceki kişide de böyle oldu. Onun sevgilisi olduğunu bilmiyordum ama öğrendiğimde de içimden keşke beni tercih etse diye geçirmiştim.

Bu çalışmada regresyon değil Bağlar Çalışması’nı bireysel olarak uygulamayı tercih ettim. 2016’dan beri tanıdığım ve aileden başka birileriyle de çalıştığım için hikayelerdeki etkiler paralellik gösterince ebeveynlerine ait olduğunu bildiğim bir hikayenin etkisine bakmak istedim. Buradaki hikaye Beste Hn’ın babasının ilk nişanlısı ile birlikteyken ayrılıp aynı işyerindeki annesi ile evlenmesi ile ilgiliydi.

Bu sebeple babasının ilk nişanlısını sisteme dahil ettiğimiz bir çalışma yaptık.

Kendime aldığım özel notlarda:

-Hem annenin hem de babanın aynı meslek grubundan olmaları ve bu mesleğin toplumda dışlanmışlık duygusuna yol açabilecek bir meslek olması dolayısı ile Beste Hn’ın hayatına etkileri olabilir. İlerde bu konuya bakılabilir.

-Anne ve babanın babaları yani dedeler de aynı meslektenmiş. Bu durum toplumsal dışlanma ve mesafeli ilişkiler getirebilir. Bu konu daha da önem kazandı. Mutlaka bakılmalı.

NOT:

1-*: Bugüne kadar yaptığım çalışmalar sonrası edindiğim geri-bildirimler doğrultusunda oluşan istatiktiksel bir bilgi: Anneyle bağlanma sorunu olan ( özellikle ciddi kopukluk olan ) danışanların hayatları boyunca neredeyse yok denecek kadar az su içtiklerine şahit oldum. Anneyle bağlanmayı şifalandırmak üzerine yaptığımız çalışmalardan bir süre sonra kendiliğinden oluşan bir bedensel tepki olarak daha fazla su içmeye başlamaları, benim için sembolik olarak anlamlıdır. Anne=yaşam, yaşam ise su demektir.

2-Bundan 15-20 yıl önce birisi bana, ebeveynlerimizin geçmiş ilişkilerinin ( nişanlılarının veya evliliklerinin ) de hayatımızı etkileyebileceğini söyleseydi muhtemelen inanmaz belki hurafe olarak görüp dalga bile geçebilirdim. Ancak sistemik bakış açısına göre eski ilişkiler de sisteme dahildir ve bu durum az veya çok, çocuklardan bir tanesini etkileyebilir. İspanya’da geçen, izlediğim bir vakada uçuk bir örnek olarak çocuklardan birinde bir tür deri hastalığına sebep olduğunu bile izlemiştim.

( Devam edecek…..)

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

Okumaya devam et

KÜÇÜK DANIŞAN VAKASI: UYKUSUZLUK ( SADECE ANNEYLE UYUMA VE SÜREKLİ UYANMA )

Standard

İsmine Fırat diyeceğim küçük danışanla hiç karşılaşmadık ancak kendisinin 6 yaşında olduğunu ve doğduğundan beri uyku sorunu yaşadığını annesinin aşağıdaki emaili ile öğrendim:

” ……… ………………… ………………………… …………..

Ama oğlumuz ile ilgili neredeyse dogdugundan beri aşamadığımız bir uyku problemi var. Pedegog ve çocuk psikiyatristleri ile hep çalıştık yıllardır. Sonuç anneye yanlış bağlanma, kaygı, anksiyete, sık taşınma sendromları, anal döneme dönme ve o dönemden iletişim kurma çabaları gibi daha bir sürüTeşhis sayabileceğim şekilde. Oyun terapi ile yol katedebiliyoruz fakat çok ağır. Psikiyatrist direkt prozac veriyor oğlum 6 bucuk yaşında kullanmak istemiyorum. Ama artık çok çok yıprandık. 8 yıllık evliyiz eşim 2 yıl uzak bir yerde görevliydi. Geri kalan 6 yıldır da asla aynı yataktaYatmadık. Oğlum benimle uyumazsa asla uyumuyor. Kendi odasında onunla yerde yattığım zaman bile.sorun ne kadar yorgun ve Uykusuz olursa olsun 6 yıldır deliksiz uyumaması. Organik bir problemi yok. Ama gece de 6 yaşında bir çocuk 5 6 kere. Muhakkak uyanıyor. Eğer odasında ise ve onu yatak odasına almamak konusunda ısrar edersem asla uyumuyor. Yanlışlıkla dalsa bile 10 dak. İçinde sürekli uyanıyor. Pandemi sebebiİle online seans yaptıgınızı farkettim. 6 yaşında bir çocuk ile online çaşılabilir mi? Ya da anne çocuk beraber mi çalışılır? ……………………… Pedegog emdr seansına henüz gerek görmediğini söylemişti ama oğluma hamileyken uykumdan çok aşırı korkarak uyanmış ve her gece istisnasız o doğana kadar çok huzursuz uyumuştum uyumak istememiştim. Uyumaktan korkmuştum resmen. Bununla alakalı olabileceğini düşünüyorum. Bakış açınızı son derece merak ediyorum bu olaya.Şimdiden teşekkür ederim iyi çalışmalar diliyorum. “

Kendisine verdiğim cevapta çok gerekmedikçe çocukları seansa almadığımı, böyle bir tabloda ilk etapta anneyi görmek isteyeceğimi ve ebeveyn üzerinden ilerlemeyi tercih edeceğimi belirttim.

Bunun üzerine anne ile online ön-görüşme yapmak için temmuz başında randevulaştık. Bu online ön-görüşme sırasında Fırat’ın annesine çok fazla soru sordum ve hamilelik süreci, çocuk doğmadan önce ve sonraki süreçte anne-babanın ilişki modeli dahil araştırdım.

Ön-görüşmemizin sonunda ancak fikir edinebildiğim için kendisine evde uygulaması için ödevler verdim. Hergün uygulamasını ve hergün ne yaptığını çok kısa ve öz bir şekilde bana yazarak gelişmelerden haberdar etmesini rica ettim.

Ayrıca kendisi için bir terapi defteri tutarak çocuğu ile ilgili yaptıklarını ve çocukta farkettiği gelişmeleri günü gününe tarihiyle not almasını rica ettim.

 

3.GÜN:

Eylül hanım iyi akşamlar.
… …….. Fırat’ın uyku durumunda herhangi bir değişiklik olmadı henüz. Minimum 4-5 maksimum 8 kere uyandı geceleri.
Fakat taşındığımız için çocuklara yeni oda yaptık ufaklığın beşiğini de biraz  erken ayırdık. En azından kendi odasında uyuyor anne yanında uyumak yerine. Henüz deliksiz uyumadı. Ruh hali çok iyi arkadaş edindi burada çok mutlu.
Yeniden haberleşmek üzere.. İyi çalışmalar.

Kendisine verdiğim cevapta oğlunun artık kendi odasında uyuyor olmasının önemli bir gelişme olduğunu, artık uyku konusuna ağırlık verebileceğimizi, 6-7 yıldır süren bir sorunun 2 günde düzelmesini beklemediğimi belirterek bu süreçte oğluna karşı sabırlı,anlayışlı olmasını tavsiye ettim.

 

4.GÜN:

İyi geceler Eylül Hanım. Fırat’a 4.günü uyguladığım gece Fırat 1 kere uyandı. Kaçta uyandığını bilmyiroum çünkü yanıma gelmedi ve daha fazla bir ışık yakıp geri  yattı i. Sonra sabah 5 te yatak odasına geldi ve yatak odasında yatmak için ağladı tepindi yerlere yattı. Ama amacı benim yanımda yatmak değildi odasının sıcak yatak odasının serin oldugunu söyledi. Zor ikna oldu ama  camı açarak odasına döndürmeyi başardık. 9 a kadar uyanmadan uyudu.. Sevgiler.. “

5.GÜN:

Günaydın eylül hanım, Dün gece Fırat’a 5.günü uyguladım.10 da uyudu. Ve 12 den sonra çok kötü bir gece geçirdik. 12 de bir kalktı sabha 5 e kadar neredeyse uyumadı. Korktuğunu söyledi.. Önceden uyansa bile onu yatagına geri götürdüğümüzde öpüşürdük ve kendisi uyurdu sma dün gece yanımda bekleyin diye hep ısrar etti. 2 kere babası 1 kere ben bekledik ama uyuduğunu düşünüp yatak odasına geçtiğimiz zaman hemen geri geldi. 5 ten sonra uyuyabildi ve 8 de kalktı. Mutlu uyandı. İyi çalışmalar. “

 

6.GÜN:

Eylül hanım merhabalar, dün gece Fırat’a 6 günü uyguladım arada uyandı sorular sordu geçiştirdim ve bekledim tekrar dalınca devam ettim. Ve gece sadece 1 kere uyandı. Umarım devamı gelir yavaş yavaş düzelme yaşıyoruzdur. Teşekkür ederimİyi çalışmalar...  “

 

7.GÜN:

Günaydın eylül hanım. Fırat bu gece 1 kere uyandı. Çok güzel uyuyor. Sevgiler..”

8.GÜN:

Iyi çalışmalar  eylül hanım, Fırat gene 1 kere uyandı 2 bucukta. Tekrar uyuyana kadar yanında beklememi istedi. Ve uyuyunca bir daha sabah 8 e kadar uyanmadı. Uykuları son 3  4 gündür çok güzel düzenli gidiyor. Alakası varmıdır bilmem ama biz eşimle gergin bozuk ve huzursuzuz. Daha ziyade benden kaynaklı olabilir. Kendimi patlamaya hazır bomba gibi hissediyorum her an herşey den kavga çıkartmaya hazır gibiyim onun yaptığı hiçbişey olmasada.. 
İyi çalışmalar. 
Not:size yazdığım herşeyi belki bir kaç cümle fazlası ile defter olarak tutuyorum
. “

 

11.GÜN:

Eylül hanım iyi akşamlar, Fırat’a söylediğiniz uygulamaya devam ediyorum. Gerekirse aylarca daha da devam ederim. Mucize gibi çünkü. Odasında yatagında maksimum 2 kere uyanarak uyuyor olması.. Şimdilik her gece  en az 1 en çok 2 kere uyanmaya devam ediyor. Yanına gidip uyumasını beklediğim sürece hiçbir sıkıntı yok. Kolay dalıyor ve sabaha kadar da uyuyor. Şehri değişti ortamı değişti odası değişti yatagı bile değişti. Ve sizinle çalışmaya başladık. Tüm bunlar  elbette etkili. Sizi bu zamanda  bulmam gerekiyormuş demekki. Yoksa burnumun dibindeydiniz ben X şehrindeyken ve sizi yıllardır takip ediyorum. Çözümün bu kadar basit olabileceği aklıma gelmezdi. Binlerce teşekkür ederim. 
Daha önce de bahsettiğim gibi ilk regresyon a ihtiyaç duyduğum zamanlaradaki gibi hissediyorum. Gene evliliğimi hayatımı sürekli sorguluyorum. Fırat çok güzel şifalandı ama ben çok kötü oldum.eşimle aynı evin içinde 3 gündür de konuşmuyorum ………………………………. ……. Bu kısır döngüye girmekten 8 yıldır bunaldım. Uygun olursa ben kendim de sizinle çalışmak isterim. Ama eğer sadece Fırat için bile kesiştiyse yolumuz buna da son derece minnettar kalıcam. En içten sevgilerimle.
  “

14.GÜN:

Eylül hanım iyi çalışmalar, Fırat hla 2 ya da 3 kez uyanmaya devam ediyor ama bensiz de sorunsuz dalıp uyuyor. Bazı günler  sadece  1 kere uyanıyor. İlle bir sebep söylüyor ama.ya çok sıcak diyor ya ses geldi dışardan diyor. Telkinlere devam ediyorum. Fırat’ın çalışmasını tabiki paylaşmanızda bir sakınca görmüyorum. Keşke her çalışmanızı paylaşabilseniz. İnanın okumak bile iyi geliyor.. Sevgiler... “

Kendisine verdiğim cevapta , yetişkin olarak bizlerin bile yazın bol sıvı alınca gece wc için veya sıcaktan terleyerek uyanmışsak su içip geri yattığımız zamanlar olabilirken, Fırat’ın şu anda yeni bir şehirde sıcaktan veya sesten uyanıp sonra kendiliğinden uykuya geri dalmasının o kadar da önemli olmadığını belirttim. Burada önemli noktanın çocuğun uyanmasına neden olan önemli bir sebep olup olmadığını, herhangi bir kötü rüya görüp görmediğini vs anlamaya çalışarak yine kendi defterine notlar almasını tavsiye ettim.

NOTLAR:

1-Bu vakada çocuğun uykusuzluk yaşaması ve sürekli kaygı içinde olması, ebeveynleriyle alakalı bir sorun gibi görünüyordu. Çocuklar anne karnındayken annelerinin yaşadığı her türlü stresten az ya da çok etkilenebileceği için ve anne hamileliğini sürekli korku içerisinde ve uykusuz geçirdiğini ön görüşmede bildirdiği için çalışmaya ana karnı dönemi ile başladım.

Ondan sonra ise şu anda yeni taşındıkları D.Anadolu’daki şehre varışlarına kadar ilerlettim. Şimdilik bu çalışmamız yeterli olmuş gibi göründüğü için burada sonlandırdık.

2-Buradaki durum için benim yorumum:

-Hamilelik sırasında anne-baba arasındaki çatışmalı ilişki

-Babanın asker olması ve görevi gereği D.Anadolu’ya tayini çıktığında anne ile bebeğin başka şehirde kalması ,

-çocuğun 2 yaşına kadar babasını sadece birkaç kere görmesi ( Ek olarak 4 yaşında iken babadan nefret ettiği için pedagoga götürüldüğü bilgisi ) ve birçok detay ile birlikte değerlendirdiğimde; her iki ebeveynle de bağlanma sorunu görünüyor.

Normal şartlarda Bağlar Çalışması’nda incelemeden genelde yorum yapmazdım ancak Fırat eğer bu şekilde devam etse idi, çocuğun bilinçdışında kendini annenin partneri olarak konumlandırmasından mütevellit ilerleyen hayatında çok fazla ikili ilişki sorunları yaşama potansiyeli yüksek olacaktı. O yüzden bu konuyu sadece basit bir uykusuzluk sorunu olarak görmedim.

3- Ailede ebeveynlerin asker, polis vb olmasının hatta anne-babanın kendi ebeveynlerinin de yine asker, polis vb olmasının sistemde yaratabileceği bazı etkiler vardır. Eğer ilerde ihtiyaç duyulursa bir sonraki aşamada bu konuya regresyon dışında teknikler kullandığım Bağlar Çalışması ile bakılmasında fayda görüyorum.

4- Fırat şifalandıktan sonra annenin sorun yaşamaya başlaması benim için çok anlamlı çünkü çocuk için çalışırken annenin duyguları üzerinden gittik. Öyle görünüyor ki çocuk artık bir çocuk gibi davranmaya başlayınca anne partneriyle olan sorunlarıyla yüzleşmek durumunda kaldı. Bu ise aslında kötü değil, iyi bir gelişme…böylece ebeveynler arasındaki sorunların altında yatan dinamiklere de bakabiliriz.Benim kolay kolay çocuk danışan kabul etmememin altında yatan sebep de budur. Çocuklar çoğunlukla ebeveynlerinden veya onların sistemlerinden aktarılan sorunlar yaşarlar. Eğer anne-baba veya en azından anne, seansa gelmeyi kabul etmiyorsa, benim çocuk için yapabileceğim çok fazla şey yoktur.

 

Davranışları bozuk ” çocukları, semptomları ortadan kalksın diye terapist ya da doktorlara götürme işi eğer anne babalar kendi durumlarına bakmaya hazır değilse başarısızlığa mahkumdur. Bir çocuğun ” davranış bozuklukları” ebeveynlerinin ruhsal ve duygusal donanımlarının aynasıdır ve çocuğa genelde en çok yardım edecek şey, ebeveynlerin bu aynaya bakmaya hazır olmaları ve kendilerinin ruhsal ve duygusal durumlarını daha iyi kavramalarıdır.

Prof. Dr. Franz Ruppert

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

KAYGI VE KORKULAR HAKKINDA BİR VAKA

Standard

D4

İsmine Defne diyeceğim danışanım 40’lı yaşlarının başında, evli, çocuklu ve yurtdışında yaşayan çalışan bir kadın. Kendisiyle yıllar önce Türkiye’de bulunduğu bir sırada hem bireysel hem de Bağlar Çalışması ile birer kez çalışmıştık.

Bu sefer yurtdışında olduğu için ve dünya çapında devam etmekte olan Covid 19 etkileri sebebiyle yüz yüze çalışamayacağımız için online seans yapmaya karar verdik.

Çalışmaya geliş sebebi: Sürekli kızının başına birşey geleceği korkusu ve özellikle su ile ilgili  konularda aşırı kaygılanma.

D1Seansa başlamadan evvel yaptığımız ön görüşme bölümünde, 3 yıl önce kızı Türkiye’de iken kendisinin olmadığı bir tatil ortamında havuzdan çıkarken merdivene çarparak yaralandığından bahsetti. Şu anda yurtdışında bulundukları ülkede her haftasonu tekneyle açılarak gölde yüzdüklerini ve eskiden böyle bir korkusu olmamasına rağmen son dönemde tekne rüzgar sebebiyle her yan yattığında göle düşmekten ve özellikle de kızının başına birşey gelmesinden korkmaya başladığını belirtti. Gölün suyunun bulanık olması sebebiyle kaygıları daha da artıyordu.

Bunun haricinde seansta çalışma konumuz olmamasına rağmen ek bilgi olarak son aylarda ara sıra burnuna soğan kokusu geldiğinden bahsetti. Bunun üzerine soğan kokusunun onun için ne ifade ettiğini sorduğumda hiç hoşlanmadığı bir koku olduğunu ekledi. Normalde olmayan bir koku duymasının tıbbi bir soruna dayanma ihtimali olabileceğini, bazı hastalıklarda kişilerin burnuna farklı kokular gelebileceğini belirterek bu konuda önlem olarak ilk etapta mutlaka bir tıp doktoruna gitmesi gerektiğini hatırlattım ve sonra asıl seans konumuz olan kızına yönelik son dönemde oluşan kaygılarını seçtik.

Kendisiyle uzun zamandır seans yapmadığımız için seans başında kısa eklenti temizliği ile başlatmayı önerdim. Kabul edince seansa o şekilde başladık.

 

seans

 

Bedeninde yoğun duyarlılıklar olması ve yüksek sayıda eklenti algılaması sebebiyle ilk etapta eklenti çalışmak zorunda kaldık:

1.EKLENTİ: 3 Ay önce mart ayında, Covid 19’un yeni çıktığı dönemde bir iş seyahati nedeniyle uçağa binmek zorunda kaldığı gün çektiği eklenti grubu:

a) Covid 19’a yakalanma korkusu nedeniyle çektiği 5 eklenti

Etkileri: Neredeyse her gün baş ağrıları; cinsellikten uzaklaşma;  çocuğu için daha çok kaygılanma; kafa karışıklığı, unutkanlık, dalgınlık nedeniyle son 3 aydır işlerine odaklanamama; ses tonunun arada tizleşmesi ve kendini ifade etmekte zorlanma; diyet konusunda iradesizlik ; daha öfkeli ve tahammülsüz olma gibi etkileri olmuştu.

D3b) O iş seyahatinde diyetini bozduğu için kendine duyduğu öfke sebebiyle çektiği 4 eklenti

Etkileri: Gerginlik; daha depresif ve karamsar olma; son 3 aydır daha çok üşüme; boğazında ara sıra oluşan gıcık ve işyerinde yeni gelen eleman sebebiyle kaygı ve endişelere sebep olmuşlardı.

2.EKLENTİ: 2 Yıl önce kızının yaşadığı bir kazada o sırada arkasında olmasına rağmen durumu engelleyemediği için hissettiği suçluluk duygusu ile çektiği bir eklentiydi.

Etkileri: Sinüslerde hafif ağrılar

Bu bölümde bu eklentileri çekme nedenlerine kısaca baktıktan sonra eklentileri gönderdik.

E8

Defne hn’ın herşeyi kontrol etme arzusu nedeniyle sürekli huzursuz oluşu, her şekilde kendini suçlu hissetmesi ve öfke sorunu dikkatimi çektiği için biraz bu konuda bilgi aldıktan sonra içsel çocuk çalışması yaparak seansı noktaladık.

Seans sonunda kendime aldığım özel notlarda:

-2 aylık bebekken kreşe verildiği

-sürekli hastalanması nedeniyle ilkokula başladığı dönemde annesinin iş hayatını bırakmasından dolayı suçluluk duyduğu

-anne ve baba ile kopuk olması vb nedenlerle ilerde ana karnı+0-6 yaşa regresyon çalışmasına ve gerekirse Bağlar Çalışması’na katılmasını tavsiye ettim.

 

g2

4 GÜN SONRA:
Eylül’cüm ben de sana yazacaktım. Kalp kalbe karşıymış.
1 gün sonra değişik bir durum yoktu fakat kendimi sırtımdan yük kalkmış gibi hissediyorum ilk günden beri.
Seans sonrası bugün ilk kez tekneye çıktık, ve normal şartlardan çok daha yüksek bir rüzgar vardı tekne defalarca yattı ve korkum kalmamıştı.
Ayrıca sana bahsettiğim bir soğan kokusu durumu vardı ya şok şok şok o da geçti. ❤❤❤
Sana bütün desteğin için teşekkür edecektim.
………………
Çok teşekkür ediyorum yeniden.
sevgiler 

 

 

5 GÜN SONRA:

Evet kısa temizliği her gün yapıyorum

ayrıca bugün de çıktık, rüzgar daha sertti korkmadım aksine çok keyif aldım. bu kadar kısa sürede bu kadar değişiklik beklemiyordum açıkçası.
çook çok sevgiler  “
 2 HAFTA SONRA:
Tekne ile ve bulanık deniz ile korkularımı epey aştım.

Koku şimdilik yok gibi.

çok yoğun bir hafta oldu kendimi dinleyemedim bile 
Ama çok çok iyi hissediyorum.
Tekrar çok çok teşekkür ediyorum ….
❤🙏🏻      “
D516 GÜN SONRA:

” …….

8 aydır süren kol ağrım da geçti, inanamıyorum..
tekrar teşekkür ediyorum ❤❤❤
2️3 GÜN SONRA:
” ……..          ………..       ……..
ben farkettim ki ben de kızıma yansıma yapıyorum.
Dün hele o kadar eksik yanlış ve kötü hissettim ki, bir baktım ..X..(kızı ) ile bir sohbetimize, aynı şeyi ben de ona yapmışım.
Yani kızımı sürekli eleştirip kendime göre yontmaya çalıştığımı farkettim. çok üzüldüm…O dimdik yürüyen ..X..’den eser yok.
Yaptığı herşeyi eleştiriyorum diye o kadar sinmiş ki benim onayımı almadan hiçbirley yapmıyor artık, yapsa da beni üzer mi ben kızar mıyım derdinde. içim yandı kavruldu.
Ama olayları hiç bu denli net yaşayıp anlamamıştım.
Kaldı ki aynı babamın bana yaptığını ona yapıyorum.
Ben otoriteden ne kadar korkuyırsam o da güçlü karakterli arkadaşlarının yanında güçlü duramıyor, hep onların boyunduruğu altında.
evet büyük bir aydınlanma yaşadım
paylaşmak istedim seninle de.
Vakayı elbette paylaşabilirsin,
…………………………  “
Ş11
NOTLAR:
1- Bebeğin anneye yöneliminin erken dönemde kesintiye uğraması nedeniyle çocuk anneden, hatta bazen babadan bile duygusal olarak uzaklaşabilir.
Bu vakada bebek 2 aylıkken kreşe verilmişti ( o dönemde çalışan annelerin doğum izni kısıtlı olduğu için ) ve çocuk 8 yaşına gelene kadar sürekli hastalandığı için annesi sonunda iş hayatını bırakarak çocuğuna kendisi bakmayı tercih etmişti.
Uzunca bir süre içe çekilmiş olan çocuklar artık ihtiyacı olanı anneden istememeyi öğrenirler. Hayatlarını sürdürürken normal güdüleri olan ihtiyaçlarını anneden talep etme ve alma yetisini,  artık anne tamamen geri dönmüş olsa bile kaybedebilirler.
Bu sebeple, Defne Hn’ın düşündüğünün aksine ilk etapta baba ile ilişkisine değil anne ile ilişkisine bakacağız.
2-Burada detaya girmediysem de bu konunun, sürekli aç dolaştığını söylemesine rağmen bir türlü kilo verememesi ile de ilgisi var.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

BİR TETİKLENME HİKAYESİ

Standard

B2

İsmine Büşra diyeceğim danışanım, 30’lu yaşlarının sonlarında bekar ve çalışan bir kadındı. Kendisiyle 2017’nin yaz aylarından beri ara ara gerektikçe yani konu benim alanıma girebilecek bir konu oldukça çalışıyoruz. Aslında uzun zamana yayılmış bir çalışma olduğu için toplu olarak kitabıma ayırdığım vakalardan biriydi ancak beden terapi ile ilgili bir örnek olması açısından burada sadece 11. seansımıza yer vereceğim.

2020 başlarında yaptığımız 11. seansa başlamadan evvel 10. seanstan sonraki dönemde bilmem gerekenlerle ilgili geri-bildirimlerini sorduğumda:

1- X.. dizisini ( çocuk istismarı temalı bir dizi ) izledikten sonra tetiklendim. Belim ve omuzlarım ağrımaya başladı. Bu normalde de çok stres yaşadığım zamanlarda ara ara olurdu yani yıllardır vardı.

2-İki sene önce yoga yapmaya başlayana kadar bedenimle bağlantım yoktu. Yoga yapınca iyi geliyor ama sonradan tekrar o halime dönüyordum.*

3-İşlerimdeki artış devam ediyor. Sadece benim sağlık durumum sebebiyle ertelemeler oldu. Hala yeni müşteriler geliyor.

 

Bu geri-bildirimlerden sonra ..X.. dizisini izledikten sonra tetiklenen konusu ile ilgili sorular sormaya başladım. Hatırlayabildiği kadarıyla 6-11 yaş arasında yaşadığı tacizleri kronolojik olarak not ettim.

 

seans

 

Seansa başladığımızda verdiğim komut üzerine Büşra hn ilk tacizin yaşandığı, henüz 2 yaşında olduğu ve normal şartlarda hatırlamadığı bir sahneye geçiş yaptı. Burada kendime aldığım özel notta ” ayaklarını sıkarak içeri büküyor bu sahnede ” yazmışım. Ailece gezmeye gittikleri bir günde gezmeye gittikleri ailenin oğlu tarafından başka bir odaya götürülüyor ve orada ergen yaşlarda olan ailenin oğlunun soğuk ellerini kıyafetinin içine sokarak bedenine dokunduğunu söylüyordu.

 

B3Bir Sonraki Taciz: 4 Yaşında enişte tarafından gerçekleştiriliyordu. Bu sahneyi de seans sırasında verdiğim komut üzerine hatırladı. Benzer şekilde bir aile gezmesi sırasında şeker verme ve oyun oynama bahanesi ile evin yatak odasına götürülerek yatağa uzandırılıyordu. Bu oyun adı altında geçen sohbet sırasında kapının kilitlendiğini ve pantolonunu çıkaralım mı diye sorulduğunu hatırladı. Bu esnada pantolon çıkarılmasına tepki verince oyun kıyafet üzerinden ilerliyordu.

Buradan itibaren zaten ön görüşme sırasında hatırladığı :

6 yaş: Komşunun kocası tarafından sıkıştırılmaları

B4

8 Yaş: Sokakta yürürken mahalledeki marangoz tarafından çağırılarak ardından kapının kapatılması ve marangoz masasının üzerinde taciz edilmesi ile ilgili anı ( ki burada sadece taciz değil, buradan çıkamayacağım galiba ve beni öldürebilir düşünceleri de olduğu için şu ana kadar olan sahneler arasındaki en olumsuz kareler buradaydı. Tam anlamıyla bir tecavüz gerçekleşmemiş olsa da oradan çıktığında tecavüze uğramış gibi hissettiğini, donup kaldığını ve kimseye birşey anlatmadığını belirtti. Ayrıca o dönemde bu donukluğu annesi tarafından farkedilmediği için annesine içerliyor ve o günden sonra kimseyle birşey konuşmamaya karar veriyordu. )

9-10 Yaşları: Yakın çevresindeki ergen yaştaki bazı erkekler tarafından dokunmalar ve zorla öpmeler içeren sahneleri

sırasıyla beden terapi ağırlıklı çalışarak dönüştürmeye çalıştık.

Ek olarak seans sonunda sınır belirleme konusunda yine bedeni içeren extra bir çalışma yaparak seansı noktaladık.

 

Kendime aldığım özel notlarda:

-Kilo konusuna katkısı olacağını düşünüyorum. Takip ederek karar ver.

-24 Gün önce yapılan 10. seanstan bu yana kiloda değişim başlamış mı diye görmek için  yine ofiste bulunan aynı tartı ile tartılmasını rica ettiğimde, kilosunun 1,4 kg azalmış olduğunu gördük.

-İlerde tetiklenme sürerse gölge hayat çalışılmalı.

 

12

3.GÜN:

” Merhaba Eylül Hanım,

Kendimi çok iyi hissediyorum. 18 yaşındaki hallerim gibi içim içime sığmıyor, enerjim cok yukseldi. Bedenim bariz bir sekilde ısındı, onceden kendimi isitmam cok zordu. Ara ara aglama istegi geldi. Babama ne kadar özlem duyduğumu ve annemi ne kadar sevdiğimi hatırlayıp bayagi bir agladim. Agrilarim cok buyuk bir oranda azaldılar. 
Teşekkür ederim:)    “
9.GÜN:

Merhaba Eylül Hanım,

B6Kendimi çok değişik hissediyorum. Bu bir hafta içerisinde neden bir partnerimin olmadığını düşünerek ve buna üzülerek geçirdim. Yakınlığa ne kadar ihtiyacım olduğunu fark ettim. Nasıl bu kadar doğal olan bir isteği bunca zaman kendimden bile saklamaya çalıştigima inanamadim ve buna ne kadar enerji harcadığımi gördüm. Bugün itibariyle buna üzülmemin beyhude olduğunu düşünmeye başladım. Sanki o tren kaçmış gibi düşünürken, neden şimdi içinde huzurlu hissettigim bir ilişki yaşamayayım diye düşünmeye başladım. Bu ihtimali düşünmek bile fazlasıyla enerjik hissettiriyor. Artik agri hissetmiyorum. Bundan sonra yapacagim ve yapmak istedigim her seye enerjimin yetecegini düşünüyorum ve bunu düşünürken  heyecanlanıyorum. 
Çok teşekkür ederim 🙂    “
Konu artık ilişkilere geldiği için kendisine birkaç kitap önerisi içeren emaille cevap verdim.
Bu seanstan kısa bir süre sonra başka bir konu için randevu talebinde bulunduğundan yaklaşık 1 ay sonra tekrar bir araya geldik. O seanstan sonraki geri-bildirimlerle bu seansın geri-bildirimlerinin karışmaması için ilerleyen tarihteki geri-bildirimleri buraya eklemedim.
Ş11NOTLAR:
1-*: Büşra Hn’ın yoga yaptığı zaman kendisini daha iyi hissedip daha sonra tekrar eski haline geri döndüğünü belirtmişti.
Tüm ruhsal travmalarımız zaten beden hafızamıza kaydedilirken, söz konusu olan bedene yönelik bir tehlike-zarar içeren ( taciz, tecavüz, fiziksel şiddet-dayak, kaza, ameliyat vb ) travma olduğu zaman işin içine bir de bedenin yaşadığı travma giriyor. Bu tip durumlarda kişi o anda acıya dayanamadığı noktada-hissetmemek için ruhunun bir parçası bedeninden ayrışabiliyor. Şamanlar buna ” ruhun kayıp parçası ” derler. Konuyu ruh, beden, zihin bütünlüğü olarak ele alırsak, aynı anda hem bedenin hem ruhumuzun yaşadığı bir travmada bu ayrışma çok daha güçlü olabiliyor. Dolayısıyla bedende olmayı gerektiren bir faaliyet olan yoga yaparken iyi hissedebilirsiniz ancak orada ciddi bir ayrışma varsa bunu ancak o çok derinlerdeki yarayla yüzleşerek ve gerekli dönüştürme işlemini yaparak ve yine bedenle çalışarak şifalandırabilirsiniz. Ancak o zaman kaybettiğiniz ruh parçanız size kalıcı olarak dönebilir.
B5
Benzer bir yorumu başka danışanlardan da duymuştum: ” Eylül hn,  daha önceden yoga yapmadan duramazdım 3 gün. İçimde sürekli sıkıntı ve kötü hisler olurdu. Şimdi bunlar çok çok azaldı ve çok uzun zamandır yoga yapmıyorum. Buna rağmen kendimi kötü hissetmiyorum…” . Bu sebeple ayrışma konusunun önemine değinmek için biraz detaya girdim.
2- Yıllardır online seans yapmama kararımda etkili olan en önemli sebep, konunun beden terapi gerektirebilecek bir konu çıkabilme ihtimalidir. Beden terapi için mutlaka yüz yüze çalışmayı tercih ediyorum.
Karantina sürecinde artık online görüşmelere başladıysam da burada bile ön görüşme yapmadan direkt olarak seans için randevu vermiyorum. Ön görüşme sonrasındaki değerlendirme bölümünde şu konular şu teknikle online olabilir ama şu konular mutlaka yüz yüze görüşme gerektirir gibi yorumlarda bulunuyorum. ( Eğer konusu benim alanıma giriyorsa )
3-Bu vakada Büşra hn geçmişinde uzun yıllar psikoterapi görmüş ve farkındalığı yüksek birisi olması sebebiyle ..X..dizisini izledikten sonra tetiklendiğini farketti. Burada çok küçük yaşta olanları normalde hatırlamasa da sonuçta beden kayıt tuttuğu için benzer bir hikaye ile karşılaştığında ağrıları daha da arttı. Bu örnek, şimdiki hayatta yaşanan bir travmanın tetiklenmesine örnek olarak paylaşıldı ama tetiklenme konusu o kadar geniş kapsamlı bir konu ki tetiklendiğiniz şey bazen bireysel olarak sadece size ait bir anı bile olmayabilir.
Bu hassas konuyu yazmama izin verdiği için Büşra Hn’a tekrar teşekkür ederim.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

MESLEKİ ÖZGÜVEN PROBLEMİ HAKKINDA BİR VAKA ( 3. Bölüm )

Standard

A1

İkinci seanstan 11 gün sonra Açelya Hn ile Bağlar Çalışması için bir araya geldik.

 

 

b

 

1.SEANS: İlk seansta Açelya Hn’ın anne ile bağlanma şeklini şifalandırmaya yönelik bir  çalışma yaptık. Burada dikkatimi çeken; anneanne ve babaanne arasındaki akrabalık sebebiyle sistemdeki erken ebeveyn kaybının Açelya Hn’ı hem anne hem baba tarafından etkilediği ve duble etki yarattığı idi.

2. SEANS: Köken ailede yüksek sayıda düşük ve kürtajın Açelya hn ile annesi arasındaki ilişkiyi ne derecede etkilediğini gördüğümüz bir çalışma oldu.

 

 

g2

53 GÜN SONRA:

” Selamlar,

Geç yanıtım için çok özür dilerim. Hep aklımda olmasına karşın sürekli de erteledim. 
..X’e ( Avrupa’da bir ülke )  döndüğümden beri erkek arkadaşımlar olan ilişkim çok süptil bir sekilde farklılaştı, bunu tam olarak tanımlayamıyorum ama biliyorum ki başka bir seviyede şu anda ilişkimiz. Tuhaf bir şekilde çok daha anlayışlı Hakan, yine eski patternler elbet devam etmiyor değil ama birşey shift oldu ve bu huzurlu bir durum. 
Kendimle ilgili olaraksa daha net olduğumu hissediyorum, sezgilerim ve empati hissim çok daha kuvvetlendi kendimi daha bir akışa bırakıyorum bunu yaparken hiç tereddüt etmiyorum bile, örneklersem, o anda o şeyi tam olarak niye yaptığımı bilmiyorum ama sonrasında o yaptığım şey aslında tam da yapmam gereken şey olmuş oluyor. Bir başka hissiyatımda kendi ayaklarım üzerinde durma arzumun artması,  evimi kiraya vererek değilde kendi mesleğimi yaparak para kazanma isteğimin zirve yapması. 
Yazdığınız gibi günlük tutmaya da tekrar başladım son 2 gündür yapabildim ancak devam ederim diye düşünerek yazıyorum. 
Kısa enerji temizliğini son 2 haftadır yapmayı unuttum, halbuki kendimi inanılmaz iyi hissettiriyordu, bunda uzun yolcululuğa çıkmış olmamın etkisi var. 
Son bir not: sevgilim ilk döndüğümde benimle ilgili birşey çalıştınız mı diye sormuştu, dedim hayır, çünkü ilişkimizde tanımlayamadığım değişimi onun da hissettiğini düşündürttü bu bana. 
Ve son bir not daha: anneme bakışımla ilgili oldu anneme olan öfkemi farkedip üzüldüm ve içimde bir parça onu daha da affetti, halbuki ben ona küsmüş olduğumu ona bebekliğimden gelen bir öfke duyduğımu hiç farketmemiştim. Annemin sürekli söylediği birşey vardır, bu çocuk annesini hiç sevmez zaten, hep babasını sever diye. Ben bunu yeni anladım 🙂 Haklıymış. 
Turkiyeye dönüş için bilet aldığımda mutlaka size yazmış olucam. 
Sevgiler
YAKLAŞIK 3,5-4 AY SONRA: ( Son Gelişmeler başlıklı email ile )

Selamlar,

Mutlu yıllar,
A4Tüm dünyaya gönderdiğim cv’lerimden bir tane şahane bir geri dönüş oldu;  ..Y.. ( Uzakdoğu’da dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip bir ülke )  🙂  mimarlık teklifi aldım, bu cumaya kadar en geç karar vermem gerekiyor. Hayatımda ilk defa bu kadar yüksek bir maaş teklifi alıyorum ve tam da istediğim şekilde mesleğimi yapabiliyor olucam. Tek ürkütücü yanı tüm herşeyin birkaç bin km uzakta gerçekleşiyor olması. Gerçekten korkutucu geliyor. 
İlişkisel olarak ise o da iyi gitmeye başladı tuhaf bir biçimde, Hakan yumuşadı, bana İstanbuldan döndüğümden beri daha yumuşak olduğumu söylüyor. Bana da sanki O daha bir yumuşamış gibi geliyor?
..Y..’e ( Uzakdoğu’da bir ülke ) gitme kararı ise aşk mı iş mi den çok yepyeni ve hiç bilinmeyene hazır mısın kararı gibi geliyor! 
Görüşmek üzere
Sevgiler
Aynı gün içinde işle ilgili detay sorduğumda aldığım yanıt:

🙂 Hızlı yanıtınız için çok çok teşekkür ederim. 

Evet bu Cumaya kadar bir yanıt vermem gerekiyor. 
Ben de bugün, imzalayacağım kontratı rica ettim şirketten, ki bir iki ay sonra ayrılmak istersem yaptırımlar neler öğrenebileyim diye. İş görüşmesini yaptım bile yani sadece benim yanıtıma kaldı herşey 🙂  
………………………………..şimdilik sizinle birlikte 5 kişi biliyor 🙂
Bir de birşey daha; her enerji temizliği yapıp uyuduğumda hep rüya görüyorum ve bu rüyalar her zaman güzel de olmuyorlar bunun nedeni ne olabilir? neredeyse eklenti temizliklerimi bu nedenle aksattığımı farkettim çünkü.
Sevgiler
8
NOTLAR:
1-Ne yalan söyleyeyim, Açelya Hn 7 yıldır aktif çalışma hayatı içinde olmadığı için, dünyanın en büyük ekonomilerinden birisi olan bir ülkeden iyi bir iş teklifi almasına ben bile çok şaşırdım. Bu bana, eğer gerçekten istersek birşeylerin gerçekleşebileceğini gösterdi.
Bu teklifi aldığında dünyada henüz Corona virüs olayları patlamamıştı ve henüz diğer ülkelerde bu virüse rastlanmamıştı. Dolayısıyla iş teklifinde anlaşmış ve deneme süresi belirlemiş olsalar da Açelya Hn henüz o ülkeye gitmedi ve bu konuyu beklemeye aldı diye biliyorum. Ancak her şekilde , oraya gitsin veya gitmesin, 7 senelik bir aradan sonra böyle bir teklif almış ve anlaşmış olması bile benim için iş konusunda önemli bir şifalanma göstergesi.
2-Özgüven konusunu mesleki ve genel olarak ayırt ederek bir çalışma yapmamıştık. Aslında daha çok , seansa geldiğinde farkettiğimiz durumlar üzerinden bir yol haritası çizmiştik. Dolayısıyla Açelya hn, kendi yaşam enerjisine odaklandığında ve özüne uygun hareket etmeye başladığında ( ki bu tamamen bir kişiye odaklı hayat kurup beklentide olmayı bırakmak demek ) , ikili ilişkisindeki durum 180 derece değişmeye başladı. Artık daha ılımlı, daha paylaşımlı bir ilişkileri var…hatta Açelya Hn’daki bu değişimin etkisi olmuştur diye düşünüyorum, erkek arkadaşı da sonradan danışanım oldu. Onunla da çalışma fırsatım olduğu için ilişkideki değişimi her iki taraftan da biliyorum.
A5
3-Neden bu vakayı paylaşmak istediğim konusuna gelince; anne ile bağlanma konusunun ne kadar önemli olduğuna çok iyi bir örnek olduğunu düşündüğüm içindi.
Bu seanstan sonra Açelya Hn, bir daha Türkiye’ye geldiğinde başka konularda ( son geri-bildiriminde sorduğu garip rüyalar görmesinin sebebi vb…) bir bireysel, bir de grup çalışması yaptık ancak bu seanslar mesleki özgüven konusu ile ilgili olmadığı için muhtelemen bu yazı dizisinde buna yer vermeyeceğim.
Burada sizlerle paylaşmak istediğim bir video var. Bu video Dr. Edward Tronick’in ” Hareketsiz Yüz Deneyi ” ismiyle aradığınızda bulabileceğiniz kısa bir videosu.
Annenin sadece kısa bir süreliğine bebeğine karşı tepkisiz kaldığında bebeğin verdiği tepkiler arasındaki farkı dikkatli izlemenizi tavsiye ederim.
4-Burada amacımız herhangi bir anneyi veya durumu yargılamak, eleştirmek değildir. Hiçbir anne hele bundan 40 yıl öncesinin şartlarını ve bilgilerini düşünecek olursak, bilerek ve isteyerek bebeğini henüz bir aylık iken başkasına emanet etmeyi veya yalnız bırakmayı tercih etmemiştir.
O dönemlerde şu andaki kadar bir doğum izni süresi bulunmadığı için, bebeğini daha 1 aylık bile olmadan kreşe emanet etmek zorunda kalan, bunun suçluluk duygusunu hala çok derinlerde taşıyan, geçmişte onlara veremediklerini şimdi 30-40 yaşındaki yetişkin evladına hala vermeye çalışan annelerle çalıştım.
Hiçbirşey için geç değildir ve bu bağlar bir şekilde az ya da çok ( kişi kalbini açmaya ne kadar hazırsa ) dönüştürülüp şifalandırılabilir.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan

MESLEKİ ÖZGÜVEN PROBLEMİ HAKKINDA BİR VAKA ( 2. Bölüm )

Standard

A1İlk seanstan 16 gün sonra Açelya Hn ile tekrar biraraya geldik. Seansa başlamadan önce aldığım geri-bildirimleri ve farkındalıkları aşağıdaki gibi:

1-Seanstan sonraki ilk hafta Türkiye’de olmamla daha huzurlu ve bağımsız hisettim. X ‘de ( Avrupa’da bir ülke ) iken erkek arkadaşım üzerinden bir hayat yaşadığımı ve bunun beni içten içe rahatsız ettiğini farkettim.

2-Benim bu son 7 senem çalışmamam üzerine kurulu. Kendi ayaklarım üzerinde duramama konusu 7 senedir var. Ondan önceki zamanlarda kendi ayaklarım üzerinde durduğumu düşünüyordum ama öyle değilmiş.

A5Örneğin: Sigara ve içki vardı, 2012’de bıraktım. Erkek arkadaşıma karşı kişi bağımlılığım vardı. Ondan ayrıldığımda ise bir kız arkadaşıma bağlanmıştım. Herşeyimi ona anlatıyordum, bir kişiye yükleniyordum. Karşı taraf da sonunda kaçıyordu. Yakın 2 kız arkadaşım da aynı şekilde davrandı. En başta beni çok sevdikleri için kompanse ediyorlardı ama 5 sene sonra artık telefonumu açmamaya ya da bana daha az zaman ayırmaya başlıyorlardı. Normal olarak kendi erkek arkadaşlarına vakit ayırmak istiyorlardı. Ben de kinlenip ” Görür o benim erkek arkadaşım olunca ” diyordum.

3-Hayatımda birçok şeyi ( yeme-içmesel olarak ) şak diye kesebiliyorum. Mesela süt ürünleri gibi…pat diye kesebiliyorum. Ama benim için bir kişiyi bırakmak çok zor. Bence şu andaki ilişkimin ………..( Erkek arkadaşı da danışanım olduğu için burada sansür uyguladım )………………….         ……………….. Erkek arkadaşım çok çalışıyor ve bana az vakit ayırıyor. Uzun süre hiç birbirimize dokunmadığımız oluyor…haliyle ben de artık birşeyleri talep etmeyi bıraktım.

 

A6

4-Bütün ikili ilişkilerim hep ayrılma üzerine kurulu. İlişki bir ayını doldurunca hep ayrılmak istiyorum. Karşı taraf evet de dese, hayır da dese sürekli inişli-çıkışlı oluyor. Hep ayrılıp, 1 hafta içinde barışarak devam ediyorduk. Bu sorun benden kaynaklanıyor.

 

 

 

seans

 

Daha seansa başlamadan evvel yatağa uzandığında eklenti olduğuna dair bedensel duyarlılıklar hissettiği için biraz bekledim. İlk seansta olduğu gibi tekrar bedeninde dalgalanmalar olur gibi titremeler olunca bu sefer seansa eklenti temizliği ile başladık.

1.EKLENTİ: 2-3 Senedir kendisinde bulunan, yalnızlık duygusu ile çektiği bir eklentiydi.

Etkileri: Yalnızlık korkusuna ve panik duygusuna yol açmıştı. Tembellik ve ağırlık yaratmıştı. ( Çok bilgi alamadığımı not ederek bir sonraki eklentisine geçmişim. )

 

2.EKLENTİ: Suçluluk duygusu ile çektiği, 15 yıldır kendisine bulunan bir eklentiydi.

Etkileri: Ayaklarının altının sürekli soğuk olmasına sebep olmuştu.

 

3.EKLENTİ: Yalnızlık duygusu ile çektiği 3 adet eklentiydi ve hepsi birbiri ile bağlantılı bir konuyu içeriyordu.

Etkileri: Öfke ve inatçılığa sebep olmuşlardı. Hareket kabiliyetinin olmamasına, tembelliğe ve kendi deyimiyle hımbıllığa yol açmışlardı. Dışlanmışlık duygusuna; ilkokul 1’den üniversite bire kadar süren şişmanlığa sebep olmuşlardı. Okulda konsantrasyon sorununa, zihinsel dağınıklığa sebep olarak dolaylı yoldan başarısız olmasına katkıda bulunmuşlardı. Ayrıca ellerinde karıncalanmaya ve kollarında güçsüzlüğe yol açmışlardı.

 

A74.EKLENTİ: 11 Yaşında yatılı okula gittiği dönemde yalnızlık duygusuyla çektiği 30’un üzerinde olduğunu belirttiği gezinen enerjilerdi.

Etkileri: 3. Eklenti bölümünde belirtilen etkilerle benzer etkilere yol açmışlardı. Ayrıca seansta bedenindeki istemsiz hareketlere de sebep olmuşlardı.

11 Yaşındaki dönemi içeren bir çalışma yaptıktan sonra tüm eklentileri göndererek seansı noktaladık.

Kendime aldığım özel notlarda:

-Eklenti çekme sebeplerine çalışırken bilgi almakta zorlandım. Söylediğinden daha yüksek sayıda eklentisi olduğunu ve trans geçişi olumsuz etkilediklerini düşünüyorum.

-Yalnızlık duygusunun kaynağına çalışılmalı.

-Bundan sonraki süreçte BAĞLAR Çalışması ile ilerlemekte fayda var çünkü en büyük sorun anne ile bağlanma. Bağlar ile daha hızlı ilerlenebilir.

g2

 

1.GÜN:

Dün ve bu sabah çok üzgündüm. İçimden erkek arkadaşımla kavga edip durdum hatta gece kabusluydu. Ve çok ama çok sıcaktı. butun pencereleri actım ancak bir kaç kere uyanmam gerekti kesinlikle deliksiz uyumadım ve sabah 7.30’da uyandım yinede. Dünkü gece ve sabah ilk saatlerdeki hissim daha çok içimde bir boşluk oluşmuş gibi bir histi.

Sevgiler  ”

 

7.GÜN:

Günaydın,

İlk 3 gün çokça yoğundu, ilişkilerin abc’sini okurken her sayfada deli gibi ağladım neredeyse. İçimdeki yaraları görmek topluca çok fazla geldi sanırım. Bir de seansta yaptığımız anne olma kavramı ve duygusal olarak kendimi kitlemiş olma halim tekrar tekrar yaşadığım birşey oldu. Bu iki konu içimi dağladı tekrar tekrar. Anne olmayı niye kabul edemediğimi anlamaya çalıştım. Son günler daha enerjik daha anlayışı yüksek geçti. İnsanlarla ( sokakta tanımadıklarım, bi anlığına gördüğüm ) aramda olan bağı sezdim bu çok özel ve muhteşem bir histi. Kitabı zihnim daha da açılarak okumaya devam ediyorum ağlamak şu anda saçma geliyor mesela:)

Sevgiler  ”

 

 

Açelya hn, bu 2.seanstan yaklaşık 11 gün sonra yapılacak olan Bağlar Çalışması’na katılarak orada da 2 seans almaya karar verdi. ( Yurtdışından gelen danışanlar çok sık Türkiye’ye gelemedikleri için gelmişken en az 2 seans olacak şekilde vakit ayırmalarını tavsiye ediyorum.)

Bağlar Çalışması ile ilgili bölüm vaka yazısının 3. bölümünde yer alacaktır.

 

( Devam edecek….)

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

MESLEKİ ÖZGÜVEN PROBLEMİ HAKKINDA BİR VAKA ( 1. Bölüm )

Standard

A1

İsmine Açelya diyeceğim danışanım, 40’lı yaşlarının başlarında, yurtdışında yaşayan  bir kadındı. 2019 yaz aylarında ilk defa bir araya geldiğimizde doldurduğu form üzerindeki çalışmaya geliş sebebiniz bölümüne ” Mesleki özgüven problemimi ve genel özgüven problemimi çözmek ” yazmıştı.

Açelya hn erkek arkadaşının iş nedeniyle yurtdışına gittiğini ve kendisinin de ona eşlik ederek 2 yıldır yurtdışında yaşadığını belirtmişti.

Yaklaşık 7 yıldır çalışmıyordu ve son 2 yıldır erkek arkadaşına bağımlı bir hayat yaşıyordu. Bu sebeple daha çok mesleki anlamdaki özgüven probleminden şikayetçi idi.

Tüm hayatını ilgilendiren sorular sorduğum uzun ön-görüşmemizde aldığım bazı bilgiler:

-anne ve babası çalışan insanlar oldukları için ve o dönemde şu anki gibi bir doğum izni süresi olmadığı için bebekken kendisine bakacak kimsenin bulunmadığı

-0-3 Aylık bebekken, annesinin kendisini lojmanda telefon ahizesini yanında açık bırakarak işe gittiği; bebek ağladığı zaman annesinin veya babasının eve gelip ilgilendiği

A3

-doğduktan sonra ilk hafta içinde annesinin göğsünün yara ve iltihap olduğunu ve o günden sonra bir daha süt içmediği

-tek çocuk olduğu ve 1,5 yaşından itibaren kreşe gönderildiği

-ilerleyen yaşlarında babasının genelde evde olmadığı, işten çıktıktan sonra arkadaşlarıyla kağıt oynayarak geç saatlerde eve geldiği

-annesinde sayısı net olmayan birkaç düşük ve kürtajlar olduğu

-küçükken mahalle bakkalının kendisini ve bazı arkadaşlarını taciz ettiğini dışardan duyan annesinin bunu duyduğunda “ Ama o bize hasta yolluyor ” demesinden olumsuz etkilendiği

-30’lu yaşlarda iken kendisine bir psikiyatrist tarafından ADHD ( hiperaktivite ) teşhisi konulup o dönemlerde 2-3 sene ilaç tedavisi uygulandığı; bu sürenin sonunda tedaviyi kendi isteğiyle sonlandırdıktan sonra yıllardır ilaç kullanmadığı

 

seans

 

İlk defa gelen herkese kısa eklenti temizliği ile başlattığım için bu seansa da öyle başladık. Daha yatağa uzanıp derin nefesler almaya başlar başlamaz bedeninin çok yoğun şekilde sarsılmaya başladığını gördüm. Sanki çok üşüyen biri gibi yatakta dalga hareketi yaparak sallanmaya başlaması çok rastladığım bir durum değildir. ( Bugüne kadar 7 yıl içinde belki 2 ya da 3 kere rastlamışımdır )

Bunun üzerine Açelya Hn’a daha önce bedenen böyle birşey yaşayıp yaşamadığını sordum. Yurtdışında katıldığı bir meditasyon kampında benzer şeyin olduğundan bahsedince, bu meditatif çalışmaya rehberlik eden birinin bulunup bulunmadığını ve müdahale edip etmediğini sordum.

A4Brezilyalı bir şamanın liderlik ettiği bu çalışmada şaman kendisine bunun korkulacak birşey olmadığını ve sakin kalmasının yeterli olacağını ve onun koruması altında olduğunu bildirmişti. Bu sorunun derin meditasyon anlarında bir kere de nefes çalışması yaparken yaşadığını ekledi.

Bu bölümde beden çok yoğun birşey(ler)in etkisi altında ve hareketli olduğu için kendime özel bir not ekledim…” Bedeni sanki doğum yapar gibi ileri geri istemsizce, elektrik veriliyor gibi hızlıca sarsılıyor, ilerdeki seanslarda bunun bir daha olup olmadığına bak.”

Bu sarsılmaların doğum travmasıyla ilgisinin olduğunu kinesiyoloji ile teyit ettikten sonra ilk seansa beden terapi içeren doğum travması konusuyla başlamak zorunda kaldık. Dolayısı ile ön-görüşmede seçtiğimiz konu ile ilerleyemedik.

Bu doğumu travmatik yapan başka bir faktör; sezaryen ile gerçekleşen doğumda anneye o dönemde narkoz olmadığı için eter verilmiş olması ve annenin doğum sırasında yaşanan herşeyi duymuş olmasıydı. Tamamen beden terapi uyguladığım bu bölümden sonra, bu konu ile ilgili detayları annesinden öğrenmesini rica ederek seansı noktaladım.

 

Kendime aldığım özel notlarda:

-Yurtdışında yaşadığı ve Türkiye’ye kısa süreli geldiği için bir bireysel seans daha yaparak nasıl ilerleneceğine takip ederek karar ver.

-Bağlar Çalışması’na uyan çok konusu var.  …….   ………   …………  vb. konulara mutlaka Bağlar ile bakılmalı.

g2

 

7.GÜN:

Selamlar,

İlk 24 saat; Seans sonrası sadece uyudum diyebilirim. Eve gittim 17.30 gibi uyudum, arada uyanıp minikbi altar yapıp bir mum yakıp, bişeyler yiyip tekrar uyudum. ilk 24 saat aklımdaki tek soru ama ben daha önce bağımsız özgür kendi ayakları üstünde duran bi insandım son 7 yıl olan bu çalışmama hali bağımlılıktan mı yani, oldu.

Son bir hafta çok yoğundu, genelde yalnızdım, ve enerjim çok iyiydi. Hatta regl’yken bile normalde sancılı geçtiği için yatarım bu sefer aktif olmam gerekti ve bunun için pek mırın kırın etmedim. Istanbulda olmanın çokrahatlatıcı olduğunu, burdayken kendimi kimseye karşı borçlu hissetmediğimi farkettim.

Bugün hiç olmadığı kadar üzgünüm, çok üzgünüm. Sürekli ağlamak istiyorum ama olamıyor, kalbim çarpıyor ve ağrıyor. Şu anda oluşan belli bir nedenden ötürü değil bu his.

Benim bugün istanbula gelmem gerekti son anda, carsamba veya persembe yazlığa dönmem gerekicek yine. Salı öğleden sonra 17.00 civarında müsait olabilir misiniz bir sonraki seans için?

Teşekürler

 

Belirttiği tarihte programım müsait değildi fakat yurdışına dönmeden önce tekrar bir boşluk ayarlayıp 2. seans için randevulaştık.

 

( Devam edecek…….)

 

 

 

Sevgilerimle,

Eylül Erdoğan

 

 

TEKRARLAYAN LOHUSA DEPRESYONU HAKKINDA BİR VAKA ( 2. Bölüm )

Standard

L2

 

İlk seanstan yaklaşık 35 gün sonra Bağlar Çalışması’na ( regresyon terapisi dışında teknikleri kullandığım grup çalışması ) katıldı.

Burada seçtiği konu çocuğunu kabullenme ve bağlanma sorunuydu.

Çalışmaya başlamadan evvel kendisinden, ilk seansta takıntılı düşünceler olarak bahsettiği  anlarda kafasından geçirdiği cümleler genelde aynı cümleler olduğu için paylaşmasını rica ettim.

Bu cümleler : ” Bu çocuk benim mi? Anne olduğuma inanamıyorum. ” idi.

 

BBAĞLAR ÇALIŞMASI:

Burada yaptığımız çalışmada; anneannesinin 3 yaşındayken evlatlık verilmesinin hem anneanne-anne arasındaki ilişkide hem de Gönül hn ile anne arasındaki bağlanma şekli üzerindeki etkilerini gördük. Gönül Hn’da yoğun ebeveynleştirme teması da vardı. Bu konuları içeren detaylı bir çalışma yaptıktan sonra seansı noktaladık.

İlk seansımızdaki ön görüşmede, Gönül Hn küçükken annesinin psikolojik sorunları olduğundan bahsetmişti. Annesinin bu sorunları, evlendikten sonra başlamıştı. Bazen sinir krizleri geçirerek kas katı kesiliyor ve kilitlenerek konuşamayacak duruma geliyordu. Bu durum her yaşandığında ise hastaneye kaldırılarak sakinleştiriler yapılıyordu.

 

 

g2

 

28 GÜN SONRA:

” …Ben iyiyim Eylül Hanım çocuğuma daha da bağlandım tesadüfen annem bugün birşey söyledi.annemin kalp rahatsızlığı var kalp herkeste tek noktadan atım yaparken annemde bazen çift yerden atım yapmaya başlıyor (halk arasında bilinen taşıkardi değil) svt diye geçen bir rahatsızlık .üzüntü stres sıkıntılı durumlarda tetikleniyor ve çift atım başladığı zaman kalp atışları 200 e kadar cıkıyor ve nefes alamamaya konuşamamaya başlıyor elden ayaktan kesiliyor acile kaldırılması gerekiyor kendi kendine durmuyor .acilde bir iğneyle kalbi durdurup tekrardan başka bir iğne yaparak kalbi tekrar çalıştırıyorlar bunlar saniyelik zaman diliminde yapılan bir işlem.bazen stres sıkıntıya bağlı haftada 2 -3 kez bu şekilde hastaneye kaldırdığımız oluyor.bu akşam annemle konuşurken benim kalbim tam öyle olacakmış gibi hissediyorum başlayacak sanıyorum yatıyorum hop başlamadan geçiyor dedi bu hafta bi kaçkez oldu tam kötüleşmeye başlıyorum anlıyorum kalbimin tutacağını ama hop geçiyor bağlar çalışmasıyla bir alakası olabilir mi diye bana sordu? Bilemiyorum tabi alakası var mıdır ?annem bu rahatsızlığa ananem öldükten sonra sahip oldu.

 

Kendisine verdiğim cevapta, annesini ve anneannesini içeren bir çalışma yaptığımız için onda da bazı konularda şifalanmalara yol açabileceğini , bu sebeple bir süre daha gözlemlemelerini tavsiye ettim.

L6

 

3 AY SONRA:

Eylül hanım ,

valla herşey yolunda o duygular ,düşünceler  falan yok.bitti herşey. tekrarlar diye cok korkuyorum ama şu an hayat normal.annemin kalp rahatsızlığıyla ilgili tekrar ediyor mu diye sormuştunuz.bir süre durdu sonra sadece 2 kere oldu aynı gün 2 kere acile gitti annem.şimdi sordum kendisine, ayakta atlatıyorum kendi geçiyor dedi ,hastaneye sürekli gidecek kadar olmuyor dedi. annemi de başka konular için size göndereceğim.
Herşey için teşekkürler               “
Ş11
NOTLAR:
1-İlk seans sonunda kendime aldığım özel notlara göre, Gönül Hn’ın lohusa depresyonuna olumsuz etki edebilecek bir-iki konusu daha olabileceğini düşünüyorum. Ancak şimdilik bir bireysel seans ve Bağlar Çalışması ile danışanda arzu ettiği düzeyde bir şifalanma olduğu için , yeni bir randevu ayarlamadık. İlerde kendisi ihtiyaç duyduğunda, ilk seans sonunda önerdiğim konu(lara) bakılabilir.
2-Gönül Hn’ın annesinin daha önceden haftada 2-3 kere hastaneye kaldırıldığını bildiğim için, yaptığımız Bağlar Çalışması’nın annesinin şifalanmasına da katkıda bulunmuş olduğunu belirtebiliriz çünkü üzerinden  4 ay geçmesine rağmen bu süreçte hiç hastaneye gitmemiş.
Bağlar Çalışması’nda sadece danışanı değil , kişinin aile sistemini içeren bir çalışma yaptığımız için danışanın kendisi dışında kalan aile bireylerinde de zaman zaman iyileşmeler olduğuna rastlıyoruz.
Sevgilerimle,
Eylül Erdoğan